Site İçi Arama

siyaset

Politik Anakronizm

Genelde ülkemizdeki partiler, özelde de CHP örneğini incelersek siyasi partilerin dönemlerin olaylarının etkilerine göre değişimler geçirdiğini görürüz. 1930 CHP’si ile 1950 CHP’si çok farklıdır mesela. Keza 1970’lerin CHP’si 1972’de budanmış nihayet 1980’de derdest edilmiştir.

Gündem de bir söylem var. Kuruluş yıllarının CHP’si getirilip bugünün siyasetinde sorgulanıyor. CHP demokrat değilmiş baskıcıymış, CHP jakobenmiş, vesayetçiymiş. CHP yönetmez zulmedermiş, zaten ne yapmış ki? Eskiden öyleymiş şimdi de böyle olacakmış. Eskiden denilen de 1923-1950 arası, en son 1950’de kalmışız yani. Haliyle bu bakış pek çok hatayı da içerisinde barındırıyor. 

Genelde ülkemizdeki partiler, özelde de CHP örneğini incelersek siyasi partilerin dönemlerin olaylarının etkilerine göre değişimler geçirdiğini görürüz. 1930 CHP’si ile 1950 CHP’si çok farklıdır mesela. Keza 1970’lerin CHP’si 1972’de budanmış nihayet 1980’de derdest edilmiştir. 12 Eylül darbesi Türk solunu kelimenin tam anlamıyla biçmiştir. Hem de devlet tarafından. Mesela bugünün CHP’si devlet erkini kendi siyaseti için kullananlara karşı mücadele vermektedir. 

CHP tarihsel süreçte ortanın solu, sosyal demokrasi, sosyalist enternasyonal, sosyal devlet gibi düşünsel olgu ve kavramlarla bu değişimleri kendi teşkilatına ve programlarına yansıtmıştır. Bu çok önemli çünkü CHP rakipleri diğer sağ partilerde olduğu gibi “istismarcı” ve “sermaye/tarikat/ağa sever” bir yaklaşımdan ziyade fikir mücadelesinin yeri olmuştur. Demokrasiye katkıdır. Siyasi partiler de canlı organizmalar gibidir, dinamizme sahiptir. Şartlara uygun değişimler gösterirler. Bunu pragmatizm gibi görmemek lazım. Aksine bunlar gıda gibi güçlendirici takviyelerdir. Anormallik yok.

Evet CHP yeni kurulmuş bir devletin genetik kodlarını program yaparak kurulmuş bir partidir. İlk genel başkanı Atatürk de bunu bizzat ifade etmiştir. O günün şartlarında çok doğaldı. Doğrudur, 1930’lardan itibaren bir parti devlet/devlet partisi dönemi yaşanmıştır.  Ancak CHP’yi Avrupalı benzerlerinden ayıran husus yeni kurulmuş ve zorluklarla ayakta durmaya çalışan bir ülkenin resmî ideolojisinin temsilcisi olmasıdır. Dünyada savaş tamtamlarının çaldığı sert faşist rüzgarların estiği günlerden bakıp bugün “vayyy CHP demokratik değildi” demek tam eksik ve yanlış bir değerlendirme olur. CHP bu anlamda ayakta durmanın ve varoluşun da adıdır.

CHP tüzüklerinde faşizme ya da komünizme öykünme yoktur mesela. Hatta Atatürk bu tip ideolojilerin Türk milletinin tabiiyetine, karakterine uygun olmadığını da ifade etmiştir. CHP milliyetçi bir partidir ama milliyetçiliğini ırk tabanına oturtmaz. CHP sosyal devleti savunur ama hür düşünce ve teşebbüs hürriyetini de savunur. Çok partili yaşamı istemiştir CHP. Ben bu bakışa “idealde demokratik” diyorum.

Yapısal olarak o dönemin CHP’sine onlarca eleştiri getirilebilir ama günümüzün demokratik değerlerini kıstas alarak bu eleştiriyi yapmak sanırım günlük bir politik söylemden öte gitmez. Günümüz CHP’si bir kitle partisi olarak, sosyal demokrat bakışa sahip, içerisinde sosyalistlerden, ulusalcı sola kadar fikirlerin bulunduğu ve tartıştığı “devletten ari” bir yapıdır.

Peki o dönemlerden günümüze taşınan genetik kodlar nelerdir? Cumhuriyet, bağımsızlık, laiklik, ulusçuluk, modernizm bu kodlardan bazılarıdır. CHP seçmeni ve kurumsal yapısı bu değerleri benimser. O yüzden; yok CHP PKK ile ortaklık yapıyor, yok teröre arka çıkıyor, yok ülkeyi bölecekmiş türü söylemler CHP’liler için bayağı ve sığ kalan söylemlerden öteye geçmez.

Hadi anakronizm içeren önermeleri de doğrulayıp diyalektik paradigma ile bakalım. Tek adam ve parti vesayeti ve tahakkümüne karşı milyonların umudu olan iktidarın eşiğindeki bir siyasi partiyi nereye oturtacaksınız? Devletin yanı olmadığı kesin.

Kendi dar zihin kalıplarında bir yerlere oturtmak isteyenler elbette politik doğruculuktan uzak “parti devlet” güdümünde gri/kara propaganda yöntemleri deneyecektir. CHP seçmeni buna karşı da aşılıdır.

Aslında şu an konumuz tam da bu işte. Yani demokrasiye inanıyor muyuz? Özgürlüğe kıymet veriyor muyuz? Baskıdan hoşlanmıyor muyuz?  Hukuk önceliğimiz mi? Hakça paylaşma istiyoruz muyuz? O zaman hepimizin ortak konumuz bir an önce hak ve özgürlükleri esas alan, demokratik bir toplum özlemi olan insanları bir araya getirmek.

CHP ne diyor; “gelin hepimiz bir olalım yıllarca şikayetçi olduğunuz Cumhuriyeti bizim de eksiği olarak gördüğümüz demokrasi ile taçlandıralım”. Görev bugün CHP’ye düştü. Amiral gemisi CHP oldu. Yarın başkasına düşer. Bu anlamda CHP nasıl kurtuluş ve kuruluşta misyonunu yerine getirdiyse bugün de yerine getirme çabasındadır. Herkes rahat olsun haklar ve özgürlükler CHP’nin teminatı altındadır. Gelinen noktadan geriye dönüş mümkün değildir.

Dr. Eşref ÖZDEMİR
Dr. Eşref ÖZDEMİR
Tüm Makaleler

  • 18.04.2023
  • Süre : 4 dk
  • 957 kez okundu

Google Ads