Site İçi Arama

siyaset

Memleket Maskeli Balo Sahnesi Olmuş

Lirik bir şiir gibi hayatlarımız, akıp gidiyor. Memleket benim tanıdığım memleket olmaktan çıkmış, bir maskeli balo sahnesine dönüşmüşçesine başkalaşımla meşgul. Herkes kendi oyunun derdinde, kendi aynasının karşısında sahneliyor aynacılık hünerlerini.

Ülkemin şu andaki durumunu, biraz ironi, biraz da hicivle anlatmak istedi bu garip gönlüm. İsteyen istediği kadarını alır bilgi dağarcığına koyar, isteyen de bunlar çöp der ve çöp kutusuna atar ve hayatına bildiği şekilde, kaldığı yerden devam eder gider. Ama sizi biraz düşündürebilirsem, gidişatın bozukluğuna bir nebze sizin dikkatinize çekebilirsem, ne mutlu bana.

Coşku ve heyecanın tavan yaptığı bir balodayız sanki ülkece. İnsanlar cinnet halinde, kimi dram oynarken kimi de komedi dünyasının engin denizlerinde yüzüyor. Öyle bir balo ki; mekânın ne ucu belli ne bucağı. Kimin eli kimin cebinde belli değil. İnsanların savrulup duruyor. Kim erkek, kim kadın, kim insan, kim beşer, velhasıl kimin kim olduğu bile belli olmayan, devasa büyüklükte bir balo alanı olmuş koskoca Türkiye.

Lirik bir şiir gibi hayatlarımız, akıp gidiyor. Memleket benim tanıdığım memleket olmaktan çıkmış, bir maskeli balo sahnesine dönüşmüşçesine başkalaşımla meşgul. Herkes kendi oyunun derdinde, kendi aynasının karşısında sahneliyor aynacılık hünerlerini.

Maskeli Balo: Değerlerimizi Öğütüyor

Bu baloda değerin değeri kalmamış, çıkarın adımı sahnedeki her yarışta geçiyor kendisini. Öylesine gürültü var ki, kimse kimsenin ne sesini duyuyor ne feryadını. Vur patlasın çal oynasın oynamakta büyük bir çoğunluk. Sürekli ellerinde bir şeyler taşıyan öylesine dolaşıyor birileri. Tekdüze yaşam süren kimsesizler misali.

Bazıları da yangına odun taşıyan oduncuya özenmiş, sadece harareti yükseltmekle meşgul elleri. Kulaktan kulağa fısıldaşmalar. Eğlencede ses sınırları aşılmış. Kimileri sırılsıklam olmuş. Ya aşktan ya da gözyaşından ıslanmış.

Öylesine kendini kaptırmış ki insanlar; bırakın cebinin boşalmasını, vücudunun bir parçasını kessen duyamayacak hale gelmişler. Bu sahnede, hokkabaz mı ararsın, soytarı mı? Hepsinden bol miktarda var. Hatta ne ararsan var, bu maskeli baloda. Palavra atandan, içi boş nutuk atana, şiir okuyandan, maval okuyan okuyana bu baloda. İnsanlar bırakın yanındakini, bırakın çoluk çocuğunu, kendini bile kaybetmiş, hatta unutmuş durumdalar.

Eriyen Vücutlar, İrileşen Bedenler

Gittikçe eriyen vücutlarla, irileştikçe irileşen bedenler iç içe, yan yanalar. Hiçbir dönemde bu memlekette olmadığı kadar iç içeler. Eriyenler, gittikçe irileşenlerden medet umar olmuş. Kendisini eritenlerin onlar olduğunu bilmesine rağmen. Böyle olunca, bu sahnede gözler hakikati görmez olmuş, kulaklar feryatlara sağır kalmış! Artık eriyen karları bile kâr biliyor kodamanlar. Kalpler kararmış, simaları maskeleri arkasında kaybolmuş. Renksizlik birer sima olmuş maskelere yapışmış.

Herkes birbirinin gözünün içine bakarken, karşıdakinden ne koparabilirim dercesine yaşıyor. Yüz hatlarına yansıyan takma ifadelerin ardına gizlenmek istercesine maskelenmiş tüm fesatlıklar ve hesapsız egoistlikler. Geçer akçe bu maskeli baloda sadece çıkar ancak biliyoruz değil mi hepimiz, bu yüzlerine yapışmış karakterlerini yansıtan maskeleri de elbet bir gün çıkar.

Sapla samanın karıştığı, düzenbazlığın birbiriyle yarıştığı öyle bir balo ki bu balo; herkesin kendisiyle bile yarıştığı tuhaf bir sahne dünyasına dönüşmüş. Düşen kalkamaz, uçan yere basamaz olmuş. Kim kimin kolunda, kim kimin yolunda belli değil. Varsa yoksa çıkar.

Öylesine uzun süren bir gece düzenlenmiş ki; sabahı bir türlü olmayan, karanlığı aydınlanmayan, zifiri kapkaranlık bir gece hissiyatı veriyor seyircilerine. Bu baloda davul kimde, tokmak kimde belli değil. Kim bu baloyu sonlandıracak, hüküm sahibi ne zaman devreye girecek?

Sahnede koşuşturup duranları görüyorsunuz. Acaba ışık mı arıyor, yoksa yolunu mu diye merakla sormadan da geçemiyorsunuz. Gecede saatler ilerledikçe maskeler düşmeye başlıyor. Kimi sarhoşluğundan ayılıyor, kiminin ise maskesi kayıyor yana. Kimileri ise hâlâ sarhoş, ayılmamış. Hoş ayılmaya da niyetleri yok çoğunun. Ayılsa, önce kendi yüzüne tükürecek, maskesinden kurtulmuş olacak. Ama bunun için önce çıkar dünyasının kapısını kapatması gerekecek. Zor ayılmak, iç içebildiğince, ak gecenin derinliklerine. Bu daha kolay geliyor, bu balonun bir parçası olarak görülüyor. Madem geldik baloya, gereğini layıkıyla yapmak gerek deniyor.

Bu nedenle olsa gerek, kimilerinin hâlâ maskeleri düşmemiş, düşmeyecek şekilde yapmışmış kaybettikleri yüzlerine. Bunları rağmen, kimileri ise taştan abide gibi duruyor, hâlâ hayata küsmemiş. Sahnede, maskesiz dolaşmaktalar. Seyircileri ve sahnedeki kimi maskelileri, maskesiz dolaşmaya, hakiki yüzlerini sergilemekten korkmamaya davet etmekle meşguller. Herkesin birbirine yabancılaştığı, maskelerinin arkasına saklandığı bu baloda, zifiri karanlığa rağmen aydınlık yüzleriyle, maskesiz yürüme gayretindeler ince çizgisinde doğru bildikleri aydınlık yollarının.

Yeni Ufuklar, Yeni Beklentiler:

Seyirciler kararsız. Bazılarına göre hiçbir şey diriltmez artık geçmişi. Bu memleketin maskeli balosu bitmez, gündüzlere bile akmaya teşne irileşenler. Garipler değil ama garibanlar kesmiş umudunu. Maskeli Balo’nun ne biteceği zaman belli ne de ne zaman dağılacağı diye hayıflanıp dururlar. Ve dahi güneşin bile tekrar doğmayacağından eminler.

Tak etti canıma bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri. Her günün sabahı, her çıkışın bir inişi olduğu bu dünyada, bu memleket bizim. Yakalım diyorum gemileri, dönüş olmasın artık geri. İstikbal göklerdedir, gökyüzünden güneş elbet doğacaktır. Işın demetleri yollarımızı aydınlatacaktır. Yeter ki biz millet olarak, önce kendimize inanalım, Atatürk’ün yolundan şaşmayalım. Düşer yakında tan yeri ağarırken bir bir maskeler. Güneş ufuktan şimdi doğuyor, haydi hep birlikte yürüyelim arkadaşlar!

 

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 05.12.2022
  • Süre : 5 dk
  • 1341 kez okundu

Google Ads