logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
savunma

Roketsan Çakır Seyir Füzesinin Akla Getirdiği Çağrışımlar

Geniş harekât alanlarında, karada, havada ve denizde, durumsal farkındalık tüm savaşan taraflar için önemli bir kuvvet çarpanıdır. Durumsal farkındalığını en yüksek seviyede tutabilen taraf, düşmanını ve kendi birliklerini takip edebilir, harbin gidişatını ‘okuyabilir’ ve gelişmiş bilgi ve iletişim teknolojileri ve ağ merkezli harp yeteneklerini en etkin bir şekilde, zamanında ve doğru bir şekilde kullanabilir.

Çakır Mühimmat Ailesi:

Bir süre önce ROKETSAN, yeni nesil Çakır isimli seyir füzesini geliştirdiğini duyurdu. Bu hususta çok sayıda haber ve videoya internet ortamında erişebilirsiniz. Söz konusu mühimmatın birçok farklı türe sahip bir aile mantığı ile geliştirildiği, insanlı ve insansız birçok farklı platformdan atılabilmesinin amaçlandığı anlaşılıyor. Türk ordusunun mühimmat envanterine büyük bir zenginlik olarak katkı sağlayan Çakır füze ailesine yönelik üzerinde durulması gereken bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Deniz Harekâtında Fırkateynlerin Etki Alanı Genişleyebilir:

Klasik bir fırkateyni ele alalım. Üzerindeki radar ve diğer sensörler yardımıyla çevresinde belirli bir durumsal farkındalık alanı kuracaktır. Dünyanın yuvarlaklığı ve deniz alanının birçok farklı ada ve sahille sınırdaşlığı dolayısıyla, bunu 150-200 kilometrelik bir alan dahilinde gerçekleştirebileceğini farz edelim. Şimdilerde İDA yani İnsansız Deniz Araçlarının, İHA’lara benzer şekilde deniz harekâtının bir parçası haline gelmek üzere olduğu konuşuluyor. Yakında İDA’lar da yaygın bir şekilde savaşlarda yerlerini alacaklar. Bahse konu fırkateynle birlikte görev yapmak üzere atanmış iki adet İDA’nın olduğunu düşünelim. Nispeten küçük boyutu nedeniyle İDA’ların fırkateyn kadar yeteneklerle donatılması mümkün olamayacağından, bunların algılama güçlerinin de 50-60 km. yarıçaplı bir daire kadar olabileceğini varsayalım. Artık fırkateynin komuta kontrol merkezinin kullanımına sunulacak, biri 150 km. diğer ikisi ise 50 km. yarıçaplı üç farkındalık ‘balonu’ oluşturma imkânı elimizde olacaktır.

Durumsal Farkındalık:

Geniş harekât alanlarında, karada, havada ve denizde, durumsal farkındalık tüm savaşan taraflar için önemli bir kuvvet çarpanıdır. Durumsal farkındalığını en yüksek seviyede tutabilen taraf, düşmanını ve kendi birliklerini takip edebilir, harbin gidişatını ‘okuyabilir’ ve gelişmiş bilgi ve iletişim teknolojileri ve ağ merkezli harp yeteneklerini en etkin bir şekilde, zamanında ve doğru bir şekilde kullanabilir. Harbin istediği tempoda seyretmesini sağlayabilir ve savaşı kazanmaya daha yakın bir noktada durma imkânı bulabilir. Bu nedenle, günümüz harplerinde bir ordu kendisine tüm seviyelerde ve katmanlarda durumsal farkındalık kazandıracak yeteneklerden, doğrudan veya dolaylı olarak istifade etmesi halinde başarılı olabilir.

Öte yandan, karşınızdaki düşman kuvveti, sizin durumsal farkındalığa sahip olmamanız için açık veya örtük bir şekilde sahip olduğunuz yeteneklerden yararlanmanıza engel olmaya çalışır. Sürekli sizin aleyhinize gelişecek hareket tarzlarını belirlemeye çalışan düşman zekâsı, sizin farkındalığınızı bozmak için de doğal bir çaba sarf etmek durumundadır.

İşte bu sebepledir ki ister gemi ister uçak olsun, modern dünyanın savaş araçları; çoğu zaman sensörlerinden ya da ortak ağdan gelen veriler olmadan da harp etme yeteneğini en üst seviyede tutmak zorundadır. Ağ merkezli harekât yetenekleri, örneğin bir fırkateyn için gerekli birçok komuta kontrol, istihbarat, keşif ve gözetleme bilgilerini süzerek iletebilir. Fırkateynin komuta kontrol merkezi, bu bilgileri kullanır ancak aynı zamanda kendi başına (stand alone) kalma ihtimalini de göz önünde bulundurarak, savaşmaya devam edebilecek bir anlayışla hareket eder. Bu maksatla, kendi öz yeteneklerine daha fazla güvenmek durumundadır. Bu açıdan bakıldığında, söz gelimi, fırkateynin kullanımına tahsis edilecek İDA’lardan birini deniz görev grubu komutanı, düşman derinliklerine gönderebilir. İnsansız platformların düşman ateşine maruz kalması noktasında, insanlı platformlara nazaran, gerektiğinde Komutan risk alabilir. Gelişmiş savunma sanayii teknolojisi; hava harekâtındaki İHA kullanımına benzer şekilde bir opsiyonu, artık deniz harekâtı için de amirallerin hizmetine sunmuştur.

Çakır Füzelerinin Sunduğu İlave Yetenek:

Bu bakış açısını destekleyecek şekilde, denizdeki komutanlarımız için Çakır mühimmat ailesi tamamlayıcı bir opsiyon sunabilecek yeteneklere sahiptir. Çakır füzeleri de bu amaç doğrultusunda 150 km. uzaklığa açılabilecek yeni bir göz olarak fayda sağlayabilir. Kısacası savaş ihtimalinin yüksek olduğu ortamlarda, insansız platformları da riske atmadan, bir mühimmat vasıtasıyla, yaptırım / yok etme gücü de olan bir keşif harekâtı icra edilmesi mümkün olabilir. İDA’ları öncelikle kullanmaya gerek kalmadan, başlangıç aşamasında ‘sarf edilebilir’ bir yetenek olarak Çakır füzeleri kullanılabilir. Bu aslında göründüğünden çok daha önemli bir gelişme olarak görülmelidir.

Gelişmekte olan SİHA / TİHA / MİUS konseptleri müşterek harekât ve özellikle hava harekâtı açısından farklı imkânları harekât planlamacılarına sunmuşlardır. Ancak, anılan insansız platformların uzun menzil ve sürat boyutundaki eksikliği günümüz şartlarında bilinen bir gerçektir. Bu eksikliğin giderilmesi, başka sistemler veya silahlarla ikame edilmesi gerektiğini düşünürken, Çakır füze ailesinin Roketsan tarafından üretildiğine dair haberler dikkatimi çekmeye başlamıştır. Benim kafamda tasavvur ettiğim alandaki eksikliğin Çakır tarafından belirli oranda, bazı kısıtları göz ardı edildiğinde, doldurulabileceğini değerlendiriyorum.

Bu amaç doğrultusunda biri satıh (kara ve deniz) platformlarından bir diğeri de hava platformlarından atılabilecek, özgün akıllı mühimmat ailesine ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaçla örtüşen yeteneklere sahip olduğunu değerlendirdiğim Çakır ailesinin yakın zamanda envantere gireceğini görmek, kafamdaki soruların cevap bulması yönüyle, en azından benim açımdan değerli bir gelişme olmuştur.

Ukrayna Perspektifi:

Rusya – Ukrayna Savaşının hava harekâtın seyrine dair oldukça az ve kontrollü bir bilgi akışının olduğunu görüyoruz. Açık kaynaklarda, tarafları değerlendirebilecek kadar bir bilgi henüz paylaşılmıyor. Bununla birlikte, konuyu derinlemesine incelemeye, analiz etmeye başladığınızda, birçok parça bilgiden anlamlı sonuçlara ulaşmanız da mümkün olabiliyor.

Bu kapsamda oldukça dikkatimi çeken bir husus oldu. Sovyetler döneminden kalma dikey hava savunma sistemleri, Ukrayna hava sahasının korunması maksadıyla yatay bir mücadele içine sokulmuşlardır. Anlaşıldığı kadarıyla, NATO’nun sınır dışından sağladığı istihbarat ve elektronik harp desteğini kullanan Ukrayna Ordusu, Ruslara karşı anlamlı sonuçlar almayı başarmıştır. Böylece yurtiçindeki sistemlere yurtdışından sağlanan girdilerle Ukraynalılar kayda değer bir hava savunma harbi icra etme potansiyeline erişebilmişlerdir. Ukrayna hava sahasında, bir açıdan asimetrik ancak kaotik yanı mutlak olan bir hava savunma harbine tanıklık ediyoruz. Ukrayna Hava Kuvvetlerinin uçar unsurları da bu savaşta, bireysel başarı peşinde koşmaktan ziyade, gerektiğinde düşmanı dinamik tuzaklara çekmek amaçlı kullanılmıştır.

Rus Perspektifi:

Konuya Ukrayna gözlüğünü çıkarıp Rus gözlüğünden bakınca, ülkemiz adına çıkarılabilecek dersler de olabilmektedir. Rusların, Ukrayna hava sahasında, derinlemesine nüfuz edebilen ve yaptırım gücü de olan bir vasıtaya ihtiyacı olduğu ortaya çıkmıştır. Bir bakıma “non cooperative target recognition element” olarak tanımlanan bu ihtiyaç, Ruslar için hasıl olmuştur. Bu ihtiyaç da yukarıdaki satırlarda ifade etmeye çalıştığım yenilikçi akıllı mühimmat ailesinin yani Çakır’ın isterleriyle uyuşmaktadır.

Bu arada, savaşın başlangıç aşamasında ortaya çıkmasını beklediğim bir ihtiyaç, başarılı Ukrayna hava savunma teknik ve taktikleri nedeniyle, denklem dışı kalmıştır. Sırbistan, Libya ve görece gizli de olsa İran tarafından uygulanan, “improvised asymmetric air defence systems” unsurları savaşa katılmamıştı. Malum Yemen eskiden kalan havadan havaya Sovyet mühimmatlarını, Wescam vb. çeşitli sensörlerin yeteneklerinden yararlanarak, Suudi liderliğindeki Arap Koalisyonunun birçok gelişmiş uçağını düşürmeyi başarmıştır.

MANPADS Kullanımı:

Bunun benzeri bir hazırlığın, askeri endüstrisi de gelişmiş olan Ukrayna tarafından, bir süredir gizlice yapıldığı kanaati taşıyordum. Fakat yoğun MANPADS kullanımı ve Rus Hava Kuvvetleri uçaklarının ve helikopterlerinin bunca kayba rağmen yüksek irtifaları kullanmama yönündeki ‘inatçı’ yaklaşımı, Ukraynalıların yataya yayılmış hava savunma doktrini anlayışla hareket ederek, gerektiğinde dikey hava savunma sistemlerini kullanarak dahi başarı kazanmalarını sağlamıştır.

Günümüzde SİHA’ların ve hedef üzerinde uzun süre bekleme özelliği olan mühimmatların kullanımı, Ukrayna’da kara savaşının gidişatını değiştirmeye başlamıştır. Özellikle de zırhlı harekâtın geleceği ve tankların kara harekâtında kullanımına yönelik şimdiden kayda değer değerlendirmeler yapılmaya başlanmıştır. Öte yandan, kara harekâtının en önemli unsurlarından topçuların imkân ve yeteneklerini geliştirmek için 1990’lı yıllarda başlayan fiberoptik kablo güdümlü sistemler öne çıkmaya başlamıştır. 30 km. ve üzerinde bir menzile sahip olan akıllı topçu roketleri kara harekâtının olmazsa olmazları arasına girmiştir. İhtiyaç, topçu mermisi ile doldurulmak suretiyle karşılanmıştır. Topçu mermisi artık vurabilen bir ileri göz haline getirilmiştir. Sadece teknoloji sayesinde çözümün şekli değişmiş, topçu birliklerinin önemini bir anda tekrar artırmıştır.

Sonuç:

Her şey adım adım gelişir. Zaman içinde düşünceler şekillenir ve ete kemiğe bürünür. Konu savunma ise klasik yaklaşımların geçerliliğini uzun bir süre daha koruyacağı kanaatindeyim. Bununla birlikte, eskiye nazaran süreler kısalmaya başlamıştır. Zira insanlığın kümülatif bilgi ve birikimi oldukça artmıştır. Bilgi toplama ve işleme yetenekleri de o derece artmıştır. Fakat yine de insan merak ediyor, bir gün böylesine gelişmiş bir gözün benzerlerini, hava platformlarına karşı da kullanabilecek miyiz?


Google Ads