Site İçi Arama

kultur-sanat

Kanaryanın Katli ve Prestij

Elinde gücü tutanlar insafsızca vurdukça olanlara elden bir şey gelmemesi daha da acı bir durum. Fanatik taraftarlar da ya gücün etrafında toplanmış oldukları için durumdan kendilerine fayda çıkarma peşinde, ya da cambaza bak durumuna kapılmış, ne yaptıklarının farkında değiller.

Algılar Bazen Yanıltabilir:

Metrodayım, gözüm dalmış, kapılar açık daha, aniden hareket ediyoruz sandım, ne oluyor diye heyecanlandım, meğer karşı hattaki vagonlar hareketlenmiş, daha kapılar açık olduğu halde biz gidiyoruz gibi gelmiş bana. Böyledir işte, bazen algılarımız bizi yanıltır.

Hayatta hep karşılaştığımız bir şey aslında. Hepimiz benzer durumlar yaşamışızdır. Kimileri hep yanılgıya düşer. Adeta yanılgıya eğilimlidirler. Bu gibileri bazen gerçeği aramaya üşenirler, bazen de görüntünün büyüsü hoşlarına gider, anın büyüsüne kapılıp giderler. Bu tarafından bakacak olursak aslında çok da sorun edecek bir şey yok, hepimizin asıl amacı mutlu olmak değil mi şu kısacık ömürde?

Kimileri de algı yanıltmayı meslek edinmiştir. El çabukluğu, görüntü yansımaları, şahsi becerileri ile gerçekte olanı değil de görmek istediğimizi gösterirler bize. Sihirbazlardan bahsediyorum. Tabii bunları yapabilmek çok uzun bir süre çalışma gerektiriyor. Bu emeğe saygı duymak gerek.

Algısal Gerçeklik Çağı:

Aslında çağ sihirbazlar çağı oldu sanki, günümüzde algı yönetimi her şeyden önde gidiyor. Çağ algısal gerçeklik çağı, post-truth, gerçeklik ötesi çağında yaşıyoruz. Görünene, gösterilene inanıyoruz, inanmak istiyoruz. Biraz da alıştık galiba. Yapılanlar normalmiş gibi geliyor çoğumuza, kanıksadık.

Ünlü sihirbazlardan, illüzyonistlerden bazıları Harry Houdini, Dynamo, Criss Angel, Aref Ghafouri, David Copperfield, hepsi gösteri dünyasının ustaları, yapabildiklerinin illüzyon olduğunu bilsek de bazen hayrete düşüyor, çoğu zaman da sırf seyretmek hoşumuza gidiyor diye gözümüzü alamıyoruz yaptıkları gösterilerden.

Bazen yapılan gösteriler vahşet içerse de biz gösteri esnasında o vahşeti hiç düşünmüyoruz, gözlerimiz gerçeği görmüyor, büyülenmiş gözlerle sadece gösteriye odaklanıyoruz.

Bir film izlemiştim. Biraz da fantezi, bilim kurgu ve sihirbazlık karışımı bir filmdi. İsmi "Prestij". Filmin bir sahnesinde kahramanımız kafes içinde bir sarı kanaryayı kafesten yok edip başka bir yerden, kolundan çıkartıyordu. Gerçekte ise iki kanarya var ve kafestekini yok ederken düzenek içinde o eziliyor, diğeri ise gösterinin büyüsüyle sanki kafestekiymiş gibi görünüyor. Aslında gerçek vahşet, ama gerçek kimsenin umurunda değil.

Asıl çarpıcı olan ise kahramanımızın diğer gösterisi, sahnedeki birbirinden uzak iki kapıdan birinden girip o anda diğerinden çıkması. Bunu yapabilmek için özverili bir yaşam sürmek zorunda kalmış, karısı bile bir ikizinin olduğunu bilmiyor. Güzel filmdir, izlemeyenlere tavsiye ederim.

Farkında Olmak, Fark Etmek:

Filmin bitiş sözü çok çarpıcıdır, anlatan "şu anda sırrı arıyorsunuz, ama bulamazsınız, çünkü dikkatli bakmıyorsunuz, siz sırrı çözmek değil, kandırılmak istiyorsunuz" der.

Sanırım çok doğru bir tespit. Bir çoğumuz bu karakterde. Farkında olmak istemiyoruz. Belki zor geliyor, belki işimize gelmiyor, belki korkuyoruz, ama gerçeği bir türlü göremiyoruz.

Bunu söylerken kendimi ayırmıyorum, bazen ben de kapılıyorum bizlere gösterilenlere. Doğrusu sanırım her zaman her şeye dikkat etmek, bir anlamda hayatı farkında olarak yaşamak. Ama dediğim gibi her şeye dikkat edince de anın büyüsü kayboluyor. Mutluluk hissedemiyorsun.

Her iki durum da sorunlu sanki. Fazla dikkat edince yapılanları, haksızlıkları fark ediyorsun, hepsi acı veriyor. Elinde gücü tutanlar insafsızca vurdukça olanlara elden bir şey gelmemesi daha da acı bir durum. Fanatik taraftarlar da ya gücün etrafında toplanmış oldukları için durumdan kendilerine fayda çıkarma peşinde, ya da cambaza bak durumuna kapılmış, ne yaptıklarının farkında değiller.

Farkında olanlar ise durumun vahametinden kendi kendini kahrediyor. Mutlu olabilmek için demek ki bunun bir dengesini bulmak gerekiyor.

Sonuç:

Öncelikle kendi içimizde ne istediğimizi kararlaştırmamız lazım.

Ben daha ahlaklı bir dünya istiyorum, içinde insanların birbirine daha saygılı olduğu bir dünya, daha adaletli, sevgi dolu. İnsanların birbirini kandırmalarından sıkıldım artık. İnsanları kandırmak için söylenen süslü sözlerden, yalanlardan, sırf gücü elinde tutmak için, ülkeyi yönetmek uğruna iktidar hırsları ile yapılan haksızlıklardan sıkıldım.

İnsan gibi yaşamak hepimizin hakkı, bunu sağlayabilmek için artık sihirbazı seyretmeyi bırakıp gösteride kanaryaların katledildiği gerçeğinin farkına varma zamanı. Bu vahşete dur deme zamanı geldi.

Moskova'dan sevgi ve saygılar

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 01.06.2022
  • Süre : 3 dk
  • 937 kez okundu

Google Ads