Site İçi Arama

savunma

F-16 Satışında İlerleme Sağlayamayan Erdoğan Hükümeti; Finlandiya’nın NATO Üyeliğine Neden Onay Verdi?

Pakette ne vardı? Türkiye’nin talepleri doğrultusunda; Blok 70/72 Viper konfigürasyonu (F-16V'ler) ve mevcut 79 adet F-16 uçağı için Viper yükseltme paketinin verilmesi yanında, 900 adet havadan havaya füze ve 800 adet modern mühimmat/bomba satışı da paket içinde yer alıyordu. Bu ‘F-16’ paketinin toplam değeri 20 milyar dolar olarak telaffuz ediliyordu.

F-16 Satış Paketinde Neler Var?

Ruslardan S-400 satın alma kararı bahane gösterilerek, Türkiye’nin F-35 programından 2018 yılında çıkarılmasına karar verilmişti. Bu konuda son nokta, 23 Eylül 2021 tarihinde konmuştu. Takiben Türkiye, hiç vakit kaybetmeden, F-16 paketi adı altında, 30 Eylül 2021 tarihinde ABD’ye başvurdu ve bu sefer de F-16 satın alınmasına yönelik ABD’den ‘izin alınması’ yönünde Türkiye’nin sancılı bir sürecin içine dahil edilmesine neden olundu. Ankara niye böyle bir alım için F-35 konusu soğumadan adım attı bilemiyorum ama gelinen noktada Washington-Ankara’nın bu konuda bir türlü ilerleme sağlayamamış olmasını da müttefiklik ilişkisi yönüyle, ‘sakat’ bulduğumu ifade edeyim.

Pakette ne vardı? Türkiye’nin talepleri doğrultusunda; Blok 70/72 Viper konfigürasyonu (F-16V'ler) ve mevcut 79 adet F-16 uçağı için Viper yükseltme paketinin verilmesi yanında, 900 adet havadan havaya füze ve 800 adet modern mühimmat/bomba satışı da paket içinde yer alıyordu. Bu ‘F-16’ paketinin toplam değeri 20 milyar dolar olarak telaffuz ediliyordu. 

Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgale başlamasının en önemli sonuçlarından biri, askeri olarak "tarafsız" statüde olan iki İskandinav ülkesi Finlandiya ve İsveç'in, olası bir Rus saldırısına karşı NATO'ya katılımı gündemlerine alması oldu. Ayrıca, Avrupa'daki güvenlik krizinin ortasında Türkiye'nin NATO'yu askerî açıdan güçlendirme potansiyelinin tekrar açık bir şekilde görülmesini beraberine getirdi. 11-13 Mart 2022 tarihleri arasındaki Antalya Diplomasi Forumu ve sonrasında Ankara’nın aktif çabalarıyla Temmuz ayında imzalanan “Tahıl Koridoru Antlaşması”, Washington’un nezdinde Türkiye’nin kredibilitesini yükseltti. Ankara, ABD’nin çıkarlarına ve beklentilerine uygun işlere imza atıyordu.

Daha önce S-400 Krizi nedeniyle Türkiye’yi F-35 programında adeta kapının önüne koyan ABD, 30 Eylül 2021 tarihinde Türkiye’nin talebi doğrultusunda başlatılan F-16 satışına yönelik olarak Biden Yönetiminin ‘yumuşamasına’ neden olmuştur. Washington, en azından görünürde, tekrar Ankara lehine bir tutum içinde olma arzusuyla hareket etme sinyallerini vermeye başlamıştır.

Öte yandan, Türkiye'nin ittifakın güneydoğu kanadında yer alan coğrafi konum ve önemine rağmen, bazı Kongre üyeleri Türkiye'nin özellikle Finlandiya ve İsveç’in NATO'ya üyeliklerini onaylamayı geciktirmesi nedeniyle, Ankara’yı acımasızca eleştirme ve F-16 satışını olabildiğince askıda tutma eğiliminde olmuşlardır. Bazı senatörlere göreyse, İsveç ve Finlandiya'nın üyeliklerinin geciktirilmesi, Ukrayna işgalinin olduğu ve işgalciye karşı Batı dünyasının topyekûn yaptırımları devreye soktuğu bir dönemde, Rusya'ya karşı ittifakın birliğini tehdit ediyordu. 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Brüksel ve Washington Temasları

Amerikan tarafında Türkiye’ye yönelik bu tür değerlendirmelerin yapıldığı bir ortamda, Brüksel’de 9 Mart tarihinde Türkiye-İsveç-Finlandiya Daimî Ortak Mekanizma Toplantısı yapıldı. Ankara’yı Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın bu toplantıda temsil etti. Toplantı sonrasında, 9 Mart tarihinde bir açıklama yapan Kalın, toplantının genel olarak olumlu bir havada geçtiğini belirtti. Finlandiya ve İsveç'in NATO süreciyle ilgili olarak, “Türkiye’nin güvenlik kaygılarının giderilmesine yönelik adım atmalılar" ifadesini kullanmıştı. 

Bu toplantıdan sonra İbrahim Kalın, Washington’a uçtu. Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Kalın'ın ABD’de, Senato Dış İlişkiler Komitesi Kıdemli Üyesi İdaho Senatörü Cumhuriyetçi James Risch, Komite üyeleri Delaware Senatörü Demokrat Chris Coons, Maryland Senatörü Demokrat Ben Cardin ve Nebraska Senatörü Cumhuriyetçi Pete Ricketts ile görüştüğü aktarıldı.

Görüşmelerde Türkiye-ABD ilişkilerinin stratejik önemi, Türkiye’deki depremler sonrası iyileştirme ve yeniden inşa süreci, savunma sanayii alanındaki işbirliğinin önündeki engellerin kaldırılmasının konuşulduğu ifade edilen açıklamada, terörle mücadele konusunda işbirliği, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik süreçleri, Rusya-Ukrayna savaşının gidişatı, tahıl sevkiyatı anlaşmasının uzatılmasında Türkiye'nin rolü ve diğer bölgesel konuların da değerlendirildiği bilgisi paylaşıldı.

İbrahim Kalın, Finlandiya'nın NATO'ya Üye Olmasına Yeşil Işık Yakıyor

Kalın ABD’de, resmi temaslarda bulunurken, olabildiğince ‘arka kapı diplomasisi’ kanallarını kullanmaya çalıştığı, görüştüğü Amerikalı muhataplarıyla, özellikle Finlandiya’nın üyeliğine yeşil ışık yakılabilmesi için, Türkiye’nin beklentilerinin de karşılanması yönünde bir “pazarlık” yaptığını değerlendiriyorum. Nitekim, bu pazarlık olumlu sonuçlanmış olmalı ki, Brüksel’den sonra Türkiye’nin güvenlik kaygılarının giderilmesine yönelik hiçbir adım atmasına gerek kalmadan, Finlandiya’nın üyeliğine Türkiye’nin onay verebileceği ajanslara düşmeye başladı. 

En manidar olanı da, 15 Mart 2023 tarihinde, Kalın ABD’de iken Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö tarafından yapılan açıklamaydı. Niinistö, 17 Mart Cuma günkü Türkiye ziyaretinde ülkesinin NATO üyeliğinin onaylanmasını beklediğini söyleyiverdi. Reuters ajansına bir e-posta gönderen Niinistö “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylamaya karar verdiğini biliyoruz. Sözünü tutmak için iki cumhurbaşkanı olarak bir araya gelmemizi istiyor” dedi. Anlaşılan, Kalın Washington’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çektiği mesajda, “O iş tamam! Onay verebilmenizin önündeki pürüz kalktı!” diyordu. Bunun üzerine, Erdoğan da Niinistö’yü Ankara’ya davet etmişti.

Kalın, bu konuya yönelik 15 Mart’ta ABD’deyken yaptığı açıklamada, “Finlandiya baştan beri bu oyuna 1-0 önde başladı. Finlandiya yapıcı bir tutum içerisinde oldu. Bu süre içerisinde de taleplerimiz konusunda daha netice alıcı bir tutum içerisinde oldu. Konuyu tekrar değerlendirdik. İsveç'e kapı kapanmış değil, sürecin nasıl ilerleyeceği İsveç'in atacağı adımlara bağlı.” ifadelerini kullandı.

Nihayetinde, Niinistö’nün belirttiği minvalde süreç ilerledi ve kendisi Türkiye’ye geldi. 17 Mart tarihinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya'nın NATO üyeliğinin Meclis'teki onay sürecinin başlatılmasına karar verdiğini açıkladı. ABD’de her ne olduysa, Finlandiya’nın bir şey yapmasına gerek kalmadan, “Buyur, NATO senin” denmişti. 

TBMM, Finlandiya’nın NATO’ya Üye Olmasına Onay Veriyor

Türkiye, bir hafta önce Finlandiya’nın “terörle ilgili kaygıları” konusunda adım atması gerektiğini vurgularken, şimdi Finlandiya’nın gereken adımları attığını ancak İsveç’in ittifaka katılım noktasına henüz gelemediğini vurgulamaya başladı. Şimdi, 1 Haziran’dan itibaren İsveç’te uygulamaya geçecek terörle mücadele kanununun pratikte neler getireceğini Ankara görmek istiyordu. Esasında Türkiye, Ocak ayında aşırı sağcı siyasetçi Rasmus Paludan'ın, Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği binası önünde Kur'an yakması ve Erdoğan’ın hedef alan protesto gösterileri nedeniyle İsveç'in NATO üyeliğine yeşil ışık yakmaya yanaşmıyordu. 14 Mayıs seçimleri öncesinde Erdoğan, seçmenin tepkisini çekmemek için, sanıyorum böyle bir riski almak istemedi. Süreç seçim sonrasına bırakıldı. 

Neticede, Türkiye; NATO üyeliği için birlikte yola çıkan İsveç ve Finlandiya’nın dosyalarını birbirinden ayırdı. İsveç'in NATO üyeliği için attığı adımlar yeterli görülmedi. Sadece Finlandiya'nın Kuzey Atlantik Antlaşması'na (NATO) Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda 30 Mart 2023 tarihinde kabul edildi. Gelinen noktada Türkiye'nin onayıyla Finlandiya açısından 30 ülkenin onay süreci tamamlanmış oldu. 

Finlandiya NATO’nun 31’inci Üye Devleti Oluyor

Finlandiya'nın NATO'ya katılma süreci atılan imzalarla tamamlandı ve ülke, ittifakın 31. üyesi oldu. Finlandiya'nın katılımı, Fin Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto'nun katılım belgelerini imzalayarak ABD'li mevkidaşı Antony Blinken'a vermesi ile resmiyet kazandı. Böylece, Fin tarihinde yeni bir dönemin başladı ve askeri tarafsızlık dönemi sona ermiş oldu. 

Finlandiya ile Rusya arasındaki ortak sınırın uzunluğu 1340 kilometre. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Grushko, NATO güçlerinin ve kaynaklarının Finlandiya’ya konuşlandırılması halinde, “Rusya’nın askeri güvenliğini sağlama almak için ek adımlar atacağını” söyledi. Rusya'nın Belarus Büyükelçisi de, Belarus’a taktik nükleer silahların yerleştirilebileceklerini ifade etme gereğini duydu.

Bunun üzerine, Niinistro, “ülkesinin NATO üyeliğinin kimseyi hedef almadığını” iddia etti. Rusların gösterdiği tepkilere böylece dolaylı bir cevap verdi. Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistro’nun, ülkesinin NATO üyeliğinin İsveç’in katılımıyla tamamlanacağını vurgulaması da dikkat çekici bulundu. Niinistro, İsveç’in üyeliği konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşüldüğünü ve sürecin olumlu olacağına inandığını kaydetti. Stoltenberg de Türkiye'de görüşmelerinin sürdüğünü, Ankara’ya İsveç’in yükümlülüklerini getirdiğini söylediklerini aktardı. Finlandiya’nın katılım seremonisi ile aynı saatlerde İsveçli mevkidaşı Billström ile görüşen Çavuşoğlu, “NATO'ya katılımları için atmaları gereken adımları hatırlattık. Terörle mücadelede sonuç odaklı işbirliği şart” ifadelerini kullandı. ABD’nin NATO Büyükelçisi Julianne Smith de, Temmuz ayında yapılacak zirvede İsveç’in de ittifaka katılmasını umduklarını söyledi.

ABD: Finlandiya’nın Üyeliği ile F-16 Konusu Birbiriyle Bağlantılı Değil!

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 6 Nisan’da Euronews’e yaptığı bir açıklamada, Finlandiya’nın üyeliğini onaylayan Türkiye’nin NATO’nun genişlemesini geciktirmeye hatta engellemeye yönelik bir tutum içinde olmadığını, İsveç’in üyelik durumunu Türkiye’deki seçimlere doğrudan bağlı görmediğini, bu yılın Temmuz ayında düzenlenecek Vilnius’taki NATO liderler zirvesinde, İsveç'in de NATO'ya üye olmasını beklediğini ifade etti. 

F-16 konusunda, Şubat 2023'te Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden Yönetiminin, Türkiye'ye olası bir F-16 savaş uçağı satışını desteklediğini teyit etmişti. Ocak 2023 ayında Amerikan basınında çıkan ve ismi açıklanmayan ABD yetkililerine dayandırılan haberlere göre, Washington yönetimi; Kongre’ye 40 yeni F-16 uçağının Türkiye’ye satışına yönelik olumlu baktığını, Kongre’nin bu satışı desteklemesini beklediklerini ifade eden gayri resmi olumlu niyetini bildirmişti.

Bu arada, Blinken’ın ağzından ABD yönetiminin Ankara’nın meşru çıkarları ve endişeleri olduğunu teslim etmesini, dikkatli bir dil kullanıyor olmasını değerli buluyorum. Mart ayının ortasına doğru, Ankara ve Washington’un üyelik sürecinde dolaylı bir anlaşmaya vardığını değerlendiriyorum. Okumalarım o yönde. Brüksel’de İsveç ve Finlandiya temsilcileriyle Türkiye adına müzakere sürecini yürüten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, arkasından ABD ziyareti esnasında, Biden yönetimi ile bazı konularda mutabakata varıldı ki, en azından Ankara, Finlandiya’ya bir anda NATO üyeliği için yeşil ışık yakıvermişti. 

Pazarlık yapıldıysa, ne üzerine yapıldı. En yakın ihtimal olarak F-16 satışını görüyorum. Diğer her şey şu an için tali. Ancak Biden yönetimi, bu satışı desteklediğini ifade ederken, henüz bir adım da atmıyor. İsveç’in üyeliğiyle F-16 konusunu bağlantılı görmediklerini söylüyorlar. Hem Blinken hem Pentagon’un başı Austin bunu teyit ettiler. 

Öte yandan Kalın’ın Washington’daki temasları esnasında kendisine verilen sözler tutulmamış gibi bir endişem var. Zira Kalın 6 Nisan tarihinde, “Türkiye İsveç'i kabul etsin ondan sonra F- 16'ları onaylarız derseniz; biz de tam tersini size söyleriz. Siz F-16'ları onaylayana kadar biz de İsveç'in üyeliğini onaylamıyoruz deriz” manasında bir şeyler söyledi. 

Sonuç

Kalın’ın bu açıklamasını okuyunca, “vay canına!” dedim. "İbrahim Kalın, kandırılmış olmalı!" diye yorumladım. Tarih; herhalde İbrahim Kalın’ın Washington temasları esnasında birilerinin verdiği söze itimat ettiğini, buna dayanarak Finlandiya’nın üyeliğine onay vermemiz için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna ettiğini yazar diye düşünüyorum. Anlaşılan Finlandiya’yı boşuna oyalamışız, hiçbir şey elde edemeden, Washington’dan bir şey alamadan, NATO’ya üye olmasına Evet demişiz. Gelişmelere baktığımda maalesef 1980’de Kenan Evren tarafından Yunanistan’ın; 2009 yılında Recep Tayyip Erdoğan tarafından Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönmelerine onay verdiğimiz gibi, yine hiçbir şey alamadan 2023’te yine Erdoğan döneminde tarihi bir hata yaparak, Finlandiya için onay vermemizi zamanlama yönüyle doğru bulmuyorum. Yanlış anlaşılmasın, Finlandiya’nın üyeliğine bir itirazım yok. En baştan itirazımızın da yersiz ve mesnetsiz olduğunu değerlendirenler arasında oldum. İsveç konusu şüphesiz farklıydı. Geldiğim nokta itibariyle Türk Hükümetinin yanlış yaptığını da söylemiyorum. Sadece teknik olarak 2022 yılının Mayıs ayından beri, Finlandiya’ya ‘NATO’ya şimdi üye olamazsın!’ dedikten sonra ve Finlandiya da hiçbir şey yapmamış olmasına rağmen, şimdi Washington, ‘Ey Ankara. Hiç olmazsa Finlandiya’nın üyeliğine onay ver.” dedi diye niye onay verdik, bu durumu anlamakta zorlanıyorum. Benim gibi süreci takip eden birçok insanın Ankara’yı anlamakta zorlandığını düşünüyorum. "Madem onay verecektik, 10 ay boş yere Finlandiya ile Türkiye arasında, NATO boyutunda zaman zaman niye gerginlik yaşadık?" sorusunun da cevabını Ankara’nın net bir şekilde cevaplandırması gerektiğine inanıyorum. Korkarım, tüm gel-gitlere rağmen, 14 Mayıs sonuçlarından bağımsız olarak, aynı şey İsveç'le de yaşanacak, pek bir kazanım olmadan, İsveç'e de onay verilecek. 

Bakalım Tarih, bu üyelik sürecini zamanı gelince gerçekten nasıl yazacak? Kalın’a, 14-15 Mart tarihlerinde Washington’da ne söz verildi, verilen sözler neden ABD tarafından tutulmadı (F-16 konusunda) veya bilemediğimiz başka vaatlerle mi Kalın Washington’dan döndü? Kim bilir?

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 08.04.2023
  • Süre : 7 dk
  • 982 kez okundu

Google Ads