logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
stratejisiyaset

Coğrafya Kader midir? Batı Karadeniz Sel Felaketi ve Bölgenin Kaderi

Batı Karadeniz 8/11’i yaşadı. Sel felaketi… 11 Ağustos 2021. Önce Sinop Valisi “mal ve can kaybımız yok” dedi. Bugün sekizinci gün.

Doç. Dr. Selahattin ATEŞ
Doç. Dr. Selahattin ATEŞ

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 19.10.2021
  • Süre : 3 dk
  • 668 kez okundu

“Coğrafya kaderdir.”  

İbn Haldun Mukaddime (1377).

“Coğrafya bir kaderdir. Bu demektir ki bunun gereklerini kabul etmek, ona ayak uydurmak şartıyla onunla iyi kötü uzlaşılabilir. Fakat bu şartları büsbütün unutanlar için perişanlık mukadderdir.”

 Ahmet Hamdi Tanpınar, “Yaşadığım Gibi” (Ülkü, 16 Mayıs 1945-İstanbul 1970, haz. Birol Emil)

BATI KARADENİZ'DE SEL FELAKETİ 8/11

Batı Karadeniz 8/11’i yaşadı. Sel felaketi… 11 Ağustos 2021. Önce Sinop Valisi “mal ve can kaybımız yok” dedi. Bugün sekizinci gün. Bölgede çoğu Kastamonu Bozkurt’tan, 15’ü Sinop’tan ve 1’i Bartın’dan olmak üzere 80 kişinin vefatı ve buna yakın kişinin de kayıp olduğu resmi olarak açıklandı. Samsun sahilinden yeni cesetler çıkıyor. Ukrayna ve Rusya tarafından bile çıkabilir. Teşhis edilmemiş, henüz bulunmamış kayıplarımız var. Bölge insanı en az üç rakamlı vefatlardan ve hatta kayıplarla daha yüksek sayılardan bahsediyor.  Resmi makamlar bunu doğrulamıyor.  Ama resmi rakamlara göre bile bu bir  sel felaketi…

BATI KARADENİZ YOKSULLUK FELAKETİ 9/11

Batı Karadeniz 8/11’den bir yıl önce  9/11’i yaşamıştır. 11 Eylül 2020 unutulmamalıdır. Bu tarihte TÜİK tarafından ilan edilen en yoksul bölge (TR82 Kastamonu, Sinop, Çankırı) Batı Karadeniz olmuştur. Bölge en yoksuldur. Yoksulluk babaların, babalarından alıp evlatlarına devrettiği bir kısır döngüdür.

Bundan 15 yıl kadar önce BAKFED düşüncesinin doğduğu 2006 yılında, İdarecinin Sesi Dergisinde bir makale yayınlandı: “BATI KARADENİZ…”.  Dönemine göre çok duyulmamış tespitler vardı burada: Dünya Bankası ve OECD verilerine göre en fakir bölge Batı Karadeniz idi. Bartın, Kastamonu, Sinop ve Çankırı başta olmak üzere Batı Karadeniz de eğitim yetersizdi, alt yapı yetersizdi. Yollar ya yoktu ya da standartları düşüktü. Sağlık kuruluşları yetersiz ve etkisizdi. Bölgenin yağışlı iklimine rağmen köy ve mahalle içme suları yetmiyordu.

11 Eylül 2020 tarihinde TÜİK 15 yıl sonra bu tespitleri doğruladı. Hüsameddin Çoban’nın kurduğu uçbeyliğinin vatanı, gelir dağılımını gösteren Gini katsayısına göre, “Kastamonu- Çankırı- Sinop” illerinin yer aldığı KUZKA (TR 82) Bölgesi, yüzde 15 ile en yüksek yoksulluk oranına sahip bölge haline gelmişti.  Şenpazar Harmancık Köyünde hala elektrik bulunmuyordu. Tescillenmişti: “Batı Karadeniz Türkiye’nin en yoksul bölgesidir”.

COĞRAFYA KADER MİDİR?

Elazığ’dan bir öğretmen yazmış: “1921-Ersizlerdere/2021-Evsizlerdere: Coğrafya kaderdir”-İbni Haldun (1377). Diyor ki, Kurtuluş Savaşında çalışma yaşındaki erkekler kırılmıştı, şimdi erkek, kadın, çocuk, yaşlı herkes kırıldı…Bu tespit ürpertici… Yanlış değil ama birkaç yönüyle açıklamaya muhtaç. Öncelikle beşerî coğrafyayı belirleyici gören İbn-i Haldun, Batı Karadeniz gibi ılıman iklimlerin zengin olması gerektiğini savunur. İkincisi Meiji Japonya’sı, İskandinav refah devletleri ve bölünmüş Kore devletleri bu çağda zenginliğin, özgürlüklerin artması ve demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi güven siyasaları ve zenginliğin eşit dağıtımı konusundaki sosyal devlet politikaları ile ilgili olduğunu gösteriyor. 

Ülkenin en zengin yer altı kaynakları ve en güzel yer üstü güzelliklerine sahip, deniz kenarında bir bölgenin, Dünya Bankası ve TÜİK verilerine göre Türkiye’nin en yoksul bölgesi olması nasıl açıklanabilir?  Bu konuya bir makalemizde ve BAKFED Kızılcasu Bildirgesinde değinmiştik… Tafsilatını bu yazılı metinlere bırakarak başlıklar halinde bu coğrafyanın kaderinin neden en geri kalmışlık olduğunu hatırlayalım:

1. Batı Karadeniz Türkiye’nin Açık Ara En Çok Şehit Veren Bölgesidir:

Türkiye’ye sadece genişletilmiş bir Batı Karadeniz bölgesinin bırakıldığı Sevres’de bile bu bölge Türk vatanından koparılmaya cesaret edilememiştir. Burası yedi yüzyıldır seyyahlarca Türkmenlerin kaidesi olarak anılır. Batı Karadeniz 1826 yılında devşirme Yeniçerinin kaldırılmasından beri   ordunun er ihtiyacını karşılayan en büyük kaynaktır. Zira, Osmanlı nüfus sayımlarında, imparatorluğun %98 oranında Müslüman Türk nüfusa sahip tek eyaleti Batı Karadeniz’dir. Bu bölge Çanakkale Savaşlarının ve İstiklal Harbinin –açık ara- en çok şehit veren bölgesidir. 22 askerin 21’inin şehit olduğu “Yarımca”-‘Güllüce’,  25 şehit verilen “Güzlük” erkek nüfusun tamamen şehit veren  “Ersizlerdere”  gibi erkek nüfusun çok azaldığı bölgede  sadece tarla-ahır işleri kadınlara kalmamış, vatan savunmasında da kadınlar yer almak zorunda kalmıştır.   Halime Çavuşlar, Şerife Bacılar, Selma İzbeliler, Halime Kaptanlar… Bu etki sonucu, bir insanın sahip olduğu avantajlar veya dezavantajlar ona yeni avantaj/dezavantajlar getirmiştir. Çanakkale ve Kurtuluş savaşında şehit olanların bakiyeleri, doğal olarak bu sırada askerlik yapmayan ve ekonomik-sosyal-siyasi hayatı domine edenlerle uzun yıllardan beridir yarışamamıştır.

2. Tekke ve Zaviyeler Kapatılırken, Yerine Modern Okul ve Meslek Kursları Yapıl(a)mamıştır:

Bolu, Bartın, Kastamonu, Çankırı ve Zonguldak çevresinde yoğunlaşan divanlar, Batı Karadeniz’in idari örgütlenme modelinin Divan biçiminde olduğunu gösterir. Bu modelin önemli bir unsuru olan tekke ve zaviyeler sadece bir dini teşkilat değildir. Aynı zamanda birer okul ve ahi teşkilatıdır. Tekke ve zaviyeler kapatılınca, bölgenin ahi teşkilatı ve okulları da kapatılmış oldu. Bunların yerine modern Cumhuriyet okulları yapılamamış, meslek kursları açılamamış ve esnaf teşkilatları da büyük ölçüde ya hiç oluşturulamamış ya da işlevsel olamamıştır. Öte yandan Of yöresine bu yönde muafiyet verilmesi, bölgenin sadece dini hayatı yönlendirilmesinde değil, aynı zamanda bürokrasi, siyaset ve ticarette öne çıkmasında büyük pay sahibidir.

3. Bölgenin Yoksullaşmasında Orman Kanunu’nun Rolü:

1956 tarihli orman Kanunu’na göre orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz.  Doğal olarak yerleştiği habitatın orman alanı olarak devletleştirilmesi ile toplam alanının üçte ikisi orman olan Batı Karadeniz bölgesi, bu kanundan en fazla olumsuz etkilenen bölge olmuştur. Ayrıca, orman emvalinden bölge insanının öncelikli yararlanmasının ve bunun orman köylüsüne eşit ve dengeli bir zenginlik kaynağı olarak sunulmasının önü de henüz açılmamıştır. Türkiye’nin birçok bölgesinde insanların yaşadığı coğrafya ya tarım arazisi olarak kullanılmış, ya imara açılmış ya da turizm alanı ilan edilerek kendi yöresinin zenginleşmesinde motor gücü olmuştur. Orman Kanunu bölgenin yapısının orman olması nedeniyle Batı Karadeniz’i olumsuz etkilemiştir.

4. Göç ve Olumsuz Etkileri:

Batı Karadeniz’deki Sinop, Kastamonu, Çankırı, Bartın, Karabük, Zonguldak, Bolu ve Düzce vilayetlerinde 2.5 milyon insan yaşamaktadır. Bu vilayetlerden İstanbul’da da bir o kadar nüfus vardır. Bursa, Ankara, İzmir ve Trakya’da da aynı sayıda bölge insanı yaşamaktadır.   Bölge nüfusunun iki katı dışarda insan çalıştıran Batı Karadeniz nitelikli ve çalışma çağındaki işgücünü dışarıya vermekle kalmamış, boşalttığı ekilmeyen alanlarda orman haline gelmiştir.

5. Bölgenin Doğu Karadeniz Bölgesine Verilen Teşviklerden Yararlanamaması:

Of yöresine tanınan dini imtiyaz, bürokrasi, ekonomi ve siyaseti domine etmesine yol vermiştir.  Karadeniz sahil Yolu’nun sadece Batı Karadeniz kısmının bitmemesi ilginç bir örnektir. Doğu Karadeniz’den Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar başta olmak üzere siyaset ve bürokrasi ve ticaret ve sanayi dünyası tekelleşme oluşturmaktadır. Batı Karadeniz’den kabinede tek bir bakan yoktur. Öte yandan çay imtiyazının önce Kanınla Rize ve sonra Bakanlar kurulu Kararıyla Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun’a münhasır kılınması, fındık teşvikinin de daha çok ordu ve Giresun illerine verilmesi Batı Karadeniz ve Batı Karadenizlilerin yoksullaşmasına, komşu Doğu Karadeniz bölgesi ve insanına göre fırsat eşitliğine ihtiyaç duymasına yol açmıştır.

6. Bölgenin Dinamiklerine Uygun Batı Karadeniz Kalkınma Planı Yapılmamıştır:

1933 ilk sanayi planından beri orta vadeli hazırlanan her kalkınma planında “ulusal kaynakların en yüksek ekonomik ve sosyal faydayı sağlayacak şekilde geliştirilmesi” yanında “bölgeler arası dengesizliklerin asgari düzeye indirilmesi”, Kalkınma Planlarımızın temel amaçlarından biri olmuştur. Ülkenin önemli kaynaklarına   sahip bir coğrafya 90 yıllık kalkınma siyasalarına rağmen bölgelerarası dengesizlikten bir türlü kurtulamamıştır. Zira, bölgenin Dinamiklerine Uygun Batı Karadeniz Kalkınma Planı Yapılmamıştır. Türkiye’de bölgeler arası ekonomik ve sosyal farklılıkları gidermek için bölgesel kalkınma çalışmaları da 70 yıl önce başlatılmıştır. Ancak hala Dünya Bankası ve TÜİK verilerine göre Türkiye’nin en yoksul bölgesi Batı Karadeniz’dir.  Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP,) Doğu Anadolu Projesi (DAP,) Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi’dir (YHGP,) Konya Ovası Projesi (KOP) benzeri projeler acil olarak yapılmalıdır. Bu 5 proje yanında Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBK) olarak adlandırılan ve kömüre ve çeliğe dayalı sanayiye olan bağımlılığı azaltarak yeni iş sahaları oluşturmak için hazırlanan bir projeden söz edilmektedir. Ancak BAKKA Planına olan ihtiyaç ortadır.

7. Bölge Turizm Bölgesi İlan edilmemiştir ve Mimarisine Uygun Turizm Planı Yapılmamıştır:  

Batı Karadeniz bölgesinde UNESCO “Dünya Miras Kenti” kapsamında yer alan Safranbolu, özgün Amasra ve Kastamonu gibi kentler, turizm açısından marka olma potansiyeline sahiptir. Bölgenin Abant, Yedi Göller, Gideros ve Hamsilos Koyları, Valla kanyonu, Dağlı Kuylucu gibi doğal güzellikleri bakirdir. Bölge mimarisine uygun yatay yapılaşmayı mümkün kılan holistik bir Batı Karadeniz Turizm Planı yapılmalıdır. Ve bölge bir bütün halinde Turizm bölgesi ilan edilmelidir.

8. Bölge İnsanı Kendi Değerlerine Sahip Çıkmamaktadır:

Bölgeden sanatçı, bürokrat, akademisyen ve bazen de (istisnai) bakan seviyesinde Batı Karadenizli hemşeriler çıkmaktadır.  Yine de bunların bir kısmı Batı Karadeniz kökenli değildir. Mamafih, Batı Karadeniz insanı kendi değerlerine de sahip çıkmamaktadır.  Öte yandan nadir de olsa çıkabilen üst düzey politikacılar da tabandan yetişen bürokrat ve siyasal figürlere mentörlük yapmamakta, gelişmesi için yer ve yol açmamaktadır.  Bu karşılıklı değer vermeme, Batı Karadeniz’in kabinelerde yer almasına da mâni olmaktadır. Ancak, devletin bir çok belgesinde yer alan bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi için bile bölgeden insanların en azından bakan seviyesinde adaletli bir biçimde yer alması zorunluluktur. BAKKA Planı ancak o zaman tamamlanabilir ve uygulanabilir.

9. Bölge İnsanı Bireysel Yapısını Kolektif Bir Dönüşüme Evirememektedir: 

Bugün Batı Karadeniz ciddi bir nüfusa sahiptir. Bu nüfusun önemli bir bölümü İstanbul, Bursa ve Ankara başta olmak üzere diğer şehirlerde yerleşiktir.  Nüfus nüfuzdur. Ancak, kolektif kültür yoksunluğu bu nüfuzun oluşmasını engellemektedir.  Türkiye de STK yapılanmaları nedeniyle önemli bölgelerden biri kabul edilen Batı Karadeniz, aynı zamanda STK’ların partilerin arka bahçesi olması, zengin insanların sosyalleşme aracı ya da köy dernekleri diye adlandırılan etkisiz yapılar olması gibi eleştirilere maruz kalmaktadır. Aslında kültürümüzde vardır: Sepetçioğlu Efe Oyunu toplu ama ve bireyselliği bozulmadan kolektif bir performanstır. Eşit kolektivite bireyselliği koruyarak toplumsallaşmanın yegâne yöntemidir.

10. Optimal Ölçek Batı Karadeniz Ölçeğidir:

Yakın zamana kadar köy, kasaba, ilçe ve il düzeyinde örgütlenen STK’lar hiçbir zaman optimal ölçekte örgütlenmemişlerdir. Batı Karadeniz Bölgesini kapsayan ilk sivil toplum kuruluşu 2019 yılında kurulan Batı Karadeniz Fırsat Eşitliği Derneği (BAKFED)’dir. Bir düşünce kuruluşu, bölgesel eşitsizlikleri giderme amacındaki bir hak arama sivil toplum örgütü iddiasındaki BAKFED, bu alandaki açığı gidermeye adaydır.

Bölge insanının bireysel yapısını kolektif bir dönüşüme evirmesi durumunda, Batı Karadeniz ölçeği, başarı için gerekli alt yapıyı kuşkusuz sağlar. İl STK’larının vizyonu ve gönüldenliği, Batı Karadeniz’in önümüzdeki yıllarda İstanbul başta olmak üzere ülke üzerindeki başarısı ya da etkisizliğinin doğrudan müsebbibi olacaktır. Bir Batı Karadeniz duruşu oluşmalıdır.

11. Diğer Sebepler: Örgütlenme Sorunu:

Batı Karadeniz’in geri kalma sebepleri arasında birkaç şey daha tartışılabilir. Ancak, temel konu örgütlenmedir. Sinop, Çankırı, Kastamonu aşkı, Bartın, Zonguldak, Karabük sevdası, Bolu, Düzce sevgisi, Batı Karadeniz potasında erimelidir ki efsane geri dönsün!.. Dünya da ve ülkemizde yer alan her yasal örgütlenme modeli, Batı Karadeniz ölçeğinde kurulmalıdır. Nitekim BASİAD da ikinci bölge STK’sı olarak kurulmuştur.

COĞRAFYA KADER DEĞİLDİR!

Batı Karadeniz’in geri kalma sebepleri aynı zamanda nasıl kalkınacağının anahtarıdır. Öncelikli olarak bu konuda bir farkındalık oluşturulmalıdır.  Vehbi Koç’un ifadesiyle, bitmek tükenmek bilmeyen savaşlarda yoksulluktan, yoksunluktan, açlıktan ya da savaş meydanlarında çarpışarak yok olan bir bölge, sel felaketi ile -bir Kastamonu Türküsünde de dendiği gibi- yeniden ölmeden mezara konulmuşlardır.  

Her tehdit bir fırsat doğurur. Dünyadaki dört küresel tehditten (terör, göç ve zenginliğin bireyler, bölgeler ve ülkeler arasında   eşit dağılımı) biri iklim değişimidir. Yakın zamanda, Akdeniz İklimi, Ege Bölgesine, Ege iklimi, batı Karadeniz Bölgesine kaymaktadır. Bu sel felaketi bölgenin geri kalmışlığını da hatırlattı.  Coğrafya, birçok konuda belirleyicidir.  Ancak kader değildir. “Coğrafya kaderdir” sözüne sığınmak acizliktir, mazeret uydurmaktır. Öyle ki, istemeyen, istemeyi de bilmeyen yöre halkı, kendi haklarına sahip çıkmazsa, kimse bölge halkının hakları için uğraşmaz ve fakirlik bu coğrafyanın kaderi olur.

Batı Karadeniz vatan için şehit oldu, yoksullaştı. Malını feda etti yoksunlaştı. Ama kimseye midare (mudana) etmedi.  Allah devlete ve millete zeval vermesin dedi. Zira, Çanakkale’nin yükü omuzundaydı. Sakarya, İnebolu’ya kulak kesilmişti. Çanakkale çağırdı, yetti, Sarıkamış çağırdı yetti, Sakarya çağırdı, yetti… Urfa Şanlı oldu, Maraş Kahraman, Antep Gazi… Kastamonu şehitti… Gaziliğe, Şana, Kahramanlığa ihtiyacı yoktu… Kastamonu Kaide idi… Batı Karadeniz kaide idi. Şimdi sıra Türkiye de… Hiç işgal görmediği halde her cepheye koşan bölge insanı için bir şeyler yapma zamanı.

BAKFED'İN ÖNERİSİ: BATI KARADENİZ ACİL EYLEM PLANI

BAKFED Bölgeye fırsat eşitliği sağlamak için Batı Karadeniz Acil Eylem Planı adı altında üç temel öneride bulunmuştur: 

Birincisi selin temel nedenini ortadan kaldıracak olan suyun üst havzalarda tutulmasını sağlayan göl ve göletlerin yer aldığı bir “Batı Karadeniz Kalkınma Planı” yapılması ve bununla birlikte şehirlerin dere yataklarından dağ eteklerine taşınması.

İkincisi, 28 Temmuz 2021 tarihinde Sn. Cumhurbaşkanına verilen yetki gereği bölgenin tamamen turizm bölgesi ilan edilmesi.

Son olarak kabineye Batı Karadeniz’den bakanlar atanarak bu büyük değişimin uygulanması. 

BAKFED'in önerilerini dikkate alan, bölgeye yönelik acil eylem planının hazırlanarak yürürlüğe girmesine yönelik politika uygulamalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Böylece hem selin yaraları sarılabilecektir hem de bölgeye yönelik yıllardır ihmal edilen fırsat eşitliği devletimiz tarafından sağlanmış olacaktır.


Google Ads