logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
stratejisiyaset

Adaletsizliğe ve haksızlığa karşı çare sivil itaatsizlik mi?

Sivil itaatsizlik eyleminde bulunan ilk kişi Sokrates’tir. Sokrates’in yaşamı tanrıları inkâr ettiği gerekçesiyle idama mahkûm edilmesiyle son bulmuştur. Sokrates sonunda idam edileceğini bildiği halde düşüncelerini korkusuzca ifade etmiştir.

Serbest Yazar Fatma Aksoy GÜRKAN
Serbest Yazar Fatma Aksoy GÜRKAN

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 17.02.2022
  • Süre : 7 dk
  • 1011 kez okundu

"En iyi hükümet en az yöneten hükümettir.”

Henry David Thoreau 

"Güç fiziki kapasiteden değil, boyun eğmeyen iradeden gelir.”

Mahatma Gandhi

 

Sivil itaatsizlik hem siyaset biliminin hem de hukuk felsefesinin güncel konularından biridir. Bu konu üzerine Batı dünyasında yazılmış birçok eser varken ülkemizde Prof.Dr. Hayrettin Ökçesiz tarafından yazılan “Sivil İtaatsizlik” kitabı vardır. Yaşanan ekonomik problemlerin üzerine bir de zamlı çok yüksek miktarlı elektrik faturaları eklenince ne yapacağını şaşıran insanlar, nasıl ödeyeceğiz, devlet bu konuda bir çözüm bulacak mı, bulduğu çözüm yeterli olacak mı, ödemesek ne olur vb. sorular sormaya başladı. Bunun üzerine CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "Elektrik faturamı ödemeyeceğim" şeklindeki açıklaması da tartışma konusu oldu. Kılıçdaroğlu'nun açıklamasını bir isyan olarak değerlendirip anarşiye yol açacağını söyleyen de var, farkındalık yaratmaya çalışılarak sivil itaatsizlik çağrısı olarak yorumlayan da var. Peki, nedir bu sivil itaatsizlik? Neden ve nasıl ortaya çıkmış?

Sivil itaatsizlik eyleminde bulunan ilk kişi Sokrates’tir. Sokrates’in yaşamı tanrıları inkâr ettiği gerekçesiyle idama mahkûm edilmesiyle son bulmuştur. Sokrates sonunda idam edileceğini bildiği halde düşüncelerini korkusuzca ifade etmiştir. Suçlu olmadığına inandığı halde ve imkânı varken, kaçmak yerine infazı için getirilen baldıran zehrini gönüllü olarak içmiş ve kendisine verilen cezanın uygulanmasını sağlamıştır.

Henry David Thoreau der ki: “Adaletsiz yasalar var: Bunlara uymalı mıyız yoksa değiştirmek için çaba mı göstermeliyiz? Ya da yasa değişene kadar boyun eğmeli miyiz yoksa hiç beklemeden çiğneyip geçmeli miyiz?”. İnsanlar genellikle böyle yönetimler varken, değişim için çoğunluğun ikna olması gerektiğini düşünür. Eğer tek başına direnişe kalkışılırsa durumun daha kötü olacağı, yasaya karşı gelinirse, devanın dertten büyük olacağı düşünülür. Bu noktada, Thoreau devanın dertten beter olmasında suçu hükümetin kendisinde bulur ve sorar “Hükümet niçin daha önceden davranıp yenilik yapmıyor?”

Sivil itaatsizlik bir eylem biçimi olarak belirgin bir şekilde ilk defa,1849 yılında Amerikalı Henry David Thoreau’nun “Resistance to Civil Government” ve “Civil Disobedience” eserlerindeki “en iyi hükümet hiç yönetmeyen hükümettir” felsefe ilkesiyle ortaya çıkmıştır. 1837 yılında Harvard Üniversitesi’nden mezun olan Henry David Thoreau, siyasal iktidarın kölelik, insan hakları ihlalleri ve savaşla ilgili tüm icraatlarına karşı mücadele etmiştir.  Amerika ve Meksika Savaşının kölelik kurumunu güçlendireceğini düşündüğü için savaşı hem finanse etmemek hem de protesto etmek amacıyla gelir vergisini ödemeyi reddeder ve hapse girer. Thoreau, vergiyi, köleliği protesto etmek, baskıcı yönetime tepki geliştirmek ve ABD’nin Meksika ile olan savaşını protesto etmek gibi ilkesel nedenlerle ödemediğini açıkça ifade eder ve sivil itaatsizliğini barışçıl yöntemle gösterir. Çoğunluğun mutlak hâkimi olduğu bir hükümetin adil olamayacağını söyleyen Thoreau, doğrunun ve yanlışın ne olduğuna çoğunluğun değil de vicdanın karar verdiği bir hükümet sistemini arzulamış ve yasaya duyulan anlamsız saygıyı anlamsız bulmuştur. O’na göre, hükümet bir hizmet sunabiliyorsa iyidir; ama çoğu hükümet kimi zaman yersizdir. Önce insan, sonra uyruk olmalı ve yasaya değil; adalete saygı esas alınmalıdır. Sivil itaatsizlik Thoreau ile birlikte, haksız olduğuna inanılan bir vergiye direniş şeklinde ortaya çıkmış ve Thoreau görüşleri ile milyonları etkilemeyi başararak sivil itaatsizlik doktrininin oluşumuna öncülük etmiştir.  Daha sonraki dönemlerde vergi dışındaki konularda da başvurulan bir yöntem olmuştur.

Sivil itaatsizlik denince akla gelen diğer önemli isim ise yaşadığı dönemde Hindistan’ı İngiliz egemenliğinden kurtarmak için çabalayan ve sosyal haksızlıklar karşısında halkın dikkatini çekmeyi başaran Mohandas K. Gandhi’dir.  İngiliz yönetimi tuz yapımını yasaklayınca Gandhi arkadaşlarıyla deniz suyunu buharlaştırarak tuz elde etmiş ve yasayı simgesel anlamda çiğnemiştir. Gandi’nin, “Tuz yürüyüşü” o dönemde internet ve sosyal medya olmamasına rağmen kitleselleşmiştir. Hindistan'da Britanya idaresini o güne kadar en rahatsız eden eylem olmuş ve Gandhi ile birlikte, yürüyüşe destek veren 60 bin kişi İngilizler tarafından hapse atılmış. Gandhi Hindistan’ın 1947’de bağımsızlığına kavuştuğu tarihe kadar birçok açlık grevi yapmış ve sonunda, yönetim yasayı kaldırmak zorunda kalmış. Böylece, Hindistan Gandhi’nin önderliğinde sivil itaatsizlik yöntemlerini kullanarak bağımsızlığına kavuşmuştur. Gandhi, “Satyagraha Felsefesi” ile Henry David Thoreau’nun fikirlerini harmanlayarak kötülüğe ya da haksızlığa karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen ve pasif direnişi öngören bir sivil itaatsizlik etmiş bunun bedeline de katlanmıştır. Adaletsizliğe başkaldırının şiddet ve kanla değil de; barışçıl eylemlerle de mümkün olabileceğini göstermiştir.

I have a Dream”: 28 Ağustos 1963’te İş ve Özgürlük İçin Washington’a Yürüyüş eyleminde, Lincoln Anıtı’nın önünde toplanan 250 bin kişiye yaptığı ünlü "Bir hayalim var" konuşması ile Martin Luther King ABD'deki tüm ırklar arasında eşitlik çağrısı yapmış ve insanları ırk ayrımcılığıyla mücadeleye teşvik etmiştir. King’in itaatsizliği, adil olmayan, siyah ve beyazlar arasında ayrım yapan ırkçı yaklaşımlara karşıdır ve sembolik bir şekilde bu ayrımı meşrulaştıran yasaların ihlal edilmesini içerir. Hem sivil itaatsizlik kavramına hem de Amerika’da ırkçılık karşıtı fikir ve eylemleri ile iki yıl sonra siyahların siyasal haklarına kavuşmalarında katkı sağlamıştır.

Sivil itaatsizlik genel olarak, etik amaçlarla ortaya konulan, halka açık olarak ve şiddet içermeyecek şekilde hükümetin yürüttüğü kanunları protesto etmek amacıyla gerçekleştirilen eylemler olarak tanımlanıyor. Yasaya aykırı olarak gerçekleştirilen, bu sırada üçüncü kişilerin daha üstün bir hakkını çiğnemeyen, barışçıl bir protesto eylemidir.

Sivil itaatsizlik kitleselliği, şeffaflığı ve kamu vicdanına seslenişi amaçlaması açısından toplantı ve gösteri yürüyüşlerine benzetilebilir. Ama sivil itaatsizlik eylemlerini diğer toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden farklıdır. Eylem olarak sadece toplanılmakla sınırlı kalınmaz, bir ifade biçimi olarak belirli bir normun kasten ihlal edilmesi yoluna gidilir. Sivil itaatsizler bir isyanı veya devrimi savunmazlar, bir hükümetin yıkılmasına veya bir hukuk düzeninin süregelen ihlallerle etkisiz hale getirerek ortadan kaldırmayı amaçlamazlar. Bu yönleriyle anayasal sınırlar içinde kalarak anarşistlerden ve devrimcilerden farklıdırlar. Sivil itaatsizlikte yasal olmayan davranışlar otoriteden saklanmadan tüm açıklığıyla yapılır ve bu eylemlere katılanlar cezalandırılmayı en başından göze alırlar. Burada amaç, kamuoyunun dikkatini çekmektir. Çünkü eylemlerinin daha fazla duyulmasını ve düşüncelerinin kitlesellik kazanmasını amaçlarlar.

Demokratik hukuk düzeninde, haksızlığa uğrayan birey, haksızlığın giderilmesi için yasal yolları denedikten sonra sorun çözümlenmemişse, pasif direnme olarak tanımlanan sivil itaatsizlik türü eylemlere başvurarak yönetim ve kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışır.

Günümüzde sivil itaatsizlik kavramının teorik yönü Dworkin, Rawls ve Habermas’ın eserlerinde yer alır.

John Rawls’a göre sivil itaatsizlik, genel anlamda adil olan toplumlar için geçerlidir ve adil demokratik bir devlette, demokrasinin ahlaki temeline ilişkin denektaşıdır. Rawls, sivil itaatsizliği bir protesto şekli olarak değerlendirir. Rawls’a göre sivil itaatsizlik şiddete dayanmayan, hükümetin politikalarında değişimi hedefleyen, aleni olarak yapılan, vicdani ama yasal olmayan bir siyasi eylemdir. Niteliğiyle bireylerin devlet otoritesi tarafından uğramış oldukları haksızlıklara karşı bir direnme şeklidir. Protesto eylemi çok ciddi haksızlıklara yönelik olmalı ve çoğunluğa yapılan siyasi çağrıların her zaman iyi niyetle yapılıp reddedilmiş olması ve genel geçer yolların tüketilmiş olması gerekir.

Dworkin ise, sivil itaatsizliği bir hak olarak görür. Sivil itaatsizlik bir yasal savunma aracı olduğu için, sivil itaatsizlik güdüsüyle hareket edenlerin cezalandırılmaması gerekir. Bireyin adaletsizliğinden emin olduğu bir yasayı ihlal ederek doğruyu yaptığına inanıyorsa, bunun çok rahatlıkla ceza seviyesini düşük tutmanın bir gerekçesi olabileceğini, savcı ve hakimlerin bunu göz önüne almasını gerektiğini savunur.

Jürgen Habermas sivil itaatsizliğin pozitif hukuka uygun olarak ortaya çıktığını belirterek, sivil itaatsizliği, iyi niyeti, uzlaşmayı, şiddet içermemeyi temel aldığı için politik felsefi bir akım olarak görüyor. Habermas’a göre, demokratik bir devlet, meşruiyetini saf legaliteye dayandırmadığı için yurttaşlarından mutlak itaat değil, sadece ilkesel itaat bekleyebilir.

Sivil itaatsizliği, siyaset bilimi ve hukuk felsefesi kavram olarak açıklayıp kavramın ne olup ne olmaması gerektiğinin sınırlarını çizer ve bize yol gösterir. Ancak, tarihsel süreçteki sivil itaatsizlik eylemleri örnek teşkil eder. Sivil itaatsizlik eylemiyle başlayan bir protestoda işin içine şiddet girdiği zaman o eylem artık sivil itaatsizlik eylemi olmaktan çıkar. Mesela, “2013 Gezi Parkı Protestoları” amaç ve yöntem olarak sivil itaatsizlik eylemi olarak başladı ama ilerleyen günlerde hem farklı konulara yönelme oldu hem de şiddet içermeye başladı. Bu bağlamda, sivil itaatsizlik eylem olarak tarihsel süreçteki Türkiye ve diğer ülke örnek eylemlerinde anlam bulmuştur.

Beyaz Çarşamba Hareketi: 1979 yılındaki İslâm Devrimi’nden sonra hazırlanan Anayasaya ile getirilen başörtü takma zorunluluğu ve takmayan kadınlara uygulanan cezalara tepki olarak 28 Aralık 2017’de Vida Movahed isimli İranlı bir kadının Tahran’da bir elektrik kutusunun üzerine çıkarak, sopanın ucuna taktığı beyaz başörtüsünü sallandırması yeni bir eylem tarzı ortaya çıkmıştı. Movahed’in başlattığı eyleme destek veren kadınlar eylemlerini Çarşamba günlerinde gerçekleştirdiği için bu protestolar “Beyaz Çarşamba Hareketi” olarak tarihe geçmiştir. Vida Movahed'i izleyen kadınların eylemlerine çarşamba günleri devam etmesi nedeniyle "Beyaz Çarşamba" adını alan protesto, günümüzde artık haftanın farklı günlerinde, farklı renklerdeki başörtülerle de düzenleniyor. Protesto içeriği taşıyan fotoğraflar, kamuya açık alanda çektirilip, “My Stealthy Freedom” adlı Facebook sayfasında paylaşılıyor.

Greenpeace: Greenpeace, eylemlerini özellikle sivil itaatsizlik eylemleri şeklinde organize ediyor. Hasta balıkların protesto edilen kurumun önüne boşaltıyorlar, zehir yüklü gemilere ve fabrika bacalarına tırmanıp pankart açıyorlar, korumaya çalıştıkları bölgede kendilerini zincirliyorlar.

Silah, savaş ve ordu karşıtı eylemler: ABD’de de gerçekleştirilen sivil itaatsizlik eylemleri genel olarak silah, savaş ve ordu karşıtı olarak düzenlenmiş eylemlerdir. New York’ta 1955 yılında Sivil Savunma tatbikatı sırasında korunma yerlerine gidilmemesi eylemi yapılmış. 1958’de nükleer silahların denendiği bölgeye girme teşebbüsü ve vergi ödenmemesi eylemi yapılmış. 1970 yılında Minnesota Üniversitesi boykotu düzenlenmiş ve 1983’te de bir hava kuvvetleri üssüne girilerek askeri bir aracın parçalanması eylemi gerçekleştirilmiş.

Nükleer Enerji Eylemleri: 1975’te Almanya’da, santral kurmak için yapılan çalışmaları engellemek amacıyla, ekiplerin ağaç kesmeye başladıkları bölgede işgal eylemi gerçekleştirilmiş. Bu süreç Almanya’da kilise işgali, ağaçlara sarılma, yol işgali vb. eylemler yıllarca devam etmiş. 50 yıl boyunca vazgeçmeden yapılan çeşitli  “sivil itaatsizlik eylemleri sonucu Alman Parlamentosu, hükümetin 2022’ye kadar nükleer enerji üretiminin tamamen bitirilmesi kararını onayladı.

Hologram Eylemi: Gösteri ve ifade özgürlüğü hakkını kısıtlayan ‘Vatandaş Güvenliği Yasası’nı protesto etmek için İspanyol eylemciler, 10 Nisan 2015’te meclisin önünde tarihin ilk ‘hologramlı’ eylemini düzenlemişler. Hologram tekniğinin kullanıldığı eylemde, eyleme katılanların hem görüntüleri hem de sesleri İspanyol Parlamentosu binasının önüne yansıtılmış. İspanya’da meclis önünde gerçekleştirilen bu eylem sivil itaatsizlik kapsamında da değerlendirilebilecek bir eylemdir. Sadece bir basın açıklaması değil aynı zamanda yasaklanmış bir mekânda (meclis binasının önü) gerçekleşen ve “kanuna aykırı ama meşru” kriterinin ele alındığı teknolojik bir sivil itaatsizlik eylemidir.

Özgürlük Konvoyu: Kanada hükümetinin kamyoncular, bazı diğer motorlu araç sürücüleri ve sınır ötesi taşımacılıkta sürücülere getirdiği Covid-19 aşısı olma zorunluluğu uygulamasından vazgeçirmek için 29 Ocak 2022’de Kanada’nın başkenti Ottawa’da "Özgürlük Konvoyu” olarak eylemler başlamış ve başka şehirlere de yayılmıştı.  Aşı karşıtı binlerce kamyon sürücüsünün sürekli kornalara basarak sürdürdükleri eylemler ülkede şehirlerarası ve şehir içi yollarda trafiği kilitlemişti. Protesto örgütleyenler tarafından eylemlerin barışçıl ve yasalara uygun bir şekilde olacağını ve gerektiği kadar da süreceği bildirilmişti. Kanada’da başlayan ve "Özgürlük Konvoyu" adı altında yapılan eylemler Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde de görülmeye başladı.

Büyük Öğretmen Boykotu: Türkiye’de ise ilk sivil itaatsizlik eylemi 1969 yılındaki Türkiye Öğretmenler Sendikası tarafından örgütlenen öğretmen boykotudur. Büyük Öğretmen Boykotu, Türkiye işçi sınıfı tarihinin ilk genel grevidir. Öğretmenler, kamu görevlilerinin grev yapmasının bile yasak olduğu koşullarda, adını “boykot” koyarak genel grev yaptılar. Bu genel greve, o tarihte çalışan 170 bin dolayında öğretmenin 109 bini katıldı. Bu derece kitlesel bir eyleme Türkiye’de bir daha hiç ulaşılamamıştır.

Başörtüsü Eylemleri (1990-2000): Birçok üniversitede başörtülü olarak derse giremeyen öğrencilerin eylemleridir. Eylemlerin başlangıç noktası İstanbul Üniversitesi olmuştur. Dönemin İstanbul Üniversitesi rektörünün başörtüsü ve sakal ile derslere öğrencilerin alınmaması ve çıkartılması kararı üzerine gençler seslerini duyurma kararı alırlar. İlk sivil itaatsizlik eylemlerini, üniversitenin bahçesinde her gün bir saat süre ile dört ay boyunca devam ettirmişlerdir. 11 Ekim 1988 yılında İstanbul’dan Ankara’ya kadar el ele tutuşarak ‘Özgürlük İçin El Ele’ sloganı ile eylem yaptılar ve büyük kitlelerce desteklendi.

Cumartesi Anneleri: Arjantin’de cunta yönetiminin zorla yok ettiği çocuklarını bulmak için Plaza Del Mayo Meydanın da toplanan annelerden esinlenmiş olan “Cumartesi Anneleri” oturma eylemi, Türkiye’nin en uzun süren ve önemli sivil itaatsizlik eylemidir. İlk kez 27 Mayıs 1995’te başlamış ve gözaltında kaybolan yakınlarını ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban giden yakınlarının faillerini arayanlardan oluşan bir topluluk olarak her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilen oturma eylemleri ile topluma seslenilmiştir. Eylemlerin örgütlenmesinde hiçbir yasal makamdan resmi izin alınmaması, eylemler süresince slogan atılmaması ve sessizliğin temel ilke olarak benimsenmesi, Cumartesi Annelerinin taviz vermediği sivil itaatsizlik ilkeleri olarak ön plana çıkmıştır.

“Her türlü belirsizliğe, hiçleştirmeye ve her türlü hukuksuzluğun aklanmasına karşı durmak, bunun içinde bir aktivist eylemi örgütlemek gerekiyordu. Bizim bu gerçekliği aktarabilecek sivil itaatsizlikten başka bir yolumuz yoktu. Burası hiç kimsenin, politik argümanların, fikirlerin ve örgütlerin dışında bir sessiz çığlık alanıdır. İşte bu kadar eşit mesafede bir itaatsizlik olduğu için yirmi iki küsur yıl sürebildi bu eylemler” (Umut, Vakıf Çalışanı-Eğitimci, 58).

Sürekli Aydınlık için Bir Dakika Karanlık’’ Eylemi: Susurluk Kazası sonucu yasal görevli kişilerin yasadışı gruplarla ve aranmakta olan kimi isimlerle işbirliği yaptığının ortaya çıkması üzerine mafya ile ilişkisi olan milletvekillerinin yargı önüne çıkmasını sağlamak için 1 Şubat 1997'de başlatılan ve her akşam saat 21:00’ da evlerdeki ışıkların bir dakikalığına kapatıldığı sivil itaatsizlik eylemidir.  

Duran Adam Eylemi: 2013 Gezi Parkı eylemleri sırasında Taksim Meydanı’ndaki ‘’Duran Adam’’ eylemi Türkiye’nin dikkat çekici, pasifist ve barışçıl sivil itaatsizlik örneğidir. 17 Haziran günü Erdem Gündüz, Gezi Parkı’na müdahalesini protesto etmek için Taksim Meydanı’nın ortasında yüzünü AKM’ye dönerek “durması” ‘duran adam’ eylemlerinin başlangıcı oldu. Sessiz protestosu ile Erdem Gündüz, direnişe yeni bir ivme kazandırmış ve ülke genelinde birçok kişiye yeni bir tür sivil itaatsizlik eylemi yapmak için ilham vermiştir

Adalet yürüyüşü (2017): CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a 25 gün süren yürüyüşü.

Yukarıda verilen örnek eylemlerden sivil itaatsizlik eylemlerinde; Oturma; insandan halı yapma; askeri tören geçidini oturarak engelleme; işgal, kürsü işgali; genel grev çağrısı imza toplama; kan sıçratma; ağaçlara sarılma; sınır geçme; yasaklanmış gösteri ve yürüyüş; trafiği felç edecek şekilde insandan setler veya zincirler oluşturmak; boykot, abluka, binayı boşaltmama; yasak bölgelere girme yöntemleri kullanılmıştır.

Özetlersek, sivil itaatsizlik yasaya aykırıdır ve hukuk normunun ihlal edilmesi gerekiyor ve bu yönüyle yasaya aykırıdır. İhlale neden olan eylem şiddet içermemelidir. Şiddet içermemesi, diğer protesto biçimlerini sivil itaatsizlikten ayıran en temel özelliklerden birisidir. Eylem kamuya açık bir şekilde icra edilmelidir. Sivil itaatsizlik önceden ilan edilen ve polisin devamını kestirebileceği, aleni bir edimdir. Bu ölçüt gereği, yasadışı örgütlerin, çetelerin gizlice planlanmış eylemleri sivil itaatsizlik değildir. Eylemin yapılmasında hedeflenen amaç toplumsal adalet anlayışına ve kamu vicdanına çağrı yapılması olmalıdır. Eylemi yapanların siyasi ve hukuki sorumluluğu üstlenmeleri gerekir. Gerçekleştirilen eylem adil olmadığı düşünülen yasaya karşı makul, ölçülü bir itaatsizliği içermelidir. Bir bütün olarak hukuk düzenine karşı değil, hukuk sisteminin içinde aksayan bir kurala karşı çıkış olmalıdır.  

Sonuç olarak, sivil itaatsizliğin temel felsefi kaynağı olan Thoreau şiddet içermeyen önerileri ile yöneten yönetilen ilişkisinde var olan güç ilişkilerini sorgulamanın yolunu açmıştır. Güç ilişkilerini sorgulamak ise, adaletsiz ve haksız sosyal ve ekonomik yapıların değiştirilebileceği düşüncesinin yolunu açar.

KAYNAKLAR

Thoreau, Henry David, CIVIL DISOBEDIENCE, 2001, mozambook,( sayfa 5,14)

https://tr.sputniknews.com/20220212/kilicdaroglunun-elektrik-faturami-odemeyecegim-soylemi-ne-anlama-geliyor-1053772605.html

https://asosjournal.com/DergiTamDetay.aspx?ID=12246

http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2011-93-700

Hayrettin Ökçesiz - Sivil İtaatsizlik (1994, Afa) - libgen.lc.pdf

(https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/383129)

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/621665

https://www.researchgate.net/publication/316621353_SIVIL_ITAATSIZLIK_VE_MESRULUGU_SORUNU

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/356013

https://cins.ankara.edu.tr/23_4.pdf  

https://www.tuicakademi.org/sivil-itaatsizlik/

https://ipc.sabanciuniv.edu/Content/Images/CKeditorImages/20200324-16034456.pdf


Google Ads