Site İçi Arama

savunma

F-16’ların İlk Harekât Görevi: 7 Haziran 1981 Osirak Nükleer Reaktörüne İsrail Saldırısı

Harici yakıt tankları boşalan F-16 pilotları da, havadan yere taarruz için planlı tepe noktasına doğru uçaklarını birbirlerini takip ederek koordineli manevralarla çektiler. Alçak irtifadan yaklaşırken henüz göremedikleri Osirak Nükleer Reaktörü artık tam karşılarındaydı, adeta F-16’ları bekliyordu. Hedef, ‘kabak’ gibi açığa çıkmıştı. Vurulması artık an meselesiydi.

Fransızların Irak’ta Nükleer Reaktör İnşası

1981 yılında gerçekleştirilen İsrail Hava Kuvvetlerinin Irak’a saldırısının hikayesi, 1976 yılında Fransız hükümetinin Irak'a Osiris sınıfı bir nükleer reaktör inşasını devreye koymasıyla başladı. Osirak olarak adlandırılan Fransız yapımı bu reaktörün bakımı hem Iraklı hem de Fransız personel tarafından ortaklaşa yapılıyordu.

İsrail, bu reaktörün Irak rejiminin yürüttüğü bir nükleer silah programının önemli bir parçası olduğunu değerlendirdiğinden, reaktörün kendisi için tehdit olduğunu iddia ediyordu. Günümüzde İran’a, bir dönem Suriye’ye yönelik İsrail’in ‘nükleer tehdit’ değerlendirmeleri, 1970’li yılların sonuna gelindiğinde Irak için fazlasıyla geçerliydi. 

Bu arada şunu da antrparantez olarak belirtelim. İsrail’in iddia ettiğinin aksine, uzun yıllar sonra, sıkı bir şekilde kontrol edilen Irak’taki Osirak reaktörünün doğrudan bir nükleer silah programıyla ilgisi yoktu. Sadece nükleer enerjiyle elektrik üretmek için kullanılan bir reaktördü. Sonradan bunun böyle olduğuna yönelik çok sayıda ikna edici, doğrulayıcı kanıt da ortaya çıktı. 

Osirak Reaktörüne İlk Hava Saldırısını İsrail’den Önce İran Yapıyor

Irak'ın nükleer programı, o dönemde İsrail kadar 1979 yılında iktidara gelen Humeyni rejimini de rahatsız ediyordu. Bu endişe, 1980 yılında başlayan ve 1989 yılına kadar devam eden İran-Irak savaşının başlarında bu reaktörün İran savaş uçaklarının hedefleri arasında yer almasına yol açmıştı. İran, reaktöre ilk taarruzunu 30 Eylül 1980 tarihinde F-4 uçaklarıyla gerçekleştirdi. İran, McDonnell Douglas F-4E avcı-bombardıman uçaklarıyla, Scorch Sword (Kavurucu Kılıç) Harekâtı kapsamında tesise saldırı düzenledi. Bu hava taarruzu her ne kadar reaktörde bir miktar hasara yol açmış olsa da netice itibariyle Osirak reaktörünü yok edememişti. Fransız teknisyenlerin desteğiyle, İran uçaklarının verdiği hasar kısa sürede onarılmıştı.

Taarruzdan sonra İran, taktik keşif uçakları olarak kullandığı RF-4E'ler ile bu reaktörün birkaç kez havadan fotoğrafını çekti. Daha sonra İran istihbarat birimlerinin bu fotoğrafları İsrail’e servis ettiği iddiaları ortaya atıldı. İsrail’in 1970'lerin sonlarından itibaren bu reaktörün inşasını ve kullanımını durdurmak için diplomatik çaba sarfettiğini İran da biliyordu. Ancak İsrail’in bu çabalarının boşa gittiğinden de haberdardı. Irak’la savaşırken bu reaktörü yok etmesinin zor olacağını kavrayan İran; İsrail’in ‘nükleer silah’ endişesini besleyecek ve İsrail’in bu reaktörü vurmasını sağlayacak şekilde hareket etmeye başladı.

İsrail, “Önleyici Vuruş” Politikasını Gündemine Alıyor

İsrailli yetkililer, o dönemde yayılan söylentilere göre, tesise bomba yerleştirmek ve reaktör projesiyle bağlantılı olarak çalışanları tehdit etmek, hatta bu kişilere suikast girişiminde bulunmak da dahil olmak üzere türlü örtük eylemleri devreye sokma gayreti içinde oldu. Bu çabaların İsrail’i bir sonuca götürmeyeceğini değerlendiren ve farklı bir şey yapmak gerektiğini savunan İsrail Başbakanı Menachem Begin, 1979 yılının sonlarına doğru, Irak nükleer tesisinden kaynaklanan tehdidi bertaraf etmek için bir 'önleyici vuruş' politikasından yana olduğunu açıkladı.

Begin, Irak’ın nükleer reaktörüne önleyici vuruş yapması için İsrail Hava Kuvvetlerine görev verdi. Reaktöre havadan yere taarruz edebilmesi için elindeki savaş uçaklarının harekât çaplarının yeterli olmaması nedeniyle, o dönemde tedarik aşaması devam etmekte olan F-16 Blok 10 Netz uçaklarının gelmesini bekledi. Amerikan yapımı F-16’lar; İsrail topraklarından 700 mil uzaktaki bu hedefin vurulabilmesi için gerekli olan en iyi platformdu. Bu arada, bu tür bir taarruz için en az 8 uçağa ihtiyaç olacağını hesaplayan İsrail Hava Kuvvetleri; tedarik programı kapsamında her ay en fazla dört adet F-16’nın teslim edilmesi nedeniyle, ihtiyaç duyduğu F-16 sayısına ulaşıncaya ve yine bunlarda yeteri sayıda pilotun eğitimleri tamamlanıncaya kadar beklemek zorunda kaldı. Ayrıca, bu uçakların silah ve mühimmat yükleme ekipman ve aparatlarının da gelmesi, silah teknisyenlerinin eğitimlerinin de tamamlanması zorunluluğu bulunuyordu. 

F-16 Blok 10 Netz savaş uçaklarının dört adet 2000 poundluk M-84 genel maksat bombası taşıyabiliyor olması İsrail Hava Kuvvetlerinin beklentilerinin üstünde bir performansa işaret ediyordu. Zira, bu reaktöre taarruz için mutlaka M-84 tipi bombaların kullanılması gerekiyordu. Ayrıca, F-16’ların atış kontrol sistemi, yüksek irtifadan hassas vuruş olanağı sunuyordu. Yine bu uçaklar, aynı zamanda alçak irtifadan taarruzlar için de hedefin vuruş noktasını değişken şartlarda bile devamlı hesaplayarak en hassas angajmana izin veren CCIP sistemine sahipti. F-16’ların o dönem için birçok uçağa göre sahip olduğu bu vuruş üstünlüğü ve göreve yönelik sunduğu esnek kullanım şekli, başka bir uçağın bu reaktöre taarruz için kullanılmasını neredeyse imkânsız hale getiriyordu.

F-16’lar Hazır Olduğunda, Osire (Ofra ya da Opera deniyor) Operasyonunun Yapılmasına Karar Veriliyor

İsrail Hava Kuvvetleri yeteri kadar F-16 Blok 10 Netz tedarik edildikten sonra, reaktöre taarruz yöntemlerini geliştirmek için ön hazırlıklara ve eğitim uçuşlarına başladı. Öncelikle, pilotların taarruzlarını gerçekleştirecekleri tesise önceden aşina olabilmeleri için reaktörün bir kopyası (mock-up), 1980 yaz aylarında simüle hedef olarak Negev çölünde inşa edildi. Tesis tamamlandığında, benzetilmiş harekât şartlarında, Negev çölündeki hedefe 23 Ağustos 1980 tarihinde simüle bir havadan yere taarruz icra edildi. 

Irak’taki reaktöre önleyici taarruzun yapılmasına yönelik İsrail Bakanlar Kurulu kararı, 1980 yılının Ekim ayında verildi. Artık düğmeye basılmıştı. Hava Kuvvetleri kabine onayından sonra Kasım ayında ikinci bir simüle taarruz daha gerçekleştirildi. Bu ana kadar süren eğitimler, hem pilotların F-16 uçakları ile icra edilecek ilk harekâta layıkıyla hazırlanmasına olanak tanımıştı hem de yeni tekniklerle uygun silahla simüle hedefe saldırıların nasıl yapılacağı konusunda bir ilerleme kaydedilmişti. Bu ilerlemeye rağmen, havadan yere taarruz eğitimleri gerçek saldırının yapılacağı günün öncesine kadar aralıksız devam ettirildi. Hava Kuvvetleri işini şansa bırakmak istemiyordu. Bu arada savaş pilotlarından hiçbiri reaktöre düzenlenecek harekâtın tam zamanını bilmiyordu. Planlama ve buna bağlı hazırlık eğitimleri, büyük bir gizlilik içinde yürütülüyordu. Sadece saldırıdan bir gün önce, baskına bizzat katılacak olan Albay Iftach Spector pilotlara ne zaman taarruzun gerçekleştirileceğini açıklayacaktı.

Aşağıdaki resimdeki F-16Viper yük konfigürasyonu, Osirak F-16 Blok 10 Netz Taarruz Kolunun Kullandığı Konfigürasyondur.

Taarruz Profili

7 Haziran 1981, Bir Pazar Günü Osirak Reaktörüne İsrail Uçaklarının Taarruzu Gerçekleşiyor

Aslında İsrail Kabinesi, reaktöre taarruzun 1980 yılının Kasım ayında olmasını arzu ediyordu. Ancak çeşitli nedenlerle bu gerçekleşemedi. Sonra 1981 yılı Mayıs ayı için karar kılındı ancak o da mümkün olamadı. Nihayetinde, 7 Haziran 1981 Pazar günü, Kızıldeniz kıyısında bulunan, Eilat'a 12 mil uzaklıktaki Etzion Hava Üssü’nde plan uygulamaya konuldu. 

8 adet F-16 Netz uçağının havadan yere taarruzlarını icra etmesi, F-16 kolunun ise 6 adet McDonnell Douglas yapımı F-15 Eagle uçakları tarafından himaye edilmesi kararlaştırıldı. İsrail Hava Kuvvetlerinin yeni satın aldığı Grumman E-2C Hawkeyes uçakları ile CH-53 Sea Stallion helikopterleri, herhangi bir şekilde İsrail pilotlarından birinin vurulması halinde, muharebe arama kurtarma görevi için hazır bekletilecekti. İsrail Hava Kuvvetlerinin hesaplamalarına göre taarruzlar esnasında iki uçağın vurulma olasılığı bulunuyordu. Göreve planlanan her bir F-16 uçağı, ikişer adet Mk-84 2000 librelik genel maksat bombalarını taşıyacaktı. Ayrıca, 4 ve 6 numaralı istasyonlar ile center line’a (5 numaralı istasyon) harici yakıt tankları ile kanat uçlarına ise AIM-9 Sidewinder hava hava füzeleri yüklenmişti.

Görev profili kapsamında, reaktöre kadar bu harici yakıt tankları ile uçakların gitmesi, bombaların atılması ve geri dönüşe başlarken boş harici yakıt tanklarının (2 adet 370 galonluk) atılması (jettison edilmesi) planlanmıştı. Boş harici yakıt tankları, sürtünme nedeniyle uçakların boş yere fazladan yakıt harcamalarına neden oluyordu. Profil uçuşunda, bu tanklara ihtiyaç kalmadığı noktada, boş tanklardan kurtulmak gerekiyordu. Böylece boş yakıt tanklarının neden olacağı sürtünmeden kaynaklı ortaya çıkan menzil problemi de kendiliğinden çözülmüş oluyordu. Uçakların herhangi bir menzil sorunuyla karşılaşmadan İsrail’e emniyetle ulaşabilmelerini harekât plancıları garanti altına almak istiyordu. 

Aslında, kanat altındaki harici yakıt tankları, reaktöre ulaşmadan bitiyordu. Tanklar boşaldığı anda, boş tankları jettison etmek mümkündü. Ancak, 3 ve 7 numaralı istasyonlarda taşınan Mk-84 mühimmatı ile 4 ve 6 numaralı istasyonlarda taşınan yakıt tankları birbirlerine çok yakın konumdaydı. Boş tankları jettison esnasında bombalara zarar verme ihtimali olduğu düşünülüyordu. Bu nedenle hedefe bombalar atılıncaya kadar boş yakıt tanklarının uçaklar üzerinde kalmasına karar verildi. Neticede görev dönüş profiline başlandığında, çöl üzerinde bir yerlere 16 adet boş yakıt tankı atıldı. Bu arada bir dipnot olarak belirtelim. İsrail Hava Kuvvetleri, Suriye’deki bir nükleer tesise düzenlediği saldırı planlaması çerçevesinde, 7 Eylül 2007 tarihinde Türk topraklarına attığı boş yakıt tanklarıyla gündeme gelerek yaptığı saldırıyı açık etmekten çekinmemişti.

Paket Kol Alçak İrtifadan Profil Uçuşuyla Reaktöre Yaklaşıyor Başlıyor

7 Haziran günü saat 15.00’te uçaklar havalandı. F-16 Netz uçakları, 110 ve 117 numaralı Filo Komutanlıklarına tahsisli uçaklar ve bu filolarda görev yapan pilotlar arasından seçilmişti. Görev kolunun kol içindeki radyo konuşmalarını sadece işaretlerle yapması kararlaştırılmıştı. Öyle de yapıldı. Görev kolunda yer alan tüm uçaklar başarıyla Etzion Hava Üssü’nden kalkışlarını gerçekleştirdiler.

Her ne kadar F-16'larda AIM-9 füzeleri yüklü olsa da, bu bomba ve yakıt yüküyle, F-16’ların tek başlarına Irak hava savunma uçaklarına karşı kendilerini savunması mümkün olamazdı. Bu nedenle taarruz kolunu himaye etmesi için F-15'ler de görevlendirilmişti. Etzion’dan toplu kalkış yapan Paket Kol, önce Suudi Arabistan toprakları üzerinden kuzeydoğuya yöneldi, sonra Irak’a doğru profil uçuşuna geçildi. Irak'a giderken dolaylı bir rotanın uygulanması tercih edilmişti. Mümkün olduğunca geç ihbar vermek için paket kolun boş çöl arazileri üzerinden uçması gerekiyordu. Irak sınırına ulaşmadan önce Ürdün ve Suudi Arabistan'ın kuzey bölgesindeki ıssız çöller üzerinde, alçak irtifadan uçularak reaktöre doğru paket kol profilini icra ediyordu.

Hedef reaktörün kubbesinin çapı 60 feet kadardı ve duvarlarının kalınlığı ise 11 feet (yaklaşık 4 metre) civarındaydı. Paket kolu himaye eden F-15 uçakları, alçak irtifadan bölgeye sızan F-16 uçaklarının önünü açmak için hedefe beş dakika kala (17.30 sularında), IP (hedefe taarruz manevrasının başladığı nokta, initial point) alçak irtifayı terk edip, reaktör bölgesine gelebilecek olası Irak av önleme uçaklarının taarruza engel olmamaları için devriye noktalarına tırmandılar. Bu sırada harici yakıt tankları boşalan F-16 pilotları da, havadan yere taarruz için planlı tepe noktasına doğru uçaklarını birbirlerini takip ederek koordineli manevralarla çektiler. Alçak irtifadan yaklaşırken henüz göremedikleri Osirak Nükleer Reaktörü artık tam karşılarındaydı, adeta F-16’ları bekliyordu. Hedef, açığa çıkmış, gözle görünür hale gelmişti. Vurulması artık an meselesiydi. 

Osirak Reaktörü İsrail Tarafından Vuruluyor

Reaktöre taarruz saat 17.35’te başladı. 113 kuyruk numaralı F-16 Netz savaş uçağında, paket kolun ilk dörtlüsünün lideri Ze'ev Raz, yanında sonradan ünü büyüyecek 107 kuyruk numaralı F-16 Netz uçağında ise Amos Yadlin ve 'Doobi' Yoffe, hemen arkasında da 129 kuyruk numaralı uçakta, 117’nci Filonun Komutan Yardımcısı Albay Relik Shafir vardı. Arkadan gelen dörtlü F-16 kolu da onları takip ediyordu. F-16’lar hedefin 5-7 miline yaklaştıklarında, aynı zamanda dalışa başlayacakları tepe irtifasına da erişmişlerdi. Sonra her bir uçak hedefe doğru 30-35 derecelik dalışa geçmiş ve dalışla birlikte süratler 600 Knot’a eriştiğinde, emniyetli bir irtifada, bombalar bırakılmıştı. CCIP atış şekliyle, uçağın baş üstü ekranında ‘bomba bırakma anını’ takip eden pilotlar, hedefle CCIP pipper’ın buluştuğu anda bomba butonlarına basmışlardı. 

Paket Görev Kolunun lideri Ze'ev Raz sonradan bu olayı şöyle anlatıyordu: “Biz hedef bölgesine varmadan yaklaşık 15 dakika önce Irak radarlarının bizi görmeleri gerektiğini biliyorduk ama o esnada şansımıza (devam eden Irak-İran Savaşı nedeniyle) Iraklıların dikkatleri batıda değil doğudaydı. Bu nedenle bizi göremediler. Mühimmatımızı hedefe atma esnasında, bize hiçbir düşman uçağının angaje olmadığını görünce, görevimizi eğitim uçuşlarındaymış rahatlığıyla yerine getirdik. Taarruzlarımızı tamamladıktan sonra süratle, iki dakika içinde 40.000 feet irtifaya dönüş rotasına başlamak için tırmandık. Ve hâlâ görünürde hiçbir düşman avcı uçağı yoktu. Bu durumda biz şaşırdık, hatta biraz da hayal kırıklığına uğradık.” Gerçekten de, tek tük uçaksavar ateşi ve Amir Nachumi liderliğindeki ikinci dörtlüye atılan karadan havaya füze atışları dışında, Irak hava savunması taarruz koluna engellemekte oldukça zayıf kalmıştı. Böylece, neredeyse hiçbir engelle karşılaşmayan 8 adet F-16 Netz uçağı ve 6 adet F-15, kayıp vermeden, üç saatlik bu görevin sonunda emniyetle Etzion Hava Üssü’ne inişlerini gerçekleştirmişlerdir.

Bu önemli sınır ötesi harekât görevinin sonrasında yapılan değerlendirmelere göre, F-16’lar tarafından hedefe atılan toplam 16 adet Mk.84 bombasının tamamının hedefi vurduğu ancak bir adedinin patlamadığı ortaya çıkmıştır. Hesaplamalara göre sadece iki adet Mk-84 genel maksat bombasının hedefe isabet etmesi, reaktörün tahrip edilmesi için yeterli oluyordu. Bu durumda, hedef üzerinde 15 bomba patlamıştı. Hedefin neredeyse kurtulması imkansızdı. Hedef üzerinde sadece toplamda 1,5 dakika kalarak, kimsenin hedefi ıskalamadan vurduğu bir paket kol taarruzunun gerçekleştirilmiş olması, takdire şayandı. Dönemin askeri havacılık otoriteleri İsrail Hava Kuvvetlerinden övgüyle bahsediyordu. Bu taarruz, örnek bir havadan yere taarruz olarak çokları tarafından sonraki yıllarda da gösterilmeye devam etti. 

İsrail Uçaklarına İran Güvenli Liman Sözü Vermiş miydi?

Reaktöre taarruz esnasında, Irak hava savunma unsurlarının olası karşı koymasına bağlı olarak, herhangi bir İsrail savaş uçağının yara alması halinde, hasarlı uçağın İsrail’e geri dönüşü mümkün olamıyorsa, bu uçağın İsrail yerine İran’a inmesi seçeneği, İran’la önceden varılan mutabakat gereği plana dahil edilmişti. İddialara göre İran, taarruz paketine güvenli liman garantisi vermişti. Neticede böyle bir şeye ihtiyaç olmadığından, bu durumun gerçekliği de tam bilinemiyor. Öte yandan, Saddam Hüseyin'in Hava Kuvvetleri'nin bazı üst düzey komutanlarını, reaktöre saldırıyı engelleyemedikleri için idam ettirdiğine dair birtakım iddialar da o dönemde dillendirilmişti. İsrail Hava Kuvvetlerinin saldırısı esnasında 10 Iraklı ve bir Fransız görevli hayatını kaybetti. Daha sonra 1981 yılında İsrail Hükümeti, saldırı neticesinde hayatını kaybeden Fransız mühendis Chaussepied'in ailesine tazminat ödemeyi kabul etti.

İsrail’in Irak’taki nükleer reaktöre gerçekleştirdiği saldırı görünürde tüm dünyanın tepkisini çekti. Bazı Ortadoğu ülkeleri ve Batı dünyası saldırıyı kınar gibi gözükseler de esasında herkes bu saldırıdan bir şekilde memnundu. Özellikle ABD, Amerikan tarzı üç maymunu oynuyordu. İsrail’e casus uyduları vasıtasıyla ihtiyaç duyduğu istihbarat desteğini cömertçe veren ABD’nin o dönemdeki başkanı Ronald Reagan, “Ne yaptılar?” diye tepki gösterirken, Dışişleri Bakanı Alexander Haig kulağına: "Sayın Başkan, bu iş bitmeden dizlerimizin üzerine çöküp İsrail'in yaptığı şey için Tanrı'ya şükredeceğiz." diye fısıldıyordu.

İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait 107 kuyruk numaralı F-16A Netz Savaş Uçağı 

107 numaralı F-16; 1981 yılında reaktörü bombalayan uçaklardan biriydi. Yine 1982 yılında 7 düşman savaş uçağını düşürme (biri başka bir İsrail savaş uçağıyla ortaklaşa olmak üzere) başarısını göstermişti. 107 kuyruk numaralı İsrail F-16’sının elde ettiği 6,5 öldürme (kill) puanı, onun dünyada en fazla uçak düşüren F-16 savaş uçağı olarak ün yapmasına neden oldu. 

Kaynakça

https://commons.wikimedia.org/wiki/File:F-16-Netz-107-fighter-and-killmarks-01.jpg

Dario Leone, “Israel Air Force attack against Iraq’s Osirak nuclear reactor”, https://theaviationgeekclub.com/operation-opera-the-story-of-how-israeli-air-force-f-16-netz-fighter-bombers-destroyed-iraqs-osirak-nuclear-reactor/amp/

https://twitter.com/dogutcem/status/1269666580578910209, 7 Haziran 2020

https://twitter.com/hkilichsword/status/872453644922359808, 7 Haziran 2017

TGRTHaber, “İşte Saddam'ın 33 yıl önceki İsrail planı”,  17 Ekim 2014, https://www.tgrthaber.com.tr/dunya/iste-saddamin-33-yil-onceki-israil-plani-39185

Murat Deniz Şenol, “Opera Operasyonu – Osirak Saldırısı”, Göklerdeyiz, https://www.goklerdeyiz.net/opera-operasyonu-osirak-saldirisi/

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 26.06.2023
  • Süre : 8 dk
  • 1653 kez okundu

Google Ads