Site İçi Arama

siyaset

Seçimde Nasıl Karar Vermeliyiz?

Sahi, vatan dediğimiz bu topraklar kimin gerçekten? Farkı var mı iktidar yanlısı ya da muhalefet yanlısı olmanın? Hepimizin değil mi bu topraklar? Atalarımız bizler huzur içinde yaşayabilelim diye kanlarını akıtmamış mı bu topraklara? Senin benim dedelerim savaşmamış mı bu topraklar için düşmanla? Şüheda fışkırmayacak mı toprağı sıksan? Türk’ü, Kürd’ü, Laz’ı, Çerkes’i mi var bunun. Hepimizin dedeleri şehit olmamış mı bu topraklarda? Mehmet Akif Ersoy öyle demiyor mu?

Arabayla bir yere giderken, eğer arabayı siz sürüyorsanız gözünüzün yolda olması gerekir. Ne kadar uzun bir yol olursa olsun, gözünüz yolda olacak. Yoksa Allah korusun kaza yaparsınız.

Ancak yine de asıl dikkatiniz yolda olsa da, görüş açınız içine o geniş topraklar, tarlalar ve ormanlar da girer. 

Siz hiç uzun yol yolculuğu yaptınız mı direksiyon başında?

Ben çok yaptım.

Bir seferinde Ankara'dan Erzincan'a girmiştim mesela. Daha önceki bir yazımda yazmıştım sanki bu maceramı.

Rusya'da da birkaç kere oldukça uzun mesafeye direksiyon başında gitmişliğim olmuştu.

Türkiye de oldukça büyük bir coğrafyaya sahip, ancak Rusya gerçekten fazlasıyla geniş düzlükleri olan bir memleket. Yol git git bitmiyor ve burada mesafeler arasında hiçbir canlılık belirtisi olmayan yerler olabiliyor.

Norilsk şehrinde çalıştığım zamanlardan bir görüntü geldi şimdi gözümün önüne.

Norilsk daha önce yazmıştım, kuzeyde bir maden şehri. Oldukça soğuk iklimi olduğu için doğası da dağlık taşlık. Doğru dürüst ot bile bitmiyor o uzak diyarlarda.

Şehir ise o bomboş arazi üzerinde sınırlı bir yere kurulmuş durumda.

Birçok şehirden farklı olarak şehrin bir sınırı var ve o sınırlar ötesinde sadece bomboş araziler görünüyor, tek bir insan yapımı yapı bile gözünüze ilişmiyor şehir sınırından öteye şöyle uzaklara baktığınızda.

İşte o zamanlar aklıma gelmişti, bu kadar geniş ve bomboş topraklar var, ve biz insanlar nispeten küçücük bir yere sıkışmış yaşamaya çalışıyoruz.

***

Vatan diyoruz, bizim de vatanımız dediğimiz topraklar oldukça geniş aslında.

Belki de değerini bile bilmiyoruz. Birçok yer, özellikle de doğuya doğru giderken bomboş, ne bir ağaç var, ne bir görünür canlılık. Her yer dağ taş.

Ormanlık olan yerlerimiz de var, ancak bence oldukça yetersiz.

Dağa taşa ağaç eksen yetişmiyor belki de, ama galiba biz de pek fazla üzerine düşmüyoruz.

***

Bazen düşünüyorum, herkesin dilinde bir vatan söylemi var.

İktidar ya da muhalefet diye ayırmıyorum. Her iki taraf da kırmızı çizgi olarak nitelendiriyor vatanı.

Gerçi iktidar galiba kırmızı çizgi diye değil de, son zamanlarda vaz geçmiş olsalar da rabia işareti ile sıralarken vatanı da katıyor galiba listeye.

Sahi, vatan dediğimiz bu topraklar kimin gerçekten?

Farkı var mı iktidar yanlısı ya da muhalefet yanlısı olmanın?

Hepimizin değil mi bu topraklar? Atalarımız bizler huzur içinde yaşayabilelim diye kanlarını akıtmamış mı bu topraklara?

Senin benim dedelerim savaşmamış mı bu topraklar için düşmanla?

Şüheda fışkırmayacak mı toprağı sıksan? Türk’ü, Kürd’ü, Laz’ı, Çerkes’i mi var bunun. Hepimizin dedeleri şehit olmamış mı bu topraklarda? Mehmet Akif Ersoy öyle demiyor mu?

***

Pazar günü herkes o sandığın başına gidip oy verecek.

İktidarın yaptığı manipülatif kampanya dolayısıyla kimi iktidar için oy verecek. Haydi yanlış şeyler demiş olmayayım. Kimi de gerçekten iktidar devam etsin diye oy verecek, beğendiği için, öyle düşündüğü için iktidara oy verecek.

Kimi de artık bunca yıl sonunda ülkenin getirildiği durumdan memnun olmadığı için muhalefete oy verecek. Bir değişim istediği için, muhalefetin ülkeyi daha iyi yöneteceğine inandığı için muhalefet lehine oy kullanacak.

Sonra da açıp bakacağız, kim daha fazla oy almışsa o kazanacak ve ülkeyi o yönetecek.

Biz seçmenler de yine hayatımıza devam edeceğiz, bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz.

Kimimiz bu yaşam mücadelesinde adına yaşamak denirse, yoksulluk içinde yine yaşamaya çalışacak. 

Kimimiz de yine eskiden olduğu gibi gününü gün etmeye devam edecek, yağ bal içinde, varlık içinde hayatına devam edecek.

Hepimizin tek bir oyu var.

Pazar günü o oy kabininin ardında kimin bize daha iyi bir gelecek sunacağına inanıyorsak, ona oy vereceğiz.

Oyumuzu bu vatan benim vatanım, onların değil diyerek vermeyeceğiz!

Öyle düşünüyorsak yanılıyoruz demektir, böyle düşünerek oy vermemeliyiz.

Çünkü bu vatan hepimizin vatanı. Bu bayrak hepimizin bayrağı.

Hepimizin dedesi zamanında bu vatan için kanını akıtmış, o koskoca topraklar, dağlık taşlık da olsa hepimize ait. Hiç kimse bu toprakları elinizden alamaz, buna kimse cüret edemez. Çünkü biz çok güçlü bir devletiz. Dün de güçlüydük, bugün de güçlüyüz.

Oyumuzu verirken düşünmemiz gerekenler çok daha farklı şeyler.

Oyumuzu kim gelirse bu ülkede terör biter diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse ne FETÖ kalır, ne PKK, ne de bir başka terör örgütü kendisine bu topraklarda yer bulamaz diyerek vereceğiz.

Menfaatleri uğruna FETÖ borsası kuranlardan, oy uğruna hapisteki PKK liderinden mektup getirenlerden, abisini devletin televizyonuna çıkaranlardan, ülkeyi İŞİD ya da DEAŞ militanlarının sığınma yeri yapanlardan bu ülkeye hayır gelmez.

Oyumuzu kim gelirse her yere yayılmış olan bu sığınmacıları artık ülkelerine gönderir diyerek vereceğiz.

Bu iktidar sınırlarımızı kevgire döndürmüş ve ülkemizi Avrupa'nın sığınmacı kampına çevirmiş. Buna kim engel olabilir, bunu düşünerek oy vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse ekonomimizi düzeltir diyerek vereceğiz.

Bu iktidar inatla, göz göre göre ekonomiyi batırdı, enflasyonu zıplattı, milleti geçim derdi ile bir başına bıraktı. Merkez bankasında bile üç kuruş döviz kalmamış, borcumuz ise tavan yapmış.

Bu kış ısınmak için doğalgaz alacak kadar bile kasada para kalmamış, bu kış nasıl ısınacağız o bile belli değil. Rusya belki alacağını istemiyor, ama kim bilir karşılığında ne istiyor? BOTAŞ’ı istiyor diye söylentiler var.

Oyumuzu tüm bu sorunları kim çözer diye düşünerek vereceğiz.

Oyumuzu bu ülkenin kadim varlıklarını kim ona buna peşkeş çekmez diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse ülke olarak dünyada daha saygın bir yerimiz olur diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse komşularımızla daha iyi ilişkiler kurabilir, daha iyi ticaret yaparız, ülkece daha fazla para kazanabiliriz diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse Türkiye daha huzurlu bir ülke olur diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse evladım daha iyi bir eğitim alır diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse kadına daha saygılı olur diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse benim deprem yaralarımı daha iyi sarar diyerek vereceğiz.

Kim bana devlet tüm kayıplarını karşılamak zorundadır diyor, kim benden para almayacak diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse bu emekli halimle bana daha iyi bakar diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse öğretmen olarak bana daha iyi imkanlar sağlar diyerek vereceğiz. Öğretmenler gününde kim bir maaş ilave olarak verecek diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse atanamayan öğretmenler sorununu çözer diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse ürettiğim ürünün gerçek bedelini bana öder diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse bana gübre, tohum yardımı yapar diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse bu kutuplaşma ortamı biter diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse daha rahat fikrimizi söyleyebiliriz diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse daha şeffaf bir devlet olur diyerek vereceğiz.

Oyumuzu kim gelirse hukuka daha saygılı olur diyerek vereceğiz.

Liste uzar gider böyle, o kadar çok konu var ki oy verirken düşünmemiz gereken.

Yoksa kim gelirse gelsin vatanımız hepimizin vatanı, kimsenin vatan konusunda bir sorunu yok, hepimiz bu vatanı çok seviyoruz.

Vatanımıza yeterince iyi bakmıyoruz, ama bu vatan bize bakabilecek güzellikle bir vatan.

İklimi güzel, doğası güzel, tarihi güzel, cennet gibi bir vatanımız var ve dediğim gibi kimsenin bu vatanı bir başkasına terk etme niyeti yok.

Burası benim vatanım, sen git demeye kimsenin gücü kuvveti yetmez.

Ne camilerde provokasyon niyetiyle insanları örgütlemeye çalışanların gücü yeter, ne de demokrasiyi lav edip ülkeyi başka bir rejimle yönetme niyeti olanların.

Bu vatan hepimizin vatanı ve huzur içinde birlikte bu topraklarda yaşamak istiyoruz.

Bunun için de ucu bucağı bir seçim yapıyoruz, daha ötesi değil.

Vatan için bir şey yapmak istiyorsanız siz önce gidin o dağlık taşlık yerleri orman yapın.

Seçimlerde ise bırakın iftiralarla, yalanlarla insanları manipüle etmeyi, Müslümanın yalanla dolanla işi olur mu?

Her şeyden önce günah, cehennemde yanarsınız Allah korusun.

Kul hakkını ise Allah bile affetmiyor.

O yüzden huzur içinde bir seçim yapalım ve millet kimi istiyorsa o yönetsin ülkeyi. Milletin tercihine ise herkes saygılı olsun.

Sonuçta fani bir dünyada yaşıyoruz, sultan Süleyman'a bile kalmamış dünya malı.

Seçimleri "bir fetih" olarak nitelendiren bir zihniyete karşı seçim kazanmak kolay değil. Hele bir de bunu bu ülkenin en başında olan kişinin ağzından duymak inanın beni dehşete düşürmüş durumda.

Ben yine de milletin ferasetine güveniyorum. Güvenmek istiyorum.

Bu millet kendine en uygun yönetimi bu pazar seçecektir.

Her millet layık olduğu şekilde yönetilir. Joseph de Maistre'nin ünlü sözüdür.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 27.05.2023
  • Süre : 6 dk
  • 791 kez okundu

Google Ads