Site İçi Arama

siyaset

Vergilendirilmiş Kazanç Kutsaldır

Alkollü içkilerde devletin üreticiden aldığı vergiyi dikkate alırsak, tüketilen her dört kadehin biri üretici vatandaşın cebine gelir olarak girerken, bunun üç katı gelir de vergi adı altında devletin cebine giriyor. Muazzam bir adaletsizlik!

Ay Necla, ne kadar güzel pasta yapıyorsun!

Sana da yapayım, çabucak yaparım, kolay zaten.

Ay şekerim, olmaz öyle şey, masraf etme şimdi, burada yiyoruz ya, yeterli.

Ne masrafı olacak ya, dolapta her şey var, bir tek evde ceviz kalmamış sen bir koşu git marketten 250 gram ceviz al gel, ben de hazırlıklara başlayayım hemen, iki de laflarız yaparken, iyi olur.

Tamam, öyleyse gitmişken tarifinde ne var ne yok alayım, sen söyle ne lazımsa, en azından maliyetini karşılamış olurum.

Tamam öyleyse, şu kadar şunu, bu kadar bunu al…

***

Bir alışverişi ne zaman ticaret olarak adlandırabiliriz?

Necla mesela evinde pasta yapmaya başlasa ve konu komşuya maliyetine dağıtmaya başlasa ticarete başlamış diyebilir miyiz?

Ya da yine pasta yapsın da, maliyetini de almasın, hediye etsin mesela arkadaşlarına.

Ya da gerçekten ticaret yapmaya da başlamış olabilir. Belki de sadece maliyetini veriyorlar diyordur da, aslında üzerine kazanç  da elde ediyordur!?

Farkı nasıl tespit edeceğiz?

Konu komşuya da yapsa kaçak üretim yapıyor!

Bu da bir bakış açısı olabilir mi?

***

Devlet ticaretten vergi alıyor, bunun için de ticaret yapabileceğiniz bir şirket açmanız gerekiyor. 

Gerçek kişi ya da tüzel kişilik!

Ticaret yapmak istiyorsanız kanunlar gereği şirket açmak zorundasınız ve gidip vergi dairesine kayıt olacaksınız. Vergisini de vereceksiniz.

Şirket açtığınız zaman ise artık devletin kontrolünde ve koyduğu kurallar dahilinde çalışmak zorundasınız.

Bir şey üretip satışını yapmanız için ürettiğiniz şeyin bir markası olacak mesela, marka olmadan ticaret olmaz! En azından üretim olmaz. Üretim diyorsanız standartları da olacak ve bu standartlara uyup uymadığınız devlet tarafından denetlenecek. Devlet bu denetlemeyi farklı kuruluşlar tarafından da yapabilir.

Karşılığında da devlet ürettiğiniz o üründen elde ettiğiniz kazancın sizden vergisini alacak.

Ben konu komşuya yardımcı olayım diye yapıyorum bu pastaları!

Olmaz! 

Eğer pasta yaparak kazanç elde ediyorsan, vergisini vereceksin! Üstüne senden o pastayı satın alan da vergi verecek.

Tamam da o pastadan elde ettiğim gelirin ya da ben alıcıysam aldığım pastanın ücretinin ne kadarını vergi olarak vereceğim?

Makul miktarını!

Nasıl yani? Mesela? 

İşte, makul diyorum ya, oranlar değişiyor. Gelir vergisinin en düşüğü üreticiden %15, vergi olarak alıcıdan da çoğu ürün için %20 KDV.

Pasta değil de, mesela alkollü içki ise ortada ticareti yapılan şey, peki o zaman ne oluyor vergi oranı?

Bak o zaman iş değişiyor, araya ÖTV de giriyor alkollü içkide, üreticiden alınan vergi oranı da artıyor. 

Kısacası alkollü içkilerde bir vatandaşa, üç devlete diyebiliriz aldığımız alkollü içecekler. Devletin üreticiden ve son kullanıcıdan toplam elde ettiği vergi geliri bu oranlara denk geliyor diyebiliriz. 

Üreticiden aldığı vergiyi de dikkate alırsak gerçekten her dört kadehin biri vatandaşa, üçü devlete oluyor. Bu muazzam bir adaletsizlik!

***

Kaldırın kadehleri, devlet baba, sen de kaldır, hatta sen üç kadehi de birlikte kaldır.

İçelim arkadaşlar, çilingir sofrasında hoş seda olsun, açın müziğin sesini.

/ Doldur be meyhaneci

Boş kalmasın kadehim

Doldur be meyhaneci

Hiç bitmiyor dertlerim /

Adnan Şenses çok içten söylerdi bu şarkıyı. Aslında Vedat Ozkan Turgay’ındır sözleri ve müziği diye yazıyor internette, ama çok daha öncelerde Feyzullah Çınar söylemiş bu türküyü.

Önemli değil kimin yazdığı da, Adnan Şenses çok içten söylerdi gerçekten, çok severdim dinlemesini bu şarkıyı onun sesinden. Onunla özdeşleşmişti bu şarkı adeta.

/ İçelim arkadaş

Benim derdim çok

İçelim arkadaş

Derdime çare yok

İçelim arkadaş

Bugün keyfim yok

İçelim arkadaş of

Tadım tuzum yok /

***

Peki bu devletin koyduğu vergi oranları hakkaniyetli mi?

Önemi var mı?

Devleti yönetenler nasıl istiyorlarsa öyle ayarlarlar vergi oranlarını. İkinci defa taşıt vergisi bile aldı bu devlet daha geçen sene, anayasa mahkemesi bile sesini çıkaramadı. 

Bugünkü devlet yöneticileri alkollü içki ve sigaralardan alınan vergilerin  eskiye nazaran, ya da dünyadaki diğer devletlerden çok daha fazla olmasının, bizim için daha doğru olduğunu düşünüyorlar işte, itirazınız mı var?

İçmeyin diyorlar!

Ama bu şekilde devlet kaçak içki üretimine sebep oluyor!

Olsun, devlet denetler, kaçak üretime mahal vermez.

Ama Adana’da sanırım, cumhuriyet tarihinin en büyük içki kaçakçılığı yakalanmış. Bunun sebebi vergilerin çok yüksek olması değil mi?

Yakalanmış ya, daha ne istiyorsunuz? 

Ya yakalamasalardı? 

Ya onca kaçak içki piyasaya sürülmüş olsaydı? Millet zehirlenirdi alimallah.

Kaçak içkiden zehirlenen az mı sanıyorsunuz?

Az değil de, onlar da içmesinler be kardeşim, vergileri niye yükseltiyor bu devlet, millet alkol içmesin diye değil mi?

***

Kent var, Marlboro var…

Benim gençliğimde köşe başlarında kaçak sigara satarlardı. Filmlere bile konu olmuştu sigara kaçakçılığı. Aydemir Akbaş’ın bir filmde kaçak sigara satttığını hatırlıyorum. Kemal Sunal’ın da filmlerinde vardır benzer sahneler.

Ama o zamanlarda pek kaçak içki yoktu sanki.

Gerçi o zamanlarda da şarapçılar olurdu, köprü altı şarapları, köpek öldüren içerdi çoğu. Gazete kağıdına sarıp da satarlar ya şarabı rakıyı, yani alan biraz da bilir iyi bir şey olmadığını, utanır alırken.

Köpek öldüren, üzüm suyuna votka benzeri alkol katılmış hızlı üretim ucuz şaraplar. Şarapçılar.

O eski günlere döndük galiba, köşe başlarında işportacılar türedi yine, kaçak içki satanlar, kaçak sigara satanlar…

Üstelik bugün eski zamanlara nazaran daha kötüsü de var, okulların önlerinde falan artık açıktan uyuşturucu da satılmaya başlandı. 

Zengin eğlencelerinin en meşhuru ise namı değer kokain biliyorsunuz, (pudra şekeri mi desem yoksa?) hem de öyle muhafazakar ya da seküler kesim farketmiyor kokain kullanıcıları arasında, parası olanlar hemen paralı olmanın bir göstergesiymiş gibi kokain çekiyorlar, fakir fukaraya da sentetik uyuşturucular kalıyor. Okulların önlerindeki satıcılar sadece sentetik uyuşturucu satıyorlar.

Dünyanın bütün kartel başları doluşmuşlar ülkeye, dünya çapında ticaretini yaptıkları uyuşturucu mu eksik kalacaktı?

***

Vergi kutsaldır.

Hayır, yanlış! Vergisi alınmış kazanç kutsaldır!

Vergi değildir kutsal olan. 

Vergi adaletli olmak zorundadır.

Kutsanacak şey vergi değil, vergilendirilmiş kazançtır.

Ancak her kutsal şeyi aşırılık bozduğu gibi aşırı vergi de kazançların kutsallığını bozuyor. 

Vergi dediğin uygun dozda olmalı. Dozunu kaçırırsanız patlıcan misali olur, boyu uzamış, ama tadı kaçmış olur.

***

Vergi reformuna ihtiyaç var mı?

Tabii ki var, ama kim yapacak?

Bugünün iktidarı memnun durumdan. Sesini çıkaran da olmayınca sal gitsin vergileri.

Zamları da sal, benzine de yap zammı, otoyol ve köprü geçişlerini de artır, KDV’si, ÖTV’si, bu yüksek vergi oranlarıyla doluyor işte devletin kasası. Niye reform yapsın ki başımızdakiler?

Toplanan vergiler yeterinden çok olduğunda da musluğun başındakiler de gönlüne göre harcıyorlar toplanan vergileri işte.

Yandaşlarına dağıtıyorlar senden benden toplanan vergileri.

***

Hem de öyle eskiden olduğu gibi ödediğimiz vergiler tekrar bize yol, su, elektrik olarak dönecek diye bir kural da yok. 

Hem vergi vereceksiniz hem de hizmet istiyorsanız aldığınız hizmetin bedelini ayrıca ödeyeceksiniz.

Devlet böyle diyorsa var mı itiraz edebilecek olan?

KDV ve ÖTV oranları en son 7 Temmuz 2023 tarihinde ayarlanmış, tekrar bir ayarlamaya giderler mi yakın zamanda bilmiyorum, ama milli piyangodan alınan vergiler düşürüldü diye bir haber duydum. Doğru mudur bilmiyorum, ne zamandır piyango almıyorum ben. Demek ki arada bazı şeylerin en azından ÖTV oranları ile oynuyorlar.

Öyle ya da böyle, fiyatlar arttıkça devletin vergi gelirlerinden elde ettiği miktar da artıyor. 

Genel fiyat ayarlaması ise temel konularda devletin elinde zaten. 

Devlet hiç aksatmıyor, hemen yeni zamları yapmış yılbaşı itibari ile.

Sonra da diyorlar neden saçların beyazlaşmış arkadaş diye.

Ben bu arada Adnan Şenses açmıştım internetten, onu dinliyordum yazıyı yazarken, bu şarkısını da çok severdim.

Dünyanın kahrı bitmez içmekle arkadaş diyor bakın şarkıda, doğru söylüyor. Yerini dolduracak kimse gelmedi daha Adnan Şenses’in. Onu da anmış olalım.

Yeni zamlar milletimize hayırlı olsun diyerek bitireyim yazıyı. Umarım hizmet olarak döner bir kısmı alınan vergilerin bu millete.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 04.01.2024
  • Süre : 3 dk
  • 715 kez okundu

Google Ads