Site İçi Arama

siyaset

Palavra, Palavra, Palavra Hepsi Palavra...

Ünlü Fransız şarkıcı Dalida aslında "paroles, paroles.." diyerek söyler bu şarkıyı. "Kelimeler" ya da "sözler" demek "paroles". Fransızcadan çevirince google böyle diyor. Hep söz, hep söz, boş konuşuyorsun diyor Dalida şarkıda yani. Bizde de bir zamanların aranjman akımında Ajda Pekkan "palavra, palavra..." diyerek müziği aynı olan bu şarkıyı Türkçe sözlerle meşhur etmişti.

Şarkısı vardır, palavra, palavra, palavra, hepsi palavra, inanmam sana.

Ünlü Fransız şarkıcı Dalida aslında "paroles, paroles.." diyerek söyler bu şarkıyı.

"Kelimeler" ya da "sözler" demek "paroles". Fransızcadan çevirince google böyle diyor.

Hep söz, hep söz, boş konuşuyorsun diyor Dalida şarkıda yani.

Bizde de bir zamanların aranjman akımında Ajda Pekkan "palavra, palavra..." diyerek müziği aynı olan bu şarkıyı Türkçe sözlerle meşhur etmişti.

Sözlerini rahmetli Fikret Şener hanımefendi yazmış. İlk Türk kadın şarkı sözü yazarı. 290'a yakın şarkının sözleri kendisine aitmiş. Neler neler yok ki sözlerini yazdığı şarkılar arasında. Ajda Pekkan'ın söylediği birçok şarkının sözleri ona ait. Ayten Alpman'dan Ayla Algan'a, Nilüfer'e, Aşkın Nur Yengi'ye, hatta sevgili Sezen Aksu'ya bile şarkı sözü yazmış.

Rahmetle analım kendisini.

Halen daha kulağımdadır müziği "palavra palavra..." şarkısının. Demek ki etkili bir şarkıymış. Etkili bir müziği var.

Seçime çok az kaldı ve vaatler gırla gidiyor bu günlerde.

Bazen bu şarkı aklıma geliyor vaatleri duydukça.

Palavra palavra, hepsi palavra...

Fransızcası da aynı anlamda ya, hep laf, hep laf, boş konuşuyorsunuz...

Merak ettim nereden geliyor bu sözcük diye.

Palavra sözcüğü dilimize Ladino dilinden katılmış.

Ladino dili de ne diyeceksiniz şimdi. Ben de bilmiyordum.

Yahudi İspanyolcasıymış.

Aslında parola deriz ya, şarkının Fransızcasındaki "paroles" sözcüğü hani, yani "söz" demek ya "parole", bizde biraz daha gizemli bir anlam edinmiş nedense.

Parola! Kasayı açmak için gerekli şifre sözcük!

Neyse, biz palavraya dönelim.

Şimdilik son hızla herkes birtakım vaatler veriyor.

Söylenenlerin ne kadarı yapılabilecek vaatler bilemiyorum aslında.

İnansak mı, inanmasak mı?

İnsan tereddütte kalıyor doğrusu.

Yoksa atı alan Üsküdar'ı geçtiğinde ne yapalım, biz bu kadar kötü durumda olduğumuzu bilmiyorduk der mi muhalefet?

Yoksa biraz sabredin mi diyecek acaba? Biraz ekonomiyi düzeltelim de, vaatlerin bir kısmını ondan sonra yapacağız derse ne yapacağız?

İktidar vaatlerini hiç anlamıyorum zaten.

İktidarın vaat vermesi saçma sapan bir şey bence.

İktidarsın sen, ne vaadi?

Oluru varsa söylediğinin, bas düğmeye olsun bitsin.

Yaz bir kararname ve yap gereğini.

Ne vaadinden söz ediyorsunuz siz bu saatte?

Yirmi küsür senede yapamadıysanız, bu saatten sonra da olmaz o iş! Palavra!

Palavralara karnımız tok diyeceğim, ama ülkede tokluk hissini unutmuş olan oldukça büyük bir kitle var bu arada.

O yüzden halkın çoğunun herhangi bir şeye tok olduğunu ben zannetmiyorum. Belki de buna güvenerek iktidar yine vaat veriyordur.

Halk kanar mı bu vaatlere?

Palavra, palavra, palavra. Hepsi palavra, inanmam sana...

Yani ne vaadi diyesim geliyor iktidara!

Ekonomik sorunlar diyoruz ya, yine soğan patates edebiyatı yapmayacağım tabii ki.

Ancak ekonomik olarak ülkeni durumunun oldukça zor olduğu da bir gerçek.

İktidarın bu işi eline yüzüne bulaştığını sağır sultan bile biliyor artık. Bu saatten sonra yaptıklarından geri dönüş de öyle kolay bir şey değil iktidar için. Gerçi eski ekonomik kadroyu başa getirecekmiş diye söylentiler de var.

Geçti Bor'un pazarı...

Bir de iktidarın taze milletvekili adayları var, bakanlarımız!

Bakanlarımızın kimilerine naçizane bir eleştirim olacak.

Bazen kullandıkları dil hiç de hoş olmuyor doğrusu!

Detayına girmeyeceğim söylenenlerin, ama "Edep yahu!" diyerek kısaca kendimce eleştirimi yapayım.

Hiç yakışmıyor doğrusu o sözler ağızlarına, hem de bu ülkenin bakanlık mertebesinde kadar gelmiş birisininiz siz, çok daha yapıcı bir dil ile konuşması gerekmez mi bir bakanın? Yakışıyor mu bu söyledikleri?

Evet, neyse, vaatler diyorduk.

Verilen vaatler işe yarıyor mu, yakında hep birlikte anlayacağız.

Anket firmalarının yayımladığı anketlere bakacak olursak, durum bıçak sırtı gibi görünüyor.

Gerçi benim anket firmalarına da hiç inanasım yok.

Bence çoğu manipülatif anket yayınlıyor.

Ya da vatandaş gerçek düşüncesini açık etmiyor anketlerde gibi geliyor bana!

Bir yanda iktidarın devlet gücüyle yaptığı kimi projeler açıklanıyor tabii ki.

Vatandaş açısından hepsi gurur verici projeler bu arada açıklanan projeler. Kimileri belki de bu projeler ardına sığınarak, tuttukları takımı, pardon partiyi desteklemeye devam edeceklerdir.

Bir yanda da muhalefetin vatandaşa dokunan söylemleri ve toparlayıcı, bütünleştirici dili var. Muhalefetin bugüne kadar belediyeler eliyle yapabildikleri aslında özelikle dar gelirlilere dokunan uygulamalar. Yani bu sefer dar gelirlilerin oyunu muhalefet alabilir.

Bakalım kampanyaların hangisi daha etkili olacak seçimlerde?

Dünyanın gözü de bu seçimler üzerinde aslında. Herkes dikkat kesilmiş durumda Türkiye seçimlerine.

Kimi yabancı yatırımcılar şimdiden ortamı kolaçan ediyorlar diye duyumlar geliyor.

İktidarın uyguladığı yöntemler ve belirsizlik yüzünden yatırım için riskli olarak görülen Türkiye, muhalefetin başa geçmesi durumunda, gerçekten yatırımcılar için uygun ortamı sağlayabilir sanırım.

Sonuçta hukukun düzgün çalıştığı, yatırdığın paranın batmayacağı bir ekonomik düzen olan bir ülkeye niye yatırım yapmasın büyük finans kuruluşları, ya da dünya çapındaki büyük firmalar?

Zaten genel mantık, artık Çin'i üretimde biraz dizginlemek gerektiği yönünde.

Özellikle Avrupalı yatırımcılar için üretim bantlarının göreceli olarak ucuz işçilik olan Türkiye'de kurulmasının nakliye açısından coğrafi olarak da avantajları var.

Yakın çevrede daha uygun bir ülke yok bence.

İktidar başta oldukça ise, güven ortamı kurulamadığı için bu yatırımcı firmalar şimdilik Türkiye'den uzak durmayı tercih ediyorlar.

Ancak güven ortamı sağlandığı anda neden olmasın?

Zaten sırf sıcak para kaynakları bile yatırım için yer arıyor dünyada.

Oldukça fazla finans kaynağı var dünyada, çoğu da güvenli liman arayışı içinde. Amerika'da FED tarafından verilen faizler bu tarz yatırımcılar için oldukça düşük kalıyor.

O yüzden seçimleri muhalefetin alması durumunda, zaten bedelleri oldukça düşük kalmış olan hisse senetleri borsasına da yabancı akını olabilir.

Yani borsanın da oldukça olumlu tepki vereceğini tahmin ediyorum ben seçimlerin muhalefet tarafından kazanılması durumunda.

Kısacası vaatler bir yana, ancak muhalefetin asıl vaadi güven ortamının sağlanacak olması ve bunu sağlayabilecek olan da sadece muhalefet bence.

İktidarın bugüne kadar uyguladığı politikalar ile güven kaybına sebep olmuş olması yüzünden, güven ortamının tekrar oluşturulması öyle kolay olabilecek bir şey değil iktidar açısından.

Muhalefetin bu avantajını daha yüksek sesle dile getirmesi, seçimde kararsız kalmış seçmen üzerinde bence çok daha iyi etki edecektir.

Bazı vaatlerin ise başta dediğim gibi palavra vaatler olmadığını, bilmiyorum nasıl ispat edebilirler, ama ispat etmeleri gerekecek!

Sanırım biraz daha ayakları yere basan açıklamalar yapmaları gerekiyor vaatler üzerine. En azından birtakım detayları uzmanları ayrıca ekonomi programlarına çıkarak anlatmalılar.

En azından gerçek kaynak gösterimi gibi bir takım açıklamalar olursa, o zaman bu "paroles" vaatler gerçekten yapılabilirlikleri anlaşılacağı için bence seçmen gözünde çok daha etkili olacaktır.

Bugünlük de bu kadar diyelim.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 26.04.2023
  • Süre : 4 dk
  • 2037 kez okundu

Google Ads