Site İçi Arama

savunma

Hava Kuvvetlerinde Gösteri Uçuşları 1962 Yılında Neden Yasaklandı?

1952 yılında Türk Hava Kuvvetlerinin jet çağına geçişi, bu büyük modernizasyon ülke genelinde de heyecan yarattı. Türk Milletinin gurur kaynağı olan, barışın sürekliliğinin teminatı olan Türk Hava Kuvvetleri uçaklarının, “özgürlüğün sesi” yeni Türk jetleriyle, timler hâlinde akrobasi gösterilerine başlaması iyice yaygınlaştı, adeta bir gelenek haline geldi.

Türk Hava Kuvvetleri Jet Çağına Geçişi ve Uçuş Gösteri Ekiplerinin Teşkil Edilmesi

1 Haziran 1911 tarihinde kurulan Türk Hava Kuvvetleri, akrobasi konusunda da dünya havacılık tarihinde kısa zamanda yerini almayı başardı. Türk Hava Kuvvetleri bünyesindeki ilk resmî akrobasi çalışmaları 1926 yılında Uçuş Okulunda başlatıldı. Uçuş öğretmeni Pilot Teğmen Enver Akoğlu başkanlığında oluşturulan, aralarında Pilot Teğmen Tekin Arıburun’un da bulunduğu bir akrobasi grubu, pervaneli uçaklarla yapılan hava gösterileri çerçevesinde öncü çalışmalara imza attılar, son derece başarılı gösteri uçuşları gerçekleştirdiler. Bugün 134’üncü Akrotim Filo (Türk Yıldızları) Komutanlığının bir anlamda temelini o yıllarda Hava Kuvvetlerinde attılar.

Türkiye’nin 18 Şubat 1952 tarihinde NATO’ya üye olmasının yolunu açan ABD ile ilişkilerinin gelişmesi çerçevesinde, 1952 yılında Türk havacılık tarihinde önemli bir değişim yaşandı, Türk Hava Kuvvetleri, pervaneli uçaklardan jetlere geçiş yaptı. 1952 yılından sonra Türk Hava Kuvvetlerindeki modernizasyon çalışmaları daha da hızlandı. Kısa sürede pervaneli uçakların yerini jet uçakları aldı. Türk askeri havacılık tarihinde 1950'li yıllar tüm yurt sathında jet uçaklarının uçmaya başladığı yıllar olarak biliniyor. Bu tarihlerde ilk jet filoları 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı/Balıkesir’de kuruldu. Aynı zamanda o yıl yeni filo, üs, kuvvet isimlendirmesine de geçiş yapıldı. Buna göre, 1’inci Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı’na bağlı Balıkesir Üssü, 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı oldu. Bu üsteki filolar da örneğin 191 (1-Kuvvet, 9-Üs, 1-Filo (Bombardıman), 2-Filo (Av Önleme), 3-Filo (Eğitim) ve 4-Filo (Keşif)) Filo benzeri isimlendirildi. Filolar için yaptıkları görevlere uygun olarak yeni numaralandırma sistemi kullanılmaya başlandı. Bu kapsamda Türkiye’de pervaneli uçaklardan jet uçaklarına geçen ilk filolar da, Balıkesir’deki 191’inci, 192’nci ve 193’üncü Filo Komutanlıkları olmuştu. Türk Hava Kuvvetlerinin jet çağına geçişi, bu büyük modernizasyon ülke genelinde de heyecan yarattı. Türk Milletinin gurur kaynağı olan, barışın sürekliliğinin teminatı olan Türk Hava Kuvvetleri uçaklarının, “özgürlüğün sesi” yeni Türk jetleriyle, timler hâlinde akrobasi gösterilerine başlaması iyice yaygınlaştı, adeta bir gelenek haline geldi.

Böylece kahraman Türk pilotlarının Türk toplumuyla bütünleşmesi, toplumun da onları ve pilotluk mesleğini yakından tanıması ve bütünleşmesi, havacılığın sevdirilmesine katkıda bulunulması, havacılığın şövalyelik ruhunun canlı tutulması, Türk Hava Kuvvetleri’nin eriştiği üstün seviyenin, imkân ve kabiliyetlerinin, sahip olduğu disiplinin sergilenerek Türk milletinin güven ve teveccühünün kazanılması gibi hedeflerle akrotim/uçuş gösteri ekipleri uçuşlarını gerçekleştiriyordu. Bu çerçevede, halkın kendilerini izleyebileceği meydanlarda veya halka açık günlerde hava üslerinde piste yakın apron bölgelerinin açığında uçuşlar gerçekleştiriliyordu.

Takvim yaprakları 1 Haziran 1962 tarihini gösterdiğinde Eskişehir’de 1 Haziran 1962 Hava Kuvvetleri Günü Kutlamaları yapılacaktı. Jet uçaklarının gösterisi de olacağından kutlamalara ilgi büyüktü. Birinci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı/Eskişehir’de “Hava Kuvvetleri Kuruluş ve Havacılık Günü Kutlamaları”, 1’inci Ana Jet Us K.lığının önündeki platformda yapılıyordu. Kutlamalar kapsamında F-100 Super Sabre uçaklarından oluşan dörtlü bir gösteri kolunun, akrobasi manevralarıyla kutlama faaliyetine katılması planlanmıştı.

Emekli Hava Korgeneral Öner DİNÇER Anlatıyor

“Ben Jet Eğitim Filosunda uçuş öğretmeniydim. Bizim filo pistin kuzey tarafında bulunuyordu. 1'inci Üsle aramızda ana ve emercensi pistler vardı. Biz de kutlamalarımızı bizim tarafta yapıyorduk. Kuvvet Komutanlığına veya Üs K.lığına özel misafirler veya yabancı heyetler geldiğinde, Üs K.lığının F-100 Super Sabre uçaklarından oluşan dörtlü gösteri kolu vardı. Bu kol, tekli olarak tono, lup, immelman gibi akrobasi hareketleri yapardı. 

F-100 uçaklarının gösterilerini bizim taraftan daha iyi izlerdik. Biliyorduk ki bugün de yine bu gösteri uçuşları yapılacaktı. Bir süre sonra uçaklar gösteri için kalktı. Tekli olarak geçişlerini ve akrobasi hareketlerini yapmaya başladılar. Bir uçak lupa çekti, fakat bu çekiş normal değildi, tepe noktasında terste lupu tamamlaması için yeterli irtifa yoktu. Hepimiz bir ağızdan, "Eyvah, bu lupu tamamlayamayacak!'” dediğimiz anda uçağın büyük bir çöküşle yere çarptığını ve paramparça olduğunu dehşetle gördük. Karşı tarafta alevler ve duman her tarafı sarmıştı. Tam bir panik yaşanıyordu. Bizim tarafta da bayılanlar olmuştu. Bizler de ne yapacağımızı şaşırmıştık. Biraz sonra dört kişinin hayatını kaybettiğini ve birçok yaralının olduğunu öğrendik. Tabii herkes tanıdık ve arkadaşımızdı. Pilotun kim olduğunu bir türlü öğrenememiştik. Kule ile konuşamıyorduk ve nihayet pilotun sınıf arkadaşımız Üsteğmen Orhan Cemil OKÇU olduğunu öğrendik. Çok çok üzücü bir olaydı. F-100 uçağının çarptığı beton zemine uçağın neredeyse olduğu gibi kalıbı çıkmıştı. Bir süre orası öyle kaldı, sonra kapattılar. Bu olay hepimizi çok etkilemişti ve tabii çok üzülmüştük.

Emekli Hava Kıdemli Başçavuş İbrahim KALAYCIOĞLU Anlatıyor

“Sene 1962. 1 Haziran Havacılık Bayramı faaliyeti çerçevesinde Uçak Bakım Komutanlığı tarafından belirlenen görevli ekip içerisinde yer alıyordum. Bana, “KALAYCIOĞLU, sen misafirlerin oturabileceği tak kurulumunda bulunup 1 Haziran günü üssümüze gelen misafirleri karşılayacaksın. Onlara durumlarına göre yer göstereceksin.” denildi. O gün geldi. Misafirlerimizin bir kısmı oturuyor, bir kısmı da karşı panodaki teşhir ve tanıtım uçaklarını ziyaret ediyorlardı. Bu esnada gösteri uçuşları başladı. Herkes dikkatle gösterileri seyrediyorlardı. F-100 Super Sabre uçakları misafirlerin üzerine yakın mesafeden uçarak havada şekiller çiziyorlar, akrobasi hareketleri yapıyorlardı. Halk ve bizler dikkatle gösteriyi izliyorduk. 

Gösteri timi içinde yer alan uçağın birisi Ankara istikametine doğru yükselerek havada daire çizerek seyirciler üzerine doğru çok alçaktan ters olarak geliyordu. Uçağın tehlikeli geldiğini görünce düşeceği sanki kalbime doğmuşçasına kendimi sipere attığımı hatırlıyorum. Uçak kendisini yerde seyredenlerin gözleri önünde maalesef yere çakıldı. Uçağın parçaları çeşitli taraflara dağıldı. Tabii panik, çığlıklar, bağırmalar... Bereket versin pist tamiri için kamyonlarla yığılmış kumlar vardı. Bu kumlara saplanan parçalar ve kumun üstünden, sağından solundan aşanlar çok kişiyi yaralasa da çok sayıda kişinin hayatını kaybetmemesi için bir kurtarıcı işlevi görmüştü. Acıdır ki, birçok insanın kurtulmasına vesile olan o kumu boşaltılan kamyonun şoförü, şoför mahallinden seyrederken düşen uçaktan kopan bir parçanın gelip kamyonun motorunu ve kendisini maalesef ezdiğini öğrendik, çok üzüldük! Bu arada teşhir, sergi için aprona ve pist yakınına konan uçaklara da düşen uçaktan fırlayan, yanmakta olan parçalar isabet etmiş olacak ki, uçaklardan bazıları da yanmaya başladılar. Uçakların çoğu kurtarılmıştı. Ancak, bu uçaklar arasında yer alan AT-II Kansan tipi uçak alev alev tamamen yanıp kül olmuştu! Uçağın içinde beklemekte olan telsizcisinin yanarak dışarı fırladığını gördüm. Tüm elbiseleri yanmıştı. Arkadan ellerini önüne kapatıp, "Çocuklarım size emanet." diyerek yere düştü. Kendisi ileri derecede yanıklarından dolayı maalesef kurtarılamadı. Bölgeye hemen itfaiye ve ambulanslar geldi. Yaralıları taşıdılar. Toplamda beş ölü ve seksenin üzerinde yaralı vardı. Ağır yaralı olanlardan da ölenler olmuştu. Üs’te bulunan Amerikalıların ambulansları ve doktorları yaralıların kurtarılması için hayli çaba sarf ettiler. O gün olanları unutmak mümkün değil. Allah bir daha böyle bir gün göstermesin. O olaydan sonra bu gösteri uçuşları uzunca bir süre yasaklandı.”

Sonuç

1 Haziran 1962 tarihinde gerçekleşen bu elim ve üzücü kazada Türk Hava Kuvvetlerinde görev yapmakta olan üç personel maalesef hayatını kaybetmişti. 

Bunlardan birincisi, Hava Pilot Üsteğmen Orhan Cemil OKÇU (1956-37 sicil numaralı), 1935 yılında Bingöl’de doğmuştu. 1954 yılında girdiği Hava Harp Okulundan 1956 yılında mezun olmuştu. Pilotaj eğitimini takiben 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığı/Eskişehir’de görev yapıyordu. Rahmetli şehidimizin mezarının bulunduğu yer İzmir Kadifekale Şehitliğidir.

İkinci şehidimiz Hava Makinist Başçavuş Raşit Emin CANYAŞAR (1954-235 sicil numaralı), 1933 yılında Merzifon’da doğmuştu. 1952 yılında girdiği Hava Astsubay Okulundan 1954 yılında astsubay çavuş olarak mezun olmuştu. 1956-1961 yılları arasında 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Mürted’de görev yapmış, takiben 4 Nisan 1961 tarihinden itibaren 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığı/Eskişehir’de görev yapmaya başlamıştı. Düşen F-100 uçağından dağılan parçaların kendisine isabet ederek vücuduna saplanması sonucunda şehit olmuştur. Rahmetli şehidimizin mezarının bulunduğu yer Merzifon Şehitliğidir.

Üçüncü şehidimiz, Hava Makinist Başçavuş Vural TEKİN (1954-401 sicil numaralı), 1932 yılında Kozan/Adana’da doğmuştu. 1952 yılında girdiği Hava Astsubay Okulundan 1954 yılında astsubay çavuş olarak mezun olmuştu. 1956-1959 yılları arasında 8’inci Ana Jet Üs Komutanlığı/Diyarbakır’da görev yapmış, takiben 26 Mayıs 1959 tarihinden itibaren 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığı/Eskişehir’de görev yapmaya başlamıştı. Düşen F-100 uçağından dağılan parçaların kendisine isabet ederek vücuduna saplanması sonucunda şehit olmuştur. Rahmetli şehidimizin mezarının bulunduğu yer Adana Şehitliğidir.

Yazıda geçen şoförün ismini öğrenemedim. 

Şehitlerimizi Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.

Kaynakça

Türk Yıldızları Resmî Web Sitesi, “İlk Toplu Akrobasi Çalışmaları”, 26 Eylül 2019, https://www.turkyildizlari.tsk.tr/Custom/TurkYildizlari/160

Hava Kuvvetleri Şehitleri Albümü-2, Sayfa 274-276.

Hava Kuvvetleri Anılar 2009 Kitabı, Hava Basımevi, 2009, Ankara, s.87-89.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 08.11.2023
  • Süre : 4 dk
  • 1624 kez okundu

Google Ads