Site İçi Arama

kultur-sanat

Hava Pilot Yüzbaşı Sabahattin ÇULHA, Bir Cumhuriyet Bayramı Pasaj Geçit Töreni Sonrasında Nasıl Şehit Oldu?

Çulha Hocadan alçak geçişle gemiyi selamlama yapmalarını talep ettim. O da kırmadı beni. Dörtlü F-104S kolu acı bir gürültüyle üstümüzden geçince gemideki herkes neredeyse tam siper yaptı. O derece heybetli bir geçiş olmuştu. Bu geçiş sonrası gemideki havam da değişiverdi bir anda. Askerler arasında itibarım Çulha Hoca sayesinde artmıştı.

Diyarbakır Anıları

Sabahattin Çulha, Hava Harp Okulu 1970 mezunlarından olup minyon tipinde babayiğit bir pilottu. 191’inci Filo Komutanlığında, Balıkesir’de birlikte görev yaparken, her gördüğünde “Postu deldirmeyeceksin Vedat” diye bana takıldığını hatırlıyorum. Öncesinde Diyarbakır’da görev yaparken, eşinin ikinci çocuklarına hamile olduğunu öğrenince koşarak erkenden filoya gider. 

Çul (Makinist Sönmez Örsal’ın bu lakabı kendisine taktığı söylenir) filodakilere, “Bugün herkesin kahvaltısı benden” diye bağırır. "İsterseniz bugün sucuklu yumurta da, menemen de yiyebilirsiniz! Hepsi benden” der.

Bunu duyan filodaki uçuculardan biri olan Akın Şanlıtürk: “Ne oldu oğlum başına taş mı düştü?” diye sorar. 

Çul: “Oğlan geliyor oğlan, oğlum! Hem de göğsü kıllı, bıyıklı geliyor.” der. Filo Komutanı Haluk Boduroğlu: “Nereden bildin oğlan olduğunu?” diye takılmak ister. Çul da “İnsan ektiğini bilir, yarbayım!” diye nüktedan bir cevap verir Komutanına. Nitekim beklenen tarih gelir, gerçekten Çul’un bir oğlu olur. Kırkı çıkınca da annesinin kucağında filoya ziyarete gelir. Yavrucağız yumurtadan yeni çıkmış civciv gibidir. Nitekim bebeği görenlerden Vecdi Vural, “Bu bebek civcive benziyor, Çul!” diye sesleniverir. Bundan sonra da yavrucağız “Civciv” lakabıyla bilinir.

Aradan bir sene gibi bir zaman geçer. Anne ve babasının ellerinden tutmuş paytak paytak yürüyerek filoya gelir Civciv. Nasıl kundak yapıldıysa artık, çocukcağız komando askeri gibi yürüyor.

Filo uçucularından Fethi Gülbaran çocuğun yürüyüşünü görünce, “Çul, bu senin Civciv, Mikrop Niyazi'ye (Gırgır dergisindeki bir çizgi roman kahramanı) benziyor” der. Böylece Civciv’in ismi Mikrop Niyazi oluverir.

O dönemlerde, herkesin herkese takılabildiği, sıcak ve samimi bir filo ortamında görev yapılması, biraz da Çul gibi sevecen, kalender, efendi insanların sayesinde oluyordu. 

Bir sabah Çul, filoya gelmedi.

Birisi bir haber getirdi. 

Mikrop dedi, Niyazi dedi, Balkon dedi… Hıçkırıklara boğuldu, anlatmaya devam edemedi. Niyazi maalesef balkondan düşmüştü, kurtarılamamıştı! Filoda o an hayat durdu sanki. Bir süre kimse konuşamadı. 

Birinin aklına geldi: “Eve gidelim.” dedi. Filodaki herkes koştu eve, ama Çul’un evinde kimse yoktu. Hastaneye gidildi. Çul’un eşi komalık. Çul ise yere oturmuş, kafası yerde... Sigara vardı parmaklarında, parmakları yanıyor, farkında değildi. 

Bu küçücük insanı, ‘Mikrop Niyazi’yi kaybetmek bizi derinden sarstı, 181’inci Filo personeli hayata küstü. Uzun süre filoda şakalaşma falan olmadı. Bu arada, bu derin ve büyük acıyı yaşayan Çul filoda duramadı, sığamadı Diyarbakır’a ve o yıl tayinini istedi. Bunun üzerine, Diyarbakır’dan Konya’ya F-100 uçaklarında öğretmen pilot olarak görev yapması için ataması yapıldı.

Sabahattin ÇULHA Kimdir?

Selahattin Sabahattin ÇULHA’nın, bilinen lakabıyla ÇUL; 3 Temmuz 1949 tarihinde Menemen’de doğmuştu. İlk ve orta öğrenimini Menemen’de, lise öğrenimini İzmir Hava Lisesinde tamamladı. 1968 yılında girdiği Hava Harp Okulu’ndan 1970 yılında asteğmen olarak mezun oldu.

28.02.1971 tarihinde teğmenliğe,

30.08.1974 tarihinde üsteğmenliğe, 

30.08.1977 tarihinde yüzbaşılığa yükselmiştir.

16.09.1970-16.06.1972 tarihleri arasında 2. Ana Jet Üs Komutanlığında,

21.06.1972-08.01.1973 tarihleri arasında 3. Ana Jet Us Komutanlığında,

23.01.1973-04.10.1976 tarihleri arasında 8. Ana Jet Üs Komutanlığında,

18.10.1976-03.07.1979 tarihleri arasında 3. Ana Jet Üs Komutanlığında,

16.07.1979-29.10.1981 tarihleri arasında 9. Ana Jet Üs Komutanlığında görevlendirildi.

'Çul Hoca' İle Anılarım

Sabahattin ÇULHA ile birlikte 191’inci Filo Komutanlığına katılış yapmıştık. Ben üsteğmen rütbesindeydim, o da iki yıllık yüzbaşıydı. Bir gün, Karadeniz Ereğli Atış Sahasında deniz hedeflerine taarruz eğitimi için Deniz Atış Nöbetçi Subayı olarak Filo Komutanı beni görevlendirmişti. Kurye uçağı ile Balıkesir’den Eskişehir’e geçtim. Oradan verilen seyyar telsizi alarak helikopterle Karadeniz Ereğli’sine geçtim. Deniz hedefini çekecek gemiye çıktım. Atış kolları kendilerine tahsisli atış zamanlamalarına uygun olarak sırasıyla gelip atışlarını yaptılar. En son kolun lideri Çulha idi. Gemidekileri son görev kolunun alçak pasaj geçişiyle selamlaması âdettendir. Yakıt müsait ise genelde alçak geçişi denizciler bekler. Çulha Hocadan alçak geçişle gemiyi selamlama yapmalarını talep ettim. O da kırmadı beni. Dörtlü F-104S kolu acı bir gürültüyle üstümüzden geçince gemideki herkes neredeyse tam siper yaptı. O derece heybetli bir geçiş olmuştu. Bu geçiş sonrası gemideki havam da değişiverdi bir anda. Askerler arasında itibarım Çulha Hoca sayesinde artmıştı. 

1981 yılında 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı/Balıkesir’in ana pistinin bakım zamanı gelmişti. Filo olarak 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Mürted’e intikal edildi. Eşim o sıralarda hamileydi ve doğuma çok az bir süre kalmıştı. Ben dolayısıyla doğumdan bir hafta sonra Mürted’e katılış yaptım. Çulha Hoca beni gördüğünde, önce tebrik etti. Allah analı babalı büyütsün dedi. Sonra da Diyarbakır’da yukarıdaki satırlarda anlattığım evlat acısından, yaşadıkları kazadan bahsetti. Her zaman sağlık ve emniyete öncelik vermem konusunda beni sıkı sıkıya tembihledi. "Sakın postu deldirme!" dedi. Söyledikleri kulağıma hep küpe oldu. 

29 Ekim Geçit Töreni Sonrasında Gelen Şehit Haberi

Şimdilerde yapılmıyor ama eskiden milli bayramlarda Türk Silahlı Kuvvetleri harp silah ve araçlarının geçiş törenleri olurdu. Bu kapsamda savaş uçakları da Ankara’da, Gençlik Parkı’ndaki şeref tribününde yerlerini alan Devlet Erkanını selamlayacak şekilde, Hipodrom üzerinden alçak irtifadan üçerli kollar halinde geçiş yaparlardı. Bu geçişler TRT spikerinin coşkulu anlatımıyla TRT’den canlı olarak yayınlanır, tüm Türk halkı televizyonlarının başında bu geçit törenini izlerdi. Milli bayram demek, biraz da bu resmi yürüyüşler, tankların, zırhlı araçların şeref tribünü önünden geçişi ile helikopterlerin, uçakların alçak irtifadan göğü yararcasına yaptıkları uçuşlar demekti. Kimse de bu geçit törenlerinden rahatsız olmaz, uçak sesinin özgürlüğün sesi olduğu bilinciyle tüm halkımız bu tören geçişlerini canlı ve yerinde izleyebilmek için Hipodroma akın ederdi.

1981 yılında da Hipodrom üzerinden savaş uçaklarıyla alçak irtifa geçiş planlaması yapılmıştı. Hava Kuvvetleri uçakları arasında İtalyan yapımı F-104S uçakları da olacaktı. Her zaman yapıldığı üzere, 29 Ekim öncesinde, gerçek günde herhangi bir aksaklık iki adet prova yapıldı. Her kol arasında 15’er saniye aralık bırakılarak uçaklar üçlü kollar halinde arka arkaya hipodromun üzerinden geçiyordu. Toplamda 60 uçak planlanmıştı. Uçak tipleri değişik olsun diye farklı Hava Üs’lerinden ve farklı filo komutanlıklarından uçaklar seçilmişti. Uçacak kolların çoğunluğu Eskişehir ve Mürted kalkışlı olarak planlanıyordu. Törene katılacak 191’inci Filo Komutanlığı uçaklarına Mürted kalkışlı olacak şekilde bir planlama yapılmıştı. Tören sonrasında da 191’inci Filo uçakları doğrudan Balıkesir’e gelip ineceklerdi. 

29 Ekim günü Cumhuriyet Bayramı, halkımızın katılımıyla büyük bir coşkuyla kutlandı. Yüzbaşı Sabahattin ÇULHA’nın liderliğinde üç uçaktan oluşan 191’inci Filo Komutanlığı uçucuları da geçişlerini güzel bir şekilde yaptılar ve Eskişehir-Tavşanlı rotasını uçarak Balıkesir’e inmeyi planladılar. Ancak hava oldukça kapalıydı. Görerek şartlarda bu rotayı uçmaları mümkün değildi. Bu nedenle kuzeyden, Uludağ civarından Balıkesir’e yaklaşmaya karar veren Yüzbaşı Çulha, kolundaki iki uçakla birlikte, üçlü kol halinde Uludağ istikametine yöneldi. Asgari emniyet irtifasını hesaplarken muhtemelen yanlış bir hesap yapmış olmalı ki, kısmen bulutlarla kaplı Uludağ’ın eteklerinden geçerken önlerine çıkan hesapsız bir tepeye Çulha Hoca’nın uçağı çarptı. Lider uçak tepeye çarparken, kolundaki iki uçak son anda yukarıya doğru çekerek, tepeye çarpmaktan kurtulmayı başardılar. Hiç hesapta yokken, Çulha Hoca Uludağ’ın eteklerinde, Kuzu Yatağı mevkiinde şehit oldu. O Cumhuriyet Bayramı, hepimize zehir oldu.

Ertesi gün Balıkesir’de düzenlenen cenaze töreninin ardından, Çulha Hocayı ebedi istirahatgâhı Kadifekale Şehitliğine defnettik.

Çulha Hoca maalesef postu erken deldirmişti. Ruhu şad olsun.

Araştırmacı Yazar Vedat GÜRBÜZ
Araştırmacı Yazar Vedat GÜRBÜZ
Tüm Makaleler

  • 01.11.2023
  • Süre : 4 dk
  • 2046 kez okundu

Google Ads