Site İçi Arama

kultur-sanat

Kartopu Çocuklarıyız Biz

Biz eskiden, çocukluğumuzda gece boyu pencerelerde nöbet tutar sokağa düşen her kar tanesinde sevinç çığlıkları atardık. Sabah bembeyaz örtü kaplayınca sokakları divanın altında duran leğenleri kapar annemizden gizli sokağa fırlardık.

Kar gibi beyaz saf ve kırılgan.

Biz eskiden, çocukluğumuzda gece boyu pencerelerde nöbet tutar sokağa düşen her kar tanesinde sevinç çığlıkları atardık. Sabah bembeyaz örtü kaplayınca sokakları divanın altında duran leğenleri kapar annemizden gizli sokağa fırlardık.

Ufak bir yokuş bulunca başlardık yol yapıp kaymaya. Yol mu dediniz. Evet önce kar'ı ayaklarımızla ezer buz olur sonra kayardık. Burnumuz kızarana kadar da kartopu oynar evlere kardan adam gibi gelirdik. Elbiseden damlayan sular halıları ıslatırdı. Eee artık evde Allah ne verdiyse onu yerdik. Terlik, maşa, çalı süpürgesi gibi. Sobanın başına öyle hemen gidemezdik. Parmaklar pancar gibi mosmor kaskatı olur acırdı. Annemizin soba üstünde kaynayan tarhanasını içer gürül gürül yanan kuzinenin yanında ısınırdık. Bir yanda kuzine, bir yanda pencere ve bir yanda annemiz vardı. Sobanın sıcaklığı insanı yumuşatır, pencere kenarındaki kar sokağa davet eder, bazen yolunu şaşıran kuşlara ekmek kırıntısı verirdik.

Annemizin ikazları ihtarları bize isyan ettirirdi. En sevdiğimiz isyan kelimeleri "banane, gelmiycem, gitmeycem" ve benzerleriydi dilimizden dökülen çocuksu duygularımız. Akşamları TV dizsi falan filan Inter Milan maçını seyretmek yoktu! Soba üstünde patlayan mısır vardı, masal vardı ve kestaneli sohbetler vardı. Bahattin bakkaldan alınan tahin-pekmeze tabakta ekmeği banmak vardı. Biraz da kar atardık üstüne. Gecenin tadı da oydu. Bozacımız vardı gece geç saatlerde gittiğimiz Vefa Lisesinin yanında. Yatakta, uyumadan önce kurulan hayallerimiz vardı bizim,

Yün yorganların arasında kurulan hayaller. Gece yanan sobanın çıtırtısı eşlik eder. Sobanın üst deliğinden taşan ışık eşliğinde.

Büyük hayallerimiz vardı bizim.

Ve annemizin duası. Allah’ım bu karda kıyamette soğukta kalanı sen koru, sen sahipsizlerin sahibisin diye dua ederdi. Sabah kalkınca sobanın külü kapı önüne dökülür isyan eder terlik yerdik. O terlik bizi kapıya kadar izlerdi. Değme füzelerin pabucunu dama atardı o terlik. Sabah kahvaltısı Allah ne verdiyse idi. Ben tarhana, domatesli şehriye çorbasına bayılırdım. Annemin iki sözünü unutamam. Birincisi ilk karda oyun oynanmaz. İkincisi kış ayı zengin ayı garibanları hiç sevmez. Bu yüzden kış ayını pek sevmem ama Allah'ın gücüne gitmesin. Dedim ya bizler kartopu çocuklarıyız. İçimizde dışımızda pırıl pırıl bembeyaz, çiçek gibi.

Biz eli öpülesi öğretmenlerimizden, ailemizden komşularımızdan en güzel eğitimi aldık da ondan! Büyüklere saygıyı, küçüklere sevgiyi, azcıkta paylaşmayı, varlıkta bölüşmeyi hep mahalle mektebinde yaşayarak öğrendik. Bu yüzden ben kendimi hem mektepli hem de alaylı olarak görüyorum. Biz Karagümrük 'te kocaman bir aileydik. Şimdi ise yağan kar da bazı insanlar gibi sahte anlık yağar oldu. Velhasıl bizler var ya, o bizler, çok güzel cahilmişiz be usta. Ama hayallerimiz büyük kötülüklerimiz cüce, efendiliğimiz hep zirvedeymiş.

Eski Türkiye’yi özlüyorum be usta, yeni Türkiye diyenlere inat.

Saygı dolu sevgiyle kalın.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 06.02.2023
  • Süre : 3 dk
  • 988 kez okundu

Google Ads