hukuk

Tarihte Hırsızlık Yapanlara Nasıl Cezalar Varmış?

İki şahit bulduğunda kimi istesen asabiliyormuşsun o zamanlar. Vahşi batı, kendine has kuralları olan zamanlarmış. Silahşorların ve haydutların kol gezdiği yerler. Demek ki atlara ve sığırlara çok önem veriliyormuş vahşi batıda. İslam'da hırsızlığın cezası en az vahşi batıdaki kadar acımasız aslında. Şeriat kurallarına göre hırsızlık yapanı asmıyorlar, ancak hangi elinle çaldıysan o elini kesiyorlar. Şeriatın kestiği kol acımaz! O yüzden eskiden çok çolak varmış etrafta gezinen.

Tarih boyunca insanlar bir sürü suç işlemiş.

Kimi zaman suç işledin diye haksız yere suçlananlar da olmamış değil tabii ki, ama gerçekten suç işleyenler de oldukça fazlaymış.

Bu suçlardan en çok rastlananı ise sanırım hırsızlık.

Yani suçlar arasında en popüler olanı sanırım hırsızlık yapmakmış.

Sen emek harcayıp bir şey yapıyorsun, sonra biri gelip o emek verip yaptığın şeyi çalıyor. Bir anlamda senin emeğini çalıyor. Olacak şey değil tabii ki.

Robin Hood gibi kraldan, ya da zenginlerden çalıp, yoksul halka dağıtan da var.

Robin Hood bir halk kahramanı olarak biliniyor! Filmlere konu olmuş yaptıkları.

Film demişken hırsızlık filmleri de nedense çok sevilir. Herkes büyük heyecan duyar o kasa açılırken. 

Kasada ya bir elmas vardır ya da değerli bir şey. Çoğu zaman da bir sürü para olur.

Hırsızlar kimi filmlerde haydut kılıklı, vahşi batı karakterleridir.

Ya da güzeller güzeli bir hatun da olabilir kasayı soyan hırsız.

Gecenin karanlığında o çatılarda gezinen kedi kız mıydı neydi, akrobatik hareketlerle sessizce gelir, soyar kasayı ve aynı şekilde sessizce kaybolurdu gecenin karanlığında.

Evet, gece vakti hırsızlar için iş vaktidir genellikle.

Ancak merak ettim, bu işi meslek edinmiş olan hırsızlar tarih boyunca nasıl cezalandırılıyormuş acaba?

Sonuçta yaptıkları hiç de hoş bir şey değil. Cezalandırılmaları lazım!

Kovboy filmlerden hatırlıyorum, Amerika'nın batısında at ve sığır hırsızlığının cezası bir zamanlar ipte sallanmakmış.

İki şahit bulduğunda kimi istesen asabiliyormuşsun o zamanlar. Vahşi batı, kendine has kuralları olan zamanlarmış.

Silahşorların ve haydutların kol gezdiği yerler.

Demek ki atlara ve sığırlara çok önem veriliyormuş vahşi batıda.

İslam'da hırsızlığın cezası en az vahşi batıdaki kadar acımasız aslında.

Şeriat kurallarına göre hırsızlık yapanı asmıyorlar, ancak hangi elinle çaldıysan o elini kesiyorlar. Şeriatın kestiği kol acımaz!

O yüzden eskiden çok çolak varmış etrafta gezinen.

Bugünkü gibi özürlü diye görülmezmiş çolaklar.

Çünkü bilinirmiş, çolaksa bir şey çalmıştır da çolak kalmıştır. Ne suç işledikleri hayatları boyunca belli olurmuş.

Bugün ise basit hırsızlık suçu işleyen kimse hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Hırsızlığın nitelikli halinin işlenmesi durumunda cezası 3 yıldan 7 yıla kadar hapis bildiğim kadarıyla.

Oh ne güzel, çal arkadaş diyor devlet, nitelikli bir hırsız bile olsan en fazla 7 yıl yatarsın olur biter. Sonra serbestsin.

Bunun ceza indirimi falan da var sanırım. İnfaz yasalarına göre cezanın yarısını yatıyordun galiba.

Öyle ise zaten hırsızlığın maksimum yatarı üç buçuk yıl demektir, göz açıp kapayıncaya kadar gelir geçer bu süre.

Oh ne güzel, kış vakti aç açıkta da kalmamış olursun en azından.

İyi besliyorlar mı acaba cezaevinde?

Zamanında Hammurabi doğru yapıyormuş bence, yakalanan ölümle cezalandırılır diye yazıyor tarihteki ilk yazılı yasalarda.

Demek ki bir zamanlar harbiden cezası ölümmüş hırsızlığın.

Bugünkü yufka yüreklilik yokmuş atalarımızda.

Bir de Eşnunna kanunları var tarihte, bu yasalarda da hırsızlığın cezasının ölüm olduğu yazılı, ama bir istisnası var.

Çalınan şey bir köle ise sadece geri verilmesi yeterli oluyormuş Eşnunna kanunlarına göre.

Bir köle için şimdi canını almayalım demişler demek ki köle sahiplerinin.

Zaten yeterince çok köle var, arada karışmış da olabilir diye düşünmüş olabilirler. Arap yağı bol bulunca hikayesine benziyor bu bence, kölelerin hiçbir kıymeti yokmuş bir zamanlar insanlar için.

Düşünebiliyor musunuz, bir zamanlar insanlar insanları resmen köle olarak kullanıyorlarmış!

Ne kadar vahşi bir yaradılışı var şu insanoğlunun.

Siz hiçbir hayvanın kendi cinsini köle olarak bir şey yapmaya zorladığını gördünüz mü?

Başka cins bir hayvanı bile kölesi niyetine kullanmak aklına gelmiyor insan dışındaki hiçbir canlının.

Biz halen daha başka cins yaşam formlarını kölemiz olarak kullanıyoruz aslında.

Bundan zevk alanlarımız bile var.

Ancak sanırım en kötüsü bir zamanlar kendi cinslerimizi bile köle olarak kullanmış olmamız.

Türk tarihinde yok aslında kölelik. Biz daha insancıl bir toplummuşuz.

Gerçi Osmanlı zamanında var galiba köleler. Belki de Müslümanlığın etkisi ile bir aralar heves etmiş olabiliriz.

Çünkü Kur'an da bile geçiyor kölelik.

Demek ki o zamanlar Arapların yaşam tarzı buna müsaade ediyormuş.

Ne kadar garip değil mi? Peygamber zamanında bile köleler varmış.

Bugün ise kölelik resmi olarak kaldırılmış olsa da modern kölelik düzeni halen daha sürüyor bir yandan.

Yazımızın konusu bu değil tabii ki, o yüzden emekçi kardeşlerimin geçmiş bayramını bir kez daha kutlamış olayım ve ben hırsızlık konusuna geri döneyim.

Asurlular hırsızlık yapanları hapsediyorlarmış mesela.

Demek ki geçmişte her hırsızlık yapanın cezası ölüm değilmiş.

Aslında batı dünyasında farklı uygulamalar görüyoruz.

Avrupa'da orta çağdan önce hırsızlık yapan bir köle ise ölüm cezasına çarptırılabilirken, köle olmayan birinin hırsızlık yapması durumunda kalan ömrünü bir köle olarak yaşaması da verilen cezalardan biri olabilmekteymiş.

Bu arada, Avrupa'da kimi yerlerde yakalanan bir hırsızın çaldığı şeyin iki katını ödemesi de bir ceza olarak uygulanabiliyormuş.

Aslında duruma bağlı anladığım kadarıyla.

Kimi yerlerde suçüstü yakalanan bir hırsız artık yakalayanın insafına kalmış oluyormuş muhtemelen.

Eğer o an yakalayan hırsızlık yapanı öldürmediyse, bazen bu ceza 4 ya da 5 katına kadar da artabiliyormuş.

Orta çağda ise Avrupa'da hırsızlık birini öldürmekten bile daha ağır cezalandırılıyormuş.

Cermen halklarda M.S. 798’de Narbonnaise’de cinayetin cezası bir miktar para iken, hırsızlığın cezası ölümmüş mesela.

Franklarda hırsızlık yapan köle ise, sahibi maddi karşılığını ödüyormuş, köle ise kırbaçlama gibi yaptığı hırsızlığın fiziki cezasını çekiyormuş diye yazıyor internette.

Mesela Burgondlarda (Roma İmparatorluğu zamanında Germanya'da yaşayan büyük bir Doğu Cermen kavmi) çok da önemsenmiyormuş hırsızlık.

Ama çalınan bir doğan ise (yırtıcı kuş!), işte o zaman iş başka, doğanın hırsızın göğsünden 150 gram et koparana kadar gagalamasıymış hırsızlığın cezası.

Saksonlarda (Roma İmparatorluğu dönemlerinden beri orta ve kuzey Almanya'da yaşayan Cermen halkı) hırsızın cezası krala, yani hazineye ödeyeceği belli bedel yanında, çaldığı kişiye de çaldığının 9 kat bedelini ödemesi şeklindeymiş.

Kısacası tarih boyunca anladığım kadarıyla hırsızlık en çok işlenen suçmuş ve nedense cezası ölüm gibi çok ağır bir ceza olsa bile, insanlar bir şeyler çalmaktan hiç vazgeçmemişler.

Cezası ölüm gibi, kol kesme gibi çok ağır olsa da katrana bulayıp tavuk tüyü yapıştırıp ortalıkta gezindirerek utandıracak cezalar da olsa, ya da aynı şekilde saçını kesip utanç duysun diye az bir ceza da verilse, insanoğlu vazgeçmiyor işte, fırsatını bulduğu zaman nedense çalıyor.

Bunun bir nedeni olmalı aslında, ama bu yazıda hırsızlık yapmanın sebeplerine giremeyeceğim.

Günümüzde ise artık çok modern hırsızlık yöntemleri geliştirildi.

En çok kullanılan metot ise devlet eliyle yapılan hırsızlıklar.

Farkına varmıyorsun, ama bir bakmışsın, cebindeki para artık o eski para değil. Bir zamanlar olduğu kadar değerli değil!

Çalmışlar sanki bir kısmını!

Çarşıya, pazara gidiyorsun, neredeyse cebindeki para ile hiç bir şey alamıyorsun.

Enflasyon diyorlar buna modern dünyada, ama bu da bir hırsızlık. Hem de devlet eliyle yapılan hırsızlık.

Direk hırsızlık diyelim enflasyona, modern hırsızlık!

Canavar diyoruz ya, o yüzden yanılıyoruz aslında canavar derken, enflasyon bir hırsız!

Yani enflasyon değil de suçlu enflasyon yoluyla cebimizdeki parayı çalanlar hırsız bence. Buna engel olmayanlar hırsız, enflasyonu körükleyenler hırsız!

Belki de bir zamanlar olduğu gibi hırsızlığın cezasını artırsak mı acaba? Bir işe yarar mı acaba cezalarını artırmak?

Diğer modern yöntemlerine girmeyeyim hırsızlığın, girdik mi içinden çıkamayız. Vergi kaçırmaktan tutun, vergiden kaçınmak gibi kanuni yöntemler bile bana göre hırsızlık.

Kısaca bilin istedim, tarihte hırsızlığın cezası adam öldürmekten bile daha ağırmış.

Bizim ceza kanunumuzda ise biz hırsızlığın cezasını çok düşük tutmuşuz nedense.

Belki bu yüzden türediler hırsızlar bu kadar çok, cezası düşük ya, yatar çıkarız diye düşünüyor olabilir hırsızlık yapanlar.

Oylarınıza da sahip çıkın bu arada, hırsız çok etrafta hem hırsızlığın cezası çok az hem de oy hırsızlığının cezası bile yok bildiğim kadarıyla.

Yakalasan bile oy çaldı diye ceza alanına rastlamadım ben bugüne kadar.

Atı alan Üsküdar'ı geçiyor, hepsi bu!

Kısacası ey çalanlar, ya da çalmaya hevesli olanlar, bilin istedim, fitil fitil burnunuzdan getirmeye geliyoruz diyor muhalefet!

Bu arada galiba gerçekten hırsızlığın cezalarını artırmamız gerekiyor.

İşe yarar mı bilmiyorum, ama cezalar biraz daha ağır olursa, en azından hırsızların biraz daha düşünmesine sebep olabilir çalarlarken.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 02.05.2023
  • Süre : 5 dk
  • 312 kez okundu

Google Ads