Site İçi Arama

tarih

Kûtül'Amâre Zaferi

Goltz Paşa; saldırmak isteyen Halil Bey’e çok iyi tahkim edilmiş olan Kutül'amâre’ye saldıracak yeterli asker ve teçhizatın olmadığını, çevirmekle onları açlık ve susuzluğa mahkum etmek gerektiği talimatını verdi.

Kûtül'amâre tarihi ve önemi 

Bağdat’ın 160 km güneyinde, Basra Körfezi’nin 350 km. kuzeyinde, Dicle nehri kenarındaki Kut kasabasının; Osmanlı idaresine girmesi Kanuni Sultan Süleyman zamanında (1520-1566) Bağdat'ın fethi sırasında gerçekleşti. Dicle'de buharlı gemilerin çalışmasıyla İngiliz Lynch Şirketi burada kömür depoları ve yakıt istasyonları kurdu. 1869 yılında Lynch Şirketi, Osmanlı Devleti'nden Bağdat ile Basra arasında vapur işletme imtiyazı aldı ve arada kalan Kutül'amare'yi bir istasyon olarak kullanmaya başladı. Bölge halkı genelde ziraat ve taşımacılıkla uğraşıyordu. Bölgedeki Yahudiler altın işlemeciliği ve ticareti, hıristiyanlar daha çok demirhindi ticareti yapıyorlardı.

Kûtül'amâre’de İngiltere hakimiyeti

Haçlı Seferleri ile başlayan, Türkleri Asya’ya sürüp Hıristiyan Topraklarından kökünü kazıma düşüncesi I.Dünya Savaşında bu büyük planı az daha başaracaktı. İngiltere (Birleşik Krallık), Fransa ve Rusya İtilaf devletleri karşısında Osmanlı Devleti Alman İmparatorluğu-Avusturya–Macaristan ittifakı yanında I. Dünya savaşına girdi.

İlk iş olarak mukaddes cihad ilan edildi. Almanya ile yapılan anlaşma sonucu tüm ordularımız Alman generallerin komutası altında savaşa iştirak ettiler.

Dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa, bu kararı tek başına almış ve üstelik Alman askeri heyet başkanı Liman von Sanders ile ayrıntılı bir yetkilendirme ve görevlendirme anlaşmasını da imzalamıştı. Enver Paşa, hiç kimsenin bu konudaki detayları öğrenmesine izin vermedi.

Almanlar, Balkan savaşlarında zayıf düşmüş olan Osmanlı Devleti ve ordusundan, düşmanlarının mümkün olduğu kadar çok kuvvetine angaje olmalarını istiyordu. Fransa ile Rusya cephelerinde kendi Batı cephelerindeki işlerini Osmanlı Ordusundan bekliyorlardı.

İngilizler ise İran’daki petrol tesislerini korumak istiyorlardı. Bunun için 22 Kasım’da Basra’yı işgal ettiler. 1915 yılı Eylül sonlarına doğru ingiliz Generali Townshend Dicle nehri boyunda harekete geçti. Osmanlı Devleti'nin Türk ve Araplar'dan oluşan kuvvetleri Albay Yusuf (Sakallı) Nureddin Bey'in kumandasında bulunuyordu. Hedefleri Bağdat'ı almak olan İngilizler yol üzerindeki Kutül'amâre'yi işgal ettiler (26 Eylül 1915). Kutül'amâre’yi tahkim ederek büyük bir üs haline getirdiler. Kuzeyde Erzurum’u alan Rusların güneye doğru ilerleyerek İngilizlerle birleşmesi tehlikesi üzerine bölgedeki Altıncı Ordu'nun başına 22 Ekim 1915 tarihinde Birinci Ordu kumandanı Alman Mareşali Goltz Paşa getirildi. 

22-26 Kasım 1915 tarihlerinde General Townshend Bağdat’a 30 km. uzaklıktaki Selmanıpak denilen bölgede taarruza başladı. Meydana gelen çarpışmalar, Bağdat'ı ele geçirmeye çalışan İngilizlerle onları durdurmaya çalışan Türkler arasında büyük bir mücadeleye dönüştü. Çok sayıda kayıp veren İngilizler Kûtül'amâre'ye çekildikten sonra Sakallı Nurettin 3-4 gece üst üste yaptığı baskınlarda 1.600 asker kaybedince görevden alındı ve yerine Enver Paşa’nın kendisinden bir yaş küçük amcası olan Halil (Kut) Bey getirildi. Goltz Paşa; saldırmak isteyen Halil Bey’e çok iyi tahkim edilmiş olan Kutül'amâre’ye saldıracak yeterli asker ve teçhizatın olmadığını, çevirmekle onları açlık ve susuzluğa mahkum etmek gerektiği talimatını verdi. Bu arada 8 Aralık’ta kuşatma başladıktan sonra Goltz Paşa kuzey cephesine hareket etti. Yolda hastalanarak 19 Nisan 1916’da Bağdat’ta tifüsten vefat etti.

Kûtül'amâre kuşatması

Halil Bey 10 Ocak 1916 tarihinde Irak Grubu Komutanı, 26 Mart’ta da Mirliva (Tuğgeneral) oldu. General Townshend’in kuşatmayı yarma çabaları hiç fayda etmedi. Dışarıdan yardıma gelen İngiliz kuvvetleri, Vadi, Felahiye ve Sabis Muharebelerinde 20 bin kişiye yakın ölü ve yaralı vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. 

Savaş tarihinin ilk havadan yardım teşebbüsleri de Townshend’in ordusunu kurtarmak için işe yaramadı. İngilizler kuşatma esnasında, 26 gün boyunca Dicle’deki Ora Üssü’nden 3 adet Short 184 tipi, 225 beygir gücüne sahip motorları olan deniz uçakları ile bilinen ilk havadan ikmal denemesini bu kuşatma sırasında gerçekleştirildi. Ama bazı uçaklar düştü, uçaklardan atılan gıda, cephanelerin çoğu da ya Dicle’ye veya Türk topraklarına düştüler. Çok az bir kısmı İngilizlere ulaşabildiler. 
Karadan ve havadan yardım alınamayınca Dicle nehrinden Lynch Şirketinden Julnar isimli bir gemi kamufle edilerek yola çıktı. Ancak fark edildi ve Dicle’nin her iki kenarından yoğun ateşle karşılaşınca, mecburen karaya oturdu. Osmanlı kuvvetleri bu vapurdaki silah, cephane ve erzakı tamamen ele geçirdi. Vapura “Kendi Gelen” adı verilerek donanmaya katıldı.

Kut’ta bulunan İngiliz askerlerinin durumu zaten çok kötüydü. Bunun sebebi yaygın salgın hastalıklar ve gıda yetersizliğiydi. İaşe sıkıntısına yönelik olarak atların ve katırların kesilmesi gibi önlemler alınmış olsa da bu sorunu düzeltmek için yeterli olmadı. Atlar ve Katırların etlerini yemek istemeyen Müslüman ve Sih askerler için General Townshend, Hindistan’daki Müslüman ve Sihlerin en yüksek otoritelerinden at ve katır etleri yiyebileceklerine dair fetvalar getirtti. Firarlara karşı idamlar da işe yaramıyordu. Daha sonra Townshend, hatıratında her gün 20 askerin açlıktan ve hastalıktan öldüğünü yazacaktı. Almanca mizah gazetelerinde Townshend’in bir deri bir kemik kaldığı, kemerini son deliğine kadar sıktığı, askerlerinin bir fareyi yakalayabilmek için koşturmaca içinde olduğunu gösteren karikatürler yer almaktaydı. 

Townshend’in Türk kuşatmasından kurtulmak için görüşmelere başlamaktan başka çaresi kalmamıştı. Bu amaçla General Townshend, Halil Paşa’ya 1 milyon İngiliz sterlini vermeyi teklif etti ve bunun karşılığında da ordusuyla birlikte Hindistan’a gitmesine izin verilmesini talep etti. General Townshend’in bu teklifi Enver Paşa tarafından reddedildi. Kayıtsız şartsız teslim olunması istendi. 29 Nisan 1916’da başka çaresi kalmayan General Townshend; ordusundaki topları ve cephaneliği imha ettirdi ve emrindeki askerlerle birlikte topluca teslim oldu. Townshend, kılıcı ve tabancalarını Halil Paşa’ya teslim etti. Ancak Halil Paşa: “Bunlar şimdiye kadar sizindi, bundan sonra da sizde kalacak” dedi. Plevne kahramanı Osman Paşa gibi kendisinin de hürmetle karşılanacağını söyledi. 

Bu teslimiyetin ardından 5 general ve 272’si İngiliz ve 204’ü Hintli olmak üzere 476 subay, ayrıca, 2.592 İngiliz ve 6.988 Hintli olmak üzere 9580 muharip er ve 1306 yaralı asker esir alındı.
Almanya’nın Vossiche Zeitung gazetesi Kut’ül Amare’yi Britanya İmparatorluğu’nun aldığı en acı verici askeri darbe olarak nitelendirmiştir. Kut’ül Amare, İngilizler için hâlâ Britanya askeri tarihinin en ağır yenilgisi olarak anılmaktadır. Öyle ki, İngiliz Tarihçi James Morris Kut’un kaybedilmesini Britanya askeri tarihindeki en haysiyet kırıcı yenilgi olarak tanımlamıştır.

Ancak bu zafer sürekli olmadı. İngilizler sürekli takviye alarak, aynı kanal harekâtından sonra Sina çölüne Kudüs’e kadar demiryolu ve temiz su boru hattı döşedikleri gibi Basra’dan Nâsıriye’ye kadar demiryolu döşediler ve Felahiye’ye tahkimat yaptılar. Kudüs’e kadar yapılan tahkimat gibi bu tahkimata da Osmanlı ordusu hiçbir şekilde karşı koyamadı.

General Frederick Maude komutasındaki Britanya kuvvetleri, 23 Şubat 1917 tarihinde Kut şehrini geri aldı.11 Mart 1917’de Bağdat İngilizlerin eline geçti. Halil Paşa Musul’a kadar çekilmek zorunda kaldı.

Sonrasında General Townshend İstanbul’a döndü. Savaşın geri kalan kısmında Heybeliada ve Büyük adada kalması istendi. Kendisine şahsi kullanımı için Osmanlı donanmasının bir teknesi verildi. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’nın ricası ile Mondros Mütarekesine katıldı, Türk delegelerin yanında yer aldı, İngilizler ile Türkler arasında arabuluculuk yaptı.

Bu zaferin kahramanı Halil Paşa ise İstanbul işgalinden sonra tutuklanarak Bekirağa bölğünde hapsedildi. Buradan kaçarak Anadolu’ya geçti. Milli mücadele’ye katıldı. Mustafa Kemal’in fahri konsolosu olarak Rusya’da görevlendirildi. Sovyet liderleriyle görüştü ve daha sonra Sovyet yönetimi tarafından TBMM Hükümeti’ne gönderilen külçe altınları ve silahları getirdi. 14 Temmuz 1923’te askerlikten emekli oldu. 1957 yılında öldü.

General Townshend 1920 yılında ordudan emekli oldu. “Mezopotamya seferim” isimli bir kitap yazdı. Shroshire’dan milletvekili oldu. Kûtül'amâre’de emrindeki askerlerin esir olmaları hakkında eleştiriler üzerine istifa etti. 18 Mayıs 1924 yılında gözden düşmüş biri olarak Paris’te öldü. Vasiyeti yayınlandığında, tüm malvarlığının değerinin sadece 119 pound olduğu ortaya çıktı.

Kaynaklar

Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: IRAK-İRAN Cephesi 1914-1918, 1’inci Kısım, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara 1979.
Charles V.F. Townshend, Mezopotamya Seferim, Kurna, Kûtü’l Amâre ve Selmanıpâk Muharebeleri, Çev. Gürol Koca, T. İş BankasınYayınları, İstanbul, 2012.
Kutü’ Amare Kahramanı  Halil Kut Paşa’nın hatıraları, Yay. Haz. Erhan Çiftçi İstanbul, TİMAŞ Yayınları, 2015.
Kütülamare Muhasarası, Başkumandan Sir Percy Lake Raporu (ter. Hüsameddin). istanbul 1332; 
Ahmet İzzet Paşa, İSTİKLAL HARBİNİN GERÇEKLERİ FERYADIM I-II. Ciltler, Timaş Yayınları, İstanbul, 2017

Dr. Haluk ÖZALP
Dr. Haluk ÖZALP
Tüm Makaleler

  • 08.12.2024
  • Süre : 5 dk
  • 1047 kez okundu

Google Ads