Site İçi Arama

savunma

Irak Uçağını Düşürme Emrini Kim Verdi?

Irak’a ait 6540 kuyruk numaralı IL-28 tipi hafif bombardıman uçağını düşüren pilotlar Diyarbakır’daki 8’inci Ana Jet Üs 181’inci (Pars) Filo Komutanlığında F-84F uçaklarında görev yapıyorlardı.

Irak’a ait 6540 kuyruk numaralı IL-28 tipi hafif bombardıman uçağı nasıl düşürüldü?

16 Ağustos 1962 tarihinde, sınırımızı geçen bir Irak savaş uçağı, jetlerimizin ateşi ile düşürüldü. Bu olayı tetikleyen şey, 15 Ağustos’ta sabahın erken saatlerinde 80 adet Irak uçağının taarruzu sonucunda Biskan köyünün yanması, iki erimizin de şehit olmasıydı. Türk Hava Kuvvetleri Karargâhı önünde toplanan Türk gençleri olayı protesto etmeye başladı. Türk hükümeti, Irak sınırına yakın bölgedeki kara ve hava birlikleri alarma geçirilmesi talimatını verdi. Irak uçağı düşürüldükten ve Hava Kuvvetleri Komutanı Ankara'ya döndükten sonra da aynı gençler Hava Kuvvetleri Karargâhı önünde Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeline ve bilhassa dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mustafa İrfan TANSEL’e karşı sevgi ve saygılarını ifade etmekten de geri kalmadılar.

Irak’a ait 6540 kuyruk numaralı IL-28 tipi hafif bombardıman uçağını düşüren pilotlar Diyarbakır’daki 8’inci Ana Jet Üs 181’inci (Pars) Filo Komutanlığında F-84F uçaklarında görev yapıyorlardı. Bu uçak düşürme olayının kahramanı pilotlardan, o dönemde henüz üsteğmen rütbesinde olan ve daha sonra Hava Pilot Tuğgeneral rütbesinde emekli olan Nurettin GÜL (sicil numarası 1957-355)’ün anlatımıyla, araya eklemeler yaparak, aktarmak istiyorum:

F-84F Av Bombardıman Uçakları

(E) Hava Pilot Tuğgeneral Nurettin GÜL

Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Nurettin GÜL Uçak Düşürme Hadisesini Anlatıyor

“Ben o tarihlerde Üsteğmen rütbesi ile 181’inci Filo Komutanlığında kol uçucusu olarak görev yapıyordum. 15 Ağustos günü izinliydim. Eşim doğum yaptığı için izin almış, evde oturmuş, öğle yemeğimizi yerken radyoda saat 13.00’te bir haber anonsu dikkatimi çekti. Spiker şöyle diyordu:

Bugün sabah erken saatlerde iki adet Irak uçağının taarruzu sonunda Biskan köyü yanmış, iki er şehit olmuş, iki er de yaralanmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargâhı önünde gençler toplanarak olayı protesto etmişlerdir. Bölgede bulunan hava birlikleri alarma geçirilmiştir.

Ben izinli olduğum için durumu tam olarak bilmiyordum, hemen yemeğimi bıraktım ve filoya gittim. Bu arada alarm ikazı yapılıyordu. Lojmanlar çok yakın olduğu için bütün personel görev için filoya, hava üssüne geliyordu. O günlerde meteorolojik şartlar nedeniyle normal mesai sabah erken saatlerde başlayıp, saat 12.00'de bitiyordu. 

181’inci Filo Komutanı Yarbay Şefik AKTUĞLU (sicil numarası 1943-55, Emekli Hava Pilot Tümgeneral), aynı zamanda Uçuş Grup Komutanlığına da vekalet ettiği için, üssün tüm pilotları 181’inci Filoda toplandılar. Filo Komutanı bana (Eğitim Subayı Yardımcısı olduğum için) pilotların geliş sırasını da dikkate alarak, yarın (16 Ağustos) için bir devriye planlaması yapmam için emir verdi. Ben de Yzb. Kazım ŞAHİN, Ütğm. Celal SÜRMENE, Ütğm. Hulusi AYTEKİN ve kendimin olduğu bir görev kolunu ilk kol olarak yazdım. Takiben görev yapacak kolları da uçuş programına dahil ettim. İlk kolda görev almak için bütün pilotlar istekte bulundular ama programda herhangi bir değişiklik yapılmadı. Uçuş brifingi, Kara Kuvvetleri Komutanlığından gelen İstihbarat subaylarının katılımıyla, çok ayrıntılı olarak (Üs Komuta Heyetinin katılımı dahil) 181’inci Filo Komutanlığında yapıldı. Kalkış saatimiz ertesi gün, gün doğumundan 1 saat kadar önce gerçekleşecek şekilde planlandı. 

Daha sonra uçuş için planlama (harita hazırlanması, profil çizimi, silah hesapları vb.) yaptık. Kalkış saati gün doğumundan bir saat önce olacaktı. Meteorolojinin ifadesine göre hava durumu ertesi gün için uçuşa müsait olacaktı. Ancak Basra alçak basıncının etkisi görüş mesafesini sınırlayacaktı.

16 Ağustos 1962 Günü Dörtlü Kol Halinde Görev Kalkışı Yaptık

16 Ağustos 1962 günü kalkış saatinden bir saat önce uçak başı yaptık. Bakım ve mermi yüklemesi devam ediyordu. Kanat tüfekleri yüklenmemişti. Ben kalkış gecikse de kanat tüfeklerinin de yüklenmesini istedim. Yüklemeyi bekliyorduk ki Üs Komutanı Vekili Kurmay Yarbay Necdet KOLCUOĞLU (Sicil numarası 1946-15, Emekli Hava Pilot Tuğgeneral) bulunduğumuz bölgeye geldi.

(Not: 20 Haziran 1962 tarihinde 8’inci Üs Komutanı Hv.Plt.Kur.Alb. Cevat TUNA (1941-B-82)’nın tayini Hava Harp Akademisi Komutanı olarak çıkmıştı. Yerine  Hv.Plt.Kur.Alb. Lütfü GÜNDOĞDU (1943-7) tayin olmuştu ancak o dönemde görevli olduğundan üssün komutasını vekaleten Yarbay Kolcuoğlu'na bırakmıştı.)

Ben durumu izah edince, savaşta bir merminin bile önemli olduğunu söyledi. Bu esnada Uçuş Kolumuzun lideri Yzb. ŞAHİN, Üs Komutanı Vekili Kur.Yb. N.KOLCUOĞLU’na: “Havada Irak uçağı ile karşılaşırsak hareket tarzımız ne olacak” diye sordu. O da cevaben: “Sulh şartları angajman (hareket tarzı) kurallarını uygularsınız.” dedi. Yüzbaşı “Bize veya yer hedefine ateş açılırsa veya bombardıman emareleri görürsek ne yapacağız?” diye ilave bir soru yöneltti. KOLCUOĞLU da: “Sizin uçaklarınızda mermi yok mu?” dedi. Biz o anda görevi almıştık.

İstihbarat subaylarının verdiği bilgiye göre Irak uçakları bölgeye sabahın erken saatlerinde geliyorlardı. Bir gün önceki olay da sabah erken olmuştu, o nedenle hedef bölgesinde tam o saatlerde olacak şekilde planlamamızı yapmıştık. Kalkışımızı zamanında, 185, 835, 878 ve 790 kuyruk numaralı F-84F uçaklarımızla yaptık. Kalkışımız esnasında görüş çok kısıtlı idi. 30.000 feet üzerine tırmandık. Hakkâri civarına, alçalma noktasına kadar telsiz sükûnetini (sessizliğini) bozmadan uçtuk. Karşılıklı işaretlerle anlaşıyorduk. Yerde planladığımız devriye bacaklarına göre uçuşumuza devam ederken, alçalmaya başladık. 20.000 feet altına inmiştik. Silah şalterlerini ve reflektörü ‘ON’ konumuna getirdik. Lider hepimizden silah kontrollerini yapmamızı istedi. Daha sonra da ayrılıp taktik kol nizamında uçmaya başladık. Bu arada yer kontrol operatörü ile radar ve telsiz temasını kaybettik.

Biraz sonra liderimiz hedeflerin aşağıda saat 3 istikametinde olduğunu söyledi ve sağa G’li dönüşe başladı. RPM %100, ben lideri kaybetmemek için kendisine biraz gaz kesmesini ikaz ettim. Lider, ‘takip edemeyen meydana dönsün!’ diye cevap verdi. Uçağımda harici paylonlar olduğu için uçağın performansına olumsuz etkisi oluyordu. Bir an harici yakıt tanklarını atmayı (jettison) aklımdan geçirdim. Alçalıştaydık. Uçağın sürati yüksek ve dönüş içinde olduğumuzdan, jettison ettiğim tanklar uçağın kuyruğuna çarpabilirdi. Tankları atma düşüncemden vaz geçtim. Liderin tarif ettiği noktada, Irak uçaklarının metal gövde ve kanatlarından gelen güneş yansımaları ile yerlerini kolaylıkla tespit ettik. Hedefler, sağa tırmanış dönüşünde birbirlerinden 3.000-4.000 feet açıklıkta seyreden iki savaş uçağıydı. Irak uçakları sınırlarımızdan epeyce içeriye girmişlerdi. 

Bu arada yerde görünen durum şöyleydi: Nehrin kıyısında iki üç noktasında yangın başlamış büyük bir köy vardı. Lider: "Köye bomba atmışlar, köy yanıyor." dedi. Bir gün önce şehit edilen er’ler bizi çok etkilemişti. Tabii ki içimizde büyük bir hırs da vardı.

Liderim önde bulunan Irak uçağına gecikmeksizin taarruz etti. Ben de lideri takip ettim. Süratim çok yüksek olduğu için, hedeflerin de sürati oldukça düşük olduğundan hedef uçaklara ilk etapta atış yapamadım. Her ikimiz de ancak ikinci taarruzlarımızda atışlarımızı yapabildik. Önümüzdeki uçak bizden kurtulmak için kaçmayı denedi. Ancak nafileydi. Her iki kanadından duman çıkıyordu. Muhtemelen motorları durmuştu, kaçamadı. Biz makas içinde bu uçağa atışa devam ettik. 

Uçağın son görüntüsü şöyleydi: Gövdesi ve kanatlarına birçok mermi isabet etmişti. Kuyruk ve dikey stabilize delik deşik olmuş, kokpit camı parçalanmış, pilot kaskını çıkarmış, panik içindeydi. Ben sonra Irak uçağının koluna girdim. Motorlarını kapatmış, düz uçuştaydı. Uçağın pilotu ve uçağın içindeki bir kişi daha gördüm. Uçağın hâlâ düşmemesine hayret etmiştim. 

Bizim de uçaklarımızda mermi kalmamıştı. Hedefi izliyorduk. Hedef kontrolsüz olarak çok düşük süratte sağa yatışla Hakkâri’nin güneydoğusunda hudut civarında küçük bir tümseğin yamacına düşerek parçalandı. Silahları normal duruma (Şalterleri ve reflektörü OFF yaptık) getirdik. Zira alçalmaya başlamadan önce silah şalterleri ve reflektörü ON yapmıştık. Uçaklarımızdaki yakıtlar kritik seviyeye düştüğü için tekrar 30.000 feet üzerine tırmanışa geçtik. 2 ve 3 numara ile temas sağlandı. Onlar da ikinci hedef uçağını takip etmişlerdi. Daha sonra ikinci Irak uçağının da isabet aldığını, bu nedenle zorunlu iniş yaptığını öğrendik. Görev kolu Diyarbakır rotası üzerinde radar kontrolünde toplandı. Radarla ilk temas ettiğimizde Irak Hava Kuvvetlerine ait iki adet uçak düşürdüğümüzü, yakıt nedeniyle Batman Meydanı'na iniş yapabileceğimizi rapor ettik. Kontrolör heyecan nedeni ile bize cevap bile veremedi. Daha sonra bizde hasar olup olmadığını sordu. Bizde hasar olmadığını bildirdik.

3’üncü Kuvvet Komutanının Tümgeneral Reşat MATER'in emriyle Diyarbakır'a iniş yapmamız istendi. Diyarbakır'a iniş yaptık. Kolun 3 numarasının yakıtı çok az kalmıştı. Pist sonuna geldiğinde motoru yakıtsızlıktan durdu.

IL-28 tipi hafif bombardıman uçağı

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral M. İrfan TANSEL

Uçağı düşürmek için kimden emir aldınız?

3’üncü Kuvvet İstihbarat Başkanı Binbaşı rütbesindeki subay, bizi dört araçla park yerinde bekliyordu. Dördümüz ayrı ayrı Kuvvet Komutana rapor arz ettik. Komutanımızın bana ilk suali: “Uçağı düşürmek için kimden emir aldınız?” oldu. Ben de hiçbir istasyonla temasımızın olamadığını, Irak uçaklarının bombardımanı sonucu köyün yanmakta olduğunu, her iki uçağın da yer hedeflerine taarruz sonu çekiş durumunda bulunduğunu, kuyruk taretinin hava 11-28 savunmasında çok tesirli olduğunu bildiğimi, lider atış yaptığı için liderime uyarak atış yaptığımı, bu atışlar neticesinde uçağı düşürdüğümüzü, yere çarpıncaya kadar da uçağın düşüşünü takip ettiğimi Komutanımıza bildirdim. Bu arada telefon çaldı. Muhtemelen arayan Hava Kuvvetleri Komutanımızdı. “Karşımdalar, hiçbir yerden emir almamışlar, kendileri karar vermişler.” dedi. İstihbarat Başkanı da aynı ayrı hepimizin yazılı olarak raporlarını aldı.

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İrfan TANSEL, T-33 uçağı ile Diyarbakır'a gelinceye kadar bizi Filoya göndermediler, daha doğrusu ‘serbest’ bırakmadılar. Hava Kuvvetleri Komutanımız bize (bütün pilotlara) günün heyecanını yansıtan bir konuşma yaptı. Ayrıca tüm üs personeline de hitap etti. (Güncel bir konuşmaydı. Polemik olmaması içi konuşmadan hatırımda kalanları bugün burada ifade etmek istemiyorum.)

Bize o yıl Ordu Moral İkramiyesi uygun görüldü. 181'inci ve 182'nci Filo Komutanlıklarına birer şilt, kolda görev yapan bizlere de taltif ve teşekkür belgeleri verildi."

Ödül töreni 6 Eylul 1962 tarihinde Diyarbakır'da yapıldı. Hava Kuvvetleri Komutanı tarafından gönderilen şiltler ile taltif ve teşekkür belgeleri, 3'üncü Hava Kuvveti Komutanı Tümgeneral Reşat MATER tarafından kendilerine üs personelinin huzurunda takdim edildi.

(E) Korgeneral Hasan Kundakçı

Sonuç

1962 yılında Türk köylerini bombalayan Irak uçakları ile havada girdiği mücadeleden başarıyla çıkarak 2 Irak uçağını düşüren pilotlardan biri olan Emekli Tuğgeneral Nurettin Gül, 7 Eylül 2009 tarihinde tedavi gördüğü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Kıbrıs Barış Harekatı’na da katılan Nurettin Gül, 30 Ağustos 1987 tarihinde emekli olduktan sonra yaşamını memleketi Kastamonu’da sürdürüyordu. Cenazesi Kastamonu’nun Daday ilçesinde toprağa verildi. Ruhu şad olsun. 

Bu uçak düşürme hadisesinde de görüldüğü üzere, sınır bölgesinde görev yapan Kara, Deniz, Hava ve hatta Jandarma, Sahil Güvenlik unsurlarına 'angajman kuralları' harfiyen öğretildikten, herhangi bir soruya mahal vermeyecek şekilde gelişen sınır geçiş olayına göre ne yapılacağı bilindikten sonra, olayın geliştiği andaki yüksek gerilim ortamında, süratle karar vermek için sadece en uçtaki rütbesi ne olursa olsun, o tek askerin vereceği karar tüm ülkeyi bağlayıcı olacaktır. Altında devletin en üst icra kademesinin imzası olan angajman kuralları yetkilendirmesine göre hareket edebilecek inisiyatif sahibi ve kararlı askerli yetiştirmek, bir milletin ülkesinin sınırlarının savunmasında dışa karşı göstereceği en kararlı ve gerekli duruş olduğuna yürekten inanıyorum. 16 Ağustos 1962'de Rahmetli Tuğgeneral Nuretin GÜL ve koldaki arkadaşlarının sınırı geçen ve köylerimizi bombalayan Irak uçaklarına karşı sergiledikleri tavır ve yine 14 Ağustos 1996 günü 35 - 40 fanatik Rum ve Yunanlı, hududumuzu delip bayrağımızı indirmeye kalkınca, bayrak direğine tırmanan bir Rum, Türk bayrağına dokunamadan Rahmetli Korgeneral Hasan KUNDAKÇI'nın emriyle tek kurşunla yere indirilmesi, hep angajman kurallarının doğru bir şekilde uygulanması sayesinde gerçekleşmiş, gereken zamanında korkusuzca yapılmıştır. Yapılmaya da devam edeceğine inancım tamdır.

Kaynakça:

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Anılar 2009 Kitabı, Hava Basımevi ve Neş.Md.lüğü, Ankara, 2009, s.92-94

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 04.10.2023
  • Süre : 5 dk
  • 1883 kez okundu

Google Ads