logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
savunma

Askeri Operasyonlarda Dönüşüm ve Al-Zawahiri’nin Öldürülmesi

Asimetrik strateji, rakibin zayıflıklarını ve kırılganlıklarını kullanarak karşılık verilmesi ya da yeni bir savaş yöntemi ile rakibin hazırlıklı olmadığı ve hassasiyetinin olduğu bir alanda saldırının gerçekleştirilmesidir.

Araştırmacı Yazar Cansu ULU
Araştırmacı Yazar Cansu ULU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 05.08.2022
  • Süre : 6 dk
  • 235 kez okundu

Genel

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi birçok eleştiriye neden olmuştur. En çok dile getirilen eleştiri ise oluşacak yönetim boşluğunun terörist faaliyetlere kuluçka alanı oluşturması hakkında idi. Diğer yandan ABD’nin çekilme sonrası gerçekleştirdiği faaliyetlerde aslında mücadeleyi farklı ve yeni bir zemine çekmeye çalıştığı görülmektedir. Savaş konseptinde yaşanan bu dönüşümün en belirgin örneği 31 Temmuz 2022 tarihinde Al-Zawahiri’nin drone saldırısı ile öldürülmesidir. ABD’nin gerçekleştirdiği bu operasyon ABD’nin askeri ilişkilerinde nasıl bir dönüşüme girdiğini göstermektedir. Söz konusu dönüşüm sürecini, operasyonun ayrıntıları ve etkilerini, Biden’ın konuşmasındaki mesajlarla paralel olarak inceleyeceğim. 

Afganistan ve Teröre Karşı Savaş

11 Eylül saldırılarının ardından ABD teröre karşı savaş (war on terror) doktrinini ilan etmiştir. Bush’un 2001 yılında yaptığı konuşmada “Teröre karşı savaşımız El-Kaide ile başlıyor ama orada bitmeyecektir. Küresel çapta faaliyet gösteren tüm terörist gruplar bulunana, durdurulana ve mağlup edilene kadar devam edecektir.” ifadelerine yer vermiştir. 

Burada kullanılan savaş kavramı literatürde yer alan savaş ve çatışma kavramlarından daha kapsayıcı bir anlama sahiptir. Terörist faaliyetler düzensiz savaş örneğidir ve hibrit savaş kavramının bir enstrümanı olarak kullanılmaktadır. Terörist örgütlerin düzensiz savaş yöntemlerine başvurmadaki temel motivasyonu, rakibinin teknolojik ve askeri üstünlüğüne karşı düzenli birliklere karşı tecrübeli olmadıkları savaş yöntemlerine başvurarak, yani asimetrik savaş yöntemleri ile başarı elde etmektir.

ABD, düzenli ordusu ve konvansiyonel kapasitesindeki üstünlük ile ilk etapta rakibine karşı kesin bir üstünlük sağlayacak gibi görünebilir. Terörist örgütlerin daha az kapasite ile operasyonlar gerçekleştirip kendi açılarından avantajlı çıktılar elde etmesi negatif asimetrik strateji ile mümkün olmaktadır. 

Asimetrik strateji, rakibin zayıflıklarını ve kırılganlıklarını kullanarak karşılık verilmesi ya da yeni bir savaş yöntemi ile rakibin hazırlıklı olmadığı ve hassasiyetinin olduğu bir alanda saldırının gerçekleştirilmesidir. Terörist örgütlerin başvurduğu yöntem düzensiz savaş ile karşılık vermek olmuştur. Düzensiz savaş ile savaşçı/sivil, savaş alanı/sivil alan, savaş dönemi/barış dönemi kavramları bulanıklaşmaktadır. Normalde askeri operasyonlarda durumsal farkındalığın zayıflamasını tanımlamak için kullanılan savaşın sisi (fog of war) kavramı, geniş anlamıyla düzensiz savaşın yarattığı bu bulanıklığı tanımlamak için de literatürde kullanılmaya başlanmıştır. 

War On Terror Kavramı

ABD, terörist faaliyetlere karşı hassasiyetlerini ortadan kaldırmak ve terörizmle mücadele edebilmek için terörist faaliyetleri de kapsayacak şekilde savaş kavramının kapsamını genişletmiştir. 11 Eylül sonrası ABD, terörizmle girdiği mücadelede, daha fazla askeri kabiliyete sahip tarafın uyguladığı asimetrik strateji olan pozitif asimetrik stratejiden faydalanmayı hedeflemiştir. 

War on terror kavramı, terörizme karşı mücadelede asimetrik unsurlara yer verileceğini ve savaş alanının genişleyeceğini göstermiştir. Bu kapsamda terörle savaşın bir bileşeni olarak Kalıcı Özgürlük Operasyonu gerçekleştirilmiştir. 2001-2014 yılları arasında devam eden operasyon kapsamında terör kamplarının kapatılması, teröristlerin yetkili organlara teslim edilmesi ve en önemlisi El-Kaide liderlerinin özellikle Usame bin Ladin’in teslim edilmesi hedeflenmekteydi. 

2011 yılında bu hedeflerden sadece biri gerçekleştirilebilmiştir. Usame bin Ladin, Neptün’ün Mızrağı operasyonu ile öldürülmüştür. Operasyon öncesinde insansız hava sistemlerinden elde edilen keşif, gözetim ve istihbarat verileri kullanılmıştır. Operasyon birçok askeri kurumun bir arada çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Operasyon, CIA liderliğinde, SEAL ve 160. Özel Harekât Havacılık Alayı’nın desteğiyle icra edilmiş ve başarıya ulaşılmıştır.

ABD’nin Afganistan’dan Çekilmesi ve Yeni Savaş Kavramı

Kalıcı Özgürlük Operasyonunun ardından 2015 yılında Özgürlük Operasyonu’nun Gözcülüğü ismi verilen yeni bir operasyon başlatılmıştır. Bu kapsamda Afgan birliklerinin eğitilmesi ve desteklenmesi hedeflenmiştir. Asıl dönüşüm ise 2021 yılında ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ile gerçekleşmiştir. 

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından Kalıcı Gözetim Operasyonu başlatılmıştır. Operasyon El-Kaide ve IŞİD-H’ye terörizmle mücadeleyi kapsamaktadır. Operasyon Afganistan toprakları dışından hava saldırıları ile gerçekleştirilecektir. Bu saldırı şekli, ufuk ötesi (over-the-horizon) terörizmle mücadele olarak tanımlanmıştır.

Biden, Afganistan’dan çekilme kararı sonrası yaptığı açıklamada Afganistan’daki görevin sona erdiğini ve daha fazla askeri kaybın var olan durumu değiştirmeyeceğini, bu nedenle çekilmeye karar verildiğini ifade etmiştir. Usame bin Ladin’in öldürülmesi görevinin başarıya ulaştığını ve ABD’nin Afganistan’daki görevinin ulus inşası olmadığı ve yönetim ile ilgili kararların Afgan halkına bırakılması gerektiğini vurgulamıştır. 

Bu dönemin ardından ABD genellikle geri çekilme sırasında yaşanılan organizasyon eksikliği ve geri çekilmenin Taliban’ın bir nevi başarısı olarak kabul edilmesinden duyulan rahatsızlıklarla yüzleşmiştir. ABD askeri yetkilileri ise kara unsurlarının eksikliğinin ufuk ötesi operasyon ile giderildiğini ABD’nin terörle mücadeleye devam ettiğini belirtmişlerdir. General Mark Miley, Afganistan’dan çekilmenin ardından oluşacak güç boşluğunun terörist faaliyetler için güvenli bir cennet haline gelmemesi için mücadele ettiklerini belirtmiştir. (1) 

ABD askeri yapısını savaşın teknoloji ile dönüşümüne uydurmaya çalışmaktadır. Böylelikle terörist faaliyetlerin hızlı hareket kabiliyetini yanıt vermeyi ve savaşın üstündeki sisi kaldırmayı hedeflemektedir. Bu dönemde bilgi kritik bir kapasite haline gelmiştir. Ağ yapılanması ile hareket özgürlüğü kazanan terörist faaliyetlerin hareket örüntülerini tespit etmek önem kazanmıştır. Kaldor günümüzde yaşanan gelişmeleri ‘yeni savaş’ kavramı ile tanımlamaktadır. (2)

Yeni savaş kavramında aktörlerin motivasyonları, organizasyon şekli ve kullandığı yöntemler belirsizdir. Bu nedenle düzenli ve konvansiyonel savaş içerisinde yer alan kavramlar geçerliliğini yitirmektedir. Yeni Savaş kavramında bilginin küreselleşmesi ve askeri kabiliyetlere devlet dışı aktörler tarafından ticari olarak da erişilebilir olması ayırt edici özelliklerdir. Dönüşen savaş kavramında pozitif asimetrik üstünlüğü elde etme adına ABD kendi askeri yapısında dönüşüme gitmiştir. 

ABD insansız hava sistemlerinden elde ettiği büyük miktardaki gerçek zamanlı verileri yapay zekâ desteği ile analiz edebilmektedir. Geliştirdiği müşterek operasyon konsepti ile farklı birimler arası veri paylaşımını akıcı hale getirmiştir. Belirli bir operasyonda uzman sıkı bir emir komuta zincirine sahip birlikler yerine operasyonlarda inisiyatif alabilen esnek ve müşterek birlikler kullanılmaya başlanmıştır. JADC2 ile durumsal farkındalığı arttırmak ve karar alma mekanizmasını hızlandırmak amacına hizmet edecek askeri bulut sistemi kullanılmıştır. (3) 

Böylelikle farklı kurumlara bağlı sensörlerden elde edilen veriler bir arada işlenmektedir ve bilgi paylaşımı hızlanmaktadır. Böylelikle ABD insansız hava sistemleri öncülüğünde keşif, gözetim ve istihbarat alanında rakibine karşı pozitif asimetrik üstünlük sağlamayı planlamaktadır. Diğer bir asimetrik ilişki ise ABD’nin hedefin vurulması aşamasında da savaşa alanında insansız araçları kullanmasıdır. Böylelikle taraflardan biri savaş alanında fiziken bulunmaktayken diğer taraf savaş alanı dışından müdahale ederek fiziksel riskini azaltmaktadır. 

Zawahiri’nin Öldürülmesi Bağlamında Biden’ın Konuşmasından Satır Başları 

Biden 2 Ağustos 2022 tarihinde yaptığı basın açıklaması ile 11 Eylül saldırılarının arkasındaki beyin olarak tanımladığı Ayman Al-Zawahiri’yi başarılı bir operasyon ile öldürüldüğünü duyurmuştur. 

Zawahiri, Bin Ladin’den sonra ABD’nin El-Kaide ile olan mücadelesindeki en önemli hedef olarak kabul edilmektedir. ABD daha önce iki kere Zawahiri’yi hedef alan operasyon düzenlemiş ancak başarısız olmuştur. Son operasyon, Ladin’in öldürüldüğü Neptün’ün Mızrağı operasyonuna benzer bir şekilde CIA önderliğinde icra edilmiştir. Afganistan’da kara desteği olmamasına rağmen insan istihbaratı yani HUMINT ve eş zamanlı drone görüntülerinin işlenmesi sayesinde, kuvvetli bir teknik destekle operasyon başarılı olabilmiştir. 

İlk etapta Al-Zawahiri’nin sosyal hayatı takip edilerek belirli bir örüntü çıkarılmıştır. Böylelikle hareketleri tahmin edilebilmiştir. 31 Temmuz 2022’de sabah saat 6:18’de Zawahiri evinin balkonunda CIA’in insansız hava aracı ile vurulmuştur. Operasyonda özellikle sivil kayıp yaşanmamasına dikkat edilmiştir. Operasyon ufuk ötesi terörle mücadele yaklaşımı kapsamında, Afganistan toprakları dışından havalanan drone ile gerçekleştirilmiştir.

Bu operasyona yönelik kullanılan drone ve silah hakkındaki detaylar, ABD’nin ayarları isimli yazımızda (https://strasam.org/stratejisiyaset/strateji/abdnin-ayarlari-1047) yer almaktadır.

Biden’ın Al-Zawahiri’nin öldürüldüğünü duyurduğu konuşmasında belirli satır başları operasyonun ayırt edici özelliklerini vurgulamaktadır. İlk olarak Biden’ın terörle savaş kapsamında önemli bir başarı elde ettikleri vurgusu dikkat çekmektedir. Biden’ın ifadelerinde sıklıkla 11 Eylül saldırılarına yaptığı referansla sadece ABD’nin değil küresel terörle mücadelede önemli bir kazanım elde ettikleri vurgulanmaktadır. Bu vurgunun altında iki neden bulunmaktadır: 

- İlk olarak ABD, Afganistan’dan çekilmesinin ardından terörle mücadeleye yönelik kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt vermek istemektedir. 

- İkinci neden ise küresel anlamda askeri gücünü güvenlik politikaları ile meşru hale getirmektedir. 

ABD’nin insansız sistemler ile hedef gözeterek vuruşlar gerçekleştirmesi eleştiri konusu olmuştur. 29 Ağustos 2021 tarihinde gerçekleştirdiği ve 7’si çocuk 10 sivilin ölmesi ile sonuçlanan drone saldırısının ardından bu kapsamdaki eleştirilerin dozu yükselmiştir. (4) 

ABD bu operasyon ile drone saldırılarına meşruiyet kazandırmak istemektedir. Almaya çalıştığı bu meşruiyet insansız hava kabiliyeti sağladığı sert gücüne ek yumuşak güç olarak hizmet edecektir. Biden’ın konuşmasında sivil kaybın verilmemesine yönelik vurgunun bu amaca hizmet etmektedir. Operasyonda özellikle bu konunun üzerine düşüldüğü ifade edilmiştir. Operasyon esnasında aynı evde yer alan eşi ve kızının zarar görmediği belirtilmiştir. Bu operasyonla tartışmalı hedef gözeterek öldürme (targeted killing) yönteminin başarılı olduğu ileri sürülmektedir.

Operasyonun ardından, Taliban ABD’yi Doha Anlaşmasını ihlal etmekle suçlamıştır.  Ancak ABD, ufuk ötesi operasyon kapsamında gerçekleştireceği hava harekâtlarında Taliban yönetiminden izin almayacağını ve öncesinden Taliban yönetimini bilgilendirmeyeceğini ifade etmiştir. Operasyonların meşruiyeti; saldırıların Afganistan topraklarında bulunan askeri unsurlar tarafından gerçekleştirilmemesi ve insansız hava aracının Afganistan sınırları dışından havalanmasına dayandırılmaktadır. Taliban ise bu drone saldırılarının tekrarlanmamasını istemiştir.

Sonuç

Al-Zawahiri’nin öldürülmesi, El-Kaide içerisinde ve ABD cephesinde terörle mücadelede farklı etkiler doğurmuştur. Ancak bu çalışmada vurgulanmak istenilen nokta operasyonun nasıl yürütüldüğü ve savaş kavramındaki değişikliktir. 

Operasyon ABD’nin askeri ilişkilerinde gerçekleştirdiği dönüşümün bir sonucudur. Bu nedenle kritik bir değerlendirme imkânı sunmaktadır. Al-Zawahiri’nin öldürülmesi hedef gözeterek öldürme şeklinde gerçekleşmiştir. Bu yöntemde keşif, gözetleme ve istihbarat ile hedefin yaşam örüntüsü çıkarılmaktadır. Böylelikle en müsait zamanda hedef insansız hava araçları ile vurulmaktadır. Bu yönteme yöneltilen en büyük eleştiri; hedefin herhangi bir tehlikeli eylemi olmadığı bir ortamda, kendi yaşam alanı içinde vurulmasıdır. Öte yandan ABD, 11 Eylül sonrasında önleyici savaş konsepti ile bu tip eylemleri meşru kabul etmektedir. Bu konuda Obama’nın Nobel konuşması aydınlatıcı olacaktır. (5)

Al-Zawahiri’nin öldürülmesindeki diğer bir önemli unsur operasyonun kara birlikleri olmadan tamamen Afganistan’ın dışından yönetilmesidir. Operasyon etik olarak haklı savaş kavramı açısından kendi içinde belirli soru işaretlerini barındırmaktadır. Ancak şimdi bu konuya girmeyeceğim, bir başka yazımda ele alacağım. 

Ayrıca, operasyonda ABD’nin fiziki olarak herhangi bir askeri personelinin sahada bulunmaması ancak asimetrik (silahlı insansız hava aracı gibi) yeteneklerini üstün bir şekilde kullanarak hedefi savunmasız yakalaması, bir bakıma orantılılık ilkesini tartışmaya açmaktadır. 

Operasyonun dikkat çekici diğer bir özelliği ile kurumlar arası iş birliğidir. Operasyon CIA’in insansız hava aracı ile gerçekleştirilmiştir. ABD’nin askeri dönüşümünde müşterek faaliyetler, inisiyatif alan esnek birlikler ön plana çıkmaktadır. Bu alana yönelik geliştirilen özel yeteneklerin bu tür bir özel operasyonda kullanılması yönüyle, operasyon dikkat çekici bulunmaktadır.

Al-Zawahiri’nin öldürülmesi tüm dünyada yeni savaş stratejilerinin uygulanmaya başladığını göstermektedir. Bilim kurgu hikâyelerinden görmeye alışık olduğumuz savaş teknolojileri günümüzde sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Bu hızlı dönüşüm ile taraflar rakiplerine karşı asimetrik bir teknolojik üstünlük sağlamayı hedeflemektedir. Ancak uluslararası normların gelişen teknolojiye ayak uyduramaması güvenlik açısından kaotik bir döneme girdiğimizi de göstermesi yönüyle dikkat çekicidir.

Dipnotlar:

(1) https://www.foxnews.com/politics/milley-says-civil-war-in-afghanistan-likely-after-us-withdrawal-could-lead-to-reconstitution-of-al-qaeda

(2) Kaldor, Mary. New & Old Wars Organized Violence in a Global Era, 3.Baskı, Polity Press, Cambridge, 2012.

(3) Congressional Research Service, “Joint All-Domain Command and Control: Background and Issues for Congress”, 12.08.2021, s.1-2.

(4) https://www.defense.gov/News/Transcripts/Transcript/Article/2780738/general-kenneth-f-mckenzie-jr-commander-of-us-central-command-and-pentagon-pres/

(5) https://obamawhitehouse.archives.gov/the-press-office/remarks-president-acceptance-nobel-peace-prize


Google Ads