Site İçi Arama

kultur-sanat

Severim Ben Orta Direk Düğünlerini

Bizim insanımızın eğlence hayatını, toplumsal dinamiklerini en güzel şekilde görmek istiyorsanız, orta direk diye adlandırdığımız kesimin düğünlerine gidin, tüm güzellikleri ve acayiplikleri orada göreceğinizden eminim.

Düğün Ortamları

Ben düğünleri oldum olası çok severim, hele orta direk düğünleriyse, değmeyin keyfime. Düğünlerin en eğlenceli taraflarından biri de gözlem yapma imkânı bulmaktır. Birbirinden farklı birçok insanın tanımadığı insanlarla beraber göbek attığı bir ortamda keyifli anlar yaşamak çok olasıdır. Bir de hemen her düğünde karşılaştığımız belirli kişilerden karakterler vardır. Eğlenceli bir konu olan bu yazımı tüm nedenlerden, niçinlerden uzak kaleme almak istedim. Yazarken de yüzümden tebessüm eksik olmadı. Her düğünün mutlaka olmazsa olmazı dağıtan enişteyle başlayalım. 

Dağıtan Enişte

Ya teyzenin eşidir ya halanın. Ancak düğününü nerede yaparsan yap mutlaka bir dağıtan enişte ile karşılaşırsın. Aslında her şey çok iyi gitmektedir ta ki eniştenin keyfi yerine gelene kadar. Ciddiyetini koruyup takım elbisenin hakkını veren enişte, belli bir süre sonra içindeki çocuğu dışarıya çıkarmaya başlar. İlk aşama da piste çıkıp değişik figürler sergiler, sonraki aşamada ise sık sık damadın yanına gidip “Kızımıza iyi bak!” diye öğütler verir. Aman Allah’ım şuursuzluğun Nirvanası o anlarda yaşanır. 

Ama düğüne öyle karakterler gelir ki, dağıtan enişteyi mumla arayacak olursunuz. İşte o zaman bu kişileri düğüne nasıl çağırdığında pişman olduğunuz anları yaşarsınız. Tabii bu orta direğin düğünleri benim hep tercihim olmuştur. Yüksek, yüksek yerlerde kendilerini görenlerin düğünleri beni hiç cezbetmez. Çünkü onların düğünlerinde her şey yapmacık ve sanaldır. O düğünlerden benim sizlere anlatacağım hiçbir şey olamaz. Çünkü, orada duygular serbest değildir, adeta prangalar içine mahkumdurlar. Duyguların hükmettiği ruhun özgür olmadığı yerde bedenlerde mahkumdur. Biz yine dönelim orta direk düğününe. Bir de herkesi oynamaya kaldıran Kadın vardır her düğünde.

Herkesi Sahnede Görmek İsteyen Kadın Karakteri

Bu karakter gençlerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Annesinin ısrarıyla zorla düğüne getirilenler, yeni gelinler, oynamayı gerçekten bilmeyenler bu kadın yüzünden heder olmuştur. “Pist Sorumlusu” olarak adlandırabileceğimiz bu karakter, çoğu zaman amacına ulaşıp dans etme konusunda en umutsuz görünen kişileri bile dansa kaldırabilir. Aman dikkat derim. En büyük kozu ise “Kalkmazsan darılırım.”, “Aaa biz biliyoruz da mı oynuyoruz?” tarzı cümleleri bunlar çok ustalıkla kullanmayı bilirler. Bu cümlelere karşı koyabilen sınırlı sayıda kişi vardır. Ben düğünde bu ablaları teyzeleri çok severim. 

Telaşlı Baldızlar

Aman Allah’ım, ah o baldızlar yok mu hastasıyım. Telaşlı baldız, gelinin kız kardeşi, asaletini ve sakinliğini korumaya çalışsa da aslında içerisinde fırtınalar kopmaktadır. Sürekli bir koşturmaca içerisindedir ve devamlı endişelidir. Kimi zaman takı töreni için iğne kutusunu kaybettiğini sanıp ortada dolanırken, kimi zaman ilgilenmediği akraba kaldı mı diye kara kara düşünürken görebiliriz onu veya onları. Ayağındaki topuklularla girdiği zorlu maratonda, gecenin ilerleyen saatlerinde ayakkabılarını çıkarıp yalın ayak pistte çılgınlar gibi roman havası oynadığında bir nebze de olsa rahatlayacaktır. 

Halaybaşı

Aaaa unutmadan, kadrolu alay başından bahsetmeden olmaz. Her akraba grubunun bir halaybaşısı vardır. Yani o kişinin ailedeki görevi odur. İlk önce oyun havalarına ara ara katılarak ısınma hareketleri yapar. Sonrasında müzik grubunun yanına gidip oradaki adamın kulağına sihirli cümleleri fısıldar: “Halay parçası açalım!” İşte orada ipler kopar. Cebinden halay mendilini çıkarır çünkü bir halaybaşı her zaman tedarikli olmalıdır. Mendil bulamazsa peçeteyle de idare edebilir. İşte ben bu anlarda kopar giderim. Bu karakterimiz sonraki süreçte sadece halaylarda kalkar ve gömleği sırılsıklam olana kadar devam eder. 

Pistten Hiç İnmeyen Çocuklar

Bitti mi, hayır bitmedi. Bir de pistten alınamayan çocuklar vardır hep orta direk düğünlerinde. Her ne kadar saz heyeti “Çocuklarımızı pistten alalım!” uyarısı yapsa da ancak her nedense o çocuklar bir türlü o bölgeden ayrılmaz. Ya gelinle damadın ilk dansında onların etrafında değişik hareketler yaparak dönüp dururlar ya garsonlara çarparlar ya gelinliğin eteğine basarlar. Tabii gelin ve damatta yapmacık bir gülümsemeyi görürsünüz istisnasız her zaman. İçlerinden de nereden çıktı bu velet dediğini sanki duyar gibi olursunuz. Yani ortada dolanan smokinli küçük adamlarla, kabarık elbiseler giyip saçına sim dökülmüş küçük kızlar ve oğlanlar düğünlerin olmazsa olmazlarıdır. 

Esrarengiz Teyze Figürü

Bir de her düğünde esrarengiz bir teyze vardır. Şimdi detaylandırdığımda sizde onu hatırlayacaksınız. İlk başta bir köşede sessizce oturur. Kız tarafı onu erkek tarafından biri, erkek tarafı da kız tarafından biri zanneder. Böylelikle el üstünde tutulurlar. Davetlilerle fazla diyaloğa girmez. Gizli kimliğini açığa çıkarmamak için elinden geleni yapar. Ortama alıştıkça pistte kendine bir yer edinir ve müziğin ritmine kendini kaptırır. O geceden sonra gelinin ve damadın ailesi hep birlikte düğün kaseti izlediklerinde gerçek ortaya çıkar. İki aile de pistten inmeyen o teyzeyi tanımamaktadır. 

Oğluna Gelin Adayı Arayan Teyzeler

İşte bir orta direk düğününün olmazsa olmazı olan oğluna gelin bakan teyzeler vardır. Bunlar o düğüne sırf bu sebeple gelmişlerdir. Süreç şöyle gelişir: İlk önce pisti en iyi gören masayı seçip, ona otururlar. Orada oğullarının yaşına uygun bekar genç kızları tek tek belirlerler. Tabii bunun da kriterleri vardır; hanım hanımcık olması, güzel olması gibi. Sonrasında ise araştırmalar başlar. Etrafındaki kadınlardan kimin kızı olduğunu, ne iş yaptığını, nerede oturduğunu öğrenirler. Hatta teknolojinin geliştiği şu zamanlarda gizlice gelin adaylarının fotoğrafını çekip oğluna internet üzerinden gönderen profesyonel teyzeler bile mevcuttur. 

Sözde Oynamayı Bilmeyen Çılgın Dansçılar

Bir de sözde oynamayı bilmeyenler vardır bizim orta direk düğünlerinde. “Ay yok ben gerçekten anlamam.” veya “Hiç beceremem oynamayı.” cümlesini duyduğunuz an bakışlarınızı o tarafa çevirin. Çünkü birazdan hayatınızın en çılgın danslarından birini görebilirsiniz. Oynamayı bilmediğini söyleyen bu kişiler azıcık ısrar sonucu özüne döner.

İlk başta çekinerek dans ettiklerini görürsünüz. Ancak bir iki parça sonrasında pistin sallandığını hissediyorsanız anlayın ki karakterimiz evrimini tamamlamış demektir. Gecenin sonuna kadar oturtamazsınız bu arkadaşları. 

Takı Töreni

Geldik takı törenine, bu her düğünde farklılık gösterse de pek eğlencelidir. Takı töreni takipçileri işte en enteresan ve gizemli olanları onlardır. Son zamanlarda ortaya çıkan takı köşeleri, takı kutuları ve masaları tek tek gezerek takı toplama uygulamaları ile bu karakterimizin nesli tüketilmeye çalışılsa da takı töreni takipçileri her zaman her alanda direnmektedir. Bunlar akrabalardan veya komşulardan oluşan kişiler olabilir. Meyve sularını içip pastalarını yerken takı takma işlemini büyük bir titizlikle izlerler. Düğüne gittiğinizde takı töreni esnasında etrafınızı gözlemleyin. Gözünü çeyreklerden ayırmayıp, arada bir yanındakinin kulağına eğilip bir şeyler fısıldayan teyzeler görürseniz; işte siz de onlarla tanıştınız demektir. 

İşte benim betimlemem eşliğinde size bir orta direk düğününden pasajlar sundum. Yüzünüzde bu zor günlerden geçtiğimiz zaman diliminde biraz gülümsemeye neden olduysam ne mutlu bana...

Saygı dolu sevgiyle kalın.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 06.09.2022
  • Süre : 4 dk
  • 769 kez okundu

Google Ads