Site İçi Arama

savunma

Tüm Zamanların En Efsane Tayyaresi: F-104 Starfighter

Lockheed, Kelly Johnson’ı Kore’deki Amerikan üslerine gönderdi ve Amerikan pilotlarının Sovyet uçakları karşısında yaşadıkları problemleri tespit etmesini, yeni üretilecek uçaklardan ne beklediklerini yerinde tespit etmesini istedi. Kelly verilen görevi çok net anladı ve pilotların nabzını çok iyi tuttu. Amerikan pilotları yeni bir av uçağında sadece ‘irtifa ve sürat’ olsun, yeter diyorlardı. Bu sorunun çözümü Johnson için basitti.

F-104 Nasıl Ortaya Çıktı?

F-104 projesi 1952 yılında ABD Hava Kuvvetlerinin ileri teknolojiye sahip bir uçağı envanterine kazandırma isteğiyle başlatıldı. Bu sıralarda jet teknolojisi dünya gündemine yeni girmişti. 10 yıllık bir mazisi vardı. Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda jet benzeri ME-262 uçaklarını kullanmasıyla jet çağı başlamıştı. Alman uçakları savaş şartlarında gelişmiş teknolojisiyle öne çıkmıştı ancak savaşın kaderini değiştirecek bir jet teknoloji olgunluğuna Almanlar henüz erişememişti. Jet alanında Almanlardan bayrağı teslim alan ABD oldu. 

Aslında ABD, P-80 Shooting Star uçağını üretmişti ancak savaşta bu uçağı kullanma fırsatı olmadı. Savaştan kısa bir süre sonra Amerikan araştırma laboratuvarları, Almanya’nın teknolojisini içselleştirme fırsatını yakaladılar. Alman ve Amerikan havacılık teknolojisinin birleşimi jet uçağı alanında hızla yeni ürünlerin ortaya çıkması için elverişli bir zemin oluşturdu. Transonik, süpersonik, aerodinamik alanlarında yeni yeni araştırma geliştirme faaliyetlerine imza atıldı. Bu çalışmaların odak noktasını, ses süratinin geçilmesi teşkil ediyordu. Hesaplamalara göre uçak hızı ses hızına yaklaştığında şok dalgaları oluşuyor ve uçağın kuyruğunu parçalıyordu. Lockheed’in ünlü uçak tasarımcısı ve test pilotu Clarence ‘Kelly’ Johnson bu problemle ilk karşılaşan kişi oldu. 

P-38 Lightning uçağı ile test uçuşuna çıkan Kelly, uçuş esnasında ciddi bir problemle karşılaştı. Nedenini tam anlayamadan uçak dalışa geçti. Kelly, dalış esnasında pike flaplarını açtı. Ama süratin artmasına engel olamayınca, uçak yere çakıldı. Kelly paraşütle atlayarak kurtulmayı başardı.

Epey bir uğraş verilmesine rağmen, P-38 ile ses hızını geçmek mümkün olamadı. Ses hızını aşmak, X-1 roket motorlu AR-GE uçağıyla Charles ‘Chuck’ Yeager’a nasip oldu. O sıralar Rusyalar da piston motorlu uçaklarla dalış sırasında ses hızını geçme konusunda başarılı oldular.

Kore savaşında (1950-53) esnasında jet ve piston motorlu uçaklar çokça kullanıldı. Bunlardan bazıları, ilk Amerikan jet uçakları olan P-80 Shooting Star, F-84 ve F-86 ‘Cybre’ idi. Karşı tarafta yer alan Ruslar ise MIG-15 ve diğer jetleri kullanıyordu. Bu savaş esnasında, jetlerin problemleri sahada tecrübe edilme ve bunlardan ders alarak süratle jet uçaklarında yeni yeni aşamalar kaydetme fırsatı yakalandı. Amerikan tarafında Lockheed, Kelly Johnson’ı Kore’deki Amerikan üslerine gönderdi ve Amerikan pilotlarının Sovyet uçakları karşısında yaşadıkları problemleri tespit etmesini, yeni üretilecek uçaklardan ne beklediklerini yerinde tespit etmesini istedi. Kelly verilen görevi çok net anladı ve pilotların nabzını çok iyi tuttu. Amerikan pilotları yeni bir av uçağında sadece ‘irtifa ve sürat’ olsun, yeter diyorlardı. Bu sorunun çözümü Johnson için basitti. Performanstan taviz vermeyerek, içinde MIG-15’in de bulunduğu Sovyet Hava Gücünün tüm yeteneklerine sahip olan bir uçağı tasarlamak ve üretmek için kollarını sıvadı. Lockheed sonuna kadar kendisine destek verdi.

Sıcak savaş bittiğinde artık Soğuk Savaş başlamıştı ve havacılık da her iki taraf da süpersonik uçakları gökyüzünde buluşturma yarışına girişmişti.

Amerikan Hava Kuvvetleri, Kore sonrasında Lockheed’den yeni bir av önleme uçağı yapmasını istedi. Bu siparişin sonunda F-104 efsanesi doğdu. Uçağın ana tasarımcısı, tüm isterleri birebir savaş pilotlarından dinleyen Kelly Johnson oldu. Kelly, tasarladığı önceki savaş uçaklarında olduğu gibi, F-104’ün tasarımında da çok farklı bir yöntem kullandı. Bu uçak, kendi döneminin uçaklarından farklı olmalıydı. Kafasında uçağı şöyle canlandırdı: Bir adet çok namlulu top, basit bir radar görüş açılı silah, bir çift ısı güdümlü sidewinder hava hava füzesi ve güçlendirilmiş jet motoruyla Amerikan Hava Kuvvetlerinde uçan tüm uçaklardan daha süratli ve daha yüksek irtifada uçabilen bir uçak olacaktı.

O yıllarda, yüksek teknolojili uçaklarda performansın son noktası, düşük sürtünme ve yüksek takat (güç) olarak tanımlanıyordu. İkinci Dünya Savaşı esnasında ele geçirilen Alman havacılık sanayisine yönelik araştırmaların dokümanlardan yararlanarak Lockheed jet uçakları geliştirmeye başlamıştı. Lockheed’in geliştirdiği XF-90 modelindeki delta kanat, çift motor tipinden vazgeçildi. Bunun yerine, ince ve dar kanat modeli geliştirildi. Ayrıca kanat düz yapıda tasarlandı. Öyle ki, kanatların %5 oranından daha ince olması gerekiyordu. Bunun mümkün olabilmesinin tek yolu da kanadın kısa ve düz olmasıydı. Bu kanat modeli hafifti ve delta kanat modeline göre daha avantajlı bir kanat profili ortaya çıkmıştı. Üretilen ilk prototip XF-104 uçağıydı. Lockheed birçok yeni teknolojiyi bu uçak üzerinde denemeye karar verdi ve öyle de yaptı. 

Uçağı görenlerin tepkisi hep aynı oluyordu: ‘Kanatlar nerede?’ Hatta uçağın ilk test pilotunun bile ‘kanatlar nerede bu uçağın’ dediği rivayet edilir. Bu uçak inanılmaz derecede küçük ve ince kanata sahipti. Stabiliteyi artırmak için aşağıya doğru keskin bir eğim verilmişti. İnce küçük kanatları ve ince gövdesi yüzünden de ‘kanatlı roket’ veya ‘roketten bozma uçak’ olarak ünlendi. O kadar ilginç duran bir uçaktı ki, Lockheed satış departmanında görev yapanlar, uçağa ‘içinde adam taşıyan füze (man on the missile) ismini yakıştırdılar.

XF-104 ilk test uçuşunu 1954 yılının Şubat ayında Edward Hava Üssü’nde gerçekleştirdi. İlk zamanlar Curtis Wright J-65 motoru kullanıldı. Ama kısa bir süre sonra mühendisler, XB-70 ve B-58 gibi diğer gelişmiş süpersonik uçaklarda kullanılması öngörülen General Electric (GE) üretimi J-79 motorunu F-104 uçaklarında da kullanmaya karar verdiler.

Test uçuşlarını başarıyla tamamlana F-104 tayyaresinin ilk versiyonu, F-104A 1958 yılını Ocak ayında hizmete girdi. F-104A sadece gündüz şartlarında uçabilen av önleme uçağıydı. Bu uçağın iki kişilik eğitim modeli F-104B olarak isimlendirildi. Daha sonra, av bombardıman ve darbe (strike) kabiliyetine sahip F-104’ler zaman içerisinde envantere alındı. Bu arada Alman parasıyla F-104F eğitim uçakları geliştirildi. Her hava koşulunda kullanılabilen çok amaçlı tek kişilik F-104G uçakları ile bu tayyare artık ‘savaş’ için hazır hale gelmişti. 

F-104G’lerin muadili olan F-104 G (MAP)’ler Avrupa’da üretildi, Almanya, Belçika, Hollanda ve İtalya tarafından bolca kullanıldı. 

RF-104G’ler keşif tayyeresi olarak envantere girdi. Keşif maksatlı görevleri destekleyebilmek için, uçağa 3 kamera, bir makineli top ve fazladan yakıt tankı entegre edildi. 

CF-104’ler Kanada üretimi modellerdi. F-104J ise Japonya için hava muharebe uçağı olarak üretilmişti. Yine ilk F-104’lerden sıvı yakıtlı, roket motorlu, uzay modeli olarak isimlendirilen F-104N’ler geliştirildi. F-104N’ler NASA tarafından astronot eğitiminde kullanıldı. 

F-104 modelleri içinde en fazla üretilen F-104G oldu. Toplamda 1.200 adet F-104G üretildi. 1990 yılına kadar Batı Almanya’da kullanımına devam edildi. Uzun yıllar çok efektif bir taktik/av önleme uçağı olarak hizmet etti. 

F-104’ler çok sayıda düşmesiyle de ün yaptı. Amerikalıların ve Almanların toplamda 300 civarında F-104 kaybı yaşadığı, bundan daha da önemlisi, 116 pilotun bu kazalarda hayatını kaybettiği dikkate alındığında, F-104 pilot eşlerini anlamak kolaylaşıyordu. Pilot eşlerinin kurduğu kulüpler, F-104 karşıtı kampanyalar bile başlatmışlardı. Uçak, ‘dul bırakan (widow maker)’ olarak ün yapmıştı. ‘Uçan tabut’ diyenler de vardı. 

F-104 pilotları ise nedense bu tayyare ile uçmaya çekinmiyorlardı. Hatta can atıyorlardı. Hangi F-104 pilotuna sorarsanız sorun, uçağın kötü ününü doğru bulmuyorlardı. Onlara göre, uçağın limitleri dahilinde uçtuğun sürece uçak sorun çıkarmıyordu. Fakat aptalca bir hata yaptığınızda uçak canınızı yakabiliyordu. 

F-104’ün Kırdığı Rekorlar:

Dünya sürat rekoru: 2259 km/h (2.0 mach) 17 Mayıs 1958

Dünya irtifa rekoru: 84.000 feet 7 Mayıs 1958

              : 96.000 feet 14 Aralık 1959

Dünya tırmanma rekoru: 4 dakika 26 saniyede 75.000 feete tırmanma 18 Aralık 1958

 

Türk Hava Kuvvetlerinde F-104

Türkiye, NATO karşılıklı yardım programı (MAP-Military Aid Program) kapsamında, F-104 Starfighter uçaklarını ABD’den hibe olarak almaya başlayan ilk NATO ülkesi oldu. Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-84G uçaklarının yerine düşünülen bu uçaklarla, Hava Kuvvetlerinde kapsamlı bir modernizasyona gidildi. 25 Mart 1963 tarihinde, Ankara’daki Mürted Hava Üssünde ‘F-104G Filosu’ isminde özel bir filo kuruldu. Türkiye’ye ABD’den gelen ilk F-104’ler gemiyle geldi. U.S.S Briton ile İzmir Çamaltı Tuzlası’na getirilen 14 adet F-104G uçağı ve iki adet iki kişilik TF-104 uçağı bu yeni kurulan F-104 filosuna 9 Mayıs 1963 tarihinde teslim edildi. Böylece Türk Hava Kuvvetleri pilotları da 2 mach süratine erişme fırsatını yakalamış oldular.

Türkiye’de ilk F-104G uçuşunu, Mürted’te, Yzb.Burhan ÖZKAN, uçuş öğretmeni Yzb.Osborne ile uçarak 1 Temmuz 1963 tarihinde gerçekleştirdi. Bu uçuştan sonra filonun ismi 1 Ağustos 1963’te 144’üncü Filo Komutanlığı olarak belirlendi.

Türk Hava Kuvvetlerinde, 1963-1994 yılları arasında toplamda 440 adet F-104 uçağı kullanıldı. Son F-104 Diyarbakır’da 28 Haziran 1994 tarihinde tekerini piste koydu ve bir devir böylece kapandı. Toplamda 60 kadar Türk Hava Kuvvetleri pilotu, F-104 uçuşları esnasında yaşadıkları kaza kırım sonucu şehit oldu. F-104 şehitlerimize rahmet diliyor, aziz hatıraları önünde, eski bir F-104 pilotu olarak saygıyla eğiliyorum.

Kaynakça:

Hava Kuvvetleri Kitaplarından, Starfighter Ailesi, 2001, THK Basımevi, Ankara

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 21.03.2023
  • Süre : 7 dk
  • 6243 kez okundu

Google Ads