logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
stratejisiyaset

Köprüden Önceki Son Çıkış

Her ne kadar durumdan onlar da memnun olmasalar da, bindikleri araç nereye götürüyorsa oraya gitmeye razılar. Ya alışkanlık ya vurdumduymazlık, ya da gerçekten şoföre duyulan sevgi ve bağlılık. Şoför her ne kadar pragmatik de olsa (yanar döner), bir yandan da karizmatik görünüyor onların gözüne.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 17.10.2022
  • Süre : 3 dk
  • 246 kez okundu

Köprüden önceki son çıkış, ne kadar saçma bir tanım. 

Ne yani bahsi geçen köprü sırat köprüsü değil ya, ucunda ölüm mü var? 

En fazla çıkışı kaçırırsan köprüyü geçersin, ileride bir yerlerden geriye döner, tekrar köprüden geçip gideceğin yere dönersin. En fazla biraz zaman kaybetmiş olursun, biraz da boşa yakıt harcarsın. 

Dediğim gibi ucunda ölüm yok, ne olmuş yani son çıkışı kaçırmışsan?

İşte böyle düşünüyorum bu sözü duyduğumda.

Ama yine de aklımı bir şeyler kurcalamaya devam ediyor. 

Evet, dediğim gibi ucunda ölüm yok, ama yine de niye kaçırasın ki son çıkışı? 

Daha da önemlisi, niye son çıkışa kadar bekliyorsun? 

Hatta eğer köprüyü geçmeye niyetin yoksa, niye köprü yoluna giriyorsun?

Demek istediğim, eğer bir yere gideceksen gitmen gereken yere giden en uygun yolu seçmen mantıklı değil midir? 

Tamam köprü yolu en uygun yolsa, o zaman o yoldan git, ama çıkman gereken çıkıştan çık, son çıkışa kadar niye bekliyorsun?

Ama nedense hep bekleriz son çıkışa kadar değil mi? Ülkece genel karakterimiz böyle. Yumurta kapıya sıkışıncaya kadar kımıldamayız yerimizden. 

Hepimiz böyleyiz, kendimi de hariç tutmuyorum. 

Üniversitedeyken final sınavlarına son gece sabaha kadar yarı uykulu gözlerle hazırlanmaya çalıştığımı hatırlıyorum, nedense son geceye kadar sınav için bir türlü konsantre olamazdım.

Şimdi iş hayatında programlı gitmeyi alışkanlık haline getirmiş olsam da, yine de bazen bazı şeyler ters gider ve teslimatı ya son güne zar zor yetiştiririz, ya da çoğunlukla zaten süre yetmez, projeyi işverenin insafına kalarak genelde gecikmeli tamamlarız. 

İnşaat işleri böyledir işte, biraz da işverenin ek istekleri ve proje revizyonları yüzünden iş gecikir, iş sonunda sürenin kimden dolayı uzadığı pek belli de olmaz, süre konusunda at izi it izine karışır yani. O yüzden de işverenler genellikle iş sonlarında daha henüz eksikler tamamlanmamışken binaya girerler. 

Ama her halükârda proje tamamlanır ve biz inşaatçılar yeni bir projeye yelken açarız. İnşaat işleri proje bazında olduğu için sürekli bir koşturmaca ile yapılır, süresi baştan bellidir. 

Diyeceğim o ki, bizde bu köprüden önceki son çıkış hep genelde kaçar.

Evet, durum bu olduğuna göre kaderimizi kabul edip, köprü çıkışının kaçırılmasına göz mü yumacağız, yoksa çıkışa yaklaşırken önceden şerit değiştirip gitmemiz gereken yola mı döneceğiz?

Ülke yakında yine bir seçim yapacak. Kimileri farklı düşünüyor, zaten köprüyü geçeceğiz diyorlar. 

Yani gitmekte olduğumuz yolun doğru yol olduğunu düşünüyorlar. Böylelerini ikna etmek o kadar kolay değil.

Her ne kadar durumdan onlar da memnun olmasalar da, bindikleri araç nereye götürüyorsa oraya gitmeye razılar. Ya alışkanlık ya vurdumduymazlık, ya da gerçekten şoföre duyulan sevgi ve bağlılık. Şoför her ne kadar pragmatik de olsa (yanar döner), bir yandan da karizmatik görünüyor onların gözüne. 

Sebebi her ne ise, insanları köprü çıkışından asıl gidilmesi gereken yola sapma zamanının geldiğine ikna etmek o kadar da kolay görünmüyor.

İnsanlar nedense hiçbir şeyi umursamıyorlar ne ekonomik sıkıntıları ne yolsuzlukları, ne de yasakları. Ne de bugüne kadar yapılmış olan yanlışları. 

Son olaydaki gibi yapılan yanlışların neticesinde onca can gitmiş olsa da kimsenin umurunda değil. Kader diyorlar, kabulleniyorlar. Söylenen yalan yanlış herşeye insanlar inanıyor. 

Dezenformasyon yasası diyorlar, insanlar inanıyorlar, ses etmiyorlar. 

Halbuki WhatsApp gruplarında yalan yanlış bir sürü bilgi dolaşıyor, kaynağı da iktidar yanlıları. Yine de kimse umursamıyor. Televizyonlarda onca dezenformasyon haber yapılıyor, insanlar inanıyorlar. Ama kimse ses etmiyor.

Evet, gerçekten belki de köprüden önceki son çıkışa gelmişizdir. Ben herkese kıpırdanıp bir etrafa bakının derim, gerçekten sizce de şoför yanlış yoldaysa en azından şoförü uyarın, son çıkışı bari kaçırmasın. 

Daha da iyisi değiştirin artık şu şoförü hem çok yoruldu hem de yaptığı yanlışlar yetti sanırım. Şoför mü yok aracı kullanacak, elbet yeni bir şoför o koltuğa oturur. 

Hem yeni şoför şu andaki gibi yorgun da olmayacağı için çıkış yolunu da kaçırmaz, gidilmesi gereken yere de herkesi sağ salim götürür. Yani aslında gitmemiz gereken yola devam eder.

Ben böyle düşünüyorum, sizleri bilmem.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılar.


Google Ads