Site İçi Arama

kultur-sanat

Toplumsal Güven Endeksimiz Niye Çok Düşük Çıkıyor?

Devleti de yıkan, törpüleyen şeyler vardır, zamanında önlemini almazsanız yarın bir devlet kalmaz ortada. Yani koskoca bir değeri korumak için bazen o son dokunuşu yapmanız gerekir.

Bazen öyle basit bir şey yaparsınız ki, o yaptığınız şey koskoca bir emeği uzun süre korur.

Ne mi mesela?

Odaya parke döşediniz, üzerine cilasını atarsanız o parke uzun yıllar yerinde olduğu gibi duracaktır. 

Cilasız parke dağılır gider. Cilası parkeyi uzun süre korur.

Demirden fabrika, köprü, gemi, tren yapıyorsunuz, boyamazsanız pas tutar veya yıkılır, ya da delinir. Boya demir aksamı yıllarca korur.

Krom kaplarsanız evladiyelik olur demir aksam.

Bakırdan önceden tencere tava yaparlarmış, kalaylamazsanız hem pas tutar, kararır, hem de sizi zehirler. Kalay da bakır eşyaların koruyucusudur.

Koskoca ev yaptınız, çatısını kaplamazsanız, cephesini sıvamazsanız, boyamazsanız dağılır gider koskoca ev bakımsız kalıp.

***

İşte toplumlar da böyledir, koskoca toplumu içten içten çürütecek olan bir sürü şey vardır, zamanında önlem almazsanız koskoca toplumu kaybedersiniz.

Devleti de yıkan, törpüleyen şeyler vardır, zamanında önlemini almazsanız yarın bir devlet kalmaz ortada.

Yani koskoca bir değeri korumak için bazen o son dokunuşu yapmanız gerekir.

***

Peki nedir toplumların koruyucu meleği?

Nedir devleti devlet yapan ve ebediyete kadar payidar kalmasını sağlayan meziyetler?

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!

Yeterli mi bu söylemde adı geçen kavramlar?

Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet!

Peki bu söylem yeterli mi? 

Bu sözler bir slogan olarak, yanında da Rabia işareti yapılarak meydanlarda haykırılıyordu ve düne kadar iktidarın dilinden düşmeyen bir söylemdi. 

Bugün pek dile getirmiyorlar.

Ya da altı ok! 

Bildiğimiz kuruluş ilkeleri, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, devrimcilik!

Bunlar yeterli mi bir toplumu toplum yapmak için gerekli bağ olarak?

Aslında bu ilkelerin de içi boşaltıldı bu günlerde. Hiç kimsenin dilinde değil bu ilkeler günümüzde.

Biz Müslüman bir toplumuz! Dolayısıyla din aramızdaki en önemli bağdır. 

Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz!

Dini bütünlük toplum olmak için yeterli mi peki?

Toplum içinde az da olsa farklı inanışları olanlar var. Dolayısıyla sadece din birliği de yeterli değil bence.

Etnik açıdan da farklı köklere sahip vatandaşlarımız mevcut. Dolayısıyla etnik olarak burası bir Türk vatanıdır söylemi de yeterli değil.

Evet, Atatürk en güzelini söylemiş:

Ne mutlu Türküm diyene!

Bu vatan toprakları üzerinde yaşayan ve kendini Türk olarak hisseden herkes Türk’tür!

Yurt dışına çıktığında pasaportunu gururla gösteren ve vatandaşlık bağı ile bu ülkeye bağlı herkes zaten yabancı devletler gözünde Türk olarak kabul ediliyorlar.

Bu dediklerimin hepsi bir toplum olmamız için önemli değerler.

Ancak ben bizi biz yapan değerlerden bahsetmiyorum ki!

Benim merak ettiğim o parkeyi bir arada tutan, koruyan cila. 

Yoksa parkenin hangi ağaçtan yapıldığı, parke olmak için ne gibi işlemlere tabi tutulduğu ayrı bir konu. 

Toplumu koruyan, bozulmasını önleyen bir anlamda toplumun cilası diyebileceğimiz şey nedir sizce?

Dil birliği bile bir noktaya kadar toplumları bir arada tutan bir özeliktir, ama aynı dili konuşup da farklı devlet sahibi olan bir sürü toplum var dünyada.

Yani dil birliği bile toplumu koruyan bir cila değildir.

***

Toplumun asıl cilası, koruyucu katmanı bir arada yaşayabilmenin güvencesidir! Gelecek güvencesi!

Her birey eğer bu toplum içerisinde bir geleceği olduğuna emin olursa, yarın ortalık yerde kalmayacağına, kendisinin, ailesinin, çocuklarının, torunlarının bu toplum içinde huzurla ve yeterince kazanç sahibi olarak yaşayabileceğine emin olursa, işte o zaman bu toplum içinde yaşamak için gönül rızası ile yaşamına devam eder.

Güven! 

En önemli toplum tutkalıdır.

İnsanların birbirine güveninin kurulması için ise devlet kontrolünde kaynakların adaletli olarak dağıtılması gerekir. Devlet kontrolünde adaletin sağlanması gerekir. Devlet kontrolünde asayişin ve güven ortamının kurulması gerekir.

Başka?

Sanırım bir de ortak hisler önemli. Aynı konularda herkesin aynı tepkileri vermesi önemli. 

Bilinen ve sevilen bir şarkıdan aynı hazzı almak, başarılara aynı anda sevinmek, üzücü konulara aynı anda üzülmek. Toplum olarak bir ortak duygu birliğinde olmak.

Tüm bu toplum değerlerinin birlikte oluşabilmesi için ise dediğim gibi insanların birbirine güvenmeleri en önemli ihtiyaç.

***

Peki bugün toplumumuzdaki birbirine güvenen insan oranı yüksek mi?

Değil!

Bu konuda okuduğum bir rapora göre toplumsal güven üzerine farklı temalarda yapılan araştırmalar, hemen her konuda toplumsal güvenin çok düşük seviyelere indiğini gösteriyormuş.

Raporun detaylarına girmeyeceğim, ancak son yıllarda güven endeksinin düşmesinin sorumlusunun bu iktidar olduğu ortada.

Seçim kazanma uğruna toplumdaki  kutuplaştırma çabaları sonunda bu toplumu içten içe parçalamış görünüyor.

Üzerine ekonomik zorluklar ve bunun sebep olduğu suç oranlarının artışını da dahil ederseniz, işte buyurun, her konuda fırsatını bulur bulmaz birbirini aldatma hevesinde olan bir toplum!

İnsanların hemen hemen büyük kesimi gerek dini bütün kişi kisvesi altında ve gerekse biz modern insanlarız, kültürlüyüz diyerek birbirini aldatmaya meyilli olmuş durumda.

Cilası bozulmuş toplumun, boyası kabarmış, çatısı akıtıyor, sıvası dökülmüş.

Tamiri mümkün mü?

Olabilir, ama eğer pas derinlere nüfuz etmişse, artık ne kadar boyarsan boya, fayda etmez!

Umarım çok bozulmamıştır toplumumuz.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 25.01.2024
  • Süre : 4 dk
  • 619 kez okundu

Google Ads