Site İçi Arama

siyaset

Emeklilik Sistemimiz Batıyor, Emeklilerimiz Boğuluyor

Tanju Okan emekli olduğunda hasta olduğu için ilk maaşını alması için oğlunu bankaya yollar. Banka da maaşı oğluna veremeyeceği için bir memurunu evine yollar. Ama eve geldiklerinde ağır hasta olan Tanju Okan’ın onlar yetişemeden rahmetli olduğunu öğrenirler.

Nedir bunun normali?

Tamam, belli bir pirim yatırılıyor ve emekli olunduğunda bu primlerin karşılığı olarak size bir emekli maaşı bağlanıyor.

Allah uzun ömür versin, ancak emekliler kalan ömürleri boyunca bu maaşı alıyorlar. Birçoğu da bu maaşı ile yaşamaya çalışıyor.

Normal şartlarda bir de emekli olunduğunda emekli ikramiyesi alıyorsunuz, ama gelin önce bugün yapacağımız hesabımızda bu emekli ikramiyesini dikkate almayalım. 

Gelin emekli maaşlarımızı enflasyondur, devalüasyondur bu tarz etkilerden de arındırırsak, emekliliğimizde ne kadar aylık maaş almamız gerekir bugün için bunu bulmaya çalışalım.

Yaş sınırlaması hariç her ay tam olarak prim yatırılsa erkekler için 25 yıl, hanımlar için de 20 yıl geçerli emeklilik koşulu.

Bu da kalan ömrümüzde en azından pirim yatırdığımız yıl kadar aylık ne pirim yatırdıysak maaş olarak her ay elimize o kadar para geçmesi gerekiyor anlamına gelir.

Emekli fonlarından aslında beklenen toplanan paraların bir şekilde enflasyon üstü getirisi olan yatırımlarla çoğaltılması ve emekli maaşlarına bu artırılmış pirim ödemelerinin yansıtılmasıdır.

Ancak biz hesabımızda bu katma değeri de göz ardı edelim. Sadece ne yatırdıysak o kadar paranın emekliliğimizde bize maaş olarak ödendiğini öngörelim.

***

Evet, nedir bugün bizim maaşlarımızdan yapılan emekli pirim ödemesi?

Herkesin maaşı farklı, ancak asgari ücretten yapılan pirim kesitleri belli.

1 Ocak 2024-31 Aralık 2024 tarihlerinde geçerli olan asgari ücrete göre elimize geçen net 18 bin 277 lira 28 kuruş maaşın işverene maliyeti 24 bin 903 lira 11 kuruş.

Asgari ücrette işsizlik kesintisi ve diğer sigorta kesintileri yok, ama yine de bize bir fikir vermesi açısından bu değerlendirme faydalı olabilir sanırım.

İşveren maliyetine bize ödenen net ücretin dışında bürüt ücretimizden alınan gelir vergisi, bizden kesilen aylık emekli pirimi ve işverenin bizim için ödediği emekli pirimi dahil.

Normal koşullarda devlet işverenden daha fazla vergi alacağına sen çalışan için ayrıca emekli pirimi öde ve ödediğin bu pirimi bana vereceğin vergiden düş demiş.

Tamam, devlet çalışanın ödediği emekli primine ben karışmam, sen de karışma, ben bana vereceğin vergiye bakarım da diyebilirdi. 

Ama öyle yapmamış, alacağı vergiden feragat ederek işvereni çalışan adına emekli pirimi yatırmaya zorlamış. 

Biz bu işverenin yatırdığı emekli primini de bizim halkımız olarak düşünelim.

Sonuçta asgari ücretten yatırılan emekli pirimler çalışanın kendisinden kesilen bin beşyüz lira 19 kuruş ile işverenin çalışan adına yatırdığı 4 bin 900 lira 61 kuruşun toplamı olan 6 bin 400 lira 80 kuruş.

Net alınan ücret 18 bin küsür lira, yatırılan aylık emekli pirimi toplamı 6 bin 400 küsür lira. Oranlarsak %35 ediyor!

Bir erkek çalışan için 20 yaşında çalışmaya başlasa, 45 yaşında emekli olsa (yaş sınırlamasını göz ardı ediyorum!), 70 yaşına kadar aldığı maaşın %35’i ile kalan hayatını sürdürmesi mümkün mü?

Zaten bugün alınan net asgari ücret açlık sınırının altında diyoruz. Herkesin, çoluk çocuk dahil aile bireylerinin her birine bu maaş bağlanmış olsa belki yeter diyeceğim de, haneye tek bir emekli maaşı giren çok fazla aile var ülkemizde.

Yani bizim için yatırılan primlerin emekli maaşımız için yeterli olmadığı açık!

***

Hesabı uzatmayacağım. Söylemeye çalıştığım şey emekli maaşı diye bağlanan ücretler normalde bizim kendimizin yatırdığı primlerin karşılığıdır diyoruz ama durum aslında tam da böyle değil. 

Bunun Allah geçinden versin, erken yaşta hayatını kaybedeni de oluyor, emekli olduktan sonra çok uzun yıllar emekli maaşı alanı da oluyor.

İkramiyesidir, yatırılan primlerin daha üstünde alınan maaşıdır, hatta bayram ikramiyeleridir, emekli maaşlarının devlet desteği sayesinde bizlerin pirim ödemelerimizin çok daha üstünde olduğu kesin.

Devlet destek olsun tabii ki, hatta saadet zinciri misali şu anda çalışanların pirim ödemelerinden kesilip emeklilere ödenen maaşlara da itirazım yok bir yere kadar, ama keşke bu iş diğer devletlerdeki gibi bağımsız bir emeklilik fonuna çevrilebilse de, yatırılan pirimler bir şekilde akıllı yatırımlarla artırılabilir olsa. 

Bu şekilde belki emekli maaşlarının çalışanlara ve devlete bir yükü olmaz diyebiliriz.

Ancak durum böyle değil, emeklilik sistemi kendi içinde bir saadet zincirine dönmek durumunda kalmış durumda ve gün geçtikçe olası sona yaklaşılıyor.

Üstelik bugün gelinen noktada siyaset bu bizlerin yatırdığı ve normalde fonda birikmesi gereken pirimler devlet harcamaları için bir kaynak olarak görerek adeta hiç etmiş durumda. 

Değil kendi yatırdığımız pirimler, mevcutta çalışanların kendileri adına yatırdıkları pirimler bile artık emekli maaşlarını karşılamaz duruma geldi.

Hesap ortada, ödenen minimum emekli maaşı olan 10 bin lira asgari ücret alan biri için yatırılan emeklilik priminin neredeyse %60 fazlası. 

Zaten 10 bin lira da günün ekonomik koşullarında hayli düşük bir maaş. Asgari ücret bile yaşamak için yeterli bir ücret değil.

Ama devlet bu 10 bin lira parayı bile ödemekte zorlanıyor mevcut ekonomi ve bütçe koşullarında.

Bu maaşlar ancak para basılarak yatırılıyor ve bu da daha önce de yazdığım gibi enflasyona körük etkisi yapıyor.

Çünkü hiç yeterli olmayan bu maaşların kaynağı aslında emekli fonlarında biriksin diye yatırılan primlerin oranının çok az olması.

Yatırılan primlerin daha fazla olması lazım. 

Ancak bu da mümkün değil! Zaten asgari ücret bile yetersiz bir ücret.

Biriken pirimler de yatırımlarla çoğaltılacağına iktidarın istekleri doğrultusunda amacı dışında harcanıyor zaten!

Kısacası yumurta tavuk hikayesi, neresinden tutsan elinde kalıyor.

Öyle sen batırdın, yok asıl sen batırdın denecek bir durum yok yani, sistem baştan batık, bu hesap yaptığınızda belli oluyor. Ben hesap uzmanı değilim, ama az da olsa matematik biliyorum.

***

Peki ne yapalım? Nasıl çıkalım bu sorunun altından?

İnsanlara Amerika’daki gibi bürüt ücret ödeyip, kim ne yapmak istiyorsa onu mu yapsın? 

Ne bileyim, özel emeklilik fonları olsun ve kim hangisine ne kadar emeklilik pirimi yatırmak istiyorsa o kadar mı yatırsın? Serbest mi bırakalım insanları?

Bence bu bir çözüm değil. 

Tamam, insanlar biraz daha bilinçlenir, hem vergisini aldığı ücretten kendi götürür yatırır, böylece verdiği verginin hesabını da sormasını bilir, hem de istiyorsa emeklilik için bir özel bireysel emeklilik firmasına ne seviyede pirim yatırmak istiyorsa kendi yatırır. 

Ben emekli maaşı falan istemiyorum diyen olursa ve pirim yatırmazsa da, yaşlılığında başına bir şey geldiğinde Amerika’daki birçokları gibi evsizler ordusuna katılıp sokaklarda yatıp kalkmaya başlar.

Bu mudur yani çözüm?

Devlet olarak bu insanları öylece ortalıkta bırakabilecek misiniz?

Emekli pirimi ödememiş, belli bir birikim de yapmamış, belli bir yaşa da gelmiş ve sokaklarda sürünüyor!

Be yapacaksınız bu insanları?

İnsanlar yarınlarında ne olacaklarının farkındalar mı zannediyorsunuz bugünlerini yaşarken?

***

Üstelik yukarıda yazdığım gibi kesilen %35 emeklilik pirimi sizi eğer aldığınız asgari ücret kadar ücret almak istiyorsanız ancak çalışma hayatınızın üçte biri kadar idare eder sizi.

Amerika gibi vahşi kapitalizmin had safhaya ulaştığı bir ülkede kimse size babasının hayrına beş kuruş fazla para vermez.

Bunun dolandırıcılığı, batırılan emekli fonları falan da var, bu risklerden bahsetmiyorum bile.

Hem çalıştığınız sürenin üçte biri kadar yetecek bir birikim yapabiliyorsunuz bu pirim oranı ile, hem de kontrol sizin elinizde değil.

Devlet desteği olmadan emeklilikte bu şartlarda yaşamınızı sürdürmeniz mümkün değil!

***

Peki öyleyse gerçek çözüm ne?

Ne yapmalı da normal bir emeklilik koşulu oluşsun?

 

Doğrusunu istiyorsanız tam doğru çözümü ben de bilmiyorum.

Ancak bizim ülkemiz için devletin yaptığı desteğin çok daha fazla olması gerektiğini biliyorum.

Devletin emekli fonundan elini eteğini çekmesi gerektiğini de biliyorum. Hatta bu ön koşul olmalı.

Ama iktidarın bir yandan da bugüne kadar fonu hortumlandığı da ortada.

Ya bağımsız bir fon yönetimi kurulacak, başına profesyonel kadrolar oturtulacak, devlet hesabını kitabını doğru dürüst yaparak fona neyse borcu ödeyecek, para mı basacak artık, yoksa bütçeden bir şekilde kaynak aktararak mı yapacak bunu orasını bilmiyorum, nasıl yapacaksa yapacak ve fon yönetimine bırakacak fondaki paraların değerlendirilmesini ve yönetimini.

Fon yönetimi de yaptığı akıllı yatırımlarla emeklilere almaları gereken, hak ettikleri adamakıllı maaşları ödemeye başlayacak.

Ya da tamam diyecek devlet, ben ülkenin ürettiği katma değerin şu kadarını emeklilere ayırıyorum, pirim ödemeleri yetiyor ya da yetmiyor fark etmez, hep birlikte ülke ekonomisinin durumuna bağlı olarak ya batacağız, ya çıkacağız.

Şu anki haliyle herkes batmış zaten, emekliysen çarşıya pazara çıkıp alışveriş yapmaya bile yetmiyor alınan maaşlar, değil gidip ülke ülke emekli ücretleri ile turistik gezi yapmayı, hayalini bile kuramıyor bizim emeklilerimiz. 

Hiç bir şey yapamıyorsak diğer ülkeler nasıl yapıyorsa öyle yapmak gerekli bence.

Diğer ülkeler ise öncelikle üretiyorlar galiba, üretince daha çok kazanıyorlar, daha çok kazanınca daha rahat dağıtıyorlar kazançları vatandaşlarına. Asıl saadet zinciri üretmekten geçiyor.

Galiba bu işler biraz da mantalite sorunu. Bizde şu basit hesabı bile yapmasını bilmeyen vatandaş sadece maaşlar yetmiyor diyor. 

Hesap ortada, bu koşullarda ne yapsan yetmez. Sistemi düzeltmek gerekli.

Düzelir mi peki?

Bakın onu da pek zannetmiyorum. Hazır kaynak, niye kontrolü elden bırakasın ki?

Halbuki devletin asıl görevi denetlemek olmalı!

Neyse, emekli maaşlarının insanca yaşanabilecek seviyeye çıkartılması öyle ya da böyle zorunlu, günümüzün yaşanan gerçeği böyle.

***

Bu arada Rahmetli Tanju Okan ile ilgili bir yazı denk geldi internette. Gelin kısaca paylaşayım sizinle.

Tanju Okan emekli olduğunda hasta olduğu için ilk maaşını alması için oğlunu bankaya yollar. Banka da maaşı oğluna veremeyeceği için duruma çare olsun diye oğlu ile birlikte bir memurunu eve yollar. 

Ama eve geldiklerinde ağır hasta olan Tanju Okan’ın onlar yetişemeden rahmetli olduğunu öğrenirler.

İşte böyle, bu işin bir de bu yanı var. Yani onca yıl irim yatırıp tek maaş bile alamayanlar da var bu hayatta. 

Büyük sanatçıyı rahmetle anıyorum.

***

Bu iş sadece para işi değildir, bir yandan da geçmiş ile gelecek arasında bir yardımlaşmadır. 

Yardımlaşmak insan olmamızın bir göstergesidir. 

Aynı zamanda bir dengedir.

Emeklilerimiz sadece kendileri için değil, bu vatan için zamanında emek vermiş insanlar. 

Her biri insan gibi yaşamayı sonuna kadar hakkeden bu vatanın birer bireyleri aynı zamanda.

Soruna çare nasıl bulunur orasını tam olarak bilmiyorum, ancak ortada bir sorun olduğu açık. 

Ve bu sorunun da bir an önce hakkaniyetli bir çözüme kavuşturulması zorunlu.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 13.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 235 kez okundu

Google Ads