logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
stratejisiyaset

İtirazım var

Epey bir süredir yerimde oturuyorum. Üzerimde bir ağırlık olduğunu hissediyorum. Sanırım ilk itirazım yerçekimine. Bu derece beni yere doğru çekmese niye üzerimde ağırlık hissedeyim, değil mi? Yerçekimine itiraz ediyorum. Bu kadar çekmesin bizi!

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 08.09.2022
  • Süre : 4 dk
  • 104 kez okundu

Bugün itirazım geldi. Bir şeylere itiraz edesim var.

Şöyle bir düşünüyorum, ben nelerden memnun değilim diye?

Epey bir süredir yerimde oturuyorum. Üzerimde bir ağırlık olduğunu hissediyorum. Sanırım ilk itirazım yerçekimine. Bu derece beni yere doğru çekmese niye üzerimde ağırlık hissedeyim, değil mi? Yerçekimine itiraz ediyorum. Bu kadar çekmesin bizi!

İkinci itirazım yere. Bu kadar çok çekmek de fazla oluyor. Hem nereden buluyor kendinde bu hakkı, bana sordu mu? Niye durup dururken beni kendine çekiyor. Yere de itiraz ediyorum! Biraz başka şeylerle uğraşsın, ya da eğer illa da çekecekse başkalarını çeksin, beni biraz rahat bıraksın. Üstümdeki şu ağırlık azalsın biraz.

Sonra havaya da itiraz ediyorum ya çok sıcak oluyor, ya da çok soğuk. Ya yağmurlu ya karlı. Bahar havası bile dert yaratıyor. Hemen hafif bir şeyler giyiyorum üstüme, sonra da üşütüyorum. Nedir bu Allah aşkına. Niye şöyle güzel bir koşulda durduğu yerde durmuyor? Hem sürekli esmek zorunda mı? Bazen bir bardak suda fırtınalar kopartıyor. Bazen de bir gıdım esmiyor, iyiden iyiye bunaltıyor. Ben nasıl istiyorsam öyle olsun. Es diyorsam essin, dur diyorsam dursun. Sıcak istiyorsam sıcak, soğuk istiyorsam soğuk. İtiraz ediyorum!

Bir de şu suyla başım dertte. O da kafasına göre takılıyor. Bazen donuyor, buz oluyor. Biraz altını ısıtsan buhar oluyor, havaya karışıyor, ortalıktan yok oluyor. Otur oturduğun yerde değil mi ama. Ben nasıl istiyorsam öyle davran. Hem nedir o fokurtu kaynarken? Niye sessiz sedasız kaynamıyorsun? Niye ses ediyorsun? Sana da itiraz ediyorum. Kim ne yapacaksa yapsın, bir şeyler söylesin şu suya. İtiraz ediyorum!

Bir de toprak var, o da anlamsız davranışlar içinde. Azıcık elini sürsen eline bulaşıyor, elin kirleniyor. Bazen de su ile birlik olup iyice canımı sıkıyorlar. Neymiş efendim, artık toprak değillermiş, bize çamur diyeceksin diye bir de üste çıkmaya çalışıyorlar. Taş atsan üstüne sıçrıyor. Her ikisine de itiraz ediyorum!

Bu arada taşa da sözüm var. Sen niye onlarla birlik oluyorsun attım seni diye? Doğru dürüst fırlasana! Niye çamurun sıçramasına alet oluyorsun? Hiç mi aklına gelmiyor, dikkatli olayım biraz, çamuru sıçratmayayım diye? Sana da itiraz ediyorum!

Hem kolum da yoruluyor. Bir daha taş atmayacağım. Ne halleri varsa görsünler!

Bir de şu güneşe bir iki sözüm olacak, nedir bu kardeşim, bir doğuyorsun, bir batıyorsun. Kardeşin de seninle aynı. O da geceleri rahat durmuyor. Siz niye rahat durmuyorsunuz? Hadi seçimi size bırakayım, istediğiniz yeri seçin gökyüzünde, orada durun. Onca işim gücüm var, bir de sizle mi uğraşacağım. İtiraz ediyorum!

Hem ne güzel olur, gökyüzünde bir köşede güneş olur, bir kenarda da ay. Sizce de ilginç olmaz mı?

Hem nedir o? Sen, güneş, sana diyorum! Bazen bulutların arkasına saklanmak nedir? Bulutlar seni kurtaracak mı sanıyorsun elimden. Güneş olsan ne yazar. Buna da itiraz ediyorum. Senin de sıran gelecek, bekle. İkinizi de dize getireceğim!

Oh be, rahatladım diyecektim, tam da neye itirazım varsa yazdım derken uzaktan o gök gürültüsünün sesi geldi.

Evet, gök gürültüsü, sen de itiraz listemdesin.

Ne yani, sesin benden yüksek çıkıyor diye kendini bir şey mi zannediyorsun? İki de şimşek çaktırınca korkutacağını mı sanıyorsun? Ben kimim sen biliyor musun? Sana itiraz edemem mi sanki? Sana da itiraz ediyorum hem sana hem şimşeğe, hem de yıldırıma, hepinize itiraz ediyorum!

Tamam, dışarısı buz gibi, hava soğumaya başladı, arada yağmur da çiseliyor.

Ama bu günler de geçecek!

Tamam hatırlatmanıza gerek yok! Onu da anladım, önümüz kış. Winter is coming. Ne olmuş yani, Rusya gazı kesmişse ne olmuş? Gaz mı yok başka yerde? Azerbaycan'dan alırız, İran'dan da gaz almıyor muyuz? Hem Katar'dan da LNG alıyoruz diye biliyorum. Gaz mı yok kardeşim! Zaten yakında biz de kendi gazımızı çıkaracağız, kimsenin gazına ihtiyacımız kalmayacak! Gaza getirmeyin beni şimdi! Eyt! yakarım ulan! Yunanistan, çık adadan, boşalt, boşalt!

Haa, ben yanlış anlamışım, bize gaz veriyormuş Rusya. Avrupa'nın gazını kesmiş. Eee, onlar da hesaplarını iyi yapsalarmış. Gelirsen Amerika'nın gazına, kalırsın ortalıkta gazsız. Amerikan gazına güven olur mu? Amerika'ya hiç güven olmaz. Bırakıverir ortalıkta dımdızlak.

Bizi az mı bıraktı bir başımıza. Üstelik başımıza örmediği çorap kalmadı. Halen daha uğraşıyoruz. Ama bir çağırsalar, hemen atlayıp gideriz. Bir türlü bizi kâale almıyorlar. Neyse, Amerika'ya itiraz edecek halim yok.

Hem şimdi orada ortalık karışık, iç hesaplaşma yürüyor. Trump trum trum. Adamcağızın evini basmışlar. Şimdi onlar Trump ile uğraşıyorlar. Dışarısıyla uğraşacak durumda değiller.

Her koyun kendi bacağından asılır. Avrupa'dakiler de akıllı olsalarmış biraz. Hemen gaza gelmeselermiş.

Hem bana ne oluyor ki, ben Moskova'dayım zaten. Gaz diyorsanız zaten burası gazın çıktığı yer. Gerçi bizim daçaya halen daha gaz bağlanmadı, seneye diyorlar. Ama fark etmez, zaten daçaya yazları gidiyoruz. Yakında bağlarlar her halde, onu hiç dert etmiyorum.

Dediğim gibi benim itirazım havaya suya. Havadan sudan şeylere yani.

Ülke ekonomik krizdeymiş, hayat pahalılığı varmış, enflasyon tavan yapmış, döviz fırlamış, bunlara itiraz edecek halim yok ya! İşsizlik varmış, sığınmacılar ülkeyi basmış, ülke yol geçen hanına dönmüş, kredi kuruluşları notumuzu kırmışlar, borç da olsa bir kuruş döviz bulamıyormuşuz, kimse yatırım yapmak istemiyormuş, sanayiciler de ağlaşıyorlarmış, bankalar kredi vermiyorlarmış, bunlara da itiraz edecek halim yok ya! Esnaf da kan ağlıyormuş, çiftçi ekip biçmeyi bırakmış, hayvancılık yapanlar hayvanlarını besleyemiyormuş, her gün her şeye zam geliyormuş, bunların da önemi yok ki. İtiraz mı edeyim yani?

Bir yandan da havanda su döver gibi muhalefetin adayı kim olacak diye tartışma programlarında her gün boş tartışma yapıyorlar, her sözden nem kapan herşeyibilirogların boş yorumlarından bana ne. Lafı başka bir yerleriyle anlayıp taraftarlarını goygoya getirmeye çalışanlara ne diyeyim? Onlara mı itiraz edeyim?

Bir yandan da bir takım aymaz grupların şikayetleriyle sürekli konserler yasaklanıyormuş, sanatçılar durup dururken tutuklanıyor, sonra de evinde otur diye anlamsız cezalar veriliyormuş. hukuksuzluk diz boyuymuş, ortalık yolsuzluk yapmayı alışkanlık haline getirmiş bir takım soysuzlarla dolmuş, ama bunlara kimse bir şey yapamıyormuş, ya da yapmıyormuş, ama bir şeylere itiraz etmek için basın açıklaması yapmak isteyen öğretmenlere biber gazıyla müdahale edilmiş, bunlara mı itiraz edeyim?

Ülkenin yetiştirebildiği bir kaç değerli insandan biri olan Celal Şengör bile ifadeye çağrılmış, buna mı itiraz edeyim?

 

Ülkenin hali ortada işte, tüm çivileri çıkmış, bakan görür, ben ne diyeyim? Buna itiraz edecek halim yok ya!

 

Ben efendi gibi her neye itiraz ediyorsam yazdım. Gerisine bir itirazım olabilir mi? Ağzımı açsam niye açtın diyecek bir sürü iktidar taraftarı var. Hepsi büyülenmiş gibi reyis de reyis diyor. Kendi bozdu ama, bir bildiği vardır. Hem düzeltirse bir tek reyis düzeltir, başka seçenek mi var?

Bence de her şeyi reyis bilir!

Bir şeylere itiraz edecekseniz siz de benim gibi havaya suya itiraz edin, gerisine de karışmayın. Oturun oturduğunuz yerde. Bir de sandık ortaya konunca reyise oy atın! Hatta atmayın, atsanız da, atmasanız da fark etmez. Nasıl olsa hiçbir şey olmazsa bir şeyler olur. Reyis bir tavşan daha çıkartır şapkasından, millet yine onu seçer, olur biter.

Efendim? Anlamadım, reyisin şapkası yok mu? Durun bir dakika! Haa, şimdi hatırladım, haklısınız, o fötr şapka Çoban Sülo'nundu, tabutunun üstüne bile koymuşlardı. Baba! Ben karıştırmışım. Özür!

Bu arada dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'i saygıyla anıyorum. Komik insandı. Çok kere gitti geldi, oturdu kalktı o iktidar koltuğundan. Hiç dert etmedi.

Öyleyse rahmetlinin bir iki sözünü hatırlayalım:

-Mizah bir yumruktur, ne zaman kime vuracağı belli olmaz.

-Va mı bunun başka izah tarzı?

-Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?

-Memlekette gaz vardır!

-Ege bir Yunan gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl değildir.

-Dün dündür, bugün bugündür.

-Yollar yürümekle aşınmaz.

-Demokrasilerde çareler tükenmez!

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılar


Google Ads