Site İçi Arama

strateji

Su: barış için hayati bir kaynaktır. Bunun için su kendiliğinden gelir mi?

Bu yılın Dünya Su Günü'nün teması olan “Barış için Su” kavramı ilk bakışta daha çok suya erişim olmadan barışın olmayacağı düşüncesini yaratmaktadır. Ancak bunun tam tersi de doğrudur: Barış olmadan su tehdit altında kalacak ve faydaları çok kısıtlı olacaktır.

Dünya üzerindeki yaşamın temel unsuru olan su, insanlık ve diğer canlılar için talebi sürekli ve yerine başka bir şeyin ikame edilemeyeceği çok özel bir doğal kaynaktır. Bu özellikleri ve dünya yüzeyine eşitsiz dağılması nedeniyle su kaynaklarının yönetimi ve kullanımı nedeniyle ülkelerarasında gerilimler ve çatışmalar da yaşanmıştır. Bu çatışmaların yanı sıra su işbirliğinin barış ve istikrarın sağlanması için kritik bir rol oynadığı ve doğru yönetildiğinde birleştirici bir güç olduğu da biliniyor. Ancak barışın su işbirliği ile kendiliğinden gelmeyeceği ve bunun için birçok adımın birlikte atılması gerektiği de bilinmesi gerekenler arasındadır. 

Su, coğrafi, ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan çeşitli sorunları içinde barındıran çok karmaşık özelliklere sahip bir doğal kaynaktır. İklim değişikliği, su kıtlığı, su kirliliği ve suyun eşitsiz dağılımı gibi faktörler, suyun yönetimini daha da karmaşık hale getirmektedir. Su üzerinde artan baskılar dünya nüfusunun yaklaşık %40’ının yaşadığı sınır aşan su havzalarında su kaynaklarıyla ilgili anlaşmazlık ve çatışma riskini de arttırmaktadır. Özellikle, su kirliliği ve su paylaşımı konularında kıyıdaş ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar zaman zaman bölgesel istikrarsızlığa da neden olmaktadır.

Ancak, su aynı zamanda barışın sağlanması ve korunmasında da kilit bir role sahiptir. Su kaynaklarının sürdürülebilir ve adil bir şekilde yönetilmesi, çatışmaları önlemeye yardımcı olabilir ve uzlaşmayı teşvik edebilir. Bir diğer deyişle; sınır aşan veya sınır oluşturan su kaynaklarının yönetimi üzerine kurulacak işbirlikleri, ülkeler arasındaki güveni artırabilir ve karşılıklı bağımlılığı teşvik edebilir.

Su Güvenliği 

Su güvenliği, insanların temiz içme suyuna ve sağlıklı yaşam koşullarına erişimini sağlamak için gerekli olan bir kavram olup bir ülkede ve bölgede barış ve istikrarın en temel unsuru olarak kabul edilmelidir. Su güvenliği eksikliği, sosyal ve ekonomik açıdan kırılganlığı artıracağı gibi sektörler, topluluklar, ülkeler arasında gerilim yaratma ve çatışma riskini de arttırabilir.  Doğru şekilde yönetildiğinde, su kaynakları barışçıl çözümlerin teşvik edilmesine, bölgesel işbirliğinin geliştirilmesine ve istikrar ve güvenliğin artırılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle, sınır aşan su havzalarında suyun bir işbirliği aracı olarak ele alınması, etkin bir şekilde yönetilmesi ve korunması gelecek nesillere barış ve refah içinde bir dünya bırakmak için de kritik bir öneme sahiptir.

Dünya Su Günü teması: Barış için su!  

Bu yılın Dünya Su Günü'nün teması olan “Barış için Su” kavramı ilk bakışta daha çok suya erişim olmadan barışın olmayacağı düşüncesini yaratmaktadır. Ancak bunun tam tersi de doğrudur: Barış olmadan su tehdit altında kalacak ve faydaları çok kısıtlı olacaktır. Bu yüzden Libya, Yemen ve Ukrayna'daki çatışmaların suyun kullanımını nasıl engellediğini görmemiz gerekiyor

İlk resmi Dünya Su Günü'nde, 22 Mart 1993 tarihinde, insanların% 21'inden fazlasının güvenli içme suyuna erişimi yoktu. Bugün, yüz milyarlarca dolar su, sanitasyon ve hijyen yatırımına rağmen, 2,2 milyar insan - veya gezegendeki 8.1 milyar insanın yaklaşık% 27'si - hala güvenli bir şekilde içme suyuna erişemiyor. 

Bu yılın Dünya Su Günü'nün teması Barış için su veya barış için sudan faydalanmak olarak belirlendi. Aslında su kaynakları için tarihsel rekabet binlerce yıl öncesine dayanıyor ve kökleri insan topluluklarının yerleşimine kadar uzanıyor. Su ayrıca barışın inşası için potansiyel bir başlangıç noktası olarak da görülüyor. Fakat burada barışın su işbirliği ile doğal olarak kendiliğinden gelmeyeceğini belirtmemiz gerekiyor. Ortak kaynak yönetimi ve su diplomasisi, kıyıdaş ülkeler veya su kullanıcı grupları arasındaki ilişkilere katkıda bulunacaksa, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, medya, bazı uluslararası kuruluşlar gibi aktörlerin de bu barışı teşvik eden koşulları dikkatlice hazırlamaları gerekecektir. 

Su Diplomasisi

Su diplomasisi, su kaynaklarının yönetimi ve kullanımıyla ilgili çatışmaları çözmek için kullanılan bir dizi strateji ve tekniktir. Su diplomasisi, çeşitli taraflar arasında diyalog ve müzakereyi teşvik eder ve uzlaşma sağlamak için ortak çözümler arar. Uluslararası kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve bilim insanları, su diplomasisi alanında çalışarak su kaynaklarının adil ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesine katkıda bulunabilirler.

Ayrıca, suyla ilgili teknik işbirliği ve altyapı projeleri de bölgesel işbirliğini teşvik edebilir. Ortak barajlar, su arıtma tesisleri, sulama sistemleri ve taşkın kontrolü gibi projeler, kıyıdaş ülkeler arasında güveni artırabilir ve suyun faydalarının paylaşımına yönelik çalışmaları teşvik edebilir.

Bu kapsamda kıyıdaş ülkeler arasındaki teknik su işbirliği çabalarına siyasi iradenin daha geniş bir işbirliği oluşturma anlayışı da eşlik etmelidir. Bunun için başlatılan teknik çalışmalara diğer alanlardaki işbirliği çabaları da, diplomatik girişimlerle entegre edilmelidir. Böylece teknik düzeydeki işbirliği ile oluşabilecek olan güven ortamı diğer politika alanlarına da yayılabilecektir. 

Su işbirliğinin kıyıdaş ülkelerarasında sadece veri alışverişinin sınırlı teknik işbirliğinin ötesine geçerek sürdürülebilir olarak barışa ve istikrara katkıda bulunması için diğer birçok koşulun da gerçekleşmesi gerekir. 

Su yönetiminde işbirliği amacı taşıyan kıyıdaş ülkeler, ancak ortak siyasi irade, ortak hedef ortak amaç ve bunun için güç birliği sağlayabildikleri durumlarda barışa katkıda bulunabilir. Bununla birlikte konuya daha genel bakarsak su, küresel barışa ve istikrara en büyük katkıyı dünya nüfusunun en yoksul kesimleri için gıda güvenliğini ve temiz içme suyuna erişimi sağladığında gerçekleştirmiş olacaktır.

Araştırmacı Yazar ve Akademisyen  Dursun YILDIZ
Araştırmacı Yazar ve Akademisyen Dursun YILDIZ
Tüm Makaleler

  • 26.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 369 kez okundu

Google Ads