Site İçi Arama

savunma

Türk Sanayisinin Gerçek Mühendislere İhtiyacı Var, Diplomaya Değil

İş yeri sahibi olarak şöyle düşünüyorsunuz, makinelerimizi artık neden kendimiz imal etmeyelim? Bir ekip kuralım, bundan sonra dışarıdan satın almak yerine makinelerimizi artık kendimiz imal edelim, böylelikle hem ciddi tasarruf sağlarız hem de bu makineleri imal etmeye devam ederek başkalarına da satarız. Peki bu düşüncenizi hayata geçirmek için kime ve kimlere ihtiyacınız var?

Farz ediniz ki sanayicisiniz, makineleriniz var, onlarla imalat yapıyorsunuz. Makineleriniz çok karmaşık değiller, farklı komponentlerin entegrasyonu ile meydana getirilmiş üretim hatları aslında. Bunları ya yurtdışından ya da yurtiçinden temin ediyorsunuz, ancak bu tedarikler yüksek yatırım maliyetleri gerektiriyor. İş yeri sahibi olarak şöyle düşünüyorsunuz, makinelerimizi artık neden kendimiz imal etmeyelim? Bir ekip kuralım, bundan sonra dışarıdan satın almak yerine makinelerimizi artık kendimiz imal edelim, böylelikle hem ciddi tasarruf sağlarız hem de bu makineleri imal etmeye devam ederek başkalarına da satarız.

Peki bu düşüncenizi hayata geçirmek için kime ve kimlere ihtiyacınız var? Bu makineleri kurmak için bazı uzmanlar ve ekipman gerekiyor, bu uzmanların kimler olduğuna, gerekli ekipmanların neler olduğuna kim karar verecek, bu üretim sistemini kim oluşturacak? Siz bu işi yapar mısınız diye birilerini arayacaksınız, kimi ararsınız?

Söz konusu makine ve makineler bütünü ise; bu makinelerin tasarımı ve imalatı için gerekli sistemi kimin kurmasını beklersiniz? Evet, cevabınız makine mühendisidir ve bu iş için bir makine mühendisi istihdam etmelisiniz. Samimiyetle söylüyorum Türkiye’de bu makine mühendisini kolay kolay bulamayacaksınız.

Sayısız makine mühendisi ile iş görüşmesi yapacaksınız, büyük bir çoğunluğu bu işi yapmak için hazır bir sistem var mı onu bilmek isteyecek, eğer hazır bir sistem varsa işe girdiğinde o sistemin çalışmasını ve kendisine de sisteme, firmaya yeni katılan muamelesi yapılmasını, aynı zamanda diplomasına da saygı gösterilmesini isteyecektir. Peki, bu makine mühendisinin düşündüğünüz makine tasarım ve imalatınıza dair iş modelinize katkısı ne olacaktır? Cevap; “We have no idea!/Bir fikrimiz yok!”

Aslında Türkiye’de mühendis değil diploması işe alınır ama maalesef diploma iş yapamaz...

İş başvurusu yapan mühendis ile şablon bazı konularda ezberlenmiş soru-cevap kalıpları ile konuşulur, başvuruyu yapan mühendis soru kalıplarına hazır cevap kalıpları ile karşılık verir, akabinde başvuran mühendis adaylarının diplomaları incelenir ve genellikle diplomaya göre hangi mühendisin işe alınacağına karar verilir. 

Eğer o iş yerinde yeteri kadar mühendis yoksa; İşe alınan mühendise ne iş verileceğine dair bir ön hazırlık dahi olmayabilir. İşi genellikle patron tevdi eder ve nerede sorunlu bir süreç varsa o süreçlerin düzeltilmesi istenir.

Amaç artık makineye para vermek değil, işyerinin kullandığı makineleri yapması ise; bu görev mühendise verilir.

Bir süre zaman tanınır, mühendisten sürece dahil birtakım hazırlıklara başlaması beklenir, atık şirketin bir mühendisi vardır. Ancak, işe alındıktan sonra çoğu mühendis size şu şekilde akıl vereceklerdir; “makine tasarlamak ve imal etmek uzmanlık gerektirir, bu makineleri bu konunun uzmanı şirketler yapıyorlar, kullandığınız her makineyi imal etmeye niyetlenmeniz akıl dışı, örneğin otomobile ve uçağa da biniyorsunuz, bundan sonra satın almayıp kendi otomobilimi ve uçağımı kendim yapayım mı diyeceksiniz?” Mantıklı ve makul sorular değil mi? 

Siz de bu mühendise şu soruyu sorun bakalım ne cevap verecek? “Peki mühendis bey siz bu şirkete niye girdiniz ve burada ne iş yapmayı düşünüyorsunuz arkadaşım?” Alacağınız cevabı ben zaten biliyorum!..

İşveren iş yerine mühendis alırken aslında şunu amaçlamaktadır; benim işyerimde makineler var, bu makineler ile imalat yapıyorum, bu makineleri çalıştıran operatörler var (piyasa operatörlere usta der), hem bu makinelerin, hem bu operatörlerin, hem de imalat süreçlerimizin aksayan tarafları var, çözüm bekleyen sorunlar var, tüm bunların üstesinden gelebilecek meslek disiplini mühendisliktir, ben işyerime uygun mühendisi istihdam edeyim, işlerimiz daha düzgün, emniyetli ve verimli yürüsün, hem de yapabileceğimiz her makineyi de artık kendimiz yapalım. Yani işyeri ister küçük ister orta boy, isterse büyük olsun, mühendis istihdam eden işverenlerin tamamının mühendisten bekledikleri genel olarak bunlardır. Kısacası; iş yerleri mühendisten yaratıcı çözümler bekler.

Ancak, işletme küçük ve orta boy ise ve işletmede tek mühendis sizseniz, ya da çok az iseniz, genellikle üretimde değil, ofis katlarında belirli bir eğitim seviyesindekilerin yapabileceği işleri yapıyor iken kendinizi bulursunuz, ya ekmek parası için bu işleri yapmaya devam edersiniz yada başka bir iş yerine geçmeye çalışırsınız. 

Maalesef Türkiye’de gerçekten mühendis bilgi, beceri ve eforuna ihtiyacı olan bir şirket bulamayacaksınız, olanlar da ise başvurulacak boş ve size uygun pozisyon bulmanız da çok zor olacaktır.

Diploma mı? Mühendis mi?

Peki gerçek anlamda mühendis nedir? Daha doğrusu gerçek mühendis kimdir?

Gerçek bir mühendis, çeşitli sistem türlerini tasarlamak, inşa etmek ve bakım ve idamesini sürdürmek için gereken bilgi ve becerilere sahip kişidir. 

Evet mühendisin en yaygın tanımlarından birisi budur. Bu durumda, satın aldığı makineleri artık kendi imal etmek isteyen bir şirketin bu amacını gerçekleştirebilecek mesleğin mühendislik olduğunu bilmesi ve mühendis araması son derece doğaldır.

Bir başka mühendislik tanımı şunu bile vurguluyor;

Gerçek bir mühendis analitik bir zihne ve pratik problemleri çözmek için matematik, fizik ve teknolojiyi kullanma konusunda doğal bir tutkuya sahiptir. Gerçek bir mühendis, gerçek hayattaki mühendislik problemlerini çözme zorluğundan daha fazla tatmin aldığı için yönetim pozisyonundan ve daha fazla maaştan vazgeçmeyi tercih eder.

Ancak, Türkiye’de mühendisler mühendislik yapmak yerine yöneticilik yapmayı hedeflemekte ve arzu etmektedirler.

Mühendis yönetici değildir, yönetici olmak için öğrenim görmez, mühendis sadece “Mühendislik Grubu’nun yöneticisidir”.

Nedendir bilinmez Türkiye’de mühendisler yöneticiliğe çok meraklıdırlar, bir sistemin tasarımı, inşası ve idamesi ile uğraşmak yerine, alakalı alakasız departmanların veya süreçlerin yöneticisi olmaya çok isteklidirler. Hatta birçok işletmede mühendisler yöneticilik, yöneticiler ise adeta mühendislik yaparlar. Bu trajikomik bir durumdur. 

Birçok işveren, işyerinde çalışan ustalar ile kullanmakta olduğu makineleri inşa edebilmekte, hatta tasarım değişiklikleri yapabilmektedir, ancak bu süreçleri nedense mühendisler ile yürütememektedirler.

Ustalar ile mevcut makineler basit tersine mühendislik (reverse engineering) ya da piyasa ağzı ile “çakma” yöntemler ile inşa edilebiliyorsa mühendisler ile neden inşa edilemesin?

Sorun Nedir? Sorunun Kök Sebepleri Nelerdir? Sorunun Çözümleri Nelerdir?

Sorun, mega, büyük ve köklü şirketler hariç; şirketlerin hangi uzmanlık alanındaki mühendisin değil, mühendisin dahi ne yaptığını, neler yapabileceğini bilmemesidir. 

Sorunun kök sebepleri çok fazladır. Başlıcaları;

Ülkemizdeki şirketlerin büyük çoğunluğunun (%90) KOBİ (Küçük ve Orta Boy İşletme) seviyesinde olmalarıdır. KOBİ’ler mühendis istihdam etmekte zorlanmakta, mühendislere görev tanımı hazırlayamamakta, mühendisleri maddi ve manevi anlamda tatmin edememektedirler.

Türk Sanayisinde sistem ve varlık (makine, araç-gereç, bina, taşıt vd.) tasarlayan ve imal eden işletmelerin çok az sayıda olmaları, ülkemiz sanayisinin büyük çoğunluğunun taşere (outsource) mal üretiyor olmasıdır.

Devlette, özellikle TSK’da mühendislik eğitimi almış yönetici istihdamı geleneği çok köklüdür. Bu temayül özel sektöre de yansımıştır. Sanayi ortamında hangi şirkette problemli bir süreç, fonksiyon, departman varsa; şu tarz bir sözü çok duyacaksınız, “bu pozisyona bir makine mühendisi alalım o halleder!” Evet, bu tarz bir söz makine mühendislerinin gururunu okşayacaktır ama bu mühendisler makine tasarımı ve imalatı süreçlerine yoğunlaşsalar hem onlar hem de Türkiye sanayisi için daha iyi, daha değerli olmaz mıydı?

Gereğinden fazla mühendis yetiştiriyoruz, daha doğrusu mezun ediyoruz. Bu durum, asli pozisyonunda iş bulamayan mühendislerin bulabildikleri pozisyonlara yönelmelerine neden olmaktadır, bu da maalesef mühendislerin “marjinal değerlerini düşürmektedir”.

Mühendislere “Gerçek Mühendis” olabilmeleri için Pratik Öneriler:

Özellikle sizin branşınızda çok mühendisin çalıştığı, büyük şirketlere girmeye çalışın. Tecrübeli mühendislerin yardımcılığından iş hayatınıza başlayarak hem eğitiminizi hem de meslek tecrübenizi arttıracaksınız.

Lisans öğreniminizde, ağırlıklı olarak; öğrenim gördüğünüz mühendislik disiplinin ilgili olduğu sistemlerin tasarımlarına dair teorik ağırlıklı akademik eğitim alıyorsunuz. Pratik uygulamaları staj dönemlerinde yapabildiniz ama onların ne kadarının “amaca uygun” oldukları tartışılır. Üstelik 4 yıllık bir akademik öğrenim ile çok geniş alanlara hizmet eden bu teorik bilgileri pratiğe dökmek çok da olası değildir. Yani siz mezun olduğunuzda aslında kendinizi bir “stajyer mühendis” olarak görmelisiniz, mesleğinize vakıf olmayı iş ortamında tecrübe edinerek gerçekleştireceksiniz. Bu durumda; çok geniş alanlara yönelik mühendislik branşınıza ait birkaç konuda uzmanlaşmanızı öneririm. Örneğin; makine mühendisliği öğrenimi gören birisinin, benim kendi sanayi ortamlarımızda şahsen gözlemlediğim kadarıyla; en az 45 meslek disiplinine yönelmesi mümkündür (örn. makine, mekanik sistemler, hidrolik & pinomatik sistemler tasarımı, imalatı, bakımı, modifikasyonu, talaşlı imalat proses mühendisliği, döküm sistemleri, soğuk-sıcak şekillendirme, havalandırma sistemleri vd.). Bir kişinin bütün bu meslek gruplarında uzmanlaşması mümkün değildir, o nedenle; birkaç alanda uzmanlaşmaya yönelmeniz bu alanlarda aranan, tercih edilen bir mühendis olmanıza olanak sağlayacaktır.

Piyasanın “mavi yakalı” olarak adlandırdığı, işçi, yardımcı usta, usta, teknisyen, tekniker ve teknologlar ile iyi geçininiz, aslında mühendis olarak siz de bir mavi yakalısınız, mühendislik yöneticisi olduğunuz zaman “beyaz yakalı” olacaksınız. Siz “Mühendislik Grubu’nun” önemli bir üyesisiniz. Mühendislik grubu, hiyerarşi sırasına göre; Mühendislik Yöneticisi, Mühendis, Teknolog (4 yıllık lisan seviyesi teknik öğrenim gören), Tekniker (2 yıllık ön lisans seviyesi teknik öğrenim gören), Teknisyen (Meslek veya Teknik Lise mezunu), Usta, Usta Yardımcısı ve işçiden oluşur. Bu grubun içerisindeki tüm bireyler değerlidir, tasarlanan, imal edilen veya işletilen sistem içerisinde çok önemli, kritik ve değerli katkıları vardır. Bu grubun içerisindeki her rolün sahibine empati kurmanızı, onlardan bir şeyler öğrenirken, onlara da bilmedikleri bir şeyleri öğretmenizi tavsiye ederim. Bu sizi önce lider özellikli iyi bir mühendis, yıllar geçtikçe, tecrübeniz arttıkça, iyi bir mühendislik yöneticisi yapacaktır.

Teknik Resme (CAD/CAM) gerçek mühendis seviyesinde vakıf olun. Özellikle makine/mekanik sistemlerin tasarım, imalat, bakım ve modifikasyon, parçaların talaşlı imalat vd. süreçlerinde CAD (Computer-Aided Design; Bilgisayar Destekli Tasarım), CAM (Computer-Aided Manufacturing; Bilgisayar Destekli Üretim) bilginize ve bu alanlarda yararlanacağınız yazılımlara vakıf olmaya çok ihtiyaç duyacaksınız.

Sorumlu olduğunuz makinelerin ve diğer sistemlerin Teknik Manuellerine (Teknik El Kitapları), Teknik Dokümantasyonuna son derece hâkim olun, “Check Out Procedures (Kontrol Prosedürleri), Troubleshooting (Meselenin Kök Sebebini/Sebeplerini Tespit Etmek), Assembling/Installation-De Assembling (Monte, De-Monte Etmek), Maintenance (Bakım), Illustrated Parts Breakdown (Resimli Parça Kataloğu), Schematics (Şematikler; Elektrik, Elektronik, Hidrolik, Pnömotik, Mekanik Devre Şemaları) vd. Bunlara hâkim olmak, onları anlamak, yorumlamak, gerektiğinde düzeltmek aslen mühendisin görevidir. Sorumlu olduğu sistemlerin teknik dokümantasyonuna vakıf olan mühendis meslek kariyerinde ilerlemede çok avantajlıdır.

Teknik Dokümantasyona Vakıf Olmak Mühendisler İçin Çok Önemlidir.

Teknik İngilizceye muhakkak hâkim olunuz. Mesleğinize dair “Veri Madenciliği/Data Mining” yapabilmek için teknik İngilizceye aşırı derecede ihtiyacınız olacaktır.

Sürekli araştıran bir mühendis olun, araştırmacı bir reflekse sahip olun ve o refleksi sürekli geliştirin.

Sakın unutmayın; “İşveren anne veya babanız değildir”. İşveren öncelikle “sizin o’na ne kazandırdığınıza bakacaktır”. Sizden bir karşılık beklemeden size bir çok şeyler sunanlar sadece anne ve babalarınızdır. Yani siz işverene ciddi bir katkı sağlıyorsanız eğer; o da size firmasında tutmak için hakkettiğiniz maddi ve manevi katkıyı sunması gerektiğini hissedecektir. Böylelikle “genel-geçer diplomalı bir mühendis” değil, elbette diplomalı ama “gerçek bir mühendis” muamelesi göreceksiniz.

Sonuç:

Çok çabaladınız ama sonunda “beynelmilel geçerliliğe sahip”, her toplumda saygı gören bir mesleğe, bir mühendislik mesleğine sahip oldunuz. Bir mühendis oldunuz ama kâğıt üzerinde değil, yani sadece diploma sahibi değil, “gerçek anlamda mühendis” yani gerçek mühendis olmak için çabalamanız gerektiğinin de bilincinde ve sorumluluğunda olmanız gereklidir. Hiç merak etmeyiniz; “Gerçek Mühendis” olduğunuz sürece sadece Türkiye Sanayisinin değil Dünya’daki bütün sanayilerin size çok ama çok ihtiyacı olacaktır.

Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Tüm Makaleler

  • 07.08.2023
  • Süre : 6 dk
  • 4260 kez okundu

Google Ads