logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
savunma

Silahlı Uzay Araçları

Son yıllarda geliştirilen savaş konseptleri, uzay yeteneklerinin geliştirilmesine olan ihtiyaçları da işaret etmektedir. Devletler havacılık sanayilerini, hava-uzay (aerospace) sanayisi olarak isimlendirmeye başlamıştır. Askeri organizasyonlar, mevcut Hava Kuvvetlerini, Hava-Uzay Kuvvetleri olarak yeniden yapılandırmıştır.

Dr. Hüseyin FAZLA
Dr. Hüseyin FAZLA

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 25.11.2021
  • Süre : 6 dk
  • 438 kez okundu

15. ve 16. yüzyıllarda küresel ölçekte büyük güç seviyesine erişen Osmanlı Devleti; o dönemde, İstanbul tersanesinde aynı anda 200 parça gemi inşa etme imkân ve kabiliyetine sahip olan, devasa bir donanma kurabilecek seviyeye ulaşmıştır. Bu üretim kapasitesi, Osmanlı Donanmasını, Akdeniz’de adeta rakipsiz bir güç haline getirmiştir. Osmanlı Donanması karşısında, Akdeniz’de arzu ettikleri ölçüde varlık gösteremeyen Portekiz ve İspanya devletleri, ticari gelirlerini artırabilmek için genişlemek ve bu nedenle okyanuslara açılmak zorunda kalmışlardır. Akdeniz’le yetinen, Arabistan’ı işgal ederek Kızıldeniz’i de Portekiz korsanlarından koruyabildiğini gören ve neticede, Okyanuslara çıkma gereğini yerine getirmeyen Osmanlı Devleti, çağını ıskalamış ve zamanla Akdeniz’i de okyanusların fatihlerine devretmek zorunda kalmıştır. 

Bu örneği ifade etmemizdeki temel maksadımız; geçmiş dönemler için ‘okyanus’ ne anlama geliyorsa, günümüzde de ‘uzay’ boyutunun insanlık için aynı anlama geldiğini okuyucularımızın dikkatine sunmaktır. Bir farkla… Okyanuslar ne kadar engin olurlarsa olsunlar, neticede sınırları her yönde bellidir. Oysa uzay, sonsuzluğa yelken açılması gereken uçsuz bucaksız bir boyuttur. 
Bu sonsuz uzayda olmasa bile, yakın uzayda, yeryüzünde kapladığı alan kadar bile uzayda kendine yer açamayan ülkelerin, yakın bir gelecekte yeryüzünde kapladıkları alanı da korumalarının mümkün olamayacağını söylememiz herhalde yanlış olmayacaktır. Yukarıda örneklemeye çalıştığımız tarihin akışı bize bunu fısıldamaktadır. Fısıltı, sese dönüştüğünde, okyanusları ıskalayan Osmanlıların makûs talihi, uzayı ıskalayan tüm ulusların ortak hakikati olabilir. 

Son yıllarda geliştirilen savaş konseptleri, uzay yeteneklerin geliştirilmesine olan ihtiyaçları da işaret etmektedir. Devletler havacılık sanayilerini, hava-uzay (aerospace) sanayisi olarak isimlendirmeye başlamıştır. Askeri organizasyonlar, mevcut Hava Kuvvetlerini, Hava-Uzay Kuvvetleri olarak yeniden yapılandırmıştır. Bazı ülkeler ise, Hava Kuvvetlerine ilave olarak Uzay Kuvvetlerini de kurma ihtiyacıyla hareket etmiştir. Çünkü, günümüz savaş konseptlerinde, belirli oranda askeri doktrinlerinde, ‘uzay boyutu’ en önemli kuvvet çarpanı olarak kabul edilmektedir. Uzayda konuşlu imkân ve kabiliyetler olmadan, artık yeryüzündeki herhangi bir savaşı kazanabilmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir. 

Ticari maksatlı geliştirilen strateji oyunlarına bile baktığımızda, küresel savaş, öncelikle uzayda gerçekleştirilmekte ve uzayda kazanılmaktadır. Bilindiği üzere, bugünün dünyasında hegemonya inşa edebilmek, Okyanuslara hâkim olmaktan ve özellikle kritik boğazların elde tutulmasından geçmektedir. Yarının dünyasında kâinata hâkim olmak isteyen büyük güçler, bugünden yakın uzayda güç inşasına başlamayı gerekli görmüşler ve bu yönde uzaya odaklanmışlardır.
Bu bağlamda, “Uzay Savaşı Resmen Başladı mı?” adlı bir önceki yazımızda, uzaya yatırım yapan gelişmiş ülkelerin günümüzde saldırı ve savunma eksenlerinde çalışmalarını yürütmekte olduklarını ifade etmiştik. Dünyamızın yörüngesinde seyreden bir A uydusu, yerden havaya atılan füzeyle bundan böyle düşürülebilecektir. Rusların 15 Kasım 2021 tarihindeki atış testi bunun kanıtı olmuştur. Bunun anlamı, artık yakın uzaydaki her şey vurulabilir, devre dışı bırakılabilir demektir. Bu çerçevede, havadaki bir uçaktan atılan füzeyle uyduların vurulmasına yönelik testler devam etmektedir. Uydudan bir diğer uyduya saldırının teorik altyapısı tamamlanmıştır. Test aşamasına henüz geçilmediğini biliyoruz. 

Yörüngedeki uydu ve platformlar ile seyir halindeki uzay araçlarının yerden, havadan veya uzaydan vurulmaması için tedbirler geliştirilmesi gerektiği açık bir şekilde anlaşılmıştır. Uydusavar silahlarından uyduları, uzay istasyonlarını ve uzay araçlarını korumak için uzay kalkanları, koruma küreleri, sahte hedeflere yönlendirme araçları benzeri arayışlar başlamıştır. Buna paralel olarak, yine uzayda konuşlu platformlar ve araçlar kullanılmak suretiyle, yeryüzündeki istenen noktanın uzaydan vurulması yönünde de denemeler yapılmaktadır. Uzay-Yer atışlarında füzeler, akıllı bombalar, yönlendirilmiş enerjili silahlar ve lazer ışınları benzeri mühimmat ve silahların kullanımı söz konusudur.

1950’lerde başlatılan, kavramsal aşamaya getirilen ve sonrasında askıya alındığı açıklanan Amerikalıların Thor Projesi bu yöndeki çalışmalara örnek olması yönüyle akla gelmektedir. ‘Tanrı çubukları’ gibi fütüristtik çalışmalar ise henüz test aşamasına kadar getirilememiştir. Uzay araçlarına veya büyük uydulara mühimmat istasyonu eklenmesi kısa vadede mümkün olup, belirli oranda, istenilen amaçlara hizmet etmek için yeterli olacaktır. Uydu sistemlerine yerden verilecek komutla ‘serbest’ düşmesi sağlanacak bomba veya füzeler, görev bilgisayarlarından bomba üzerindeki akıllı kitlere iletilecek veri yönlendirmeleriyle istenen hedefi, uçaktan atılan akıllı bomba hassasiyetinde vurabilecektir. Hatta, önceden hedef verileri yüklü bombalar veya füzeler, yeryüzündeki seyir füzelerinin kullanımına benzer şekilde, havadan yerdeki hedefine gidebilecek, bomba/füze başlığı üzerindeki kameradan aktardığı görüntüler uzaydaki veya yeryüzündeki harekât merkezleri tarafından izlenebilecek, gerektiğinde başka hedefe yönlendirilmesi seyir halindeyken bile mümkün olabilecektir. Burada en büyük kısıt, uzaydan yere yönelimi sağlayacak kinetik enerji ihtiyacı ve bomba istasyonlarının getireceği ilave maliyetler ile bu yeni ihtiyaç doğrultusunda amaca özel silahlı uydu veya uzay platformları tasarımlarının yapılmasıdır. 

Dünya’nın yörüngesinde bu kadar çok uydu varken, bir tanesini dünyaya ateş etmeye hazır bir silahla donatmak konsept olarak uygulanabilir gözükmektedir. Yörüngedeki kitle imha silahlarını yasaklayan Dış Uzay Antlaşması gibi anlaşmalara göre, Uzaydan Yere silah denemeleri yapılamaz. Bununla birlikte, bu kapsamdaki denemelerin gizliliğe riayet edilerek halen yapılmakta olduğunu ima eden paylaşımlara çeşitli platformlarda rastlanılmaktadır.

Uydulardan ziyade, yolcu uçaklarına benzer şekilde, uzay seyahatlerini bir havaalanından kalkış yapıp, görev sonunda yine havaalanına inerek seyahatini tamamlayan uzay mekiği benzeri uzay araçlarının, aynı zamanda silahlı bir uzay platformuna dönüştürülmesi nispeten daha kolay ve uygulanabilir bir seçenektir. Uzay mekiklerinin, savaş uçaklarına benzer şekilde, dahili bölmelerinde bomba veya füze taşınması ve silahlı platform olarak uzayda konuşlanması, seyir görevlerini icra etmesi, gerektiğinde ise Uzay-Yer saldırısını gerçekleştirmesi imkân dahilindedir.

Nitekim, bu yönde hayata geçirilmiş projeler bile mevcuttur. Örneğin, 2015 yılında Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından paylaşılan bir Teknoloji Raporu videosunda, uzay platformunun uzaydan bombalama, düşman uydularına müdahale etme, keşif yapma veya tüm bunların hepsini aynı anda yapabilme çerçevesindeki kavramsal düşünceler paylaşılmıştır. X-37B (experimental-deneysel) olarak isimlendirilen bu uzay aracı, Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından “silahlı bir platform” olduğu ‘inkâr edilerek’, kullanılmaya devam edilmektedir. Amerikan Hava Kuvvetlerinin iddiasına göre, X-37B; yeni tasarlanacak uzay araçları için gerekli teknolojileri önceden uzayda test etmek maksadıyla uzay uçuşlarını gerçekleştirmektedir. Bu konudaki Amerikan yaklaşımı, Dış Uzay Antlaşmasına aykırı bir durumla karşı karşıya kalmamaya dayanmaktadır. Ayrıca, halihazırda uzayda uyduları ve platformları olan diğer ülkeleri tedirgin etmemek ve okları üzerine çekmemek de ABD açısından önemli görülmektedir. Her hâlükârda, X-37B bir uzay savaş platformudur ve kanaatimizce, gökyüzündeki savaş uçaklarının uzay versiyonundan başka bir şey değildir. 

X-37B’nin gelişmiş versiyonlarının, uzayda ‘dünyayı koruma’ görevlerinde kullanılması halinde, diğer ülkelerde endişe uyandırmadan, uzayda bulunmaya devam edebileceği değerlendirmeleri de yapılmaktadır. Örneğin, dünyaya yaklaşmakta olan ve bilim insanları tarafından “dünyaya çarpma tehlikesi” hesaplamalarla teyit edilen asteroitlere ve meteorlara, X-37B’nin muadilleri tarafından önleyici uzay saldırıları, açık uzayda başarıyla gerçekleştirilebilir. 

Bu senaryoya benzer barışçıl kullanımlar mümkün olmakla birlikte, uzayda, birbirini tehdit gören tarafların karşılıklı savaşına tanıklık etmek de olasılıklar arasına gösterilmektedir. Yeryüzündeki savaşı uzaya taşıyacak bu olasılık, yeni askeri ihtiyaçları gündeme getirecektir. Kendi ‘uzay sahasını’ ve yeryüzündeki sınırlarını korumak isteyen her bağımsız devlet için, silahlı uzay araçları, geleceğin olmazsa olmaz askeri ihtiyaçları olacaktır. Uzaydan yeryüzündeki hedefleri bombardımana tutmak, savaş uçaklarının düşman hava savunma silah sistemlerinin ateşine maruz kalma tehlikesini ortadan kaldırabilecektir. Düşman savunma sistemleri, uzaydan gerçekleştirilecek atışlarla veya elektronik taarruzlarla etkisiz hale getirilecek, böylece uzayı kullanan taraf, neredeyse hiç uçak kaybetmeden hava üstünlüğünü kazanabilecektir. Sonrasında, etkin bir hava kuvvetleri desteğiyle, deniz ve kara unsurları, çok az bir kayıpla, düşman derinliklerine günümüze nazaran daha kolaylıkla erişebilecek, derin harekatın başarısı kendiliğinden artabilecektir. 

Sonuç olarak, uzay boyutu, barışçıl maksatlara hizmet etmenin yanı sıra olası bir savaşta, belirli oranda, uzay üstünlüğünü kazanacak tarafa yeryüzündeki savaşın kesin galibi olabilmesini sağlayacak kadar büyük askeri avantajlar sunabilecek bir kapasiteye sahiptir. Casus uydular onlarca yıldır devletler tarafından gözetleme, keşif ve istihbarat maksatlı kullanılmaktadır. Önümüzdeki birkaç on yıl içinde, uzay savaşları yeryüzünün gündemine işgal etmeye adaydır. Uzayda ülkeler arasında ittifakların kurulacağı veya yeryüzündeki ittifak yapılarına, uzayın da dahil edileceği günler yakındır. Uzayı ıskalayan ülkeler, nükleer silahlara sahip müttefiklerinin koruma şemsiyesine benzer şekilde, kendilerine uzay şemsiyesi aramak durumunda kalacaktır.


Google Ads