logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
stratejisiyaset

Petrol Tankeri ve Kuvvetler Ayrılığı İlkesi

Bir bardak suyu mesela bir trende bir vagondan diğerine götürmeye çalışın, trenin de mesela o an düz bir hatta değil de, bir dönüşte veya biraz sarsıntılı bir hatta gittiğini farz edin. O bir bardak suyu bile dökmeden taşıyamazsınız.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 23.08.2022
  • Süre : 4 dk
  • 633 kez okundu

Petrol Tankerleri Nasıl Yükünü Taşır

Petrol tankerlerini bilir misiniz? Çok büyük gemilerdir. Çok fazla miktarda petrol taşırlar.

İnsan şaşırıyor, nasıl olmuş da bu kadar büyük gemiler yapabilmişiz. Ama beni asıl şaşırtan gemilerin büyük olması değil. Şaşırdığım konuyu bir örnekle anlatmaya çalışayım.

Bir bardak suyu mesela bir trende bir vagondan diğerine götürmeye çalışın, trenin de mesela o an düz bir hatta değil de, bir dönüşte veya biraz sarsıntılı bir hatta gittiğini farz edin. O bir bardak suyu bile dökmeden taşıyamazsınız.

Nasıl oluyor da, onca dalga olan açık denizlerde onca petrolü batmadan taşıyabiliyorlar o dev tankerlerle, işte buna hayret ediyorum.!?

Katı bir yük değil ki taşıdığı, petrol, yani sıvı. En küçük dalgada bile depolar içindeki petrolün çalkalanması tankerin dengesini bozabilmeli gibi geliyor bana. Bir bardak suyu bile taşırken insan zorlandığına göre koskoca tanker, onca petrol, dalgaların etkisiyle bir çalkalanırsa suyun içinde o tanker döner durur aslında.

Tamam batmaz belki, sonuçta petrolün birim ağırlığı sudan daha hafif, ama en azından dengesi bozulacağı için yan yatar diye düşünüyorum. Sizce de öyle değil mi?

Ne yapmışlar da bu riski önleyebilmişler acaba? Fikri olan var mı?

Evet, çözüm aslında basit. Tankerin içerisine kompartmanlar yapmışlar, hücreler. Petrolü tankerde tek bir depo haznesine yüklemiyorlar. Ayrı ayrı hücrelere yüklüyorlar. Petrol tanker içerisinde bir uçtan diğer uca çalkalanmıyor. Daha küçük boyutlu depolar içerisinde her bir depoda o an gelen yatay yüke bağlı olarak farklı şekilde çalkalanan petrol, çalkalanma etkisini kendi içinde söndürüyor. Bir depodaki petrolün çalkalanmasından kaynaklanan yatay etkiyi diğer bir deponun içindeki petrol azaltıyor. Hücreler birbirinin ani yanal etkilerini azalttıkları için de tankerin açık deniz dalgalarında dengesini sağlamak o kadar da zor olmuyor. Mantıklı, değil mi?

Petrol Tankeri ve Ekonominin Çarkları

Aslında bu prensibi başka konularda da uygulayabiliriz.

Mesela ekonomide bu prensip uygulanabilir mi? Petrol tankeri ile ekonominin ne alakası var diyebilirsiniz. Ama aslında bir bağlantısı var ve bu prensip aslında uygulanıyor.

Tekelleşmeye karşı yasa var. Bir konuda tekelleşme olduğu zaman tek hücreli petrol tankeri gibi herhangi bir piyasa çalkantısında tekelleşen firma piyasaya çok büyük etkiler yapabiliyor. O yüzden hiçbir ülkede tekelleşmeye müsaade edilmiyor.

Ama birlikten güç doğar deriz. Tekelleştiğin zaman büyürsün ve daha güçlü olursun. Dolayısıyla da daha büyük işler yapabilirsin.

Şimdi ikileme düştüm nedense. Tek bir demir yumruk mu, yoksa küçük küçük bir sürü yumruk mu?

Sanırım amacınıza bağlı olmalı bu seçim. Ülke içinde tekelleşmeyi önlediğiniz zaman rekabet ortamı da oluşmuş oluyor. Rekabet gelişim demek. Ama ülke dışında diğer rakiplerle rekabet için güç birliği gerekebilir. Bu amaçla belki de devlet desteği de gerekli olabilir. Bilmiyorum, siz nasıl düşünüyorsunuz?

Türk malı kahve, devlet desteği ile kocaman bir firma, dünyada Türk kahvesi deyince her ülkede bir tek o kahveyi bulabiliyorsun. Ama ülke içinde herkes farklı marka kahve üretiyor. Birbirleri arasında rekabet ediyorlar. Olabilir mi? Kanunlarla sınırları belirlenmiş bir ülke içi ticaret? Sanırım olmaz. Yine kavga çıkar, ben daha çok emek harcıyorum, daha çok kazanmak benim hakkımdır! Sanırım herkes bu mantıkta olacaktır. Ülke dışındaki kazancın dağıtımında sorun çıkar gibi geldi bana.

Bu prensibin ekonomideki uygulamaları üzerine biraz daha düşünmemiz gerekecek, sonra bakarız.

Başka ne konuda bu prensibi uygulayabiliriz peki?

Ülke yönetiminde uygulanabilir mi? Yönetimde her konuda ayrı bir sorumlu olsun mesele. Aynı tankerin içindeki ayrı hücreler gibi birbirinden bağımsız bakanlıklar. Orman bakanı sadece ormanlardan sorumlu olacak. Başka işe karışmayacak. Orman bakanı olmak isteyenler gerekli evraklarını düzenleyip ben daha iyi orman bakanı olurum diye halka başvuracaklar. Artık halk kimi seçerse. İşi gücü ormanlar olacak, ülkemiz dağlık taşlık, kim ülkeyi bir orman ülkesi yapabilecekse onu seçeceğiz.

Sağlık bakanı da böyle seçilecek, ulaştırma bakanı da, enerji bakanı da, eğitim bakanı da, diğerleri de.

Kimi A partisinden, kimi B partisinden. Hatta partiyi falan boş verin, bağımsız olsunlar.

Olabilir mi? Belki de olur.

Gerçi her halükârda birtakım konularda ülke geneli için kararlar almak zorundasınız. Bakanlıklar arasındaki koordinasyonu sağlayacak birileri gerekir herhalde.

Ona da çözüm var aslında. Bir de koordinasyon bakanlığı kurarız. Onun da görevi bakanlıklar arası koordinasyon olur.

Hepsinin üzerinde de bir başbakan gerekir mi acaba?  Başbakan değil de bir temsilci gerekir herhalde. Ülkeyi temsil eden biri. Görevi ülkeyi ziyaret eden olursa ziyaretçiyle ilgilenmek olmalı. Herkesin saygı duyduğu biri.

Uluslararası ilişkiler her bakanlığın kendi bünyesinde çözülmeli.

Peki yasalar? Yasalar meclisin görevi. İdarecilerin yasa çıkarma şansı yok. Meclis ne yasa çıkarmışsa o yasaya uygun olarak yönetimin görevi sadece yönetmek.

Olabilir mi böyle bir düzen?

Planlama yapan bağımsız bir kuruluş, sadece planlama yapmaya yetkili uzmanlardan kurulu bir kuruluş.

Yargı da tamamen bağımsız. Adalet bakanlığı falan yok. Yargının yönetilmeye ihtiyacı varmı? Yok! Bir konu hakkında tartışma çıkarsa yargıya gidip soracaksın, yasalara uygun verilmiş yargı kararına göre konu karara bağlanacak.

Denetlemeye de bir çözüm bulunmalı, her bakanlığı denetleyen bağımsız denetleme kuruluşları. Eğer bir yolsuzluk falan yapmaya kalkan olursa hemen denetleme kuruluşu konuyu yargıya taşıyacak.

Ama kimin hangi bakanlığa uygun olduğunu halk nasıl anlayacak? Bu işler organizasyon ister. Ülke çapında herhangi bir bakanlığa talip olanlar kendi propagandalarını yapabilmek için büyük çapta finansa ihtiyaç duyacaklardır. Zaten şu anda da en büyük sorun siyasetin finansmanı değil mi? Seçim sırasında harcanan onca para kimden geliyorsa, başa geçince harcanan paraları destek olanlar bir şekilde geri alıyorlar. Hem de hamutuyla alıyorlar. Kavga da bu yüzden çıkmıyor mu? Rant!

Kuvvetler Ayrılığı, Olmazsa Olmaz

Bu konuyu da daha teferruatlı düşünmek gerek. Şu anda hesaba katamadığımız nüanslar var.

Ama en azından kuvvetler ayrılığı bu işin olmazsa olmazı olmalı.

Evet, fiziksel olarak tankerlerin yapısı işe yarıyor, bence ayrı ayrı hücreler halinde yapılandırma başka konularda da kullanılması gereken bir prensip.

Düşünmek, fikir üretmek iyidir. Fikirleri paylaşmak da faydalı bir şey. Akıl akıldan üstündür, paylaşılan fikirlerden yola çıkarak belki başka birileri de daha güzel fikirler üretebilirler.

Sadece biraz beyin jimnastiği yapayım istedim, ama sanırım şimdilik bu kadar yeter.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılar


Google Ads