Site İçi Arama

siyaset

Kamu Düzeni Neden Bozulur? Nasıl Düzelir?

Kamu! Eski bir Türkçe sözcük. Aslında bir zamanlar hepsi anlamındaymış. 735 yılından kalma Orhun Yazıtları’nda bile geçiyor.

Kamu! 

Eski bir Türkçe sözcük. 

Aslında bir zamanlar hepsi anlamındaymış.

735 yılından kalma Orhun Yazıtları’nda bile geçiyor.

“Kamagı yetiyüz er bolmuş.”

Günümüz diline çevirecek olursak “Hepsi yedi yüz er oldu” demek.

Ama bugün sözlükte tanımı: halk hizmeti gören devlet organlarının tümü diye geçiyor. Amme anlamı da var, bir ülkedeki vatandaşların bütünü.

Gerçi kimi yörelerde hamısı derler ya hepsi anlamında, işte buradaki hamısı da kamunun bir başka hali. Yani halen daha hepsi anlamı korunuyor “kamu” sözcüğünün.

Kamuoyu deriz ya, kamuoyu oluşturmak, kamuoyu yaratmak da deriz.

Bir de kamuoyu vardır.

***

Kamunun yararınaysa alınan bir karar her ne kadar birtakım sakıncaları, tereddütleri olsa da kamuoyu tarafından kabul görür.

Peki kim karar veriyor o kararın kamu yararına olduğuna?

İşte orası karışık biraz. Duruma göre değişir. Kimine göre kamu yararınadır alınan o karar, kimine göre de tam tersi, bu kararda kamu yararı gözetilmiyor derler işine gelmeyenler.

Son sözü elinde iktidarı tutanlar söyler. 

İtiraz eden olursa da siz ne anlarsınız ne kamunun faydasındadır, ne değildir diyerek bildiklerini okurlar.

Sonuçta iktidardaysanız kamuoyu adına karar vermek sizin elinizdedir.

Çok itiraz eden olursa da, itiraz edenlerin başlarına gelmeyen kalmaz zaten. Bu da bir gerçek.

Marjinalleri kimse sevmez.

***

Kamu düzenini korumak önemlidir.

Nedir kamu düzeni?

Kamunun düzenini korumak için konulan tüm kurallardır.

Okul kitaplarında bu kurallar dört ana unsurda sınıflandırılıyor: Güvenlik, dirlik ve esenlik, genel sağlık ve genel ahlak.

Bu düzenin sağlanabilmesi için ise yine kitaplarda devletin: idari, iktisadi, sosyal, bilimsel ve kültürel hizmetler vermesi esas kabul ediliyor.

İşte bu noktada devletin bu hizmetleri ya da düzenin korunmasını hangi organlarla ve hangi yöntemlerle vereceği, yapacağı her devlete göre biraz değişiklikler gösteriyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nde merkezi idarenin yükümlü olduğu hizmetlerle yerel idarelerin yükümlülüğündeki hizmetler bazen uluslararası standartlardan sapmalar gösteriyor. 

Daha doğrusu özellikle son zamanlarda bazen seçim kaygısıyla, biraz da zorunluluktan belki, yerel idareler merkezi idarenin sorumluluğunda olması gereken kimi hizmetleri üstlenmek durumunda kalmış görünüyorlar.

Merkezi idare de kimi yerel idare sorumluluğundaki hizmetleri sanırım bu sefer de rant kaygısıyla son zamanlarda kendi üzerine almayı tercih eder olmuş durumda.

Örnek verecek olursak, yerel idareler devletin ekonomiyi iyi yönetememesinin sonucu olarak sosyal yardımların bir bölümünü kendisi üstlenirken, merkezi idare de özellikle gelir kaynağı olarak yüksek rant içeren konularda yerel idarelerin sorumluluğunda olan, mesela imar hakları konusunda bazı yerlerde kontrolü kendi eline almış görünüyor.

Tabii ülke yönetimi iktidar ile muhalefet arasında böyle kutuplaşmış bir durumda çekişmeli bir hal aldığından, yerel idareler de siyasetin finansmanı açısından iyi bir kaynak olduğundan belki, bu çekişme bence biraz da sidik yarışına dönmüş görünüyor.

Peki kamu yararı diyoruz, bu durum ne kadar kamunun faydasına oluyor sizce?

Sırf İstanbul’daki taksi problemi bile yeterince kamu zararı oluşturmuş durumda değil mi?

Halbuki sadece kamu yararı söz konusu olsaydı, bu sorun herkesin özverisiyle çoktan çözüme kavuşabilirdi.

***

Merkezi idarenin kamuoyu ile doğrudan ilişkisi hangi organlarla kurulmalı?

İllerde valilik vasıtasıyla merkezi idare özellikle güvenlik ve genel idari konularda yetki sahibi.

Dirlik, yani yaşayış, hayat, sağlık, varlık ve geçim de ülke genelinde merkezi idare sorumluluğunda. Buna esenlik de dahil edilebilir.

Genel sağlık hizmetleri zaten merkezi idare kontrolünde ve denetiminde olması gereken bir hizmet.

Genel ahlak ise zaten toplumun kendi örfi kuralları ile düzenlenen ahlaki kurallara dayanıyor. Kanunlarla aslında merkezi idarenin de kontrolünde olmaması gereken yargının görevi kurallara uymayanları cezalandırmak.

Yerel idareler ise asıl görevleri sorumluluk sahalarında kamuoyunun ihtiyacı olan hizmetleri yerine getirmek olan yerel karar mekanizmaları.

***

İşte bu noktada hizmet istiyorsanız yerel idarelerin merkezi idareyle uyumlu çalışması gereklidir, o yüzden de bize oy verin söylemine geliyoruz.

Herkesin sorumluluk sahası belli değil mi?

Merkezi yönetim yerel yönetimlerin işine karışmasa, dönse asıl yapması gerekenleri düzgün yapsa, ne bileyim, mesela ekonomiyi düzgün yönetse ve ülkece refaha kavuşmuş olsak, yerel yönetimler fakirliğe düşmüş olanlara maddi destek olmak durumunda kalmasalar fena mı olur?

Merkezi idare sorumlu olduğu güvenliği sağlamak konusunda tam olarak görevini yerine getirse de, soygunlar, mafya çatışmaları ya da ortalık yerde şiddet olaylarına mahal vermese fena mı olur?

Yerel idarelerin işlerine karışmasa, parti farkı gözetmeden gerektiğinde herkese eşit destek sağlasa fena mı olur?

Ama hayır, söylem bize oy vermezseniz hizmetleri engellerim tehdidi oluyor!

Evet, bu bir tehdit!

Bu tehditten korkarak kamuoyu siner ve serbest iradesini kim daha iyi hizmet edecekse ondan yana kullanmaktan vaz geçer mi?

Bunu bekleyip göreceğiz.

Ben tepki oylarının artacağını düşünüyorum. 

Bu millet kendi iradesine saygı duymayanları sevmez.

***

Kamu düzeni kurallarının tekrar düzenlenmesinde fayda var sanırım. 

Madem kamu düzeni merkezi idare ve yerel idareler şeklinde düzenlenmiş, sorumlulukların kamu yararı gözetilerek tekrar gözden geçirilmesi gerekli bence.

Böyle kim neden sorumlu, kim neyi yapar, kim neyi yapamaz diye kuralları açıkça belli olmayan bir düzen olduğunda, bulanık suda balık avlamak isteyen çok olur.

Arada da birtakım hizmetler kimin sorumluluğunda oldukları belli olmadığı için atlanır ve kamu yararı yerine kamu zararı olarak karşımıza çıkar.

***

Peki kim düzeltecek bu kamu düzeninin hatalarını?

İşte bu noktada kamuoyunun seçimini düşünerek ve bilinçli yapması gerekiyor. 

Eğer derdi kamu yararı olmayan yöneticileri seçerseniz, açıkça tehdit ederler sizi. Siz de ne yapsak acaba diye düşünür durursunuz.

Hurma misali, dün yediğiniz hurmalar, bugün bir tarafınızı tırmalar.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 02.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 351 kez okundu

Google Ads