Site İçi Arama

siyaset

D'hondt Sistemi ve Milletvekili Sayıları

Yeni seçim kanununa göre ittifak yapabilirsiniz, ama ittifakın oy oranı yeni barajı geçerse ittifak içindeki bütün partiler kendi başlarına aldıkları oy ile milletvekili çıkarabilecekler deniyor. İttifak içinde olmanın tek avantajı eğer Türkiye çapında oy oranınız barajın altında kalsa bile il bazındaki değerlendirmeye sırf ittifak içindesiniz diye dahil oluyorsunuz. Yani eskiden olduğu gibi ittifak toplamı değerlendirmede dikkate alınmıyor. İttifak sadece baraj açısından faydalı oluyor.

2018 genel seçimlerinde yurtdışı ve gümrük kapıları dahil 59 milyon 367 bin 469 seçmen varmış.

Bunların içinden seçimlerde oy kullananların sayısı 51 milyon 189 bin 444.

Katılanlardan ise 50 milyon 137 bin 175 oy geçerli olarak kabul edilmiş.

Seçmen sayısına oranlarsak %86,22 katılım oranı ve %84.45 geçerli oy oranı ediyor.

Mecliste 600 milletvekili olduğuna göre milletvekili başına 83 bin 562 geçerli oy verilmiş diyebiliriz.

Tabii bu milletvekili başına ortalama geçerli oy sayısı. Gerçekte her milletvekilinin aldığı oy illere tahsis edilmiş milletvekili sayısına, yani illerin milletvekili kontenjanlarına, illerdeki seçmen sayılarına veya büyük şehirlerde seçim bölgelerine göre değişiklik gösteriyor.

Türkiye çapında alınan oyları dikkate alarak baraj ve ittifakları dikkate almadan düz bir dağılım yapacak olsaydık partiler normalde:

AKP- 21,338,693 oy ile 255 milletvekili

CHP- 11,354,190 oy ile 135+1 milletvekili

HDP- 5,867,302 oy ile 70 milletvekili

MHP- 5,565,331 oy ile 66+1 milletvekili

İYİ Parti- 4,993,479 oy ile 59+1 milletvekili

SAADET- 672,139 oy ile 8 milletvekili

HÜDAPAR- 155,539 oy ile 1+1 milletvekili

VATAN- 114,872 oy ile 1 milletvekili

BAĞIMSIZ- 75,630 oy ile 0+1 milletvekili

olacak şekilde (toplamda 595+5=600) milletvekilini bu düzende çıkartabilirlermiş.

Hesapta 595 milletvekilini her 83 bin 562 oy için birer milletvekili şeklinde dağıtırken, kalan 5 milletvekilini de partilerin bu hesaptan artan oylarının büyüklük sıralamasına göre birer adet CHP, MHP, İYİ, HÜDAPAR ve BAĞIMSIZ olmak üzere ayrıca ekledim.

Bence böyle yapılabilseymiş, Türkiye çapında bu durumda partilerin aldıkları oylara göre daha adaletli bir milletvekili dağılımı yapılabilirmiş.

Ama %10 baraj, ittifaklar ve bir de illerin milletvekilleri sayıları ve şu anda geçerli seçim kanununa göre (yeni değiştirildiği hali değil, eski hali ile, yani %10 baraj olan şekliyle), tabii bir de d'hondt sistemi kullanılarak milletvekilleri dağıtıldığında 2018 yılında:

AKP - 295       <- (255)

CHP - 146       <- (136)

HDP - 67         <- (70)

MHP - 49        <- (67)

İYİ Parti - 43   <- (60)

SAADET - 0    <- (8)

HÜDAPAR - 0 <- (2)

VATAN - 0       <- (1)

BAĞIMSIZ - 0 <- (1)

milletvekili çıkartmışlar.

Tablodan görüldüğü gibi mevcut kanuna göre dağılım yapıldığında oyu daha fazla olan partiler yukarıda benim yaptığım hesaba göre daha fazla milletvekili çıkartıyorlar.

Daha az oy almış olan partilerin ise bir anlamda hakları yenmiş oluyor.

Tabii bir yandan da seçim kanunu gereği milletvekili çıkartamayacak olan kimi partilerin hiç seçime katılmamaları, ya da seçmenin oyu boşa gitmesin diye gerçekte oy verebilecekken oy vermediği partileri de düşünecek olursak, haksızlık bence çok daha büyük boyutta.

Bu durum doğal olarak aslında mecliste temsilde adalet ilkesine aykırı, ama eskiden olsaydı, meclis içinden hükümet kurulabilmesi açısından fazla oy alan partilere avantaj sağlayan bir sistem olarak bir mantığı varmış da diyebiliriz belki.

Yani seçim kanununun aslında eskiden olduğu hali de yeterince adaletsizdi.

Peki iktidar seçim kanununu değiştirdi, niye değiştirdi? Değişen ne oldu?

Niye muhalefet partileri yeni seçim kanununa itiraz ediyorlar?

Değişen şu, eskiden ittifakların toplam oyları milletvekili çıkartılmasında dikkate alınırken, şimdi ittifak partilerinin oyları kendi başlarına değerlendirmeye katılıyor.

Belki de son hali eskiye nazaran daha adaletli oldu diyebiliriz.

Ama milletvekili sayıları biraz da şansa kalmış durumda. Yani çok fazla seçeneği dikkate almak zorunda kalıyorsunuz seçim kanununun bu son hali ile.

Gelin biraz maddeler halinde anlatmaya çalışayım.

1) Öncelikle baraj %7 seviyesine indirildi. Bence belki de hiç baraj olmamalıymış. Olacaksa da hadi %1-%2 bilemediniz %3 belki mantıklı olabilirmiş. Ama %7 oldu.

2) Yeni seçim kanununa göre ittifak yapabilirsiniz, ama ittifakın oy oranı yeni barajı geçerse ittifak içindeki bütün partiler kendi başlarına aldıkları oy ile milletvekili çıkarabilecekler deniyor. İttifak içinde olmanın tek avantajı eğer Türkiye çapında oy oranınız barajın altında kalsa bile il bazındaki değerlendirmeye sırf ittifak içindesiniz diye dahil oluyorsunuz. Yani eskiden olduğu gibi ittifak toplamı değerlendirmede dikkate alınmıyor. İttifak sadece baraj açısından faydalı oluyor.

3) Ancak iller bazında milletvekilleri her halükârda d'hondt sistemine göre dağıtılıyor. Yani il içinde kim ne kadar çok oy alırsa o kadar çok milletvekili çıkartma şansı oluyor.

Yani bu durumda ittifak içindeki partiler de kendi aralarında rekabet etmiş oluyorlar.

Peki ittifak yapmanın ne anlamı olacak bu durumda?

Cevap yukarıda da yazdığım gibi sadece ülke barajına takılmamak, ittifakın görünüşte başka bir faydası yok.

Peki bu durumda çare nedir?

Biz ittifak yapıyoruz ve tek liste ile seçime gireceğiz diyeceksiniz.

Yani? Yani ittifak partilerinden biri o ilde seçime katılacak ve diğer ittifak partileri il bazında kendi başlarına seçime katılmamış olacaklar.

Milletvekillerini ise seçime soktukları ittifak partisinin listesi ile meclise sokacaklar.

Mümkün mü bu dediğim?

Anlaşabilirlerse neden olmasın. Tabii anlaşmak dediğim kimin adayı listenin hangi sırasından girecek, bu büyük bir muamma. Çünkü o ilde bu seçimlerde kim ne kadar oy alacak, bu da belli değil. Ya az oyla listede ön sıralarda diye daha fazla milletvekili çıkartırsa bir ittifak partisi?

Ya da tam tersi, daha fazla milletvekili çıkartabilecekken, sırf listede daha aşağıda kaldığı için yeterince milletvekili çıkartamazsa herhangi bir ittifak partisi?

İşin bu kısmı başta şans dediğim kısım.

Tabii bir kural daha var.

Eğer Türkiye çapında belli bir il sayısında seçime katılmazsanız, tümden seçimlere katılmadığınız öngörülecektir. Bu yüzden yanlış bilmiyorsam Türkiye'nin en az yarı ilinde seçime kendi adınızla katılmanız gerekiyor. Bu durumda eğer zorunlu olarak seçime katıldığınız ilde alabildiğiniz oylar ittifakın bir işine yaramayacak, tam tersine ittifak açısından bir baltalama olacaktır. Çünkü d'hondt sistemine göre siz bir milletvekili çıkartamayacak ve size verilen oylar bir anlamda çöpe gitmiş olacaktır.

Dolayısıyla her ilde ortak liste ile seçime katılmak mümkün olamadığı için bu durum ittifak açısından olumsuz bir etki edecektir. Her şeyin çok iyi hesaplanarak, kim hangi ilde seçime girecekse, yani ittifak içindeki partilerden hangisinin ortak listesi ile nerede seçime girilecekse, baştan iyi hesaplanması gerekiyor.

Bu dediğim kolay mı? Hiç değil. Her ilde her partinin parti il başkanlıkları var, her partinin kendi adayları var, bunların ikna edilmesi hiç de kolay değil.

Ortak liste demek ittifakın tek liste halinde seçime katılması demek olduğuna göre, bu durumda listede hangi ittifak partisinin hangi adayı hangi sırada olacak? Buna karar vermek kolay mı? Hiç kolay değil!

Yani son değişiklik ile iktidar bir yandan ittifak halinde seçime girin diye zorlarken, diğer yandan da seçilebilmeyi tamamen şansa ve ittifak içindeki partilerin kendi aralarındaki pazarlıklara bağlamış durumda. Kimin ne kadar oy alacağını bilmeden pazarlık yapmak ise oldukça zor.

Zaten d'hondt sistemi de fazla oy alabilen partilerden yana bir sistem olduğu için ya çok oy alman lazım ya da oyların boşa gitmemesi için tümden o ilde seçimden çekilmen lazım. Bir yandan da il başkanlıklarına moral vermen lazım, yani seçimden çekilsen bile il başkanlıkları ittifak için çalışmalılar. 

İttifaklar halinde ve tek liste olarak seçime girildiğinde bir sorun daha oluşuyor tabii ki.

Bu durumda daha fazla milletvekili çıkarma şansınız var, ama kim ne kadar oy almış bunu bilebilmek mümkün değil, kim gerçekte ne kadar milletvekili çıkartma hakkına sahip tam olarak belli olamıyor bu durumda doğal olarak. Yani bir kürek çekiyorsun, ama akıntıya karşı mı, akıntı yönünde mi belli değil.

Kısacası bu yeni sistem ile seçim kanunu tamamen bir saçmalığa dönmüş durumda. Tam bir Arap saçı durumu.

Karmakarışık bir sistem. Kim ne kadar oy alacak belli değil, kim ne kadar milletvekili çıkartacak belli değil, her şey pazarlık usulü baştan kararlaştırılmalı, ama neyi baz alacaksın, hiçbir şey kesin değil. Artık şansına, ya tutarsa usulü, çalacaksın mayayı göle.

Bilmiyorum, bir gün gerçekten bu ülke temsilde adaletin çok daha fazla olabildiği bir seçim kanunu yapabilecek mi?

Şu andaki, ya da bu seçimlerde uygulanacaksa yenisi bence hiç de adil bir dağılım ortaya koyamıyor.

Zaten illerdeki milletvekili kontenjanları da yeterince adil belirlenmiş değil. Kimi ilde bir milletvekiline gerekli oy diğer ildekinin bazı yerlerde neredeyse iki katına denk geliyor. Yani bu konuda bile adalet sağlanamamış durumda.

Umarım muhalefet gerekli simülasyonları doğru dürüst yapar da, bu seçimlerde anayasal değişiklikleri yapmaya yetecek milletvekili sayısına ulaşır.

Ardından da umarım bu saçma sapan kanunlara da bir çare düşünürler.

Daha önce de yazdığım gibi belki de çare iki aşamalı seçim yapmaktır. Bu iş böyle hiç adil olmuyor.

Bence herkes önce tanıdığı bildiği temsilcileri seçecek, ardından da milletin seçtiği bu temsilciler milletvekillerini seçecekler.

Bu dediğim belki de bu kargaşanın önüne geçecek bir sistem olabilir.

Yoksa şu hali ile ittifak partileri uğraşır dururlar, kim listelerde ön sıralardan yazılacak diye aralarında kavga da ederler, ya da kavga etmeseler bile pazarlık yapar dururlar.

Bir yandan da listeler parti başkanları tarafından YSK'ya sunulduğu için, aday olma niyetinde olan herkes parti genel başkanlarının gözüne girmeye uğraşır.

Bir anlamda biz de milletvekili değil, parti genel başkan vekili seçmeye devam ederiz.

Bu işleri tümden bir kez daha düşünmek gerekiyor galiba.

Bu arada kapak resmindeki Viktor D'hondt ünlü Belçikalı politikacıdır. Milletvekili sayılarını belirlemek için kullanılan d'hondt sistemi kendisi tarafından geliştirilmiştir.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 02.02.2023
  • Süre : 6 dk
  • 1105 kez okundu

Google Ads