logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
stratejisiyaset

Sır Küpü

Kapalı kapılar ardında birçok pazarlıklar yapılır, devlet sırrı denir. Mecliste kapalı oturumlar olur, konuşulanlar ancak yıllar sonra açıklanır. Devlet sırları önemlidir. Öyle her vatandaşın bilmesi sakıncalar içerir. Dostu var, düşmanı var. O kozmik odaya girebilmek için kimleri kimleri devreye soktular zamanında, kimler kimler kandırıldı. Halbuki bizim ülke sırlarımız vardı orada. Kapandı gitti konu.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 25.10.2022
  • Süre : 3 dk
  • 128 kez okundu

İki kişinin bildiği şey sır değildir derler.

Nedir şu sır dediklerimiz?

Biz Türkler yüzeye parlaklık etkisi veren ince tabakaya, yani dış etkilerden koruma amacıyla yüzeye sürülen saydam veya donuk verniğe "SIR" demişiz.

Sırça, tarihten kalma Türkçe sözcük, cam yani. Sırça köşk diye halen daha kullanıyoruz. Acemlerle ile tanışınca "cam" öğrenmişiz, SIRÇA'yı bırakıp cam demeye başlamışız, sırça köşk, camdan köşk yani. Evinin her yanı camdansa, komşunun camını kırmayacaksın!

Araplar yok demiş, SIR başka bir şeydir. Gizlidir sır, gizem içerir. Gizli kalması gerekir. Açığa çıkarsa skandal olur. Pandora’nın kutusu mesela, bir açılırsa ortalığa saçılır tüm pislikler.

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.

Kapalı kapılar ardında birçok pazarlıklar yapılır, devlet sırrı denir. Mecliste kapalı oturumlar olur, konuşulanlar ancak yıllar sonra açıklanır. Devlet sırları önemlidir. Öyle her vatandaşın bilmesi sakıncalar içerir. Dostu var, düşmanı var. O kozmik odaya girebilmek için kimleri kimleri devreye soktular zamanında, kimler kimler kandırıldı. Halbuki bizim ülke sırlarımız vardı orada. Kapandı gitti konu.

Ticari sırlar vardır, önden evrak imzalarsın, gizlilik protokolü. Şirketimiz yaptığı işlerden para kazanacak, ama kazanılan para kimseyi ilgilendirmez. Yatırım yapılacak konuyu rakip firmalar öğrenirse onlar da aynısını yapar, istenilen kazanç elde edilemez, o yüzden gizlice yapılmalı yatırımlar. Atı alan Üsküdar'ı geçince artık gizliliğin önemi kalmaz. Ticari sır, o da önemlidir.

Peki nedir bu gizlilik? Çekinilen şey nedir gerçekte? Devlet sırrı ya da ticari sır önemli, onu anladım, ama gerisi? 

Öncelikle bir şey gizli ise, yani gizli olmak zorundaysa özünde birilerinin bilmesinde sakıncalar içeren bir şeydir. Peki bunun sınırı nerededir? 

Belki de bu sır özünde legal olmayan bir şeyler içeriyor. Ya siz aslında gizli kapaklı işler çeviriyorsanız mesela, birilerinin o size göre gizli olması gereken şeyi öğrenmesi size zarar verecek diye herkesten saklıyorsanız? Bir düzenbazsanız, belki de bir katil!

Kimse bilmiyor, sadece siz biliyorsanız zaten siz afişe etmeden kimsenin bilmesi mümkün değil. Sır olan şeyi iki ya da daha çok kişi biliyorsa ve eğer sır olan şey bir suç ise, o zaman suçluların dayanışması devreye giriyor. Çıkar çatışması olmadıkça sırların ortaya çıkması mümkün değil. Güzel güzel durumdan nemalanıyor herkes.

Ama kanun var değil mi? Kim karar verecek neyin sır neyin gizli olması gerektiğine, neyin sır olamayacağına? Ankara'da hakimler var! Cumhuriyet savcıları var, mahkemeler var.

İşte burada silsile halinde bazı değerler devreye giriyor. 

Öncelikle herkesin özlük hakları var. Evrensel insan hakları. Kişisel verilerin gizliliği kanunu. Suçu ispat edilmedikçe herkes masumdur, masumiyet karinesi. Kanunların bu değerlerle uyumlu olması gerekli. 

Öyle mi peki? Belki kâğıt üstünde evet. Hukuk çok elastik bir kavram. Matematikte bile bazı şeyler elastik, hukukta hak getire, isteyen istediği tarafa çekiştirip duruyor. 

Hâkimin vicdanı ve çelişkili kanunlar arasında gidip geliyoruz genellikle. Hukukçu arkadaşlarım daha detaylı biliyordur muhtemelen, o yüzden ben uzmanı olmadığım konuda fazla yorum yapmayayım. Ama gözlerimi de kapatmayayım. Hele bir de hâkimin vicdanını etkileyen bazı etmenleri göz önüne alırsanız, hak hukuk adalet sadece slogan olarak kalıyor gördüğüm kadarıyla.

Bir de arkadan dolaşmak diye bir kavram var, hukukun arkasından dolaşmak. İstenilen şekilde yorumlamak, istenilen sonucu elde etmek için ne lazımsa yapmak, hiçbir evrensel değere bakmadan ne vicdan ne hak ne hukuk dinlemeden elde edilmiş gücün her türlü suçu istediği gibi devşirmesi. Çamur at izi kalsın. Suçluların dayanışması.

İşte herkesin bildiği sırların üzerinin kapatılması bundan. Çok fazla suçlu var. Herkes sır küpü. 

Çıkıyor birileri, bir konuşursam zelzele olur diyor. Konuş diyorsun, susuyor. Ucu kendine dokunacak çünkü.

Çıkıyor birileri, harbiden konuşuyor. Heyecanlı bir film izler gibi izliyoruz hep beraber. Sonra, sonra yine suçluların dayanışması. Eski tas, eski hamam.

Buhar etmişler kemiklerini bile adamın konsolosluk içinde, vahşet ki ne vahşet, insanın aklı almıyor. Bu can bu bedenden çıkmadıkça bırakmam ucunu diyor, cezasını çekecek diyor bunu yapanlar, eyy diyor, siz üç kuruş para için ruhunu satanlar diyor, diyor da diyor. Sonunu biliyorsunuz işte.

Sırlar, herkes sır küpü, susuyorlar. Sıralarını bekliyorlar, yönetim kurullarına atananlar sır küpü, ihale komisyonundakiler sır küpü, damat sır küpü, bakan sır küpü. Kızı sır küpü, oğlu sır küpü. Sır küplerinden oluşmuş bir güruh var ortalıkta, hepsi etrafında, hepsi sırada bekliyor, herkes bir koltuk kapabilmek derdinde, reis diyorlar, başka da bir şey demiyorlar. Hepsi aslında ceplerini doldurma peşinde, geçim kaynağı olmuş sır küpü olmak, her şeyi biliyorlar, ama susuyorlar. Çünkü biliyorlar, baştakiler kaybederlerse hepsi kaybedecek. Hepsi sırları tutmaya yemin etmiş, gömmüş içine, böyleyken böyle diyorsun, reis diyor, evet, hayat pahalılığı var diyor, ama anca o çözer diyor ne vicdan var ne izan ne de Allah korkusu. Taraftar olmuşlar. Gözleri başka hiçbir şeyi görmüyor.

Bence artık sır falan da yok aslında, sır küpü olan da yok. Her şey göz önünde oluyor, ama kimsenin umurunda değil. Ar damarı derler eskiler, çatlamış çoktan sanki, toplum olarak arsızca yaşıyoruz işte. Bir kısmımız meşruiyetini çoktan kaybetmiş bu yönetimin ne zaman değişeceğini bekliyoruz sessizce, izliyoruz öyle olup biteni, ruhsuzca. 

Suçlular dayanışmasının üstesinden gelebilecek miyiz, zaman gösterecek, şunun şurasında az bir zaman kaldı seçime, ben umudumu yitirmiyorum. 

Minareden inerken ayağı takılıp da hakkın rahmetine kavuşan imam misali, herkes hakkettiğini bulur diyerek bitireyim. Yeter ki o imama aslında yetim çocuğun çelme taktığını biz bilelim, anası bilmese de olur. 

Bu da bizim sırrımız olsun.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla.


Google Ads