Site İçi Arama

kultur-sanat

Değişim Rüzgarları ve Martılar

Aslında bazen bazı şeyleri daha iyi algılayabilmek için, bir başka açıdan bakmasını öğrenmek gerekiyor. Başka bir tecrübe ile eski tecrübelerinizi çakıştırabildiğiniz anda, bazı şeyleri çok daha iyi anlıyorsunuz. Eğer sadece aynı şeyi yapar durursanız, o yaptığınız şeyde ne kadar deneyimli olursanız olun, büyük resim aklınıza yerleşmiyor.

Yirmi adım yürü, şimdi sağa dön, elli adım ilerle, şimdi de sola dön ve kırk adım ilerle.

Kırmızı direği görüyor musun?

Evet, şimdi kırmızı direğin yanından sola dön ve elli adım daha git.

Büyük bir kapı göreceksin önünde, aç ve gir.

Bugün camdan bakarken bir martı gördüm. Moskova'da martı ne arar demeyin, nehir boyunca uçarak geliyorlar buraya da martılar.

Önce bir bacaya konar gibi yaptı, sonra da ürkek ürkek uçarak, her seferinde bir çatıya konar gibi yapıp, arkadaki, biraz daha uzaktaki bir çatıya kondu.

Orada biraz kanatları ile oynadıktan sonra döndü yine bu tarafa doğru biraz önce konar gibi yaptığı çatıya kondu.

Bugün biraz güneş çıktı, az biraz burada güneşlendikten sonra tekrar uçtu arkadaki çatıya doğru, ama arada aniden alçalarak başka bir çatıya kondu.

Bazen internette üzerine verici takılarak izlenen göçmen kuşların göç haritaları rast geliyor.

Gerçi bildiğim kadarıyla doğanlar göçmen kuş değiller, ama Güney Afrika'dan salınmış bir doğanın, belki de şahindir, emin olamadım şimdi, ama yırtıcı bir kuş olduğu kesin, önce tüm Afrika boyunca kuzeye uçup, Mısır'dan İsrail ve Lübnan üzerinden Türkiye kadar geldiğini ve Türkiye'de biraz batıya uçup, tekrar kuzeye yönelerek sanırım Finlandiya'ya kadar gittiği güzergahı gösteren bir harita sürekli karşıma çıkıyor.

Çok ilginç gerçekten, GPS sistemi falan olmadığına göre doğalarında, nasıl oluyor da böyle bir güzergahta neredeyse dümdüz denebilecek bir hat boyunca uçabiliyorlar, insan hayretler içinde kalıyor.

Akıllarında tüm dünya haritası da yok.

Eski denizciler gibi kuzey yıldızını da takip ediyor olamazlar.

En azından astrolojiden anladıklarına dair hiçbir belirti yok.

Ama yönlerini kuzeye verip, onca kilometreyi her sene uçacak sanki bir program yüklenmiş içlerine.

Başta verdiğim martı örneğinde olduğu gibi, santim santim yeryüzünü de tanımıyorlar.

Yapılan araştırmalarda öyle manyetik algılayıcılar gibi bir şeyler de yok doğalarında.

Ama nasıl oluyorsa artık yönlerini bir şekilde tayin edip onca mesafeyi uçarak geçiyorlar her sene.

Bizim doğamızda da benzer bir yön bulma sistemi yoktur.

Gerçi ben bir yeri bir kere görmüş olsam kolay kolay unutmam orayı. Ancak benim hanım tamamen bir felakettir yön konusunda. Markette arabayı nereye park ettiğimizi bile kendi başına bulamaz.

Gelin size bu yönlerle ilişkili eski zamanlardan kalma güzel anılarımdan bahsedeyim.

Ben Moskova'ya ilk geldiğim senelerde bir gün firma bir karar almıştı ve fazla mesaileri iptal etmişti. Şirket yönetimi nedense herkes sadece günde 8 saat çalışacak demişlerdi.

Biz mühendisler saatlik ücretle çalışmıyoruz, ama işçiler gittikten sonra belki bir saat daha kalınca günlük yapmamız gereken işler de bitiyordu.

Tam da yaz aylarıydı. Yani daha önce de yazmıştım, buralarda yaz aylarında güneş oldukça geç batar. Haziran sonlarında gecenin 11'ine kadar bile hava aydınlık olur.

Benim de tam gençlik zamanlarım, biraz uçarı, biraz da deli kanlı.

Bir arkadaşımla biz başladık her akşam o bar senin, bu bar benim Moskova'nın barlarını gezmeye.

Şimdi var mıdır bilmiyorum, o zamanlar "Moscow Times" diye bir dergi vardı, o dergide de meşhur eğlence merkezleri, restoranlar veya barların listesi olurdu. Tavsiyelerle birlikte hangi metrodan nasıl ulaşılacak ulaşım tarifi de olurdu.

O zamanlar şimdiki gibi cep telefonlarında navigatör falan yok. Kâğıda basılı haritalar var, ama onlar da genellikle Rusça oluyordu. O yüzden haritalar pek işe de yaramıyordu.

Tabii o zamanlar hem Rusçamız oldukça yetersizdi hem de altımızda araba falan yoktu. 1995-1996 yılları dediğim.

Mecburen nereye gidiyorsak metro ile giderdik. Adeta Moskova'nın tüm metro haritası kazınmıştı aklımıza. Metro haritasına bile bakmaya gerek duymadan, hangi metroda çıkacaksak artık, ardından da dergide tarif edildiği gibi şu kadar metre o yöne, sonra da şu sokaktan bu kadar mesafe ileriye diyerek, yürüyerek bulurduk o gün gitmeye karar verdiğimiz yeri.

Metro haritasını gayet iyi biliyordum ama, aslında aklımda Moskova'nın yerleşimi konusunda hiç bir fikir yoktu. Harita üzerinden mesafeleri insan o kadar da iyi algılayamıyor aslında.

Yıllar sonra kendime bir araba aldığımda, caddelerde gezerken kafama dank etmişti, aslında şu metro çıkışı ile bu metro çıkışı ne kadar da yakınmış birbirine, bakar mısınız, gittiğimiz şu yer aslında daha sonra gittiğimiz bu yerin hepi topu iki sokak ötesindeymiş.

Diyeceğim o ki, aslında bazen bazı şeyleri daha iyi algılayabilmek için, bir başka açıdan bakmasını öğrenmek gerekiyor. Başka bir tecrübe ile eski tecrübelerinizi çakıştırabildiğiniz anda, bazı şeyleri çok daha iyi anlıyorsunuz.

Eğer sadece aynı şeyi yapar durursanız, o yaptığınız şeyde ne kadar deneyimli olursanız olun, büyük resim aklınıza yerleşmiyor.

Yine aynı konuya bağladı demeyin, ama sanırım Türkiye'de insanların artık yaşamı bir başka açıdan deneyimleme vakti çoktan geldi de geçiyor.

Bakalım özgür yaşam nasılmış, bırakalım da hiç olmazsa bu iktidar dönemine doğmuş olanlar, ya da bu iktidar döneminde benliğini bulmaya çalışanlar bu değişim rüzgarlarından faydalansınlar.

Biraz daha muhafazakâr olarak yetişenlere de faydası olur belki. Özellikle kıyı şehirlerimizde yerleşmiş olanlar için de geçerli bu dediğim.

Belki de bakar mısınız, aslında ne kadar da birbirimize benziyormuşuz diyecek herkes.

İstanbul'da yağmur varmış bugün, ama martın sonu bahar olacak diyerek bugün de bitireyim burada yazıyı.

Ancak gerçekten özellikle Moskova merkezindeki metro çıkışlarının ne kadar birbirine yakın olduğunu gördüğümde bir zamanlar çok hayret etmiştim.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 29.03.2023
  • Süre : 4 dk
  • 1009 kez okundu

Google Ads