Site İçi Arama

kultur-sanat

Münazara Kültüründen Ne Anlıyoruz?

Münazara dediğim bir tartışma etkinliği tabii ki. Öğretmenler bir konu seçerlerdi, dörderli beşerli gruplar halinde iki grup halinde o konuyu tartışırdık. Aslında tartışma değildi yaptığımız, bir grup o konunun pozitif yönlerini, diğer grup da tam tersini ispat etmeye çalışırdı. Yani belki de hiç inanmasak da bizim gruba düşen tez grubumuzca ispatlanmalıydı.

Münazara Ama Tartışma Değil

İlkokulda müsamereler olurdu, arada çıkar şarkılar, şiirler söylenirdi, tiyatrolar oynanırdı. Bir de münazaralar olurdu. 

Bu eski sözcükleri de hiç sevmem, ama münazara yerine tartışma, müsamere yerine gösteri veya etkinlik deyince tam olarak anlaşılmıyor. 

Münazara dediğim bir tartışma etkinliği tabii ki. Öğretmenler bir konu seçerlerdi, dörderli beşerli gruplar halinde iki grup halinde o konuyu tartışırdık. Aslında tartışma değildi yaptığımız, bir grup o konunun pozitif yönlerini, diğer grup da tam tersini ispat etmeye çalışırdı. Yani belki de hiç inanmasak da bizim gruba düşen tez grubumuzca ispatlanmalıydı. 

Örneğin su içmek faydalıdır ya da su içmek zararlıdır diye her iki grup da su konusunda karşıt tezleri sırayla ispatlamaya çalışırdık. 

Aslında belli kurallar dahilinde tüm okul önünde yapılan bu tartışma herkes için faydalı da olurdu. Her iki yönden konu üzerine yeterince araştırma yapıldığı için herkes ne nedir ne değildir, farklı açılardan öğrenme şansına sahip olurdu.   Öğretmenlerden oluşan bir jüri münazarayı değerlendirir ve sonunda kim daha iyi argümanlarla tezini ispatlarsa o grup münazarayı kazanırdı. Şimdi de yapılıyor mudur bilmiyorum. Biz epey ciddi hazırlanırdık, tezimize kalben inanmasak da çocukluk zamanı heyecanıyla tek amacımız tezimizin ispatlanması olurdu.

Yıllar sonra düşününce, faydalı bir etkinlik olsa da, tek yönlü bakış açısıyla bir şeyi ispat etmeye çalışmak bana biraz komik geliyor şimdi. Keşke herkese konuyu farklı açılardan incelemesini öğretselermiş, tek yönden bakış açısıyla tez savunmak bir yandan da o küçük yaşta taraftar olmayı aşılıyor. Taraftar olmak bazen bazı konularda insanın gözünü kör ediyor, daha önce detaylı olarak bir yazı yazmıştım bu konuda.

Televizyondaki Münazaralar, Hatta Tartışmalar Nedir Öyle?

Ancak bu kültür toplumun damarlarına işlemiş sanki, herkes taraftar gibi yaşama bakar oldu. 

Bazen televizyonlardaki tartışma programlarını izlerken ilkokul yıllarımdaki o münazaraları anımsıyorum. Programlarda genellikle iki karşıt görüşlü davet edilmiş konuklar sırayla konuları kendi bakış açılarından tartışıyorlar. Hepsi de sadece kendi bakış açıları ile bir şeyler ispat etme derdinde oluyorlar. 

Halbuki hayat siyah ve beyaz değil, başka renkler de var, en azından arada gri tonlar da var. Tartışılan konuların cevapları da ya öyle ya böyle değil. Her konunun kendi içinde avantajlı olduğu yönleri olduğu gibi dezavantajlı yönleri de oluyor. Tartışma uzarsa genellikle moderatörler herkes fikrini beyan etti, yorumu izleyiciye bırakalım diyerek konuyu kapatıyorlar. Aslında sakin tartışma ortamı olduğunda bu programlar faydalı da oluyor, ama bazen de tartışmalar uzayınca karşılıklı gerilen sinirler ekranlarda istenmeyen görüntülere de sebep olabiliyor. Ben canlı yayında önündeki cam sehpayı kıranları bile hatırlıyorum.

Yine de bir konuyu körü körüne savunanlar olunca ben bu davranışlara anlam veremiyorum. Tartışma konuları ciddi konular olduğu için gerçekten bazen detaylı irdelemeler faydalı olabiliyor, ama bu fayda konu uzmanları tarafından karşılıklı görüşlerin belirtildiği programlar için geçerli. Genellikle taraftar mantığıyla ve münazaalarda olduğu gibi konuyu sadece kendi bakış açısıyla, belki de vazifesi gereği savunmaya çalışanlar olduğunda bence programlarda gerçekten çok saçmalayanlar da oluyor. Bazen de konuyu hatalı yönden savunmak zorunluluğu hissettiklerinden midir bilmiyorum, kimileri ne diyeceklerini bilemeyip, çareyi karşısındakine saldırmakta buluyorlar. 

Bir gün düzelecek mi bu durum bilmiyorum. Çağrılan konuklar ne zaman sadece kendi fikirlerini söyleyebilecekler, ne zaman zorunlu olduklarından değil de, münazaradaymış gibi değil de, mantık çerçevesinde gerçekleri söylemek zorunda olduklarının bilincine varacaklar? İzleyicileri ne zaman kandırmaya çalışmaktan vaz geçecekler? 

Kendilerini izleyenlerden acaba bile bile söylenenlere kananlar var mıdır? 

Belki de vardır, sonuçta izlenen politikalar gereği toplum da gerçekten kutuplaştı. Kendi aklını ve mantığını kullanmayı nedense kimse istemiyor, belki de zor geliyor düşünmek. Kim bilir, belki de biat kültürü bu kadar içimize işlemiştir. Bu işte bir yanlış var bence. 

Her zaman düşünüyorum, niye bizim toplumumuz hep bir kişinin peşinden gitmeyi seviyor acaba, tarihi genlerimiz mi sebeptir acaba?

Toplumumuz ve vatandaşımız bir yana, aslında biz çok saf ve temiz bir toplumuz.

Ancak aramızda çok uyanık olanlar, belki de kendini uyanık sananlar da var. 

Menfaatler, Tartışmalara da Yansıtılıyor

Sanırım olay dönüyor dolaşıyorsa ve menfaat dünyasında kilitleniyor. Bir şekilde mevcut düzende kendine bir menfaat elde edebilenler ile, menfaat elde edemeyip bu durumdan memnun olmayanların tartışmalarını izliyoruz sanki her ortamda. 

Her iktidarın yaptığı gibi bu iktidar da kendi zenginlerini ve kendi elitlerini yarattı bunca yılda. Bu gayet normal bir durum sanırım. İktidarın sağladığı gücün etrafında yoğunlaşan bir zümre her zaman oluyor ve bu zümre zaman içerisinde iktidardakilerin de değişmesine sebep olabiliyor. Sanırım buna güç zehirlenmesi diyoruz. 

Olası bir iktidar değişiminde bu zümre kazançlarını ve iktidara yakınlıkları sayesinde elde edilmiş pozisyonlarını kaybedebilecek olmalarının verdiği telaşla, ki kimileri için bu gerçekten sıkıntılı bir durum, adeta bir kâbus, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Üstelik eğer bir de elde edilenler haksız elde edilmiş kazançlarsa, bu gibiler kendilerinden hesap sorulacak olmasından korkuyorlar ve bunlar bunca uzun bir iktidar olunca hiç de az değiller. Bu durumda köşeye kıstırılmış kedi misali, her an üstünüze saldırmaları, akla gelmeyecek yöntemler ile pozisyonlarını korumaya çalışacakları da aşikâr.

Peki bu gerçeği hepimizin bilmesine rağmen, muhalefet bu konularda şimdiden ne gibi önlemler alıyor? Planları nedir?

Normal bir vatandaştan bahsetmiyorum. Normal vatandaşın zaten hayat pahalılığından sıtkı sıyrılmış, detayları düşünerek oy vermeyecek ki. Seçim gününe kadar kime aklınca, gönlünce inanacak olursa, kimin kendisini ülkenin içine düşürüldüğü bu zor durumdan kurtaracağına inanacaksa, ona oy verecek. Zaten başta kim olursa olsun bir pozisyon sahibi olamadığı için öyle aklından hınzırlıklar da geçmeyecek. Sadece gönlüne kim daha yakın gelirse onun başa geçmesini isteyecek. 

Siyasi Kaygılar ve Beklentiler Etrafında Münazaralara Devam Ediyoruz

Ama dediğim gibi şu anki ortamdan menfaat sağlamış belli bir kesim mevcut iktidarın sağladığı imkanları kaybetmemek için elinden ne geliyorsa yapacak ve inanın bu azınlıktaki kesimin yapabilecekleri öyle hiç de küçümsenecek şeyler olmayabilir. 

O yüzden tekrar sorayım, nedir alınan önlemler, muhalefet bu kesimin yapabilecekleri konusunda ne gibi önlemler almayı planlıyor?

Bu konu da nereden aklına geldi diyebilirsiniz, ama başta dediğim gibi televizyonlarda yapılan tartışma programlarında bile gözümüzün içine bakarak, yanlış ve hatalı olduklarını bile bile bin dereden su getiren kimi tartışmacılar bu iktidarın yarattığı biat kültürünün görünen yüzleri, onlardan bir çekincem yok. 

Esas bahsettiklerim ekranlar önünde görünmeyen, ama ciddi menfaat kayıplarına uğrama riski olanlar. Bence bu gibiler şimdiden derinden sinsi planlar yapıyorlar. 

Ben seçim günü geldiğinde yine mühürsüz oylar skandalı gibi şapkadan hiç aklımıza gelmeyen bir tavşan çıkarsa, sonra hep birlikte ağlamayalım istiyorum. Şimdiden yapılabilecekleri ince ince düşünüp gerekli önlemleri alalım diyorum. Bunu bir vatandaş olarak istiyorum.

Bir yandan da samimiyetle vatandaşın gönlünün alınması, iktidara gelindiğinde yapılacaklar konusunda herkesin anlayabileceği bir dil ile detaylı yönetim programlarının şimdiden hazırlanarak vatandaşa anlatılması çok önemli diyorum. 

Helalleşmek güzel bir çıkış, ama bence yeterli değil. Bugün oyları düşmüş gibi görünen mevcut iktidar, iktidarda olmanın nimetleri ile çok kısa sürede yine oylarını artırabilir, kısa sürede arayı kapatabilir, çünkü iktidarın nimetleri muhalefetin imkanlarından çok daha fazla. İnanın vatandaş birazcık ekonomik olarak rahatlatılırsa, yine muhafazakâr kazanımlar deyip birçokları kararını iktidardan yöne değiştirebilir.

Başta dediğim gibi insanlar maalesef akıllarını kullanmayı sevmiyorlar ve maalesef toplum hafızamız çok zayıf, her şeyi çabuk unutuyoruz ve bilerek hata yapmış olsalar da, azıcık dini duygularımızı okşadıklarında çabuk affediyoruz. Sebebi nedir bilmiyorum ama, ülke geleceği konusunda düşüneceğimize, basit menfaatlere kanıp bazen vurdumduymaz olabiliyoruz.

Yine de ben artık toplumun ülkenin bilerek içine sokulduğu bu zor ve kötü durumu iyi algıladığını ve sandıkta en doğru değerlendirmeyi yapacağını düşünüyorum. Toplum artık bir değişim istiyor. Değişim rüzgarları esmeye başladı.

Yeter ki muhalefet bu değişim rüzgarını da arkasına alarak yeterince samimi ve içten olsun. Topluma ortak akıl ile üretilmiş iyi bir iktidar alternatifi olduğunu yeterince iyi anlatabilsin. 

Umarım yeterince açık anlatabilmişimdir.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılar.

 

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 15.08.2022
  • Süre : 4 dk
  • 1040 kez okundu

Google Ads