Site İçi Arama

kultur-sanat

Renkleri Nasıl Tanımlıyoruz?

Yıllar sonra renkli televizyonlar çıktığında ana renklerin aslında kırmızı, yeşil ve mavi olduğunu öğrendim. (Red, Green, Blue, RGB) Nedense yağlı boya ile farklı, ışık ile farklı sonuç alıyorsun.

Bana yeşili tarif edebilir misiniz?

Evet, yeşil bir renktir. Sözlükte sarı ile mavinin karışımından ortaya çıkan ve bitki yapraklarının çoğunda görülen renk diye tarif etmişler.

Bilimsel tarifi yaklaşık 495-570 nm'lik baskın dalga boyuna sahip ışık şeklinde açıklanıyor.

Doğanın rengi olan yeşil, aynı zamanda ilkbaharın da simgesidir. Bu nedenle hem psikoloji biliminde hem de görsel sanatlarda doğanın canlanışıyla birlikte iyimserliği ve umutlu olmayı temsil eder. En canlı ara renklerden biri olan yeşil, aynı zamanda cesaret ve özgürlük manasına gelir.

Bu da kitaplarda yazan tanımı.

Ama sizce yeşil nasıl tarif edilebilir? Yani yeşil deyince aklınızda ne canlanıyor? Nasıl tahayyül ediyorsunuz bu rengi aklınızda?

Doğanın rengi işte! Yeşil! Nasıl tarif edilebilir ki bir renk?

Ne bileyim, mesela bir maviden, bir kırmızıdan, bir sarıdan ne farkı var sizce?

Aslında bir farkı yok değil mi?

Ama yeşil belki biraz huzur veriyor içimize. Mesela kırmızı biraz agresif bir renk sanki, ama yeşil çok daha huzur dolu.

Gerçi ben maviyi daha çok severim, belki adımdan dolayıdır. Sonuçta deniz deyince mavi renk akla gelir. Çocukluğumdan beri adımla özleştirdim sanırım.

Ama yeşil de fena değil. 

Mesela hanım salatalık yeşilini, ya da fıstık yeşilini daha çok sever.

Sahi bir de bu renklerin türlü türlü tonları oluyor değil mi?

Pastel renkler diyoruz, hani biraz uçuk tonda olanlar. Onlar da fena değildir.

***

Evde dekorasyon yaparken çok uğraşmıştık. Bizim hanıma bir şey beğendirmek çok zordur.

O renk bunun yanına uymadı!

Bir de renk uyumu diye bir şey var. Kimi renkler birbirine daha uyumlu oluyor. Bazıları da yanına ne koysan olmuyor. Bir türlü yakışmıyor yanlarında diğer renkler.

***

Siyah ve beyaz renk değildir derler.

Ama mesela kırmızıyla beyazı karıştırsan pembe renk oluyor. 

Kırmızıyla pembe aynı renk mi? Hayır! 

Demek ki beyazın renkler üzerinde bir etkisi var. Öyleyse niye beyaz renk olmasın ki?

Bu arada pembe gül rengidir biliyorsunuz. 

Ama pembenin bir de çingene pembesi denen bir tonu da var. Cırtlak bir renktir çingene pembesi. Nedense çingeneler cırtlak renkleri severler. 

Çingene deme! Onlar roman vatandaşlar!

Tamam da roman vatandaş deyince ne fark ediyor ki, siz de ayırmış olmuyor musunuz böyle deyince?

***

Neyse, renkleri tarif etmek için bazen de meyve sebzelerden faydalanıyoruz nedense.

Kahverengi! Yani? Kahvenin rengi işte.

Portakal rengi, kavun içi, kiraz kırmızısı, vişne çürüğü, erik rengi, patlıcan moru, çilek pembesi, muz rengi, limoni…

Yeşilin bile bin türlüsü var, deniz yeşili, orman yeşili, koyu yeşil, zeytin yeşili, çimen yeşili, sarımsı yeşil, kireç yeşili, açık yeşil, likör yeşili… Say say bitmiyor.

Son zamanların çok tutulan rengi var sonra, turkuaz!

Bir zamanların çok sevilen rengi de eflatun.

Sonra yine son zamanlarda pek meşhur olmuş somon rengi var, kum grisi var, akuası var, cam göbeği var. Fildişi, yavruağzı var.

Ya fümeye ne dersiniz?

Petrol yeşili? 

Ben bejleri de severim.

Lila da fena değildir.

Sonra metalik renkler vardır bir de. Gümüş rengi, altın sarısı, kobalt mavisi, krom rengi, metalik turuncu…

***

Biz projelerde özellikle cephe elemanları için RAL renk kartalasından renkler yazarız. Adı sanı bellidir, o değil de bu olacaktı diyemezsin. RAL numarası belli değil mi? Daha ne? Projeye RAL 9006 diye ben mi yazdım?

Aç bak, sen seçmedin mi bu rengi? Ben de sipariş edip getirmişim. Benden ne istiyorsun daha? 

Ya da mimar bunu yazmış işte, sen de projeyi onaylayıp vermişsin siparişi açayım diye! Bir derdin varsa git mimarla çöz derdini. Ben inşaatçıyım. Benim iş programını tutturmam lazım!

Tabii bu kadar sert konuşamıyoruz işverenlerle. Son dakikada bir değişiklik isterse eğer, işin oluru var mıdır ona bakıyoruz mutlaka. 

Belki üretici henüz boyayı almamıştır! Hemen üreticiye dönüp dur bir dakika, değişiklik olabilir diyoruz.

Sonra da işverene dönüp boyayı almış üretici maalesef, ama başka bir işinde belki kullanabilir, şu kadar fark ve şu kadar da süre verirseniz halledebiliriz gibi görünüyor diyoruz.

Kısa günün kârı, taş atıp da elimiz yorulmuyor ya. Ağanın eli tutulmaz. Eğer son dakikada bir değişiklik istiyorsa işveren bedeli neyse ödeyecek!

Müteahhitlik dünyasının sırları!

Tabii RAL dışında da bir sürü renk kataloğu vardır, ama en standardı RAL’dır.

Evet, renkleri kategorize etmek zorunda kalmışız, başka türlü işin içinden çıkabilmek mümkün değil. 

***

Ana renkler ve ara renkler diye bir kavram var.

Resim derslerinde ana renklerin mavi, kırmızı ve sarı olduğunu öğrenmiştik. Ara renkler de kırmızı ile sarıyı karıştırırsan turuncu, kırmızı ile mavi karışımı mor, ve mavi ile sarıdan da yeşil.

Ama yıllar sonra renkli televizyonlar çıktığında ana renklerin aslında kırmızı, yeşil ve mavi olduğunu öğrendim. (Red, Green, Blue, RGB)

Nedense yağlı boya ile farklı, ışık ile farklı sonuç alıyorsun. 

Halen daha bu konuda aklım karışıktır.

İşte dijital ortamda renklerin tonlarını bu üç renge 0-255 arasında verilen farklı sayılarla ayar yapmak mümkün oluyor. Buna RGB kodu deniyor. Mesela RGB(255,255,255) beyaza denk gelen renk kodu. RGB(255,0,0) kırmızı, RGB(0,255,0) yeşil ve RGB(0,0,255) de mavi. RGB(0,0,0) da siyah oluyor tabii ki. Tüm renkler bu RGB kod sistemi ile dijital ortamda üretilebiliyor.

***

Tamam da, başta ne sormuştum?

Yeşil deyince ne geliyor aklınıza demiştim.

Yeşili siz olsanız nasıl tarif edersiniz?

Hadi daha fazla zorlamayayım, yukarıda renklerin adları olarak yazdığımdan da anlamışsınızdır, biz insanlar renkleri ancak bir şeyin rengi olarak tarif edebiliyoruz, başka türlü bir tarifi yok maalesef. 

Kimi renkler içimizde huzur kaynağı oluyor tabii ki, ya da kimileri sinirimizi bozuyor, kimileri de bizi sakinleştiriyor. Bir müzik dinlemek gibi bir şey. 

Ama bu tepkilerimizin renklerin dalga boyuyla, veya fiziksel karşılıklarıyla pek ilgisi yok. Daha çok kırmızının ateşi, ya da kanı çağrıştırması sebebiyle mesela, mavinin gökyüzü, yeşilin ise doğanın rengi olması yüzünden tarih boyunca bu renklere karşı genlerimize işlenmiş istem dışı tepkiler veriyoruz.

Yani renk dediğimiz şey bizim kendi aklımızda oluşturduğumuz bir olgu. Belki de hepimiz renkleri beynimizde kendimizce canlandırıyoruzdur. Sadece hepimiz aynı renge aynı tanımı veriyoruz, aynı şekilde algılıyoruz, ama belki de hepimizin renkleri beynimiz içinde tahayyülümüz farklıdır.

Sadece renk armonisi diye bir şey de var, renk uyumu demek bu. Hepimizin beyninde renk uyumları aynı fiziksel renk özellikleri üzerinden gelişmiş olduğu için hepimiz renkler konusunda benzer uyum koşullarına göre şartlanmış oluyoruz.

Sonuçta renkler sonradan öğrendiğimiz bir bilgi, hepimiz için bir şeyin rengi!

Evet, renkleri hep bir şeylerin rengi olarak tarif edebiliyoruz, bu bir gerçek.

Doğanın rengi diyoruz yeşile, gerçekten de yeşili biz Türkler doğadan almışız. Etimolojik olarak yaş bitki renginden türemiş yeşil. Tamamen Türkçe bir sözcük. 

Ama mavi öyle değil, mavi Arapça mesela, su rengi demek. Türkçesi gök aslında, biz Türkler mavi yerine gök sözcüğünü kullanırmışız eskiden. Göktürkler, yüce Türkler. Bir anlamı da yüce.

Sarı ise soluk renk demek etimolojik olarak, yine tamamen Türkçe. Halbuki güneş de sarı renkli olarak kabul edilir. Ama muhtemelen yazın otlar sararır ya, soluklaşır, oradan türemiştir herhalde.

Hadi kırmızıya da bakalım. Arapça ve Farsça diye yazıyor etimolojik sözlük. Bir böcekten elde edilen bir boyaymış aslında kırmızı. Kirmiz, kurtçuk.

Ne gereği varmış ki bu sözcüğün, bizim kendi dilimizde efendi gibi “al” rengimiz var. Kızıl da var, kan rengi. Elalemin böceklerden elde ettiği rengi niye sokuyorsunuz güzel dilimize?

Akı, karası, alı, bozu, sarısı, yeşili, gökü, kızılı, kumralı, kırçılı, yağızı, dorusu, elâsı, çaldırı, altunu, güvezi, yakısı, kınası, çalı, salı, çoyanı, kovağı neyimize yetmemiş acaba?

Daha bir sürüsü var da, artık unutulmuş sözcükler olduğu için daha fazlasına gerek yok dedim.

Renk yerine de boyak demişler, fena değil aslında, sonuçta boya da öz Türkçe. Boyadan boyak türetilebilir. Boya olarak da kullanılabilir.

Dilimize sahip çıkalım, çok güzel bir dilimiz var. 

***

Aslında renkler üzerine daha önce bir yazı daha yazmıştım. O yazıda daha çok sanat ile renklerin ilişkisini irdelemiştim.

Bu yazı ise direk renkler üzerine oldu.

Farklı renkler iyidir, hayatınıza renk katın biraz.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 24.12.2023
  • Süre : 3 dk
  • 773 kez okundu

Google Ads