Site İçi Arama

strateji

Coğrafya, iklim ve güvenlik

Türkiye, yaklaşık 780 bin kilometrekarelik topraklarıyla, şairin dediğiyle, Asya'dan Avrupa'ya bir "kısrak başı" gibi uzanan büyük bir yarımada üzerinde konumlanmıştır.

Türkiye, yaklaşık 780 bin kilometrekarelik topraklarıyla, şairin dediğiyle, Asya'dan Avrupa'ya bir "kısrak başı" gibi uzanan büyük bir yarımada üzerinde konumlanmıştır. Kabaca dikdörtgen olarak tanımlayabileceğimiz topraklarının Asya kıtasında kalan büyük kısmına Anadolu, Avrupa kıtasında kalan küçük kısmına ise Trakya diyoruz. 

Özellikle kuzey ve güney kıyı bölgelerindeki doğu batı uzanımı dağların (Toroslar, Karadeniz) ortasında, doğuya doğru yükselen coğrafyasına dikkatli bakıldığında , Anadolu’nun çevresindeki coğrafyaya kıyasla, yüksekçe bir masa görünümüne sahip olduğunu söyleyebiliriz. Trakya nispeten daha düzlüktür. 

Tarihsel süreçte Anadolu coğrafyasının bu coğrafyada yaşayan insan yaşamına etkilerini görürüz. Anadolu, Fırat ve Dicle nehirlerinin kaynağıdır. Mezopotamya denilen ve insanlık tarihinin başlangıç yeri olarak kabul edilen coğrafyanın kuzeyi Anadolu’nun güneydoğusudur. Keza Ege bölgesi antik İyonya’nın bir parçasıdır. Yine Anadolu’nun iç bölgeleri Hititlerin, Sümerlerin yurdu olmuştur. Daha sonraları Roma, Doğu Roma, Selçuklular, Osmanlılar coğrafyaya egemen olmuştur. Bahsedilen topluluklar eski dünyanın politik ve kültürel merkezleriydi. Bu yönüyle Anadolu için medeniyetlerin beşiği tanımlaması yapmak çok da abartılı değildir. 

Ancak toplulukların bir coğrafyayı yurt olarak tutması için sadece coğrafyanın uygunluğu yeterli değildir. İklim de en az coğrafya kadar gerekli bir koşuldur. Anadolu ve Trakya genel olarak ılıman iklim kuşağındadır ama doğuya doğru yükseltili coğrafyasından ötürü iç ve doğu bölgelerinde karasal iklim hakimdir. Ancak bu karasal iklim koşulları insan yaşamına engel olacak kadar sert ve çetin değildir.

Biz insanlık tarihini tarım toplumuna yani yerleşik ve toplu yaşama geçtikten sonra okuyabiliyoruz. Bu kapsamda ilk bakışta Anadolu yerleşik hayatı sağlayabilen özelliklere sahip bir kara parçasıdır. Dolayısıyla rahatlıkla Anadolu’ya eski dünyada “en yaşanabilir yer” diyebiliriz. 

Diğer taraftan Anadolu’da yaşayanlar,  üç yanının denizlerle çevrili ve doğu batı istikametinde geniş düzlüklere sahip olmasından dolayı, sahip olduğu geçiş güzergahları vasıtasıyla, diğer topluluklarla ilişki kurmuş ancak kurulan ilişki devamında ticaretin gelişmesine katkıda bulunduğu gibi Anadolu’yu geçişlere de açık konuma getirmiştir. 

Anadolu coğrafyası; konumu itibariyle, hakim olanın Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Ege coğrafyasına da jeopolitik üstünlük sağladığı coğrafyadır. Konu sadece Anadolu’nun sahip olduğu bereketli topraklar ve uygun iklim koşulları değildir. Uygun coğrafi koşullar ve iklim yerleşik hayatı kolaylaştırır. Güzergah olması ise elde bulundurmayı zorunlu kılar. 

Çağlar boyunca güvenlik anlayışı kara parçalarını elde bulundurulması üzerine şekillenmiştir. Büyük medeniyetler güçlü ve kalabalık kara ordularına sahip olmuştur. İstila, vergilendirme ve ganimete dayalı  kaynak arayışı büyük kara parçalarını elde bulundurmakla sağlanmıştır. İmparatorluklar bu anlayışın somut kurumsal örnekleridir. Anadolu bazen bu kurumsal yapıların merkezi bazen de bağlı toprağı (eyaleti) olmuştur. Ancak dikkat çekici olarak büyük istila ve göç hareketlerinin güzergahı olduğunu söyleyebiliriz. Büyük İskender, Romalılar, Haçlılar batıdan doğuya, Selçuklular, Timur ve Osmanlılar ise doğudan batıya Anadolu’yu istila etmiştir. 

İşte bahsettiğimiz istila ve göçlerden dolayı, uygun coğrafya ve iklim koşullarında yerleşik hayata geçip, bu yerleşikliğin verdiği avantajı tarım, ticaret ve son dönemde endüstri yoluyla zenginliğe çevirmek maalesef Anadolu toplulukları için pek mümkün olmamıştır. 

Bugün elimizde kalan yorgun bir Anadolu’dur. Milyonlarca insan; çağlar boyunca bu topraklarda yaşamış, iklim avantajlarından, topraklarından, nehirlerinden, ormanlarından, doğal zenginliklerinden faydalanmış ve tarihin tozlu sayfalarında geçmiş zaman hikayeleri olarak yerini almıştır.  Diğerlerinin devamı saysak da, yaklaşık 100 yıldır farklı bir anlayış ve model içerisinde Anadolu'da yeni bir jeokültür yaratma çabası vardır.  Bahsedildiği gibi coğrafya, iklim ve güvenlik bir kara parçasının yurt tutulmasının en önemli unsurlarıdır. Bu topraklarda yerleşik hayata geçmek ve sadece kendimiz için değil tüm insanlık için zenginlik yaratmak istiyorsak; coğrafyamızı, dağlarımızı, ormanlarınızı, nehirlerimizi, göllerimizi ve iklimimizi korumalı, sürdürülebilir bir yaşam için elde tutmalı ve güvenliğini sağlayabilmeliyiz.

Dr. Eşref ÖZDEMİR
Dr. Eşref ÖZDEMİR
Tüm Makaleler

  • 18.10.2021
  • Süre : 3 dk
  • 845 kez okundu

Google Ads