Site İçi Arama

kultur-sanat

Madrid’i Benimle Gezmeye Ne Dersiniz?

Metro ile yoğunluğa bağlı olarak 20-30 dakika içerisinde 5 Euro ücret ödeyerek şehrin tam merkezine “Plaza de Espana” bölgesine ulaşabilirsiniz. Burası tam anlamıyla İstanbul’un Beyoğlu, Ankara’nın Kızılay bölgesi gibi bir yerdir. Buradan kalacağınız otellere yürüyerek gidebilirsiniz. “Grand Via” adı verilen oldukça geniş bulvar üzerinden, şehir merkezinde gezebileceğiniz birçok noktaya rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Avrupa’nın en kalabalık şehirlerinden olan Madrid; İspanya’nın başkenti olup, İber yarımadasının ve İspanya’nın orta kesiminde bulunmaktadır. Bu nedenle ben şahsım adına Madrid şehrini Ankara’ya, Barselona şehrini ise İstanbul’a benzetirim. Fakat özünde farklı kültür ve köklü ayrımlara sahip olan; Bask Bölgesi, Katalan Bölgesi vb. farklı kültürel, coğrafi ve siyasi farklılıklar ve ayrılıklar içeren coğrafya içerisinde her geçen gün daha da kalabalık nüfusa çıkan dünyanın sayılı şehir merkezlerindendir.

Madrid Barajacas Havalimanı, oldukça geniş bir arazi içerisine inşa edilmiş büyük bir ulaşım ve transfer noktasıdır. Coğrafi ve tarihten gelen bağlar nedeniyle özellikle Güney Amerika ülkeleri için önemli bir transit geçiş Hub’u pozisyonundadır. Genel uygulama olarak iniş ve kalkış için gelen uçakların İspanya’ya ait olmaması durumunda, uzun iniş ve kalkış taksi sürelerine şahit olacağınızdan emin olabilirsiniz. Bu nedenle iniş sonrası veya kalkışa giderken 20-30 dakikaya varan uçağın yerde hareket etmesine karşı hazırlıklı olmanızda fayda bulunmaktadır. 

Gelişte daha körük çıkışında polisler, ülkemizden gelen uçakları kontrole tabi tutarak çok misafirperver olmayan davranışlarını sergileyebilirler. Daha sonrasında ise İspanyol olanların ayrı sıradan, Avrupa Birliği vatandaşlarının ayrı sıradan ve sonunda diğer kuyruğunda bizlerin, yaklaşık 30 dakika bekleme süresini göz önüne almanız gerekmektedir. Uçaktan indiğiniz andan itibaren, burada bulunduğunuz her yerde ve ortamda tüm konuşmaların İspanyolca yapılmasına karşı da hazırlıklı olmanız gerekmektedir. Restoranlarda İngilizce menü bulamayacaksınız bu nedenle online sözlüklere ihtiyacınız olabilecektir. Buralarda karşılaşabileceğiniz görevlilerin İspanyolca bilmemeniz durumunda size yoğun bir gayret içinde olmayacaklarını da ayrıca belirtmek isterim. 

Eğer konaklayacağınız otel şehir merkezinde ve buraya taksi ile gitmeyi düşünüyor iseniz, yaklaşık 45-60 dakika trafik süresine bağlı olarak, takribi 60-80 dolar taksi ücreti ödeyeceğinizi de planlamalarınıza dahil etmelisiniz. Geniş bir şehir içi ağı olan metroyu tercih etmeniz durumunda; yaklaşık 20 dakika terminaller arasında (T1-T2-T3-T4) yürüyen bantlar ile metro kalkış bölgesine ulaşmanız mümkündür. Dönüşte yine metroyu kullanacaksanız geçen süreleri hesaplarınıza katmanız gerekmektedir, aksi durumda uçağınızı kaçırmanız ihtimaller dahilindedir. 

Metro ile yoğunluğa bağlı olarak 20-30 dakika içerisinde 5 Euro ücret ödeyerek şehrin tam merkezine “Plaza de Espana” bölgesine ulaşabilirsiniz. Burası tam anlamıyla İstanbul’un Beyoğlu, Ankara’nın Kızılay bölgesi gibi bir yerdir. Buradan kalacağınız otellere yürüyerek gidebilirsiniz. “Grand Via” adı verilen oldukça geniş bulvar üzerinden, şehir merkezinde gezebileceğiniz birçok noktaya rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bu nedenle seyahatiniz öncesi şehir merkezine ait metro haritasını telefonunuza indirmenizi şiddetle öneririm. Buradaki İspanyolca durak isimlerini yoldaki insanlara göstererek yardım alabilme imkânı da bulabilirsiniz.

Madrid şehrini tadını alarak, rahatça yürüyerek gezmek istiyor iseniz, Mayıs veya Eylül-Ekim aylarında gelmenizi önerebilirim. Haziran-Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekten çok sıcak olan hava şartları, yürüyerek gezme planlarınızı ciddi anlamda etkileyebilir. Buna bir de dünyanın her bölgesinden gelen yoğun turist kafilelerini eklediğinizde, alacağınız keyfin azalması söz konusu olabilecektir. Ciddi anlamda insan kalabalığı şehirde her bölgede size kendini hemen hissettirecektir. 

Şehirde genel olarak otellerin giriş işlemleri 15:00, çıkış işlemleri ise 12:00 lokal civarında gerçekleşmektedir. Hemen hemen tüm oteller önceden yapılmış ve ödenmiş rezervasyon sistemi ile çalışmaktadır. Peşin para yerine, kredi kartı ile ödeme butik otellerde bile ısrarla talep edilmektedir.  Şehir merkezindeki otellerin çoğu bu kapsamda maksimum 20-25 odalı büyüklüğe sahip ve 3 yıldızlı durumdadır. Bu seviyedeki otellerin bile geceliği yaklaşık 150-200 Euro bandında olup, erken rezervasyon yaptırmanız mali anlamda sizlere avantaj sağlayabilecektir. Sınırlı bir kahvaltı ve internet hizmeti sunulan otel hizmetlerinde hijyen orta seviyededir. Yürüyerek Madrid sokaklarını yaşamak istiyor iseniz bu tür otelleri tavsiye edebilirim. Bu sayede hem alışveriş yapma hem de diğer ihtiyaçlarınızı rahatlıkla karşılama durumunuz söz konusu olabilecektir.

Buralarda kahvaltı olarak genelde kahve (espresso) ve kruvasan popüler durumdadır. Otellerinizin kahvaltısında ayrıca yoğun kıvamda sunulan domates suyunu da şiddetle tavsiye ederim. Çok yumuşak krem kıvamında beyaz peynir haricinde pek seçenek bulma imkânınız yoktur. Bazı otellerde haşlanmış veya kırılmış/çırpılmış yumurta seçenekleri söz konusu olabilmektedir. Açık büfe kahvaltı seçeneği belli başlı oteller haricinde müşteriye sunulmamaktadır. Hemen hemen her et ve sosis seçeneği domuzlu ürünlerden oluşmaktadır. 

Fakat kahve seviyor iseniz her çeşidi zengin bir şekilde müşterilere sunulmaktadır. Çay içmede ısrarlı iseniz, görevlilerden İspanyolca siyah veya yeşil çay talep edebilirsiniz.

Şehri daha önce gezmediyseniz en az 3 gün ayırmanız gerekecektir. Eğer siz de benim gibi keyifli yeme ve içme faaliyetleri konusunda ısrarcı iseniz, bu süreyi 5 güne çıkarabilirsiniz. Bir tam gününüzü şehir merkezinde bulunan Kraliyet Sarayı ve halk tarafından yoğun olarak kullanılan Saray Bahçesine ayırmanız gerekmektedir. Halen Kral ve ailesi tarafından kullanımda olan Sarayın gezilebilen yerlerini görmek için, kişi başı 10 Euro ve uzun bir bekleme kuyruğu sizler için hazır olacaktır. Bu beklemeyi bir de çok sıcak fakat nemli olmayan sezonda yaparsanız söylemek istediklerim daha iyi anlaşılabilecektir. Sarayın bahçesini ise her istediğiniz zaman 21:00 lokale kadar ücret ödemeden ziyaret edebilir, çok keyifli anlar geçirebilirsiniz. 

Bu bölgeden Plaza De Espana ve Grand Via bölgesine geçerken büyük bir şehir içi parkı içerisinde meşhur yazar Cervantes’in Don Kişot karakterlerine ait heykeli ve etrafındaki güzellikleri görebilirsiniz. Buradan uzun bir yürüyüş yolu ile Grand Via mimari yapılarını hayranlıkla seyredebilirsiniz. Genel olarak beyaz rengin hâkim olduğu bu tarihi yapılar için de hâlihazırda kullanımda olan Merkez Bankası da bulunmaktadır. Sayısız kiremit rengi büyük ve küçük tarihi kiliseler ise, sizin bonusunuz olarak ara sokaklarda ziyaret etmenizi beklemektedir. Yol boyu sokak sanatçıları ise değişik performansları ile sizlerden bahşiş bekleyecektir.

Yine bir tam gününüzü Plaza Mayor adı verilen eski Belediye (Senato Binası) ve avlusundaki her türlü etkinliğe ev sahipliği yaptığı ve etrafı sayısız restoran ve kafeler ile çevrili huzur diyarına ayırmalısınız. Burada yeme ve içme faaliyetlerinizi zaman kısıtı olmadan gerçekleştirmeniz halinde, alacağınız keyif de aynı oranda sınırsız olacaktır. Avlunun dışındaki irili ufaklı birçok dükkânda ise mahalli ürün alışveriş imkânı bulunmaktadır. Buralara geldiğinizde deneyimlemenizi şiddetle önerdiğim tapas (İspanyol mezeleri) için ise büyük bir kapalı çarşı, benim en çok keyif aldığım mekanların başında gelmektedir. Kapalı büyük bir çarşı olan burada kenarlarda bulanan dükkanlardan arzu ettiğiniz tapas’ı (mezeyi) istediğiniz adette alıp, ortada bulunan kokteyl masalarında içeceğiniz ile tadımlayabilirsiniz. Her daim çok kalabalık olan bu mekanda insanların şen kahkahaları ile sizlerde büyük keyif alabileceksiniz. 

Bu bölgeye gelirken geçeceğiniz Puerto de Sol meydanı ise, gece gündüz yoğun insan trafiğine sahip olma özelliği ve renkli ambiyansı ile sizleri kesinlikle çok etkileyecektir. Grand Via üzerinde sağlı sollu yer alan müzikhol ve eğlence anaları ise özellikle gece hayatının en renkli görüntüleri ile sizleri beklemektedir. Sinema ve diğer gösteriler için uzun kuyruklarda bekleyen insanları gördüğümde, kendimi bir anda Newyork Times Square bölgesinde hissediyorum. Özellikle gençler tarafından yoğun bir eğlence faaliyetini buralarda rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Şehir merkezinde bulunan ilgi alanınıza göre tercih edebileceğiniz çok sayıda müze de seyahat planlarınız içinde yer alabilecektir.

Yeme içme kültürü açısından çok renkli olan İspanyol mutfağının en çok bilinen yemeği her türlüsü yapılan “Paela”dır. Aslında bir pilav türü olan “Paela” deniz ürünlü, tavuklu ve etli veya bunun birleşimi olarak sunulabilmektedir. Yolda gezerken bir çok yerde turistik amaçlı ilanlarına rastlayabileceğiniz bu ürünü ana caddeler yerine; arka ve ara sokaklardaki küçük yerlerde yerli halk ile birlikte tercih ederseniz, daha çok keyif alabilirsiniz. Bununla birlikte buralara geldiğinizde sizlere şiddetle tavsiye edeceğim diğer yeme içme mekanı ise “Jamon Müzesi” adı ile şehir merkezinde bir çok şubesi bulunan şarküteri zinciridir. Buralara girdiğinizde ortada ayakta etrafında yer alan bir bar çevresinde; peynir çeşitleri, ücretsiz sunulan günün eti (çoğu kez iyi pişirilmiş dana eti) veya tavuklu patates salatası, kalamar ve tere yağda güveçte karides vb. ürünleri içeceğiniz ile tadabilirsiniz. Çok ucuz fiyata müşterilere sunulan buranın tek özelliği ise, ayakta durulmasıdır. Bazen saatlerce yeme içme faaliyet esnasında ayakta durmanız gerekmektedir. Siz ordan ayrılırken arkanızda bekleyen insanlar, hemen orayı kapmak için yoğun bir gayret içerisinde hareket etmektedirler. Üst katında bulunan oturma alanları ise, normal restoran tarzı hizmet vermekte olup, turist kafileleri haricinde pek yerli halk tarafından rağbet edilmemektedir.

Sizlere Madrid merkezi ile anlatacaklarım şimdilik bu kadar. Keyifli geziler dilerim.

Kaptan Pilot Cihan GÜLBAHAR
Kaptan Pilot Cihan GÜLBAHAR
Tüm Makaleler

  • 16.07.2023
  • Süre : 4 dk
  • 853 kez okundu

Google Ads