Site İçi Arama

kultur-sanat

Siyah Rengin Asaleti

Günümüzde asaleti, zarafeti, gücü, otoriteyi, ciddiyeti, mesafeyi, korunmayı, zekâ ve entelektüelliği temsil eden siyah renk, bir yandan da tarihin getirdiği karanlık duyguların etkilerini taşır.

Renklerin dili olsa, çok şey anlatacakları kesin. Ama onlara mana ve değer atfeden biz insanlar değil miyiz? Her rengin yaşantımızda, mitoloji de, destanlarımızda, hikâyelerimizde ayrı bir yerleri vardır. Bizler onlar hakkında konuşmasak bile onlar bize çok şey anlatırlar. 

Renkler içinde siyaha kendimce ayrı bir yer veririm. Çünkü siyahın hayatımızın içinde büyük bir yer edindiğine inanıyorum. Tarih boyunca, aydınlığın karşısında karanlığı, gündüzün karşısında geceyi temsil eden siyah renk aynı zamanda renkliliğin karşısında renksizliği de temsil eder. Tarih yüzyıllar boyunca siyahı başlı başına bir renk statüsünde tutmuş olsa da bilimsel gelişmeler siyahı, renklerin dünyasının dışında bırakmıştır. 

Siyah her zaman gizem ve bilinmeyenin temsilini yapmıştır. Newton’un 17. yüzyıla damgasını vuran buluşuyla birlikte yeni renk düzeni kırmızı, sarı, mavi, mor, turuncu ve çivit mavisi olarak belirlenmiştir. Bu bilimsel çalışmanın sonucunda siyah ve beyaz renkleri, klasikleşmiş renk skalasından (düzleminden) çıkarılırken, geçmişteki renk teorileri de önemini yitirmiştir. Bu yeni düzende artık siyaha da beyaza da yer yoktur. Kısaca siyah ve beyaz, birer renk olmaktan çıkmıştır. 

Bu manada belki beyaz siyaha göre daha şanslıydı diyebiliriz çünkü bir şekilde renk spektrumu ile ilişkili bir renktir. Zira beyaz, renklerin hepsini içeriyordu. Ancak siyah ne yazık ki hem renk spektrumunun hem de renk dünyasının tamamen dışında kalmıştı. Bu durumu bizler kabullenemesek de, bilimsel çalışmalar bu durumu böyle kabul ediyordu. 

Öte yandan, bilim insanları rengin yokluğu olarak ifade ettikleri siyahı, renklerin dünyasından dışlasalar da belli bir süre sonra sanatçılar siyaha yeniden sahip çıktılar. Zamanla geniş kitleler siyahı gündelik hayatın renklerinden biri olarak kabul etmiştir. Siyah, bugün pek çok insanın sıklıkla tercih ettiği renklerden biri haline gelmiştir. Bu duruma gönül koyanlardan birisi olarak ben de "siyah-beyaz" şiirimi yazdım. Yazının sonunda isteyenler bu şiirimi dinleyebilirler. 

Günümüzde asaleti, zarafeti, gücü, otoriteyi, ciddiyeti, mesafeyi, korunmayı, zekâ ve entelektüelliği temsil eden siyah renk, bir yandan da tarihin getirdiği karanlık duyguların etkilerini taşır. Yaygın olarak ölümün, matemin ve hüznün rengi olarak algılanan siyah; aynı zamanda bilinmeyenin, görünmeyenin, korkunun, depresyonun, karamsarlığın, şeytani güçlerin, sırların ve gizemin de rengidir. Yani hayatımızın karanlık yüzünün ifadesi gibidir. 

Günlük hayatımızda oldukça fazla yer edinen siyah rengin verdiği mesajlar tarihsel çağrışımlarının yanı sıra, içinde bulunduğumuz toplumun ve kültürün bize öğrettiklerini de kapsar. Siyah rengin tarihsel süreçte yaşadığı iniş çıkışlar, bu rengin algısında ve kullanımında da etkiler yaratmıştır. Örneğin, makam arabalarının siyah renkli olması, içindeki kişinin önemli, güçlü ve saygıdeğer biri olduğu mesajını verir. Korumaların, üst düzey güvenlik görevlilerinin genellikle siyah giymesi ise tehlikeyi ve bu kişinin gücünü ifade eder. Siyah hakkında en ilginç bilgilerden biri de dış faktörlerden kaynaklanan duygusal strese karşı insanları korumasıdır. Gücün sembolü siyah, dış dünyadaki uyarıcı faktörler ile aramıza mesafe koymamızı sağlayarak kırgınlıklarımızı, güvensizliğimizi ve özgüven eksikliğimizi gizlememize de yardımcı olur.

Otorite, güç, bağımsızlık ve disiplini temsil eden siyahın bu toplumsal algısı, pazarlama alanında da sıklıkla kullanılan renklerden biri olmasına neden olmuştur. Evrenden bahsederken bile mutlaka "kara delikler" gizemi hep aklımızın bir yerinde durur.

Evrenin başlangıcı olan karanlık ve yaşamın var olmasını sağlayan aydınlık atalarımızın hayatlarında en belirleyici etkenler olmuştur. Bu sebeple, siyah rengin tarihsel başlangıcı karanlık olgusu ile birlikte oluşmuş ve hemen her kültürde ağırlıkla gece ile ilişkilendirilmiştir. Atalarımız ateşin bulunmasından önceki dönemlerde açık alanlarda yaşamışlardır. Bu açık alanlar, geceleri karanlık olması sebebiyle tehlikelerin fark edilmesini zorlaştırmıştır. Gecenin ve açık alanların ev sahipliği yaptığı karanlığın yarattığı içimizde meydana getirdiği korku, bilinmezliğin getirdiği korkuyu da tetiklemiştir. Diğer canlılara göre açık alanda ve karanlıkta oldukça savunmasız kalan insan türü zamanla mağaralarda yaşamaya başlamıştır. Adeta karanlıktan kendi kontrolü altındaki kapalı alandaki zifiri karanlığa sığınmıştır. Bu savunmasızlık ve korku hissinden hareketle sığınılan mağaralar zamanla gündüzün aydınlığında yaşanan mücadeleden kaçışın adresi olmuştur. İlk yerleşim yerlerinden olan mağaraların dış tehditlere karşı verdiği güvenlik hissiyatı, insan türünün varoluşunun devamı açısından oldukça önemli bir ihtiyaç olan  barınma sorununa çözüm olmuştur.

Hayata gelme, değişim ve dönüşüm yerleri olarak mağaralar, insanların en eski tapınma yerleri de olmuş ve mitolojik hikayelerdeki tanrılar ile kahramanların birçoğu mağaralardan ortaya çıkmıştır. Siyah=kara olarak da çok kullandığımızdan hikâyelerimiz, masallarımız ve abartılı ritüellerimizde de önemli bir yeri olmuştur siyah renginin. Her ne kadar batıl inanç olduğunu bilsek de önümüzden kara kedi geçtiğinde kötü şans getireceğini düşünüp tedirgin olanlarımızda hiç az değildir. 17. yüzyıl Avrupa'sında birçok savaş, çatışma ve ekonomik problemlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Karanlık yüzyıl olarak adlandırılan bu dönemde büyücülük kitapları ilgi görmüş; geçmiş dönemlerde şeytan ve kötülüğün simgesi olan siyah, tekrar korku dolu bir renk olarak görülmeye başlamıştır. Orta Çağ boyunca kara kediler kara büyü ile eş tutulmuştur. Tüm bu inanışlar günümüzde kara kedilerin uğursuzluk getirdiği yönündeki batıl inancın kökenidir ancak özünde siyah rengine biçilen korku, karanlık çağrışımlarıyla ilgilidir.

Bu arada başkaldırı ve isyan ile bütünleşen siyah, siyasette de farklı toplum düzenlerini savunan akımların ana rengi olmuştur. Bunu temsilen siyah bayraklar toplumsal ayaklanmalarda da öne çıkmıştır. Avrupa’da dönem dönem ortaya çıkan faşist, nihilist ve anarşist gruplar, aykırılığı temsil etmeleri sebebi ile siyah renk ile özdeşleşmiştir. 2. Dünya Savaşı sırasında, İtalyan faşist lider Mussolini’nin güvenlik güçleri tamamen siyah renkli üniformalar giymiştir. 

Ayrıca renklerin kişilik özelliklerimizi etkilediği bir gerçektir. Siyah güçlü bir renk olduğu için, siyah seven kişiler de güçlü, özgüvenli, gizemli, stil sahibi, otoriter ve azimlidirler. Bu yüzden partnerlerini kontrol etmeyi severler. Ancak ketum oldukları için siyah severleri anlamak ve çözmek biraz zaman ister. İlginç bir şekilde bu mesafeli ve kendini belli etmeyen tutumları onları diğer insanlar için daha da çekici yapar. Onlar için ince espri, zekâ ve saygınlık oldukça önemlidir. 

Siyah seven insanlar pek çok çelişkili davranışa sahip olabilir. Bir yandan geleneksel, tutucu ve ciddi bir imaj çizerken; bir yandan daha dünyevi ve karmaşık bir hava yaratabilirler. Lider ruhlu siyah severler her işi en ince detayına kadar tamamlar ve düzgün bir şekilde yapıldığından emin olurlar. Azimli ve çalışkandırlar. Kararlarına müdahale edilmesinden hoşlanmayan ve kontrolü elinde tutmayı seven yapıları nedeniyle iş hayatında özellikle takım çalışmalarında zorlanabilirler. Ekip çalışmalarında kendi fikirlerini iş arkadaşlarına dayatabilirler, hatta gereğinden fazla baskı kurarak otoriter bir figür haline gelebilirler. Bu sebeple otoriter yanlarını biraz dengelemeleri gerekebilir. 

Siyah renk sevenler özel hayatlarında olduğu gibi iş hayatında da mesafeli duruşları ile insanlarla aralarına görünmez bir duvar örerek kendilerini dış dünyanın negatifliklerinden korumaya çalışırlar. Siyah renk bu sebeple bazıları için konfor alanı olarak tanımlanabilir. 

Saygı dolu sevgiyle

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 26.12.2023
  • Süre : 4 dk
  • 809 kez okundu

Google Ads