Site İçi Arama

tarih

Roma İmparatorluğu’nun Hayaleti, Avrupa Üzerinde (Yeniden) Dolaşıyor (4).

Tarih boyunca Avrupa’da, siyasi açıdan birbirinden farklı dört ayrı düzenin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. 

Avrupa’nın yaşadığı tarihi süreçten çıkarılabilecek sonuçlar:

1. Tarih boyunca Avrupa’da, siyasi açıdan birbirinden farklı dört ayrı düzenin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. 
     a. Bunlardan birincisi Roma düzenidir. Bu düzen dini birlik gerektirmeyen, aksine değişik dini ve etnik kökenli toplulukları bir araya getiren bir düzendir. Dini birlik yerine merkezi bir siyasi birlik yapılanmasını gerektirir. Bu düzenin hâkim olduğu Roma İmparatorluğu dönemi, Avrupa’nın en uzun süre barış ve huzura kavuştuğu dönemdir.
     b. İkinci düzen Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu düzenidir. Bu düzende, Avrupa’daki çok sayıda devlet tarafından bağımsızlıklarını koruyarak gevşek bağlarla bir birlik kurulmaktadır. Bu durumda birlik, siyasi ve ekonomik birlikten çok dini birliğe dayandırılmaktadır. AB kurulurken ve genişlerken genellikle bu düzene göre şekillendirilmiştir. Bu sebeple, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi üyeliğe kabul etmemesi üzerinde de bu dini motivasyonun büyük bir etkisi vardır.
     c. Üçüncü düzen, her devletin tam olarak bağımsız olduğu ve aralarında kalıcı herhangi bir birlik bulunmadığı düzendir. Bu düzen, hâkim olduğu dönemlerde Avrupa’yı zayıflatmış ve iç mücadeleden kaynaklanan birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu durum ise dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı Avrupa’yı savunmasız bırakmaktadır. Bu tehditler tarih boyunca genellikle Kuzey Avrupa ve Anadolu istikametinden, nadiren de Akdeniz ve Kuzey Afrika istikametinden gelmiştir. 
     ç. Dördüncü düzen, kıtalararası emperyalist devletler düzenidir. Bu düzende denize kıyısı olan ve diğer kıtalara yayılan devletler arasında bir dış denge kurulurken kıta içinde ise birden fazla güçlü devletin varlığı ile bir iç denge kurulmaktadır. Bu durum Avrupa’yı dünyanın neredeyse tamamına hâkim kılmış fakat hem içerde hem dışarıda meydana gelen rekabet sebebiyle birçok irili ufaklı mücadelenin yanında, 7 Yıl Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı gibi tüm dünyayı içine alan savaşların ortaya çıkmasına da sebep olmuştur. Yani bu düzen de Avrupa’ya kalıcı bir barış ve huzur getirmemiştir.

2. Tarihi tecrübeler, bu düzenler içinde sadece birincisinin, yani Roma İmparatorluğu düzeninin Avrupa’ya kalıcı bir barış ve güvenlik sağladığını göstermektedir.

3. Bugün, Avrupa Birliği’nin de bunun farkında olduğu anlaşılmaktadır.

4. Çünkü AB, Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra tüm Avrupa ülkeleri ile bütünleşme yolunda köklü adımlar atmış, hatta NATO’dan bağımsız bir Avrupa Ordusu kurmak için bile girişimlerde bulunmuştur. Ancak bu düzene geçmek o kadar kolay değildir.

5. Çünkü buna, geçmişte de Avrupa’nın hiçbir zaman tek bir siyasi otorite altında birleşmesini istemeyen İngiltere ve bu devletten doğan ABD karşı çıkmıştır.  

6. İngiltere ve ABD, Avrupa’da güç dengelerinin muhafaza edilmesini ve tarafların daima kendi desteklerine muhtaç halde bulunmasını istemektedir.

7. İngiltere’nin durumu, muhtemelen tarihi bellek ve devlet kültürü ile de bağlantılıdır.

8. İngiltere, Avrupa ne zaman tek bir devlet veya devletler birliği adı altında birleşmeye kalksa, kıta içinde bulduğu müttefiklerle daima bu girişimin önünü kesmiştir. Bu müttefik, daima kıta Avrupa’sının dominant gücü haline gelen devletin karşısındaki devlet veya devletler olmuştur. Yani zayıf tarafla ittifak kurulmuştur. 

9. Çünkü İngilizler, tüm Avrupa’ya hâkim bir güç ortaya çıkarsa, bu gücün Romalılar gibi adayı ele geçirmeye veya en azından etkinliğini azaltmaya çalışacağını düşünmüşlerdir. Bunda hakları da vardır. Çünkü Büyük Britanya, tarih boyunda sadece kıta Avrupa’sından gelen güçler tarafından saldırıya uğramış ve hatta işgal edilmiştir.

10. Bu sebeple İngiltere, Avrupa’yı kendisinin de içinde olduğu bir anavatandan ziyade bir tehdit kaynağı olarak görmüştür. 

11. Bunun sonucunda İngiltere, ne herhangi bir devletin aşırı güçlenerek Avrupa’yı birleştirmesini istemiş ne de kendisi Avrupa’ya hâkim olmaya çalışmıştır. 

12. Onun istediği tek şey, Avrupa’da bir güçler dengesinin oluşturulması ve bu dengenin muhafaza edilmesi, yani hiçbir devletin Avrupa anakarasına hâkim bir güç haline gelmemesidir. 

13. Bu sebeple, İngiltere’nin Avrupa kıtasında hiçbir zaman geleneksel bir dostu veya düşmanı olmamıştır. 

14. Yedi Yıl Savaşlarında Fransa’ya karşı Prusya ile, Napolyon Savaşlarında Fransa’ya karşı diğer devletlerle, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında ise Germenlere (Almanya ve Avusturya-Macaristan) karşı Fransa ve Rusya ile ittifak yapmaktan çekinmemiştir. 

15. Muhtemelen bu yüzden İngiltere, Avrupa Birliği’ne de en son giren ve ilk çıkan ülkelerden biri olmuştur.   

16. AB’nin tam birliğini, bunu kendisi için bir tehdit olarak gören Rusya da istememektedir.

17. Tam birlik, bu birliğe hiçbir zaman alınmayacağını anlayan ve son zamanlarda girmek konusunda o kadar istekli olmayan Türkiye açısından da istenmeyen bir durumdur.

18. Bu düzene geçildiğinde, Almanların veya Fransızların veya her ikisinin hâkim olacağı bir yapı kurulacağını ve bu yapının kendi kimliğine zarar vereceğini düşünen bazı Avrupa devletleri de birlik söz konusu olduğunda daima engeller çıkarmaktadır.

19. Fakat tüm bunlara rağmen, Avrupa’da tam birlik fikrinin son günlerde yeniden ön plana çıkmaya başladığı görülmektedir. Nitekim Avrupa ordusu kurulması ve Avrupa sınırlarının ortak bir çabayla korunması konusu tartışılmaktadır.

20. Bunda; İngiltere’nin birlikten kopması, ABD’nin bir süredir Avrupa’nın güvenliğini sağlamaktan yorulduğu ve başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin kendi güvenlikleri için daha fazla harcama yapmaları gerektiğini hemen her platformda tekrarlaması, ABD ve İngiltere’nin yanlarına Avustralya’yı da alarak Pasifik bölgesine ağırlık vermeleri ve Rusya’nın son yıllarda gerçekleştirdiği askeri harekatların büyük bir etkisi vardır.

21. Ama en önemli sebep, bir süredir Akdeniz ve Türkiye sınırında, son bir yılda da Belarus sınırında yoğunlaşan yeni bir tehdittir.

22. AB yetkililerince hibrit olarak tanımlanan bu tehdit, göçmen akınıdır.

23. Bu, o kadar önemsenen bir tehdittir ki Soğuk Savaş dönemindeki nükleer tehdidin bile tam olarak birleştiremediği Avrupa’yı Roma İmparatorluğu’ndan beri ilk defa birleştirecek gibi görünmektedir.

24. Bu durum, bedeni 1545 sene önce tarihe gömülmesine rağmen bir türlü öbür dünyaya geçemeyen, zaman zaman yeryüzüne yaklaşıp zaman zaman uzaklaşarak gözden kaybolan Roma İmparatorluğu’nun ruhunun yeniden Avrupa semalarında süzülmeye başladığını göstermektedir.

25. Muhtemelen, yere inmek için birliğin tamamlanmasını beklemektedir. Ya da birliğin sağlanabilmesi için yere inmeye çalışmaktadır.

KAYNAKÇA:
Bu makalede, tarihler, yer isimleri, şahıs isimleri ve antlaşma isimleri, herhangi bir yanlışlığa sebep olmamak için Wikipedia’dan kontrol edilerek yazılmıştır. 
Wikipedia’dan alınanlar hariç tüm bilgiler irticalen yazılmıştır.

Dr. Mehmet ÇANLI
Dr. Mehmet ÇANLI
Tüm Makaleler

  • 08.12.2021
  • Süre : 5 dk
  • 1014 kez okundu

Google Ads