Site İçi Arama

tarih

İsrail-Hamas Savaşının Arkasında Ne Var?

III. dünya savaşını çıkarmak için İslam âleminin liderleri ve Siyonistler arasında ajanlarımız vasıtasıyla, ayrı düştükleri konular üzerinden gerginlik çıkarmalıyız. Bu savaş, Müslüman Arap dünyası ve İsrail devletinin birbirlerini yok edecekleri şekilde kurgulanmalı.

İsrail-Hamas Savaşının Arkasında Ne Var?

Günümüzde kavramların bilgiden çok, yarım-yamalak kulaktan duyma söylemlerle ete kemiğe büründüğünü görüyoruz. Bu durumun da bu konularla gerçekten ilgilenen, dirsek çürüten akademisyenleri ve araştırmacıları üzdüğüne inanıyorum. Ama tarih gerçekleri yazar, yalan ve uydurma tarih zaman içinde bir hiç olmaya mahkumdur. Bu çerçevede, “Tarih geçmişe doğru okunur, geleceğe doğru yaşanır!” sözünü önemsiyorum. 

Siyonizm kelimesinin anlam ve mana olarak herkesin dilinde olduğu bir gerçekle karşı karşıyayız. Bilen bilmeyen herkesin ağzında olan bu kelime, Filistin-İsrail arasındaki son savaş yaşanırken, günümüzde de sıklıkla gündeme getiriliyor. Konuya öncelikle Sion kelimesinin kökeninden başlamalıyız kanaatindeyim. Sion; Kudüs şehrinin eski adıdır. Kral Davud tarafından fethedilip krallığın merkezi yapılan Kudüs şehri için kullanılmış bir isimdir. Siyonizm ise; XIX. yüzyılın sonlarında, çeşitli ülkelerde yaşamakta olan kentsoylu Yahudilerce bir ideoloji olarak ortaya atılan ve Filistin’de bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan milliyetçilik esanslı Yahudi akımının adıdır. İlk defa 1890 yılında yayıncı Nathan Birnbaum isimli Yahudi tarafından ortaya atılmıştır. Bu terim aynı zamanda Yahudi milliyetçiliğini de ifade etmektedir. Theodor Herzl 1897’de yayınladığı eserinde XX.yy’da, 50 yıl sonra bir İsrail devleti kurulabileceğini öngörüyordu. 

Batılı ülkelerde çok iyi organize olan Yahudi kökenli örgütler, nitekim 1948 yılında bu amaçlarına kısa sürede ulaştılar. Bu yazıya konu olan şey, kurulduğu günden beri sürekli bir yayılma ve işgal politikasıyla Filistin’de huzur bırakmayan siyasi Siyonistlerdir. Bunların bilinen hedefleri; üstün ırk inancıyla tüm milletlerin üzerinde evrensel çapta bir hakimiyet kurmak, lokal olarak da “vadedilmiş toprak” inancıyla Filistin’i tamamen ele geçirmektir. Bunlar fanatik dinci ve iflah olmaz ırkçı ideolojileriyle binlerce masum insanın kanını dökmeye devam ediyorlar. Bunların dışındaki (dinci demiyorum) dindar Yahudilerle, laik, kültürel, modern Yahudi oluşumlarını ayrı tutmamız gerekiyor. Siyonistler, ABD ve İngiltere’nin himayesinde bugün de kan dökmeye devam ediyorlar. Aslında iki ülkenin de en güçlü lobilerine hâkim olan, uluslararası sermayenin dayanak noktası olan, küresel ölçekte finansın merkezi olanlar hep Yahudi kökenli iş adamlarıdır. 

Bu boyut saklı kalmak üzere, Gazze’de yaşananlar, esasında Batının iki yüzlülüğünün ve sahte hümanizminin apaçık delili ve en son örneğidir. Hamas’ın insanlık ve İslam-dışı katliamı sizi gerçeklerden uzaklaştırmasın. Rusya; Ukrayna’da şehirleri bombalayıp sivilleri öldürdüğü için Putin savaş suçlusu ama “Gazze’yi haritadan sileceğiz” diyerek şehirlere ölümler yağdıran, fosfor bombaları kullanmaktan çekinmeyen, askerlerine “Filistinliler insan mıdır ki? Geri adım atmayın, çekinmeyin, ne yaparsanız arkanızdayız!” diyerek devlet terörü uygulayan Netanyahu masum öyle mi? Sizin vicdanınıza, insanlığınıza, medeniyetinize demek geliyor içimden. Kinlerinizde ve döktüğünüz kanda boğulursunuz inşallah! 

Daha evvelki bir yazımda yeşil kuşak projesi ve onun revize edilmiş hali olan BOP projesinden uzun uzadıya bahsetmiştim. BOP projesi ile ABD, Orta Doğu’da haritaların yeniden çizilmesini amaçlıyor, sınırların değiştirileceğini söylüyordu. Bu uğurda Irak, Suriye, Libya’yı perişan ettiler. Sırada Filistin, Lübnan, Ürdün, İran ve belki de Türkiye var! Bunların hepsi bir plan dahilinde yapılıyor ve zamanı geldiğinde uygulamaya konuluyor. Tarihin dönüm noktaları büyük düşünce akımlarının ortaya çıktığı dönemlerdir. İlluminati çok sayıda komplo teorisinin merkezinde bir oluşum. Tarihteki adıyla Bavyeralı İlluminati, batıl inanca, önyargıya, dinin toplumsal yaşam üzerindeki etkisine, iktidarın kötüye kullanımına karşı Aydınlanma çağında 1 Mayıs 1776’da kurulmuş ve 1785’te dağılmış gizli bir aydın topluluğu. Üyelerinden birisi de Amerikalı general ve üstat mason Albert Pike’ın (1809-1891) olduğu, bu çevrelerin malumudur. Bu şahıs; Aydınlanmacı düşüncenin yayılması için verdiği uğraş ve “Kendimiz için yaptıklarımız bizimle birlikte ölür, başkaları için yaptıklarımız ise kalıcı ve ölümsüz olanlardır” sözüyle anılıyor. General Pike’ı tarihsel şahsiyet yapan, İtalyan gazeteci ve üstat masonlardan Giuseppe Mazzini’ye (1805-1872) yazdığı 15 Ağustos 1871 tarihli gizemli mektuptur. Bu mektup sıra dışı kehanetlerin ötesinde, çıkmış ve çıkacak dünya savaşlarının senaryosu gibi (Mektup 1950’li yıllarda William Guy Carr adlı bir İngiliz istihbarat subayı tarafından yapılan araştırmalar esnasında, bu mektubun British Museum’da olduğu tespit ediliyor. Albert Pike’ın kehanet mektubu özetle şunları içeriyor:

I. DÜNYA SAVAŞI

Aydınlanmacı düşüncenin amacına ulaşması için öncelikle bir dünya savaşı çıkarmalıyız. Böylece Rusya’da çarlığı zayıflatıp ateizmi ve komünizmi hâkim kılmalıyız. Ajanlarımız vasıtasıyla Britanya İmparatorluğu ve Alman İmparatorluğu arasında gerginliği körükleyerek savaşa zemin hazırlamalıyız. Ve I. Dünya Savaşı sonrası, komünist düzeni iyice inşa etmeliyiz ki tüm hükümetleri yıkabilelim ve tüm dini düzenleri zayıflatabilelim.

II. DÜNYA SAVAŞI

Ardından II. Dünya Savaşı’nı çıkarmalıyız ve bunun için de faşistler ve Siyonistleri savaşa yöneltecek bir gerginlik oluşturmalıyız. İsimleri Nazi olacak olan faşistleri, savaş sonunda yok etmeli ve savaş sonrası Filistin’de İsrail devletini kurmalıyız. II. Dünya Savaşı sürecinde uluslararası komünizm mutlaka Hıristiyanlığı dengeleyecek bir güce ulaştırılmalıdır. Toplumlara ölçülü bir şekilde “son çöküşü” yaşatacağımız zamana kadar bu denge bizim için gereklidir.

III. DÜNYA SAVAŞI

III. dünya savaşını çıkarmak için İslam âleminin liderleri ve Siyonistler arasında ajanlarımız vasıtasıyla, ayrı düştükleri konular üzerinden gerginlik çıkarmalıyız. Bu savaş, Müslüman Arap dünyası ve İsrail devletinin birbirlerini yok edecekleri şekilde kurgulanmalı. Ve bu hengâme içinde diğer milletleri de fiziksel, ahlaki, ruhsal ve ekonomik bakımdan çökmeleri için mücadeleye zorlamalıyız. Nihilistlerin ve ateistlerin önlerini açmalıyız ve müthiş bir sosyal çöküş provoke etmeliyiz ki böylece bu kanlı kargaşa ve vahşetin doğurduğu korku içinde mutlak ateizm etkisi ortaya çıksın. Böylece insanlar her yerde vahşi devrimci azınlığa karşı kendilerini savunmak zorunda kalacaktır. Bu süreç tamamlandığında insanlar artık herhangi bir kutsal kitabı veya herhangi bir kişiyi yol gösterici olarak seçmek yerine deizmi tercih edecekler. Ama bir düşünceden dolayı endişe duyacaklar ve nereye itaat edecekleri, neye yönelecekleri, hangi felsefenin ve hangi hukuk kurallarının uygulanacağı konusunda ortada kalacaklardır.

Saygı dolu sevgiyle kalın

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 14.11.2023
  • Süre : 4 dk
  • 1063 kez okundu

Google Ads