Site İçi Arama

kultur-sanat

SAN FRANCISCO

San Francisco şehri Kaliforniya eyaletine bağlı olup, batısında Büyük Okyanus bulunmaktadır. Oldukça büyük ve yoğun bir havaalanına sahip olup, şehir merkezine yaklaşık 30 dakika mesafededir.

SAN FRANCISCO
San Francisco şehri Kaliforniya eyaletine bağlı olup, batısında Büyük Okyanus bulunmaktadır. Oldukça büyük ve yoğun bir havaalanına sahip olup, şehir merkezine yaklaşık 30 dakika mesafededir. Her türlü ulaşım kolaylığı ile kalacağınız otele gidebilirsiniz.
Bu şehirde otel fiyatları diğer Amerika’daki şehirlere göre biraz daha pahalı olabilmektedir. Özellikle yaz sezonunda fiyatların yüksekliği hissedilir şekilde artış gösterebilmektedir. Bunun genel olarak sebebi yoğun bir şekilde yerli ve yabancı turist tarafından tercih edilmesine bağlanmaktadır. Bu nedenle buraya seyahat planlaması yaparken, mümkün olduğu kadar önceden rezervasyon yaptırmanız ekonomik olarak size daha olumlu geri dönüş sağlayabilecektir.
Eğer bu şehrin keyfini mümkün olduğu kadar fazla çıkarmak istiyor iseniz 3 yıldızlı bile olsa kıyı şeridine yakın veya paralel otel tercih etmelisiniz. Çünkü birçok aktivite alanı ve restoranlar bu şeride yakın yerde konuşlanmış olup, buralara yürüme mesafesinde olmanız size bir çok avantaj sağlayabilecektir. Otellerden söz açmış iken genel olarak Amerika’daki otellerde olduğu gibi bu şehirde bulunan otellerde de kuvvetli bir kahvaltı imkânı bulunamayabilir. Genel olarak filtre kahve eşliğinde; kruvasan veya muffin türü kek çeşitleri, tereyağı, kızarmış ekmek ve krem peynir belki bir de çırpılmış yumurta görebileceğiniz en zengin kahvaltı menüsü olabilecektir. Bu nedenle tercihinize bağlı olarak kahvaltısız seçenekler ile dışarıda kendi zevkinize göre ihtiyaç giderme bir çözüm tarzı olabilecektir.
Şehrin merkezi diğer Amerika şehirlerine göre daha az kaos ve trafik içeren bir yapıda olup son derece keyifli bir ortam sunmaktadır. Şehir merkezinde büyük yeşil alanlar mevcut değildir. Genel olarak meşhur San Francisco-Oakland (Golden Gate) Körfez Köprüsünün her iki tarafına yayılmış bir yerleşim bulunmaktadır. Bu nedenle zaman zaman özellikle iş çıkışlarında köprü civarında yoğun trafik ile karşılaşmanız olasıdır. Yeri gelmiş iken bu şehre gelindiğinde görülmesi gereken yerlerin başında gelen bu köprü aslında çelikten yapılmış asma bir köprüdür. Fakat renginin tuğla renginde olması ve Amerika’nın her alanda olduğu gibi reklam vasıtasıyla algı yaratması nedeniyle ünlenmiş bir yapıdır. İstanbul’da günümüzde 3 adet bu tür asma köprü olması nedeniyle şahsım tarafından çok önemli görülmese de buraya gelindiğinde önünde bir resim çektirilmesi fena olmayacaktır. 
Diğer önemli bir aktivite ise limana yakın bir yerde yoldan geçenlere sorarak bile kalkış yerini bulabileceğiniz Cable Car Müzesi ve anlatılanlara göre ilk tramvay ile yapılacak yolculuktur. Zaten bölgeye yaklaştıkça kalabalık sıradan rahatlıkla burayı bulabilirsiniz. Buraya geldiğinizde kibar davranmayan görevliler ile karşılaşabilirsiniz buna hazırlıklı olmanızı öneririm. Biraz da turistin fazla gelmesi nedeniyle kendilerini farklı hisseden bu görevliler misafirlere güzel bir ev sahipliği yapmaktan uzak davranabilmektedir. Bazı yabancı turistlere (özellikle Uzakdoğu ülkelerinden gelen) bu şekilde davranışlarını gözlemlediğim için sizlere hatırlatmakta fayda görüyorum. Ortalama olarak 1 saat kadar kuyrukta bekleyebileceğinizi bilmeniz önemlidir. Sıra size gelirken bineceğiniz yeri önceden belirlemeniz yapacağınız bu seyahatten daha fazla keyif almanızı sağlayacaktır. Aksi takdirde ortada kalabilir ve etrafı göremeden bu meşhur seyahatı sonlandırabilirsiniz. İstanbul’da yaşayan ve metrobüs tecrübesi olanlar için sorun olacağını düşünmüyorum. Özellikle yan kapıların olduğu bölümde ve açıkta yapılacak yolculuk esnasında San Francisco manzaralı çekilecek fotoğraflar, seyahat sonrası da keyif almanızı sağlayacaktır.
San Francisco’ya gelindiğinde yapılması gereken en önemli ziyaret bana göre ünlü Alcatraz Hapishanesinin görülmesidir. Filmini de defalarca seyretmiş biri olarak burayı görmenin ve detaylı gezmenin keyfi hala dimağımdadır. Buraya gitmek için liman bölgesinden kalkan feribotların kullanılması gerekmektedir. Feribot ücreti yanlış hatırlamıyor ise kişi başı 7 dolar civarındadır. Buraya bir çok tur programı mevcut olmasına rağmen tavsiyem feribot ayrı, hapishane turu ayrı olarak internet üzerinden almanızdır. Bu size hem daha ekonomik olacak hem de sıra beklemenizi önleyecektir. 
Bu ünlü hapishane aslında adanın hemen hemen tamamını kaplayacak şekilde yapılmış bir yapı olup, o dönem için en korunaklı ve kaçması imkansız olması ile ün salmıştır. Adaya varışı takiben o dönemleri tasvir eden görevlilerin karşılaması ve hapishaneyi gezdirmesi olayı daha da keyifli bir hale getirmektedir. Mahkumların kaldığı koğuşlar, yemekhaneler ve diğer mekanlar olduğu gibi bırakılmış ve turistlerin ziyaretine imkân tanınır hale getirilmiş durumdadır. Hapishaneden şehir bütün heybeti ile görünmesine rağmen anlatılanlara göre hiçbir mahkûm sağ olarak bu hapishaneden kaçarak kurtulamamıştır. 

Diğer bir tavsiyem hapishaneyi gezerken ücretsiz olarak verilen walkman vasıtasıyla gezinizi daha etkin gerçekleştirmenizdir. Böylece birçok önemli ayrıntıyı kaçırmadan kulağınız ile istediğiniz zaman kaynağından öğrenme şansınız olacaktır. Yine yeri gelmişken bu tür yerleri gezerken aklımdan hiç çıkmayan şu hususları sizler ile paylaşmak isterim; İnsanoğlu hapishaneyi ziyaret ettiğinde özgürlüğün, hastaneyi ziyaret ettiğinde sağlığın, mezarlığı ziyaret ettiğinde yaşamanın değerini daha iyi anlamaktadır.
Yine diğer şehirlerden farklı olarak genelde yokuşların fazla olması diğer önemli bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle yaşı 50’nin üzerinde olan vatandaşlarımızın tek kanallı televizyon zamanlarından hatırlayacağı; San Francisco Sokakları dizisindeki, ünlü arabalar ile yapılan polis kovalamacaları esnasında arabaların yerden kesilerek düşmeleri, buraları gördüğünde hemen dimağlarında canlanacaktır.
Ayrıca Lombart Street olarak bilinen bölge de son derece değişik bir mekandır. Buraya geldiğinizde önce yukarıdan aşağıya yaya olarak yürüyerek inmenizi öneririm. Aşağı iniş esnasında önünüzde nefis bir okyanus manzarası eşliğinde keskin virajlar ve çiçekler ile bezenmiş alanları doya doya içinize sindirecek ve yaşamanın keyfini bir kez daha duyacaksınız. Aşağı inip yukarıya baktığınızda ise ne kadar keyifli bir güzellik içinden geldiğinizi daha iyi anlayacaksınız.
İtalyan restoranlarının ağırlıklı olduğu bir kent olan San Francisco’da herkesin damak tadına uyacak dünya mutfakları bulunmaktadır. Bu konuda herhangi bir sorun ile karşılaşacağınızı düşünmüyorum.

Şimdiden keyifli geziler dilerim.

Bir başka şehirde buluşmak üzere……

Kaptan Pilot Cihan GÜLBAHAR
Kaptan Pilot Cihan GÜLBAHAR
Tüm Makaleler

  • 24.10.2021
  • Süre : 3 dk
  • 778 kez okundu

Google Ads