Site İçi Arama

savunma

F-35 Savaş Uçağının Artıları ve Eksileri Nelerdir? Uçağın Teknik Özellikleri: Bölüm-3

F-35, uçağın çoklu spektral sensörlerini ve uçak dışı verileri otonom olarak birleştiren ve önceliklendiren, pilot için doğru bir gerçek zamanlı operasyon resmi ve görev sonrası analiz için veri indirme yeteneği sağlayan entegre aviyoniklere sahiptir. Bu, insan-makine arayüzünün günümüzde ulaştığı en üst seviye olarak bilinmektedir. Neticede F-35’in gördüğünü dost unsurların hepsi görebilme şansına sahip olabilmektedir. Bu özellik, F-35’leri ağ merkezli harekâtta yüksek değerlikli bir hava platformu haline getirmektedir.

Ağ Destekli Harekât Kapsamında F-35’lere Kazandırılan Yetenekler

Modern silah platformlarının artan ölümcüllüğü, platform merkezli yaklaşımın terk edilerek ağ merkezli yaklaşıma geçiş yapılması sayesinde gerçekleştirilebilmektedir. Eskiden tek uçak veya platform üzerine odaklı bir yaklaşım vardı. Şimdilerde uçakla birlikte ağ merkezli harekât yapabilme yeteneği birlikte aranır oldu. F-35, sensörleri ve diğer hava, kara ve deniz platformlarının sensörlerinden aldığı bilgileri birleştirmek suretiyle elde ettiği gerçek zamanlı harekât resmini kullanmakta ve diğer platformlarla bu harekât resmini gerçek zamanlı olarak paylaşabilmektedir. F-35'in gelişmiş sensör füzyonu, farkındalığı, beka kabiliyetini ve ölümcüllüğü büyük ölçüde artıran entegre hava harekât resminin oluşumuna katkı sağlar. 

F-35, uçağın çoklu spektral sensörlerini ve uçak dışı verileri otonom olarak birleştiren ve önceliklendiren, pilot için doğru bir gerçek zamanlı operasyon resmi ve görev sonrası analiz için veri indirme yeteneği sağlayan entegre aviyoniklere sahiptir. Bu, insan-makine arayüzünün günümüzde ulaştığı en üst seviye olarak bilinmektedir. Neticede F-35’in gördüğünü dost unsurların hepsi görebilme şansına sahip olabilmektedir. Bu özellik, F-35’leri ağ merkezli harekâtta yüksek değerlikli bir hava platformu haline getirmektedir.

Dost kuvvetler için savaş alanının ortak, doğru ve son derece entegre bir resmini oluşturmak üzere havadaki her platformun gördüğü resmi bir araya getiren ve ortak hava resmi olarak tekrar tüm kullanıcılara ulaştırabilen entegre bir yapı olan ‘ağ merkezli yapı’ günümüz savaşlarının vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır. 

Ağ merkezli harekât yeteneği; ölümcüllüğü ve beka kabiliyetini en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olurken, savaş pilotunun daha entegre bir hava resmini takip etmesine ve nihayetinde havada görevine daha kolay odaklanabilmesine, daha fazla girdiyi kullanarak en doğru kararı süratle verebilmesine hizmet etmektedir. Özellikle karmaşık ve katmanlı yapıdaki hava harekât bölgelerinde pilotun işba haline gelmeden, durumsal farkındalığı en üst seviyede görev yapabilmesini sağlamak, bu desteği her türlü vasıta ile pilota sağlamak önemlidir. Bunu pilotun tek başına sağlaması mümkün değildir. 

Eldeki tüm verilerin süzülerek pilota devamlı aktarılması, karar üstünlüğü için pilotun eline güç katar. Böylece klasik uçaklarda olduğundan farklı olarak, örneğin radarında düşman uçağını bulmak, takip etmek yerine, kendisine bu bilgilerin sırayla aktığı bir mimari içinde pilotun savaş yapması ve uçaktaki sistemlerle ‘boğuşmadan’ harekât sahasını gerçek manada görmesini, hedef önceliklerini doğru ve gerçek zamanlı bilgiyle belirlemesi ve zamanında ateş gücünü kullanabilmesi mümkün olabilmektedir. Böylece, F-35’i kullanıcıları artık eski dördüncü nesil uçaklarda olduğu üzere sadece bir ‘pilot’ olarak görülmemektedir. F-35 pilotları aynı zamanda ‘görev komutanıdır’. F-35 pilotu, uçağının sahip olduğu sensörler ve yine uçağına destek sağlayan başka platformların sensörlerinin sağladığı ayrıcalıklardan yararlanabilen, böylece uçağını sahip olduğu yeteneklerinin daha ötesinde kullanabilen bir görev komutanına dönüşmektedir. 

F-35 uçağı harekât mimarisi, birden fazla F-35'in kendi aralarında harekât resmini paylaşabilmesine olanak tanımaktadır. F-35 pilotları birbirlerine tahsisli hedefleri bulmada yardımcı olabilirler, birbirlerinin hedeflerini takip edebilirler, görünmezlik ve güvenli (savunma yönüyle) bir ortamda birbirlerinin silahlarını ateşleyebilirler, ağ tabanlı bir silah sisteminin parçası olarak görev yapabilirler. Bu özellikler, ağ merkezli harekâtta, bir F-35 pilotunun sürü İHA’larla birlikte (henüz konsept boyutunda) görev yapabilmesine de olanak tanır. Bu, birden fazla F-35'in ve beraberlerindeki İHA’ların bir paket olarak aynı anda görünmezlik zarfı içinde kalarak düşmana eş zamanlı taarruzlar yapabilmelerini, tek bir silah ailesi halinde hareket edebilmelerini, sürü savaşı konseptine göre savaşabilmelerini imkân dahilinde kılmıştır. Beşinci nesil ile gelen sürü savaşları, savaşın çehresini değiştirmek üzeredir. Savaş alanı; matris filminde gördüğümüz tek kişiden çoklanan ama aslında tek kişi tarafından idare edilen çok sayıdaki ‘saldırgan’ yeteneklere sahip akıllı sistemlerin kontrolünde savaş yapmakla eş değer hale gelmiştir. F-35 gibi beşinci nesil platformların harekât sahasına getirdiği, getirmek üzere olduğu en büyük fark ve kırılma noktası (tipping point) burasıdır diye değerlendiriyorum.

F-35’le birlikte hava harekâtı da değişmek üzeredir. Artık klasik uçaklarla herhangi bir ülkenin hava savunma silah sistemlerini aşmak oldukça zorlaşmıştır. Klasik platformların, karşı kuvvetin Erişimi Engelleme ve Sahaya Sokmama (Anti-Access and Area-Denial-A2AD) yetenekleri karşısında hayatta kalma şansları artık çok sınırlıdır. Her ülke A2AD kabiliyetlerine büyük yatırımlar yapma arayışındadır. Türkiye’nin son tahlilde S-400 satın almasını da bu kapsamda görmek ve değerlendirmek gerekir. Elektronik Harp sistemleri, siber savaş kabiliyetleri ve uzun menzilli Satıhtan Satha Füzeler (SSM) ve Satıhtan Havaya Füze (SAM) sistemleri, bir bütün halinde entegre bir yapı içerisinde A2AD’nin birer parçalarıdır. Bu yapıyı aşmak için F-35 gibi ağ merkezli harekâtla desteklenen görünmez özellikli, süratli ve yüksek manevra kabiliyetli uzun menzilli uçaklara ihtiyaç bulunmaktadır. F-35 benzeri bir platformunuz varsa, neticede, hava üstünlüğünü tesis etmek, düşmanın bölgesel seviyede de olsa hava üstünlüğünü tesis etmesinin önüne geçmek yüksek olasılıkla daha mümkün hale gelmiştir. Buradan yola çıktığımızda, karşı kuvvetin elinde F-35 varsa, bu uçağın sizin sahanıza girmenize engel olacak şekilde sizin de hava savunma mimarinizi yeniden tasarlamanız, kuvvetlendirmeniz gerekecektir. Görünmezleri, “görünür” kılacak radar teknolojisini ve buna entegre hava savunma silahlarını sisteminize kazandırma zorunluluğunuz olacaktır.

Ayrıca F-35’ler, bu özelliklerini klasik savaş uçakları ile birlikte görev yaparken de ‘artı değer’ olarak hizmete sunabilecektir. Bu aslında birçok hava kuvvetleri için yakın dönemde bir zorunluluktur. Yakın dönemde hiçbir ülkenin elinde dördüncü nesil uçakları kenara almaya yetecek kadar çok sayıda F-35 olmayacaktır. F-35’lerle birlikte dördüncü nesil savaş uçakları da belirli bir süre daha kullanılmaya devam edilecektir. Bu süre zarfında, dördüncü nesil savaş uçakları hava kuvvetlerinin bel kemiği olarak vurucu güçlerini korurken, F-35’ler öncelikle daha kritik ve özelliği yüksek görevler için kullanılacaktır. Yine görev paketinin korunmasında ve savunma baskısı (SEAD) görevlerinde F-35’in önden düşman bölgesine gönderilmesi, görünmezliğinden istifade edilmesi ve böylelikle dördüncü nesil savaş uçaklarının düşman hava savunma unsurlarının etkisine ve ateşine maruz kamadan görev yapabilmesi söz konusu olabilecektir. 

Aviyonik Sistemler

AESA AN/APG-81 Radarı

F-35 uçaklarında Northrop Grumman AN/APG-81 aktif elektronik taramalı dizi (AESA) radarı kullanılmaktadır. Aktif elektronik taramalı dizinli (AESA) radarı, klasik doppler radarlara göre daha uzun menzilden tespit, teşhis, önleme ve angajman imkânı verir. Genel manada pilota bilgi akışı sağlar. F-35'in APG-81 radarı F-22 uçaklarında kullanılmakta olan APG-77 radarının halefidir. 81 radarı, 77’nin daha gelişmiş, daha modern versiyonudur. 

AESA radarı tarama frekansını saniyede binlerce kez değiştirebilir ve özellikle uzak mesafelerde arka plan gürültüsüne benzeyen bir bakıma sahte bir emisyon yaratabilir. Bu AESA radarına "düşük görünürlük" özelliği kazandırır. Düşman sistemleri bunların rastgele sesler olmadığını, AMRAAM'ları yönlendiren bir düşman radarı olduğunu "fark ettiğinde" muhtemelen çok geç olacaktır.

APG-81 radarı F-35’e gelişmiş elektronik harp yeteneği kazandırmanın yanında Hava-Yer görevlerinde uçağı daha yetenekli bir savaş makinasına dönüştürmektedir. Radar, EH paketinin bir parçası olarak taarruzi EH yeteneğini pilotun kullanımına sunmaktadır. Ayrıca bu radar, AN/ALR-94 ESM sistemi ve BAE Systems AN/ASQ-239 Barracuda elektronik harp sistemi ile derinlemesine entegre edilerek kullanıma sunulmaktadır. Bu yetenekler, her bir F-35’i Wild Weasel görevleri için de uygun bir uçağa dönüştürmektedir.

ASQ-239 Barracuda ESM / EW paketi, F-35 uçaklarına düşman radarlarını daha hızlı ve daha uzaktan tespit edebilme imkânı tanır. Pilotlara kazandırdığı kritik zaman bilgisiyle, onlara nasıl hareket etmek istediklerine karar vermeleri için daha fazla zaman tanır. Stand-off mühimmatın (JSOW, SDB veya JSM gibi) daha uzak menzillerden kullanılmasına izin verir. Yine JASSM veya Tomahawk benzeri daha uzun menzilli silahların kullanımını destekleyecek şekilde, uzun menzilden hedefleme bilgisinin bu füzelere aktarılmasını sağlar.

AN/APG-81 Radarı, hava hedeflerini pasif olarak izleyebilir. APG-81 otomatik hedef işaretlemesi yapabilme yeteneğine sahiptir. Yine radar sadece yer hedeflerini otonom olarak algılamakla kalmaz, aynı zamanda onları tasnif edebilmektedir.

DAS (AAQ-37 Dağıtılmış Açıklık Sistemi)

F-35; kısa-orta menzilli IRST (Kızılötesi Arama ve Takip (Infrared Search and Track)) yeteneğiyle donatılmıştır. Ayrıca uçakta, Northrop Grumman/Raytheon yapımı DAS (Distributed Aperture System) kullanılmaktadır. Radarın fonksiyonlarını tamamlayıcı bir rol ve görev üstlenir. Füze uyarı sistemi olarak hizmet veren altı geniş açılı termal kameradan oluşan, kısaca DAS olarak bilinen bu termal görüntüleme sistemi, uçağın füze (SAM, AAM, BM) tespiti, kızıl ötesi arama ve takip yapabilmesine imkân tanır. 

DAS, uçağın etrafına monte edilmiş ve her yönü aynı anda tarayan altı kızılötesi yüksek çözünürlüklü kameralardan pilotun kaskına kesintisiz bir şekilde yüksek çözünürlüklü gerçek zamanlı görüntüler gönderir. F-35'in her tarafına yerleştirilmiş küçük kameralar uçağa 360 derecelik bir görüş açısı sağlamaktadır. DAS aynı zamanda uçağın pilotuna durumsal farkındalık sağlar ve otomatik olarak tehditleri tespit edebilir, uyarır ve takip eder. 

EOTS (AAQ-40 Elektro-Optik Hedefleme Sistemi)

Lockheed Martin yapımı AN/AAQ-40 EOTS kullanılmaktadır. F-35'in elektro-optik hedefleme sistemi; kızılötesi bakış ile kızılötesi arama ve takip işlevlerini yerine getirmek üzere tasarlanmıştır. EOTS, F-35'in burnunun altında, uzun menzilli optik yakınlaştırma özelliğine sahip bir orta dalga kızılötesi (MWIR) kameranın yanı sıra bir kızılötesi lazer işaretleyiciye sahip bir sistemdir. Eskin nesil uçaklarda da kullanılan EOTS’un F-35’e entegre edilmiş versiyonudur. EOTS, eski tip hedefleme (targeting) poduyla benzer fonksiyonu, görevi yerine getiren bir cihazdır.

MWIR sensörü entegre çalışan EOTS, F-35 pilotlarının hava / kara / deniz temaslarını uzun menzilde görebilmelerine, pilotun (ve/veya yerleşik bilgisayarların) bilinmeyen temasları teşhis edebilmelerine, tehditleri tanımlama ve hedefleme, savaş hasarı (battle damage) değerlendirmelerini yapabilmelerine, ayrıca istihbarat, keşif, gözetleme (ISR) faaliyetlerini yürütebilmelerine yardımcı olur. EOTS ayrıca bir IRST (uzun menzilli kızılötesi arama ve izleme) sensörü olarak da otonom bir şekilde gökyüzünü tarayabilir ve F-35'in ısı emisyonları yoluyla tehditleri pasif bir şekilde bulmasına ve izlemesine yardımcı olur.

F-35 veya dost uçağın GBU-12 Paveway II veya GBU-49 Paveway IV gibi lazer güdümlü bir silahı bir hedefe bırakması gerektiğinde, EOTS bu bombaları sabit veya hareketli hedeflere yönlendirmek için klasik uçakların yaptığı şekilde, hedefi lazerleme görevini yerine getirebilmektedir.

HMD (Kaska Monteli Baş Üstü Ekran - HUD)

Collins Elbit Vision Systems tarafından üretilen HMD’ler F-35'in insan-makine arayüzünün önemli bir parçasıdır. F-35'in gelişmiş HMD'si (Helmet Mounted Display) pilotlara farklı koşullarda eşsiz bir durumsal farkındalık sağlar. Sabit bir HUD'a (Head-Up Display) alternatif olarak, gerekli tüm veriler kaska yansıtılmaktadır. Böylece pilot nereye bakarsa baksın, daha iyi durumsal farkındalık için gözlerinin önünde tüm gerekli bilgiler görüntülenmiş olur.

F-35 ailesi, uçağı çevreleyen küresel bir alanda görsel-optik ve elektronik bilgi toplayan son derece kapsamlı bir sensör dizisine sahiptir. Bu veriler entegre bir yapı içerisinde F-35 pilotlarının vizörüne işlenmiş görüntüler, harekât ve uçuş bilgi setleri (DAS uyarıları, görüntüleri dahil) olarak baş üstü ekran sistematiği içerisinde aktarılır. Sensör füzyonu sayesinde, radyo frekansı alıcılarından ve kızılötesi alıcılardan gelen bilgiler, tek bir taktik görüntü olarak birleştirilerek pilota görüntü şeklinde verilir. Böylece F-35 Pilotları, dünyayı tüm açı ve yönlerden "Tanrı’nın gözüyle" görür ve hatta kendi uçağının fiziksel yapısının içinden bile "bakabilirler". Birim maliyeti 400-500 bin USD olan F-35 kaskları, normal kask sistemlerine göre daha ağırdır. Bu nedenle olası uçaktan atlama (ejection) durumlarında, atlayan pilotun boynunda zedelenmelere neden olması söz konusudur. 

Pilota kullanım kolaylığı sağlayan, çıktıları kaska entegre edilen Northrop Grumman AN/ASQ-242 CNI (Communications, Navigation, and Identification) sistemi kullanılmaktadır. Ayrıca, Harris Corporation tasarımı veri bağlantı link sistemi (MADL) F-35’lerde kullanıma verilmiştir.

Yarın yayınlanacak Bölüm-4’te Uçakla ilgili bazı endişeleri/rahatsızlıkları (Kaynak kodunun paylaşılmamasına ilişkin ABD politikası, teknoloji transferi kısıtları, görünmezlik sorunları vb.) anlatacağım.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 13.01.2023
  • Süre : 6 dk
  • 1970 kez okundu

Google Ads