Site İçi Arama

tarih

Bir Savaşın Kaderini Değiştiren Uçak Kaçırma Olayı

Hava Kuvvetleri Komutanı: "Bugün havaya kalktığınızda, devriye bölgenizde beklerken, size doğru yaklaşan yabancı bir savaş uçağı olacak. Sakın ona ateş etmeyin. Göreviniz o uçağa refakat etmek, emniyetle Hava Üssü’ne indirmek olacak..."

Eğer birisi ChatGPT'ye "Bir savaş uçağı nasıl çalınır?" diye bir soru sorarsa, büyük olasılıkla şöyle bir yanıt (benim aldığım) alacaktır: "Bir savaş uçağı çalmak tavsiye edilmez veya yasal değildir. Böyle bir eylem hırsızlık olarak kabul edilir ve bu da cezai bir suçtur. Ayrıca, savaş uçakları yoğun güvenlik önlemleri altındadır ve yetkisiz erişimi veya kullanımı önlemek için çok sayıda güvenlik protokolüne sahiptir. Bir savaş uçağını başarılı bir şekilde çalmak muhtemelen son derece zor hatta imkansız olacaktır." Ama gerçek hayat ChatGPT ile aynı yönde ilerlemiyor... 

İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Mordechai (Motti) Hod, bir Mirage-III filosundaki Ran Ronen isimli kol liderini ve numarası pilotu, özel bir görevlendirme için yanına çağırdı. General Hod, 29 Haziran 2003 tarihinde vefat etmiş eski bir Hava Kuvvetleri Komutanı. 1967 yılındaki Altı Gün savaşında, İsrail Hava Kuvvetlerinin başındaki Komutandı. Hod, Ran’e "Bugün havaya kalktığınızda, devriye bölgenizde beklerken, size doğru yaklaşan yabancı bir savaş uçağı olacak. Sakın ona ateş etmeyin. Göreviniz o uçağa refakat etmek, emniyetle Hatzor Hava Üssü’ne indirmek olacak. Tekrar ediyorum: O uçağa ateş etmek yok. Sizden isteğim, onun eve gelmesine göz kulak olmanız. Göreviniz bu kadar!” diyordu.

Kendilerine verilen hava görevlendirmesine uygun olarak ikili Mirage-III kolu, gerçekten de, devriye bölgesinde beklerken, bir anda kendilerine doğru yaklaşmakta olan sıra dışı bir uçak gördüler. Bu Ürdün hava sahasından İsrail hava sahasına girmekte olan bir Irak MiG-21 savaş uçağıydı. Uçağın pilotuyla el işaretleriyle anlaştılar. Iraklı pilot öndeki Mirage-III’ü takip ederken, diğer Mirage-III ise Mig-21’i arkadan takip ediyordu. Nihayetinde hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadan, MiG-21 pilotunun Hatzor Hava Üssü’ne inişini gerçekleştirmesine rehberlik ettiler. İniş emniyetle yapıldı.

MiG-21, 1960’ların ünlü savaş uçağıydı. F-4’lere, Mirage-III’lere eşdeğer uçak olarak görülüyordu. NATO kod adıyla, Fishbed, Mikoyan Gurevich Tasarım Bürosu tarafından tasarlanan ve üretilen süpersonik (sesten hızlı) jet avcı/önleme uçağıydı. İlk uçuşunu 16 Haziran 1955 tarihinde yapan tek motrolu MiG-21, sürat olarak 2 Mach’a kadar çıkabiliyordu. Sovyetler gökyüzünü binlerce basit, hafif, güvenilir jetle doldurmak istiyordu. Bu uçak tam da bu amaca hizmet edecek şekilde, basit ve etkili bir makina olarak tasarlanmıştı. Bugünden geçmişe baktığımızda, MiG-21, toplamda 11.496 adet ile havacılık tarihinin en çok üretilen süpersonik jet uçağı olarak biliniyor.

1960'larda İsrail Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Sovyet silahlarıyla Hava Kuvvetlerini donatan Arap ülkelerinin sayısal üstünlüğüne karşı bir taktik geliştirmeye odaklanmıştı. Bu nedenle, dönemin en iyi savaş uçağı olan MiG-21’i tanımaları, zaaflarından istifade etmeleri, düşmana karşı bu uçağı ‘kullanmaları’ gerekiyordu. Bunun için de bu uçağı derinlemesine öğrenmek ve incelemek elzem hale gelmişti. Ama elde bu maksada hizmet edecek bir "MiG-21" yoktu.

Mossad'ın ajanlarına neredeyse imkânsız bir görev verildi: “Düşmanın elindeki en yetenekli uçaklardan (MiG-21) birine el koymanın bir yolunu bulmak.” 

Mossad bu görevi başarmanın bir yolunu bulmak için birkaç başarısız girişimde bulundu ancak bu denemeler, birkaç İsrail ajanının yakalanmasına, hayatlarını kaybetmelerine neden oldu. Mossad bu başarısızlıklardan yılmadı. Denemelerine devam eden Mossad’a, Tahran'da yaşayan Iraklı bir Yahudi fikir verdi. Bu Iraklı Yahudinin zengin bir Hıristiyan aileye mensup Iraklı bir kadınla ilişkisi vardı. Iraklı Hristiyan kadının ailesinde Munir Radfa isimli Irak Hava Kuvvetleri'nde görev yapan bir savaş pilotunun olduğu bilgisi, Mossad’a kapıyı aralama fırsatı verdi. Iraklı Hristiyan pilot kendisini oldukça başarılı bir pilot olarak görüyordu ancak, dininden dolayı Irak Ordusunda terfi etmesinin neredeyse imkânsız olduğuna inanıyordu. Ayrıca, Irak rejiminin politikalarını da benimsemiyordu ve bir yolunu bulup Batı'ya iltica etmek, kendisinin ve ailesinin geleceğini kurtarmak istiyordu. 

Bu bilgileri Tahran’daki Yahudi kökenli iş adamından öğrenen Mossad elemanları, hemen devreye girdiler. Iraklı savaş pilotu Radfa, Yunanistan’a tatile gitmişti. Tatildeyken kendisini Komünistlere muhalif eski bir Polonyalı pilot olarak tanıtan bir adam Radfa’nın yanına yaklaştı. Radfa’nın güvenini ve arkadaşlığını kazandı. Tanıştıktan birkaç gün sonra, Mossad elemanı, Iraklı pilota, kendisinin İsrail Hava Kuvvetleri'nde görev yapan Albay Zeev Liron olduğunu söyledi. MiG-21 pilotu Radfa’ya, Irak semalarında MiG-21 ile uçtuğu bir gün, uçağını Irak’a değil, Ürdün hava sahasını geçerek, İsrail’e doğru uçurmasını ve uçağı İsrail Hava Kuvvetlerine ait bir hava üssüne indirmesini teklif etti. Radfa’yı ikna etmek için de, MiG-21’i İsrail'e uçurması karşılığında yüklü miktarda para ve İsrail vatandaşlığı teklif etti. Radfa başlangıçta böyle bir ilticanın imkânsız olduğunu söylese de, kendisine açıklanan detaylı ‘kaçırma’ planını görünce, bu görevi yerine getirebileceğine kolaylıkla ikna oldu.

Bununla birlikte Radfa’nın kafasında büyük bir soru işareti vardı. Doğal olarak, kendisinin uçağı kaçırması sonrasında geride kalacak ailesinin başına geleceklerden korkuyordu. Irak hükümeti, Radfa tarafından uçağın İsrail'e kaçırıldığını öğrendiğinde, arkada bıraktığı ailesi mutlak bir şekilde zulme uğrayacaktı. Hatta hepsi kurşuna bile dizilebilirdi. Onları böyle yüzüstü bırakamazdı. 

Radfa’nın endişelerini anlayışla karşılayan Mossad; Irak’taki bu geniş ailenin tüm üyelerini Batı'ya ya da İsrail'e götürmeyi kabul etti. Böylece bazıları Avrupa'ya gideceklerini düşündükleri bir yolculuğa çıkarılırken, diğerleri de Irak’ın kuzeyinde kendi özerk bölgesinde hüküm süren Irak’taki etnik Kürt aşiretlerinin lideri Mustafa Barzani'nin milisleri tarafından İran sınırından yurtdışına kaçırıldı. Nihai onay İsrail'in Sesi radyosunun yayınında şifrelenmişti. Radyoyu dinleyen Radfa, ailesinin emniyete alındığını böylece öğrenmişti. Böylece aklında hiçbir endişe kalmamıştı. Sonrasında sıra görevi yapmaya gelmişti. 16 Ağustos 1966 tarihinde bir eğitim uçuşu için havaya kalkan Radfa, MiG-21’ini neredeyse hiçbir zorlukla karşılaşmadan, kolaylıkla İsrail'e uçuruverdi.

Bugün 61 yaşında olan sinemanın ‘efsanevi İngiliz casusu’ James Bond’un beyazperdedeki haklı ününe saygı olarak, İsrail'e uçak kaçırma olayına "007" dendi. Bir diğer isimlendirme Operation Diamond idi. 007 kuyruk numaralı bu uçakla, dönemin İsrail Hava Kuvvetleri baş test pilotu Danny Shapira çok sayıda uçuş gerçekleştirdi. MiG-21 uçaklarının zafiyetleri ortaya çıkarıldı. Bu uçuşların neticesinde, daha sonra İsrail Mirage-III'leri tarafından MiG-21 uçaklarına karşı büyük bir başarıyla kullanılan taktiklerin geliştirilmesi mümkün olabildi.

Uçağı Irak’tan İsrail’e kaçıran Munir Radfa ise birkaç yıl ailesiyle birlikte İsrail'de yaşadı. Mossad’a hizmet eden Zeev Liron ile dostluğunu sürdürdü. İsrail’de öğretmen pilot olarak eğitim filolarında görev aldı. Sonrasında eşinin ısrarı üzerine Avrupa'ya taşındı ve orada yaşamını devam ettirdi. 1998 yılında bir kalp krizi sonucu Avrupa’da vefat etti.

Radfa sayesinde MiG-21’i en ince detayına kadar öğrenme fırsatı bulan İsrail Hava Kuvvetleri, 1967 yılında gerçekleşen Altı Gün Savaşı’nda kazandığı büyük başarıyı, bu ‘uçak kaçırma’ planına borçluydu. Sun Tzu der ki “Düşmanınızın zayıf noktalarına ulaşırsanız, ilerleyebilir, kesinlik karşı konulmaz olursunuz…”

İsrail’in yaptığı da aslında buydu. Radfa’nın kaçırdığı MiG-21, zaferin yolunu açmıştı.

Aynı yıllarda ABD Hava Kuvvetlerinin başı da Vietnam’da MiG-21’lerle dertteydi. Ellerindeki F-4 Phantom savaş uçaklarına rağmen, MiG-21’leri alt etmeleri her zaman mümkün olamıyordu. Altı Gün Savaşı'nın sona ermesinin ardından, Amerikan mühendislerinin MiG-21'in yeteneklerini keşfetmelerine olanak tanımak için, ABD'nin isteği üzerine, bu ülkeye 007 MiG-21'i İsrail Devleti "ödünç vermeyi" kabul etti. Bu istihbarat paylaşımı kararının bir ödülü olarak, ABD'nin de İsrail'e Phantom-II uçaklarını verme kararı aldığı söylenir.

Kaynakça:

Alexander Rusinov, https://www.quora.com/Can-a-fighter-jet-be-stolen (E.T. 8 Haziran 2023)

Raif BİLGİN, STRASAM, Gökyüzünün İki İkonik Efsanesi F-4 ve MiG-21 Gökyüzüne Veda Aşamasındalar, https://strasam.org/savunma/havacilik-ve-uzay-sanayii/gokyuzunun-iki-ikonik-efsanesi-f-4-ve-mig-21-gokyuzune-veda-asamasindalar-1377

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 09.06.2023
  • Süre : 5 dk
  • 3647 kez okundu

Google Ads