Site İçi Arama

siyaset

Siyasette Kuantum Teorisi Nasıl İşliyor?

Katolikler papa seçimlerinde başka türlü çözmüşler. Karar çıkmadan, yani yeni papa seçilmeden odadan dışarı çıkmak mümkün değil. Kapanıyorlar odaya ve yeni papayı seçene kadar o odadan çıkamıyorlar. Ne kadar sürerse sürsün seçim. Tabii herkes birtakım tavizler vermek zorunda kalacaktır sonunda, ama kararlar oy birliği ile mutlaka alınacaktır. Gerekiyorsa böyle bir şey düşünülebilir.

Şimdi diyelim ki bu pazar seçim yaptık.

Ancak seçim sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Sandıklardaki bir zarf bile henüz açılmamış durumda.

Böyle bir senaryoda seçim sonuçları konusunda an itibariyle ne gibi bilgilerimiz var dersiniz?

Hatta seçime katılan ve katılmayanların bile dökümü alınmamış olsun mesela.

Öncelikle bir önceki seçimlerde hangi parti ne oranda oy almıştı, bu bilgiyi doğal olarak biliyoruz.

Ancak bu seçime daha önce seçime katılmamış partiler de girdiği için bu yeni partilerin önceki seçimdeki oy oranları konusunda bir bilgimiz yok doğal olarak.

Tamam, belki en son yapılmış anket sonuçları bir takım ön görüşler sağlayabilir. Ancak anket sonuçları ne kadar gerçeği gösteriyor bilebiliyor muyuz? Bence o kadar da tutarlı olmayacak bu sefer anket sonuçları. Çünkü iktidar yaptığı uygulamalarla insanları epey korkutmuş durumda, insanlar kolay kolay gerçek düşüncelerini açığa vurmuyorlar. Dolayısıyla da anket firmalarının yanılma payları bu seçim özelinde bence hayli yüksek olacak.

Başka ne biliyoruz?

Kim ne vaat verdi biliyoruz. Henüz muhalefet ne diyor tam olarak bilemesek de, yakında öğreneceğimiz konusunda umudum var. O yüzden biliyoruz kabul edebiliriz.

İktidarın da yaptıkları ve yapamadıkları ortada. Son dakikada kesenin ağzını açmış olmaları ne kadar işe yarayacak bilmiyorum, seçim konusunda bu son çırpınışların pek bir faydası olmayacak gibi geliyor bana.

Gelelim konumuza. İşte bu aşamada herkesi cebinde kapalı bir zarf içerisinde seçim sonuçlarına sahip kabul edebiliriz. Ancak zarflar henüz açılmadığı için herkes hemen hemen aynı konumda.

Yani herkesin seçmen tarafından ne kadar teveccüh gördüğünün henüz bilinmediği o kısacık anda hepsi eşit konumda diyebiliriz.

Peki şu anda, yani seçimlerin henüz yapılmadığı bu günlerde bahsettiğim plazma konumundan farklı bir şey var mı? Plazma konumu diyorum, çünkü plazma konumu bildiğiniz gibi tam bir ara konumdur. Aynı arafta olmak gibi bir şey. Ne öyle, ne böyle.

Ben aslında bu durumu politikada kuantum hali diye nitelendirmek istiyorum. Zarfın içine bakmadan sonucu bilmek mümkün değil. Öyle de olabilir, böyle de.

Cebinde zarf olan tüm partiler üç aşağı beş yukarı aynı konumlardalar. Çünkü henüz oy oranlarını hiç kimse bilmiyor.

İşte bu konumda oturuyor altılı masa etrafındaki partiler o masada. Hepsinin masada güçleri de aynı, konumları da aynı.

Oy birliği ile alınıyor diyorlar kararlar masada. Eğer öyleyse biri şöyle olsun dediğinde itiraz eden tek bir parti başkanı bile olsa o karar masada alınamıyor demektir.

Doğrusu bu düzen doğru bir yapılanma mıdır bilmiyorum. Ama özünde doğru olduğunu söyleyebilirim. Çünkü gerçekte dediğim gibi herkes aslında kuantum konumundalar. Kimin ne oyu çıkacak önümüzdeki seçimlerde henüz belli değil.

Zaten birinin oyu diğerinden yüksek olsa da bir şey fark eder mi? Tamam demokrasi diyoruz, ama demokrasi demek çoğunluğun dediği olacak anlamına gelmiyor ki. En azından ben çoğunluk ne diyorsa o olur mantığına karşıyım.

Daha az oyu da olsa, doğru bir öneriyle geliyorsa, ya da getirdiği öneri diğer taraflarca da makul karşılanıyorsa neden olmasın, o öneri niye kabul edilmesin?

Aykırı bir öneri zaten masadan onay almayacaktır.

Peki diğer bir açıdan bakalım olaya. Bu durumda oyu yüksek olanın da getirdiği önerinin oyu daha az olanlar tarafından bloke edilebilecek olması bir sorun değil mi?

Hayır, bence değil. Demek ki o getirilen öneri en azından birileri tarafından kabul görmüyor. Demek ki o öneride birileri birtakım sakıncalar görüyor. Saygı duymak gerekir.

Ama bu durumda masadan doğru dürüst karar çıkmaz ki? Herkes bir şeye itiraz ederse, ortak karar nasıl alınacak?

İşte bu zurnanın zırt dediği nokta.

Bunu Katolikler papa seçimlerinde başka türlü çözmüşler. Karar çıkmadan, yani yeni papa seçilmeden odadan dışarı çıkmak mümkün değil. Kapanıyorlar odaya ve yeni papayı seçene kadar o odadan çıkamıyorlar. Ne kadar sürerse sürsün seçim.

Tabii herkes birtakım tavizler vermek zorunda kalacaktır sonunda, ama kararlar oy birliği ile mutlaka alınacaktır. Gerekiyorsa böyle bir şey düşünülebilir.

Bence kıymetli bir oluşumdur altılı masa.

Günümüz politikası bence kuantum politikası olmalıdır. Sihir bundadır. Zarfların içine bakıldığı anda olayın sihri bozulur.

Bırakalım bu düzende olabildiğince adaletli kararlar alınsın altılı masada.

O yüzden o masanın iki ana partisi şunlardır söylemlerinden vaz geçin demek istiyorum böyle yorumlar yapanlara.

Masa zor da olsa kuruldu, bunu bozmaya çalışmayın. İktidarın yöntemiyle ülkenin ne hale geldiği ortada.

Bize düşen masaya sahip çıkmak ve kuantum adaletinin tadını almaktır.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 05.01.2023
  • Süre : 4 dk
  • 928 kez okundu

Google Ads