Site İçi Arama

kultur-sanat

Yardım Kampanyaları Değil de, Sanki Reklam Kampanyaları

Bu işler sessiz sedasız yapılmalı aslında diye düşünüyorum bir yandan, ancak sessiz sedasız da olmuyor sanki. Yardımlar gerçekten sessizce mi yapılmalı, yoksa kanallarda yayınlandığı gibi yardım kampanyaları şeklinde mi? Bir türlü karar veremiyorum.

Bir de şu yardım kampanyalarındaki o şu kadar yardım etti, bu şu kadar yardım etti üzerine gelin biraz düşünelim.

Düşünelim diyorum, çünkü biraz beni rahatsız eden şeyler var bu yardım kampanyalarında.

Nedir bu rahatsız eden şey derseniz, biraz kafam karışık bu konuda.

Bu işler sessiz sedasız yapılmalı aslında diye düşünüyorum bir yandan, ancak sessiz sedasız da olmuyor sanki.

Yardımlar gerçekten sessizce mi yapılmalı, yoksa kanallarda yayınlandığı gibi yardım kampanyaları şeklinde mi? Bir türlü karar veremiyorum.

Bir elin verdiğini diğer el bilmeyecek derler. Bir insan ne kadar zor durumda olursa olsun, yardım etmek istiyorsan bunu sessizce yapmak en güzeli diye biliyorum ben.

Ancak özellikle son günlerdeki yardım kampanyalarında, birçok insan özellikle isminin söylenmesi şartıyla yardım etmeyi kabul ediyor.

Hatta mümkünse kendi bir iki söz söylemeyi tercih ediyor birçoğu. Sonra da söz verildiğinde ben bilmem kim diyerek, şu kadar da gönlümden koptu diyor ve nihayet yaptığı yardımı insanlara bildirmiş olmanın verdiği haz ile mutlu mesut oluyor muhtemelen.

Aslında eleştirdiğim yanı böyle davrananlar yardım kampanyalarında. Herkes bu şekilde davranıyor demek istemiyorum, ama hepimiz ekranları izledik herhalde. Bu talepte bulunanlar oldukça çok. Doğrusu ben biraz göz atıp kapattım kanalları, nedense seyredemedim olanları.

Dediğim gibi bu konuda kafam karışık, çünkü madalyonun diğer bir yüzü var!

Eğer büyük çapta yardım toplamak istiyorsanız, yardımları ancak bu şekilde toplayabiliyorsunuz. Bu bir gerçek!

Kendi reklamını yapmadan birçok insan ya da kuruluş yardım etmek istemiyor. Sizin de bu kişilerin de yardımına ihtiyacınız var. Dolayısıyla bir elin verdiğini diğer el bilmeyecek söylemi, bir söylem olmadan öteye geçemiyor yardım kampanyalarında.

Tamam, insanları yardım etmeye teşvik etmek için mesela bakın küçücük Ali kumbarasından şu kadar birikimini verdi diyerek Ali'yi onore etmek mantıklı olabilir, ya da bir şehit babasının aldığı düşük maaştan gönlünden koptuğu kadarıyla bir şeyler bağışlaması, ancak yardım ediyor görüntüsü altında kendi reklamını yapma derdinde olanlara ne demeli?

Dediğim gibi, iki arada bir derede kalıyorsun, insanlar seviyorlar yardım ettiklerinin bilinmesini. Yapılan yardımların ise hepsi çok değerli.

Ayrıca kampanyalarda kim ne vermiş, bunu bilmek isteyenler de az değil.

Bütün kanallarda bir yardım kampanyası sonrasında bakın bilmem kim şunu verdi diye haber oluyor. Sosyal medyada da türlü türlü reklam var bu konuda.

Magazin basını sanki, hani olur ya, sosyetede kim ne yapmış merak konusudur. Yardım kampanyası değil de, sosyete haberleri adeta. Kim kimle hangi gece kulübünde ne zaman ne yapmış gibi adeta. Herkes kimin ne yardım yaptığını merak ediyor.

Magazin dünyasına ben de bakarım arada. Hep haber olur, yeni bir aşk mı doğuyor, yok biz arkadaşız diye açıklama yaparlar kimileri, kimisi de yüzünü falan kapatıp kaçmaya çalışırlar paparazzilerden. Hiçbir farkı yokmuş gibi geliyor bana bu kampanya haberlerinin.

İşte adeta sosyete haberleri gibi, yardım kampanyalarında da kim ne kadar ne verdi? Herkesin merak ettiği şey sadece bu oluyor!

Bazen düşünüyorum nasıl böyle olduk diye.

Gerçi düğünlerimizde bile böyle değil midir zaten?

Gelinin amcasından bir tam altın!

Damadın teyzesi beşi bir yerde taktı!

Eniştesi tam beş yüz dolar taktı!

Yüksek sesle anons edilir. Özel düğün kaseti çekilir sırf sonradan kim ne taktı diye bakmak için.

Hatta, mesela bak Ayten'ler sadece çeyrek takmışlar, biz de onların düğününde çeyrekten fazla takmayalım der düğün sahipleri kaseti seyrederken.

Bu gösteriş kültürü ne zaman bulaştı acaba bize?

Yardım kampanyalarında en zoru da siyasiler için oluyor sanırım.

Kampanyaya açıktan katılsa bir dert, ne kadar verdiler diye merak eden çok. Gizliden katılsa başka bir dert, bir şey vermedi diye polemik yapan çok oluyor ardından.

Hiç katılmazsa bam başka bir dert. 

Mecburen her türlü kampanyaya katılmak zorunda kalıyorlar politikacılar.

Ama belki de o kadar maddi güçleri bile olmuyor! Bağış yaptığında parti kasasından yapmıyor ki, cebinden yapıyor! Zor iş gerçekten.

Kimi yardım kampanyaları da büyük boyutlarda reklam içeriyor.

Kampanyalara bankaların katıldığını da gördük.

Özel bankalar neyse de, peki ya devlet bankaları? Onlar niye katıldılar?

Ya Merkez Bankası?

Bu kamu bankalarının kampanyalara bağışladıkları paralar neyin nesiydi ben hiç anlamadım.

Adı üstünde, devlet bankası değil mi bunlar?

Yapılması gereken bir şey varsa, iktidar devlet adına bu paraları gerekli yerlere kanalize edebilir zaten. Kampanyada bağış yapmak neyin nesi, inanın anlaşılır gibi değil.

Amaç nedir? Niye kampanyada bağış yapılıyormuş görüntüsü verildi?

İktidar devlet adına bu paraları afet bölgesinde değerlendirdiğinde olmuyor mu?

Sebep ne? Öyle yapınca denetlemeye mi takılıyor? İnsanın aklına türlü türlü kuşku düşüyor.

Gerçekten kampanyada bağışlanınca denetleme yapılmayacak, bu mudur sebebi bağışların?

Yoksa iş insanlarını teşvik etmek açısından mı böyle bir şey yapıldı?

O iş insanlarına şu kadar bağış yapacaksınız dediğinizde zaten tıpış tıpış o bağışı yapacaklar, buna gerek var mıydı?

Ya da bir şey yarıştırıyormuş gibi bizim kampanyamızda daha çok para toplandı diye hava atma derdi midir devlet bankalarının ve merkez bankasının yaptığı bağışlarının sebebi?

Ama ona da bizim oralarda başkasının bir şeyiyle bir yere girmek derler

Kısacası ben işin içinden çıkamadım. Neler oluyor bize hiç anlaşılır gibi değil.

İnsanoğlu çok değişti. Belki de hep böyleydi, bilemiyorum gerçekten.

Kısacası ben gerçekten karar veremedim, sanırım yardım kampanyaları yapmak zorunlu.

Evet, bir yanda büyük bir tantana da olsa, yardım kampanyaları ile büyük miktarda yardım toplayabilmek var, diğer yanda da bir elin verdiğini diğer el bilmeyecek söylemi var.

Sessiz sedasız olunca doğru dürüst bir şey toplayamamak sonuç olduğu için kampanyalar zorunlu sanırım.

İnsanımızın karakteri böyle olunca başka çaresi yok gibi görünüyor.

Umarım toplanan yardımlar ihtiyacı olanlara ulaşır ve insanlar bir an önce toparlanırlar.

Ekranlarda dağıtılan çadırlar içinde bile insanların nasıl bir zorluk içine olduğunu gördükçe bunca yıl insanımıza konut yerine tabut inşa etmiş olmamıza gerçekten çok sinirleniyorum.

Hepimiz suçluyuz, hem de hepimiz!

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 25.02.2023
  • Süre : 5 dk
  • 850 kez okundu

Google Ads