Site İçi Arama

kultur-sanat

İnsan insanın pasını alırmış

“İnsan insanın pasını alır” deyişi çok doğrudur. Sohbet tanımadığımız kişileri tanıma fırsatıdır. “Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir,” tanımlaması da gene çok doğru bir yaklaşımdır. Karşımızdakinin konuşma şekli, cümle içinde sık sık kullandığı kelimeler, jest ve mimikleri onun kim olduğunu en doğal ve gerçekçi haliyle ele verir.

Şimdi size sosyolojik bir hayat gerçeğimiz olan sohbet konusunu bir felsefi yazı ile anlatmak isterim. 

“Çok ama çok zengin biri olsanız ne yapmak isterseniz?” diye o meşhur soruyu bana sorsalar ne derdim acaba? 

Herhalde en başta hiç yalnız yemek yemeyeceğimi, masamda toplumun değişik kesimlerinden dostlarımı çağıracağımı söylerdim. Sanatçı, mimar, gezgin, yazar, siyasetçi, bürokrat ve diğerlerini. Bu vesile ile birbirini tanımayan insanlar benim organize ettiğim masada tanışır, görüşleri farklı olanlar o güzelim sohbet ve yemek ortamında medenice tartışırdı. 

Tabii ki tartışmaların hem medenice hem de dostça yapılıyor olması, olmazsa olmazım olurdu. Benim masamda bağrışma, hakaret ve birbirini incitecek sözler ve üslup olmamalıdır. Toplumun gündemindeki konular üzerinde bir sohbet sürüp gitmelidir. Böyle bir masada oturan herhangi bir insan, vaktin nasıl geçtiğini fark etmiyor olmalıdır. 

Böyle bir ortam, bütün bunlar bana mutluluk verirdi. Bilgi alışverişi olur, insanlar birbirlerini daha yakından tanırlar. Tam bir beyin fırtınası olur. Teknolojinin bunca yaşamımıza hâkim olduğu günümüzde, geçmiş yıllarda olduğu gibi yüz yüze konuşmanın tadına varabiliriz. Gözden göze, dilden kulağa, elin duruşundan karşıdakine vücut dilinin ilettiği mesajlar dahil olumlu ya da olumsuz bir akım vardır bu sohbetlerde. 

Amacım; olumlu akımları olan bu insanları bir araya getirmek olurdu. Bu da yüz yüze bakış ve sohbet ile gerçekleşir. Tabii ki teknolojiye saygım var, yeniliği kabul ediyorum ama cep telefonlarının insanları birbirinden böylesine uzaklaştırmasına, soyutlamasına da son derece üzülüyorum. 

Sanırım o dostça tartışma ortamlarında bulunulması, toplumumuzun şu sıralarda en önemli ihtiyaçlarından biridir. Ne kadar doğru bir teşhis! Bu yazıyı yazarken sohbetin anlamı ve önemi üzerine siz değerli okuyucularımın düşünmelerini isterim. 

Sohbet deyip geçmeyelim lütfen. Dostça, arkadaşça konuşmak, yarenlik etmek, dozunda kalmak şartıyla dertleşmek günümüz insanının en büyük ihtiyacıdır. Beyin yorgunluğunu azaltır, mutluluğumuzu artırır. 

“İnsan insanın pasını alır” deyişi çok doğrudur. Sohbet tanımadığımız kişileri tanıma fırsatıdır. “Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir,” tanımlaması da gene çok doğru bir yaklaşımdır. Karşımızdakinin konuşma şekli, cümle içinde sık sık kullandığı kelimeler, jest ve mimikleri onun kim olduğunu en doğal ve gerçekçi haliyle ele verir. 

Yetişkinlerin bilgilerini, deneyimlerini, maharetlerini yeni nesillere aktarmalarının pek çok yolu vardır. Sohbet bunlardan biridir. Dostları ile sohbetin sıcaklığını, mutluluğunu, karşılıklı konuşarak kaynaşmanın derinliğini yaşamayan insanların, Tanrı’nın lütfettiği bu yaşam güzelliğinden yararlanamadıkları için önce kendilerine ihanet ettiklerini ve kendi hayatlarını kendilerine zehrettiklerini düşünüyorum. 

Oysa insan sosyal bir varlıktır. Tek başına yaşayamaz. Ahbaplığa, eşe, dosta, yarenliğe ihtiyacı vardır. Sohbet su gibi, ekmek gibi insanın yaşam gıdasıdır. Ülkemizde sohbet denildiğinde bazı stereo kabuller vardır: 

Erkekler arasında ise önce spor daha doğrusu futbol maçları, sonra siyaset, toplumsal sorunlar ve ekonomik dertler konuşma konuları olarak akla gelir. Nedense eşinden şikâyet eden erkek oranı da az değildir. Eşiyle konuşamaz, eşini konuşur, sohbetlere meze yapar kadıncağızı. Hiç hoş değil hani. 

Kadınların ilk aklına gelen ise moda ve giyim, bir de üzerine sosyal statüdür. Bilim, güzel sanatlar, müzik ve edebiyat üzerine sohbetler ise maalesef çok naif ortamlarda ara ara yapılır sadece. 

Geneline baktığımızda ise toplum olarak sohbetin eğitici, öğretici, faydalı yönlerinden yeterli oranda yararlandığımız söylenemez. 

Sohbetlerin sonunda vedalaşan dostlarımın yüz ifadelerine çok dikkat ederim. Çoğunluk rahat, güler yüzlü, geldiğinden daha enerjik ve canlı bir görünüme sahip olarak ayrılırlar. Bu tanımlamaya ben de dahilim. Bu görünüm bana gerçek bir neşe ve mutluluk verir. Eğer görebilirsek, her insanın gerçek anlamda çok sevilecek, yürek ısıtan yönleri vardır. Tabii ki bir fırsat yaratamazsak, uygun bir ortamda bir araya gelemezsek, bu insani güzel detayları göremeyiz. Kısa bir araya gelişlerde ise farkına bile varamayız. İnsanlarla bir arada bulunmak, bu olumlu özellikleri ortaya çıkarabilmek için iyi bir fırsattır. 

Bunun tam tersi de olasıdır. Öyle ya, bazen huysuzluklar, gerginlikler de ortaya dökülebilir. Derler ya, gülü seven dikenine katlanır. İnsanların iyi taraflarını dile getirmek, aşırıya kaçmadan, abartmadan söz etmek ortama olumlu bir enerji verir. Sohbet dilini de zenginleştirir. 

Hepimiz yaşam boyu kendimizi ve başkalarını anlama, yaşama değer katma yolunda birer yolcuyuz. Sohbet bu yolu kolaylaştırıyor, renklendiriyor. Yokuşları çıkarken, tümsekleri aşarken daha az yoruluyoruz. Sohbete katılan her dost kendine özgün bir farkındalık dünyasının kapılarını o ortamda bulunan dostlarına açıyor. Akıl ve gönül birikimimize zenginlik katıyor.

Tarih boyunca, yalnızca bilmekle yetinen toplumlar, medeniyetin ilerleme yarışında hep geride kalmışlardır, tökezlemişlerdir. Oysa konuşan, sorgulayan, sorgulamayı sürekli kılan toplumlar dünyanın geleceğinin temellerinin atılmasında asıl önemli rolü oynamışlardır.

Sohbet, konuşma ile gerçeğe dönüşür ve konuşmanın aracı sözdür. Söz ise enerjidir, güçtür. Söyleyenin olumlu, olumsuz enerjisini, düşüncesini ve duygularını taşır. İşte bu enerjiyi, duyguyu ve düşünceleri paylaşabilmenin en iyi yolu dostları bir araya getiren sohbetlere katılabilmektir. Hoş sohbet ortamlarında bir arada bulunabilmektir. 

Tüm dostlarıma, doğru, bilgili, iyi insanlarla nüktelerle süslenmiş, mutluluk içeren sohbet ortamları diliyorum.

Saygı dolu sevgiyle kalın.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 08.12.2022
  • Süre : 5 dk
  • 1122 kez okundu

Google Ads