Site İçi Arama

kultur-sanat

Hakaret Etmek Şart mı?

Günlük yaşamda biz de çok küfürlü konuşabiliyoruz. Ancak özellikle iş yaşamında belli bir ciddiyete ulaşınca "lan" demek bile karşındakine hakaret anlamına gelebiliyor. Biz inşaatçılarda sahada karşısındakine "oğlum" dediği için bile kavga çıkaranı görmüşlüğüm olmuştur.

Garabet diyorlar, ucube diyorlar. Benim günlük yaşamda çok bilmediğim, kullanmadığım sözcükler.

Diğer yandan birileri de zürriyetsiz diyor, illet diyor, zillet diyor. Cibilliyetsiz diyor. Bunları da kullanmam. Hatta ne demek olduğunu bile bilmem.

Bir de omurgasız diyorlar, dönek diyorlar. Bunlar anlaşılır sözcükler, ama yine sevmediğim sözcükler.

Sözlüğü açıp baktım. Ucube çok acayip, şaşılacak kadar çirkin demekmiş. Arapça bir sözcük. Etimolojik olarak mucize sözcüğü ile aynı kökten geliyor. Tuhaf şey, acayip.

Dedim bir de "garabet"e bakayım. Yadırganacak yönü olma, gariplik, tuhaflık. Yine Arapça. Garaba, garip, yabancı olmak demek. Bir de güneş için batması anlamında kullanılıyormuş. Uzaklaştı, ayrıldı, battı.

Peki madem sözcüklerin anlamına bakıyoruz, zürriyetsiz nedir öyleyse, ona da bakalım. Dölü olmayan, soyu olmayan, çocuk sahibi olamayan demekmiş. Yine Arapça. Türkçesiyle kısır yani! Peki ne anlamı var böyle bir sözün, aslında hakaret demeliyim, ne gereği var normal bir konuşma yaparken böyle bir hakaret sözcüğü kullanmanın?

Ya cibilliyetsiz? Soysuz, sütü bozuk demekmiş. Cibilliyet aslında yine Arapça bir sözcük, yaradılış, karakter, huy demek. Yani karaktersiz, huysuz, yaradılış yoksunu demek. Ne kadar saçma sapan bir benzetme.

İllet, hastalık yani, hastalık derecesine varan alışkanlık, kötü alışkanlık, bağımlılık bir anlamda.

Zillet ise hor görülme, aşağılanma demekmiş.

Of, sıkıldım gerçekten, bu da Arapça. Zillet ittifakı deyince aşağılanma ittifakı mı demek istiyorlar acaba, ne ilgisi var ki?

Millet-zillet, ses benzemesinden faydalanalım diye düşünmüşlerse ne saçma sapan bir benzetme!

Ben olsam milletin yerine zillet demekten hicap duyardım. Millet kutsalımız sonuçta!

Beni de alıştırdılar sonunda, hicap dedim ya, genelde kullanmam bu sözü, yani utanç! "Milletin yerine zillet demekten utanırdım" daha doğru bir söylem sanırım.

Düşünebiliyor musunuz, siyasi arenada, devletin belli kademelerindeki kişilerin ağızlarından bu sözler eksik olmuyor.

Biz gençken, çocukken arkadaş arasında küfürlü konuşmayı severdik, iyi bir şeymiş gibi ağzımıza takılmıştı birtakım küfürler, alışkanlık olmuştu. Şimdi söylemeyeyim dediklerimizi, biliyorsunuzdur zaten. Öyle kötü anlamda değil, alışkanlık olarak kullanırdık dediğim gibi.

Askeri okuldayken ise bilmediğimiz yeni yeni küfürler öğrenmiştik komutanlarımızdan. Askerde de küfür normal karşılanır nedense. Aslında bence normal değil!

Küfürlü konuşmak kültürlere göre değişse de, her kültürde var. 

Rusya'ya ilk geldiğimde çaycı hanımın bana öğrettiği Rusça tekerlemeleri hatırlıyorum. Bazı standart söylemlere Rusların tekerleme şeklinde karşılık verdikleri sözleri vardır. Bizdeki “Ali Veli kırk dokuz elli" gibi. Ama çaycı hanımın bana öğrettiklerinin daha sonra Rusçayı öğrendiğimde biraz daha cinsel, biraz daha küfürlü tabirler olduğunu anlamıştım. Ruslar da epey küfürlü konuşur. Hatta aşırı küfürlü konuşurlar desem daha doğru söylemiş olurum. Hem de kadın erkek fark etmez, hepsi küfürlü konuşmayı sever.

Diyeceğim, günlük yaşamda biz de çok küfürlü konuşabiliyoruz.

Ancak özellikle iş yaşamında belli bir ciddiyete ulaşınca "lan" demek bile karşındakine hakaret anlamına gelebiliyor. Biz inşaatçılarda sahada karşısındakine "oğlum" dediği için bile kavga çıkaranı görmüşlüğüm olmuştur.

Yani işler ciddiye bindiğinde, değil küfürlü konuşmak, basit masum bir sözcük bile, ağız alışkanlığı olsa da, hakaret olarak algılanabilmekte.

Biz mühendislerin asıl işi sahada işlerin çalışanlar tarafından doğru ve zamanında yaptırılması olduğu için, çalışanlara hitap tarzımıza da dikkat etmemiz gerekiyor. Çok farklı yörelerden çalışanlarımız olabiliyor ve her birinin hassasiyetleri farklı oluyor.

Devletin başında olanlar ise sürekli tüm toplumun gözü önündeler, onlar tamamen hayat tarzlarına dikkat etmek zorundalar. Bırakın hitap tarzlarına, yürürken elini farklı şekilde sallasa, yanlış anlayacak onca insan olur.

O yüzden ben ne ucube, ne garabet, ne de diğer tarafın dilindeki illet, zillet, cibilliyetsiz, zürriyetsiz gibi sözleri siyaset yaptığını iddia eden bu toplum önündeki kişilere yakıştıramıyorum.

Kınıyorum bu söylem tarzını!

Eğer bu işi yapacaksınız, doğru dürüst konuşmak zorundasınız. Eğer bunca yıl okullarda, öğrenim yıllarınızda, aileniz içinde öğrenemedinizse düzgün ve nazik konuşmayı, önce oturun dil bilgisi dersi alın. Ama bu saçma sapan söylemlerden bir an önce vaz geçin.

Mevcut sistemi eleştirmek için "ucube sistem" bile demeyin. Onun yerine "bize uygun olmayan" deyin mesela, ne bileyim, kötü sistem deyin. Ama ucube demeyin, garabet demeyin.

Eğer bir şeyler değişecekse Türkiye'de önce şu hatalı hitap tarzının değişmesi gerekiyor galiba. Omurgalı olacaksak, önce dilimizi düzeltmemiz gerekli. Bu karşılıklı hakaret dilinin acilen değişmesi ve nezaketin öncelikli tarz olması gerekiyor.

Şu anki siyasilerin dili bize hiç yakışmıyor! Hiçbirini ayırmıyorum bu eleştiride!

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 30.11.2022
  • Süre : 4 dk
  • 982 kez okundu

Google Ads