Site İçi Arama

kultur-sanat

Mal Bulmuş Mağribi Ne Demek?

Bugün Tunus, Cezayir, Fas ve Batı Sahra bölgelerine Mağrip deniyor. “Mal bulmuş mağribi” deyimi ise 16’ncı yüzyıldan itibaren Mağrip sahillerine hâkim olan korsanlar için kullanılan bir deyimmiş.

Mağrip! 

Zamanında Afrika’nın kuzey batı bölgesine verilen ad. 

Tarihte Müslüman idaresi altındaki İber yarımadası, Malta ve Sicilya da bu bölgeye dahil kabul edilirmiş.

Bugün Tunus, Cezayir, Fas ve Batı Sahra bölgelerine Mağrip deniyor.

“Mal bulmuş mağribi” deyimi ise 16’ncı yüzyıldan itibaren Mağrip sahillerine hâkim olan korsanlar için kullanılan bir deyimmiş.

Hakaret amacıyla değil belki, ama biraz da dalga geçmek amacıyla bu deyimi kullanırlarmış bir zamanlar.

Asıl anlamı büyük bir zenginliğe kavuşmuşçasına sevinç duymak demek.

Yani ne yani ne diye bu kadar seviniyorsun? Çok mu kıymetli bir şey bulduğunu zannediyorsun demek için kullanılıyor. 

***

Siyaset ne kadar kaba bir dile büründü son zamanlarda, farkında mısınız?

Sinirler had seviyede.

Hiç fark etmiyor, devletin en değerli makamlarında oturuyor da olsalar, bir partinin başı dahi olsalar, siyasiler yine birbirlerine hiç hoş olmayan sözlerle hitap etmeye başladılar.

Bırakın kötü sözleri, iftira atmaktan bile çekinmiyorlar.

Hepsi değil, ama aşırı hırs sahibi olanlar arasında şu mübarek ramazan ayında bile diline sahip olamayanlar oluyor maalesef.

Ne uğruna peki?

Oy uğruna! 

Yerel seçimlerde koltuk sahibi olacaklar ya, amaç hizmet etmek değil sanki, o koltukları siyasetin finans kaynakları olarak görüyorlar bence.

O yüzden de bu seçim çok önemli derdi rant olanlar için.

Özellikle de İstanbul’u mutlaka almalıyız diyor iktidar.

Daha cumhurbaşkanlığı seçimi sonucu belli olduğu gün bu hedeflerini ortaya koymuşlardı.

Bu kadar mı önemli şu taşı toprağı altın olan İstanbul?

İktidar için önemli demek ki!

***

Daha önce de yazdım, ben yurt dışında yaşadığım için yerel seçimlerde oy kullanmıyorum. 

O yüzden şimdilik sadece bekliyorum, bakalım milletimiz ne karar verecek? Kimleri seçecek?

Oy kullanmayacak çok seçmen olduğu söyleniyor, küskün birçoğu. 

Daha önce yazdım zaten bunun sonucunu. 

Oy kullanmazsanız seçimi kazanana oy atmışsınız demektir. 

Razıysanız buna benim söyleyecek sözüm yok, ama sonradan ağlaşmayın!

Bence bi zahmet gidip oyunuzu kullanın derim, doğru adayı seçmekte sizin de bir katkınız olsun.

Bu süreçte de ben size bahtsız bedevi fıkrası anlatayım.

Niye mi fıkra anlatıyorum? 

Ne bileyim, bir yerde okumuştum, hoşuma gitti. Sizlerle de paylaşayım istedim fıkrayı. Mağribi falan, böyle eski deyimler gündeme gelince niyeyse bu fıkra geldi aklıma.

Ramazan olduğu için fıkrayı biraz değiştiriyorum tabii ki! Orijinali bir barda geçiyor, ama biz barda içilen bira yerine ayrancıda içilen ayran kullanalım fıkrada.

Hazırsanız buyurun okuyun.

***

Adamın biri akşam meşhur ayrancıda oturmuş bir bardak köpüklü ayran söylemiş kendine.

Ayran gelmiş, garson gittikten sonra hüzünlü ve düşünceli adam tam ayranı içecek, içeriye henüz girmiş iri kıyım biri masasına oturmuş, hadi yazımıza uygun olsun, mal bulmuş bir mağribi diyelim bu iri kıyım fıkra karakterimize, evet mağribi masasına oturmuş ve ayranı içivermiş.

Gözlerini fal taşı gibi açan hüzünlü adamıza da hayırdır kardeş, bir itirazın mı var diye sormuş.

Hüzünlü ve düşünceli adamımız yok demiş, ne itirazım olsun? Sadece ne kadar bahtsız olduğuma şaşırıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

Ne bahtsızlığından bahsediyorsun sen diye bağıran iri kıyım mağribiye cevaben adam başlamış anlatmaya.

Sabah demiş, karımla tartıştım yine, karım seni boşayacağım dedi, tartışma uzadı, ben de işe geç kaldım, patron yine kızdı, bu sefer işten kovdu beni, ben de üzgün herhalde bari gideyim karımın gönlünü alayım dedim. 

Ama evde başka biriyle yatakta bastım karımı, kahroldum, ben böyle yaşayamam dedim ve baba yadigarı silahı bulup kendimi vurayım dedim.

Şansa bakın ki silah tutukluk yaptı!

Ben de iple asayım dedim kendimi, bu sefer de ip koptu.

Doğal gazı açayım, gazla boğayım dedim kendimi, faturayı ödememiştim, ekonomik durumlar malum, doğalgazı kesmişler, öyle de olmadı.

Ben de gideyim kendimi fare zehirliyle zehirleyeyim dedim, zehir öyle ağzına dök içilmiyor tabii.

Buraya geldim, ayran söyledim kendime, zehirli içine boşalttım, tam içeceğim, sen geldin, zehirli ayranı diktin kafana.

Ben ne bahtsız bedeviyim, ona şaşırıyorum. 

***

İri kıyım adamınıza tam da mal bulmuş mağribi gibi sevinmiştir diyecektim, ama galiba asıl bahtsız bedevi iri kıyım adamımızmış demem gerekli belki de.

Fıkra bahane tabii, amacım sizlerle şu deyimin anlamını paylaşmaktı. 

Belki daha önceden bilen vardır aranızda, ama ben bilmiyordum doğrusu, merak ettim, baktım sözlüğe. 

Sözlükte mağribi kelimesinin tanımına “batılı” demişler. 

Aslında mağribi Arapça bir sözcük, kökü de “garp” sözcüğü ile aynı. 

Yani doğru, sözcük anlamı batılı demek, garp Arapçada batı demek biliyorsunuz. 

Ama tam da öyleyse niye “mal bulmuş mağribi gibi” dedi acaba diyordum Fatih Erbakan, meğerse sayın cumhurbaşkanımız partisinden iktidar yanına geçmiş birisine rozet takmış, o da ondan öyle demiş. 

Ben de sözlük anlamından mal bulmuş batılı ne alaka peki diye düşünürken, bakar mısınız, meğerse “mal bulmuş mağribi gibi” derken aslında ne demek istemiş Fatih Erbakan. Resmen korsan demiş cumhurbaşkanımıza.

Bence sayın cumhurbaşkanımız bu sözün altında kalmaz.

***

Neyse, ne halleri varsa kendileri halletsin, hayırlısıyla bitse de şu seçim, biraz sakinleşse ortam.

Ülke gündeminde daha önemli konular olmalı, biz takıldık yerel seçimlere. Seçimler önemli de, milletin seçimlere kadar daha büyük dertleri var.

Bırakalım şehir halkları kendine en uygun kimi görüyorsa onu seçsin, parti başkanlarının ne işi olur ki yerel seçimlerle? Açıkçası ben hiç anlamıyorum.

Bu kadar mı değerli İstanbul sizin için?

Ben gerçekten hiç anlamıyorum, şaşırmayın, yerel yönetimler o şehri ilgilendiren seçimlerdir. Normalde partili olmasına bile gerek yok belediye başkanlarının. Yeter ki şehre hizmet edecek biri olsun.

Değer mi koskoca alanlarda miting yapmaya, koskoca cumhurbaşkanımızı niye yoruyorsunuz? Bakın zaten millet de gelmiyor mitinglere artık eskisi gibi. Rezil ediyorsunuz adamı.

Bırakın her aday kendi uğraşsın kendi aday olduğu şehirde, yerel seçim bu, millet zaten biliyor kime oy vereceğini, etkilenip fikir değiştireceğini mi zannediyorsunuz son dakikada? 

Kim ne diyecekse dedi zaten bugüne kadar.

***

Neyse, dedim ya, ben seçimin bitmesini bekliyorum, sonra da ne acı reçeteyse bu milletin içeceği, içirin ve düzeltin artık şu ekonomiyi. 

Millet aç kardeşim, ne mitingi, oruçlu diye aç değil, harbiden aç!

Siz önce gidin şu açlığa çözüm bulun! Sizin işiniz ülke yönetmek! Bir tane bile bakan yerinde değil, hepsi çıkmış meydanlara iktidarın adayına oy istiyor. Adayın kendinde hayır olmayınca başka çareleri mi kalmadı acaba?

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 26.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 320 kez okundu

Google Ads