logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
savunma

Mühimmat mı daha önemlidir, mühimmatı atacak platform mu?

Türkiye, en doğru yerden başlamış, "yerli ve milli" savunma sanayi kurma adına, hava kuvvetlerinde kullanılabilecek tüm mühimmatların yerlileştirilmesini önceleyerek, çalışmalarını başlatmıştır.

Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ
Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 15.06.2022
  • Süre : 5 dk
  • 236 kez okundu

 

 

Karmaşık Sistemlerin Mühendislik Gayretinin Büyüklüğü:

 

 

Mühendisliğin temel ilkelerinden birisi de şudur: Parça sayısı arttıkça, arıza ihtimali de artar. Aslında bu gerçekten (doğruluğu defaatle) ispatlanmış ilkenin uzandığı alanlar da, anlam derinliği de çok daha derindir. Bunu bir sistemin karmaşıklaşma ölçütü açısından da ele alabiliriz. Sadece arıza oranları açısından da değil. Dolayısıyla karmaşık sistemlerin:

·        Düşünme ve konsept geliştirme süreçlerinin, daha uzun.

·        Ar-ge süreçlerinin de daha sorunlu ve zaman alıcı.

·        Daha multidisiplinel çalışma alanlarına yayılacağı.

·        Test, değerlendirme ve kalifikasyon süreçlerinin artan oranda artacağı.

·        Üretim ve alt sistem / tedarikçi organizasyonunun karmaşıklaşacağı.

·        Yedek parça, bakım, idame süreçlerinin oturmasının vakte ihtiyaç duyacağı söylenebilir.

Bu bilgiler ışığında şu soruyu dikkatinize sunmak istiyorum: F-35 ayarında bir tayyarenin geliştirilmesi ve üretilmesi mi uzun sürer? Yoksa AMRAAM ayarında havadan havaya bir füzenin mi? Cevap tabii ki de ikincisidir. Zira birincisi dört başı mamur, geniş ve insan oğlunun teknolojik bilgisinin tüm disiplinlerinden nasibini almış, karma karışlık bir platformdur. Diğeri de yüksek teknoloji içerse de, belli bir dar amaç ile dizayn edilmiş, çok daha az faktörün dikkate alınmasını gerektiren bir mühimmattır.

Aslında bu basit gerçek nedeniyledir ki, mühimmat teknolojilerindeki ilerleme, platform teknolojilerinin epey önünde gitmektedir. Havada, karada, denizde, uzayda ve siber uzayda aynı yaklaşımın geçerli olduğunu görüyoruz. Tanksavar füzelerin gelişiminin, tankların gelişiminden çok daha çeşitli ve hızlı olması misali.

Ağ Merkezli Harekât ve Mühimmat İlişkisi:

Günümüzün en popüler ve açıkçası da en önemli hususlarından birisi "ağ merkezli harptir". Doğrusu bu kavram, sivil bakış açısına sahip okuyucularımızın, kıymetini ve keyfiyetini anlamakta oldukça zorlandığı bir kavramdır. Sadece platformların değil mühimmatların da bir parçası olduğu bu ağ, muharebe etkinliğini katlayarak arttıran bir yapıya sahiptir. Bunu örneklerle açıklayalım:

Bir metrekarelik radar yansıma alanını 80-90 NM mesafeden tespit edebilen F-16 ve 130-140 NM mesafeden tespit edebilen F-15 uçaklarından oluşan bir hava kuvvetleriniz olsun. Bunlar da 120 km. maksimum menzilli BVR füzelerle hedeflerine angaje olabilsin. Bu temel veriler üzerine bir hava savunması planlayabilirsiniz. Aynı anda kaç uçağı havada, kaçını scramble'da, kaçını bakımda tutacaksınız? Bunu barış, kriz ve savaş zamanları için nasıl değişiklerle planlıyacaksınız? Gelin şimdi işin içine uydular, erken uyarı uçakları, istihbarat sistemlerini de katalım ve ağ merkezli bir yapı kuralım.

Tüm sınırlarınızın doğal olarak içerisinde ve 800-900 NM’i kapsayan mesafe ötesinde bir sensör ağı kurduğunuzu var sayalım. Bu ağ sayesinde aynı çaptaki bir hedefi F-15 ve F-16'larn radarlarına ihtiyaç duymadan tespit, teşhis ve takip edebiliyorsunuz. Artık düşmanınızı önlemek adına uçaklarınıza dair yapacağınız tüm planlamaları değiştirebilirsiniz. İşiniz çok daha kolaylaşır ve netleşir. Füzeleriniz de çok daha isabet ve güvenle hedeflerini vurur. Peki, ağ merkezli harp kavramının faydası bundan mı ibarettir?

Hayır efendim. Zira artık hava harbini yeni ve büyük bir boyut ekleyerek değiştirmiş bulunuyorsunuz. Buda doğal olarak hava savunmanızın geleceğiyle ilgili bir sürü mantıklı soruların ortaya çıkmasına yol açıyor. Örneğin: Ben böylesi bir kabiliyete sahipsem ve bunu harp halinde de koruyabileceğime inanıyor isem. Aynı füzeyi taşıyacak bir Hürkuş, Hürjet, Akıncı ve Kızıl Elma bileşeni, aynı işi görmez mi? Yani F-15 ve F-16'lar için bunca masraf yapmaya, bunca altyapı kurmaya, insan eğitmeye değer mi?

Açılan bu kapıdan geçtiğimizde, anlam ve önemi en az bu kıymette olan çok sayıda soruyla karşılaşıyoruz. Ayrıca soruları takip eden çok sayıda düşünce tarzı ve alternatifinin de olabileceğini görüyoruz. Fakat bu makalede konuyu dağıtmamak adına kapsamı dar tutacağız. Meseleyi "mühimmat mı daha önemli, platform mu?" hususuna çerçeveleyeceğiz.

Türkiye, Mühimmat Üretimine Öncelik Vermiş Bir Ülkedir:

Doğrusunu söylemek gerekirse bu ülkemizin durumuyla da oldukçözdeşleşen bir vakıadır. Zira ülkemiz en doğru yerden başlamış, "yerli ve milli" savunma sanayi kurma adına, hava kuvvetlerinde kullanılabilecek tüm mühimmatların yerlileştirilmesini önceleyerek, çalışmalarını başlatmıştır. Elbette bunu platform alanında da gelişmelerin takip etmesi gerekir. Ki bu alanda insanlı ve insansız birçok projemizin de yürütülmekte olduğunu görmekteyiz. 2023 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmesini umduğumuz Hürjet, hangardan çıkış (rollout) kutlamasını yapacağını umduğumuz MMU ve kompozit ağırlıklı yeni yapısı ve değişen iç dizaynıyla Hürkuş, insanlı platformlar kapsamında sayılabilir.

Ayrıca mühimmat konusunun, yaşanan Ukrayna - Rusya harbi sayesinde fark ettiğimiz, önemli bir boyutu daha vardır. Bunlar leblebi gibi harcanmakta, pahalı ve kısıtlı stokları hızla tüketilmektedir. Ayrıca bu akıllı mühimmatların da özel depolama koşullarına sahip olması, düzenli bakım idame ve modernizasyonlarının gerçekleştirilmesi gerekmektedir. NATO konseptinde bir uçağa karşı iki füze ateşleme standardı mevcuttur. Sovyet / Rus konseptinde ise bu rakam üç füzedir. Dolayısıyla mühimmatlar özenle üretilen, saklanan ve atıldığı an yok olan bir nesne olarak nitelendirilebilir. Mühimmatsız kalan bir tayyare, pençeleri ve gagası sökülmüş yırtıcı kuş misali, açlıktan ölmeye mahkûm bir varlığa dönüşecektir.

Ayrıca vurgulanması önemli bir husus da şudur: Kırk yıldır asimetrik harp ile meşgul olan, çevresinde uzun süren iç savaşlar cereyan eden, hava gücünü sadece bombardımanlarıyla haberlerde izleyen ülkemiz insanı, hava savaşını tam olarak kavrayamamaktadır. Hava kuvvetleri her unsuruyla çok hızlı ve çevik bir doğaya sahiptir. İdamesi çok ama çok pahalı bir kuvvettir bu. (Eğer batı ekolü bir orduya sahipseniz) Bir hava savaşı sadece günlük it dalaşları ve münferit bombalamalarla cereyan edemez. İki ülke uçakları birbiriyle karşı karşıya gelmek için havalandığında, bu topyekün ve tam yüklü bir muharebe olacaktır. En hızlı biçimde önce hava üstünlüğü sonrasında da hava hakimiyeti hedeflenecektir.

İnsansız Platformların Yakın Geleceğe Etkisi:

Clausewitz’in çok beğendiğim bir sözünü hatırlatmak isterim: Asla azıcık savaşır kalamazsınız. Bu söz göklerde bambaşka bir anlam kazanır. Bir anda, topyekün, tüm unsurlarıyla havalanan iki kuvvet, sadece diğerini yok etmek için, "hava-hava odaklı" çalışır. Hava yer odaklı tüçabalar ise düşman uçaklarını ve pistlerini tahrip etmek, ona hizmet edecek radar ve hava savunma altyapısını yok etmeye odaklanır. Zira denizde ve karada da hakkıyla faaliyet gösterebilmenin gereği, hava varlığınızdan geçmektedir.

Doğrusunu söyleyelim. İnsansız platformlar bu kritik ilk saatlerde anlamlı bir görev icra etme yeteneğinden henüz oldukça uzaktır. Önümüzdeki 40-50 yıllık süre zarfında etkileri giderek artacak olsa bile, bu ilk ve en önemli aşamada, alınacak sonucun insanlı savaş uçaklarına bağlı olacağı öngörülebilir. Fakat gerek zaferle neticelenen bir hava harbi sonrasında, gerek iki tarafın da denk seviyelerde yıprandığı ve hava harbinin asimetriğe benzer bir hal aldığı durumlarda, çok önemli roller üstlenebileceği aşikardır.

Ayrıca bir harp sadece uçaklarınıza ve mühimmat stoklarınıza da etki etmez. Ağ merkezli harekât ve elektronik harbe karşı koyma kabiliyetiniz de zarar görecektir. İnsansız platformlar ağ merkezli harp kurgunuzda açılacak delikleri yamamak ve boşlukları gerektiğinde vurucu güçle doldurmak açısından, en hızlı ve ideal çözümleri sunabilir. Dolayısıyla TB2 öncülüğünde uluslararası arenada yükselen SİHA/TİHA ismimizin gazına gelmemek, insansız muharip uçak yapımızı çizdiğimiz bu konsept çerçevesinde planlamak, uygun görev yükleri ve mühimmatları da bu amaçla envantere kazandırmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. (Elbette kritik ilk aşamada da, kısıtlı bir miktar insansız güç, geri dönmemek üzere, önemli görevlere feda edilecektir. Bu husus konumuz dışındadır.)

Çeşitli televizyon kanallarında ve YouTube başta olmak üzere sosyal medya ortamlarında, Ukrayna üzerinde harekat icra eden Rus Hava Kuvvetlerine ilişkin, birçok eleştiriye ve hayal kırıklığı ifadesinin kullanılmasına şahit oldunuz. Bunların başında Rusların hava üstünlüğü kurma yönündeki acziyeti, SEAD/DEAD gibi önemli görev türlerini icra edememesi, tüüstünlüklerine rağmen Ukrayna hava kuvvetlerinin ve hava savunma unsurlarının varlığını devam ettirebilmesi hususları gelmekteydi. Bu hususta uzman bir yabancı yorumcunun sözlerine dikkatinizi çekmek isterim.

Rus ve NATO Ekollerinin Farklılığı ve Ukrayna Savaşı:

Tüm NATO ekolü ülkeler için, hava üstünlüğü ve hava hakimiyeti ilk sağlanması gereken, yüksek önemli bir kavramdır. Fakat Ruslar için bu böyle değildir. Sovyetler zamanından günümüze Ruslar, düşmanın havada var olduğu, hatta üstün olduğu, karada hava savunma unsurlarının da bulunduğu bir savaş ortamında, daha yüksek kayıpları da kabul edebilecek şekilde, savaşmak üzere konsept geliştirmişler ve eğitilmişlerdir. Batılı yorumcuların çoğunun, bilmediği kelimeleri konuşma imkânı olmayan herhangi bir insan misali, Rus hava operasyonlarını anlama ve algılama yanlışına düşmesi doğaldır. Hâlbuki savaşın günümüzde evrildiği noktaya baktığımızda, Rus hava unsurlarının hala operasyonel, derinlikli ve oldukçüstün olduğu görülebilir. Ayrıca ilerleyen tüm Rus piyade unsurlarının da beraberinde, hava savunma sistemleri taşıdığı aşikardır. Bir Rus kurmayı açısından, batılıların deyimiyle hava hakimiyetini kurmak adına göze alınacak kayıpların ve harcanacak uçuş saatlerinin gerekliliği sorgulanabilir.

Bu makalenin sonucu olarak şunları vurgulayabiliriz: Yerli ve milli mühimmat projelerimizi öncelemekle, en doğrusunu yapmaya başladığımız söylenebilir. Şimdi başta hava-hava olmak üzere tüm mühimmatların hızla seri üretim sürecine geçmesini sağlamalıyız. Stok adetlerimizi de önceki beklentilerimizin çok daha üzerinde tutmalıyız.

Mühimmatların gelişimini de sürdürmeliyiz. Bu açamada bakım tutum ve modernizasyon faaliyetlerini, yeni ihtiyaç ve isterlere göre yeniden yapılandırmalıyız. Gerekirse çoğunluğu kullanılmadan önce birleştirilecek ve doldurulacak, modüler mühimmat türlerini de, yol haritamıza dahil etmeliyiz. Bu modüler yapının hava-hava alanında sınırlı kalmayıp, karadan havaya (SAM, HSS) alanında da, ortak bileşen kullanımı yoluyla yaygınlaştırılma ihtimalini etüt etmeliyiz.

HALE (Yüksek irtifa uzun havada kalış) başta olmak üzere, bir kısım İHA'larımız için, ağ merkezli harp kurgusunda açılacak delikleri kapayacak görev yükleri, ilave radar / sensör sağlayacak yükler tasarlamalıyız. Aynı afet durumalarına karşı havada uçan baz istasyonu geliştirdiğimiz gibi. Ön cephede ve ilk anda olmasa bile, ülkemiz derinliğinde ve takip eden süreçlerde bunu yapabilecek bir kabiliyet hedeflemeliyiz. Bu hususa hava savunma sistemlerimizde açılacak gedikleri kapamak adına, ikinci bir düşünsel faktörü de muhakkak planlarımıza dahil etmeliyiz.

"Jet Motorlu İnsansız Savaş Uçağı" olarak nitelendirebileceğimiz projelerin gelişiminde, oluşturulacak bu hareketli, dinamik ve görece güvenli alanlarda, hava savaşını icra ve idame edecek bir yapıyı, öncelikli hedef olarak belirlemeliyiz. İlk hatta görev alacak ve muharebenin kaderini belirleyecek bir kuvvet olarak, insansız sistemleri düşünmek gerçekçi değildir. Fakat bu yazıda vurgulamaya çalıştığımız üzere, zamanla elde edilecek tecrübe ve birikimler, ileride cephe hattı muharibi olarak da insansız sistemlerimize katkı sağlayacaktır.

Sonuç:

Konuyla ilgilenen uzman okurlarımız, giderek popülerliği artan "missile truck" (mühimmat kamyonu) yaklaşımının konu dışında bırakıldığını fark edecektir. Özellikle stealth yetenekli 5. nesil savaş uçaklarının yaygınlaşması, dahili silah istasyonlarının limitleri nedeniyle, konuyu daha dikkate değer hale getirmektedir. Konunun makalede bulunmaması bilinçli bir tercihtir ve bu hususa ilerleyen zamanlarda daha geniş bir bakış açısıyla değinmeyi planlıyoruz.

Yerli ve milli uçaklarımızın gelişim süreçlerine, sabır, iştiyak ve istikrarla devam etmek, hayati bir önem arz etmektedir. Bu kapsamda yakın gelecekte, özellikle Hürjet projesinden, büyük istekler ve değişimler beklenebilir. Söz konusu tayyare motor başta birçok açıdan da dinamik bir platformun çekirdeğine dönüşebilir. Bu kapsamda TEI'nin geliştirdiği ve tanıttığı TF6000 TurboFan motorunu, ikili konfigürasyonda olarak kullanacak bir türev de beklenebilir. Dijital teknolojilerde ve tasarım araçlarında yaşanan gelişmeler bu gibi işleri, geçmişe nazaran çok daha kolay ve hızlı hale getirebilir. Bu konu da ayrı bir makale konusu olacak kadar geniş ve önemlidir.

Dış bir kaynaktan tayyare teminine yönelik hususlar bu makalenin konusu dışındadır. İleride birden fazla makaleye yayılarak değerlendirmesini planlıyoruz. Tekrar görüşene dek, sağlıcakla, afiyetle ve güvenle kalmanız dileğiyle.


Google Ads