logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
tarih

Ukrayna Jeopolitiği Bağlamında Rusya'da Sivil-Asker İlişkisi: Bölüm-1

Rus imparatorluğu, Napolyon'a karşı savaşlarda birçok büyük fedakarlıktan sonra bile, her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya çıktı. Ancak Rusya'daki herkes yeni durumdan memnun değildi. Memnuniyetsizler arasında subaylar öne çıkıyordu. Bunlar, Rusya için yeni bir yönetim biçimi, radikal reform ve hatta Çar'sız bir Rusya'dan oluşan farklı bir gelecek hayali kuran bir grup ordu subayıydı.

Araştırmacı Yazar Mehmet BİLDİK
Araştırmacı Yazar Mehmet BİLDİK

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 01.07.2022
  • Süre : 6 dk
  • 111 kez okundu

Waterloo Savaşı

1815'teki Waterloo Savaşı'nda, Fransız İmparatoru Napolyon Bonapart son yenilgisini alır ve Avrupa'da yirmi yıllık savaş sona erer. Avusturya, İngiltere, Prusya ve Rusya'nın önderlik ettiği muzaffer güçler, Avrupa'nın kaderini belirlemek için Viyana'da toplanırlar. Viyana Uyumu adı verilen bu toplantı ile, Ulusların ve imparatorlukların sınırları yeniden çizilirken, Rusya İmparatoru İskender unvan listesine “Polonya Kralı”nı ekledi. İmparator Alexander ayrıca, Avrupa'nın kurulu düzenini daha fazla devrimin tehdit etmemesini sağlamak için bir “Kutsal İttifak” oluşturulmasını da denetler. Rus imparatorluğu, Napolyon'a karşı savaşlarda birçok büyük fedakarlıktan sonra bile, her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya çıktı. Ancak Rusya'daki herkes yeni durumdan memnun değildi. Memnuniyetsizler arasında subaylar öne çıkıyordu. Bunlar, Rusya için yeni bir yönetim biçimi, radikal reform ve hatta Çar'sız bir Rusya'dan oluşan farklı bir gelecek hayali kuran bir grup ordu subayıydı.

1815 Waterloo Savaşı'ndan sonra Avusturya, İngiltere, Prusya ve Rusya liderliğindeki galip güçler, Avrupa'nın kaderini belirlemek için Viyana'da yaptıkları toplantıyı temsil eden resim aşağıda yer almaktadır.

Napolyon'un Moskova Seferi:

1812 yılında Napolyon, Avrupa'nın gördüğü en büyük ordusuyla Rusya'yı işgal etmişti. Saltanatının belirleyici bir anıydı. Ancak Napolyon, Rus savaş gücünü hafife alıyordu ve bunun bedelini ödeyecekti.

Rusya’yı işgalden dört ay sonra, Napolyon ordusunun kalıntıları Moskova'dan ünlü geri çekilme harekâtını başlamak zorunda kalmışlardı. Rus ordusu ve onun “Koalisyon Müttefikleri” daha sonra Almanya'da dev bir savaş sonucunda galip geldiler ve Napolyon'un güçlerini Avrupa'ya geri püskürtmeyi başardılar. Sonunda Rus askeri güçleri Paris sokaklarına kadar girdi. Fransız ordusunun işgal ettiği Moskova’nın tersi bir durum şimdi Paris sokaklarında beliren Rus ordusuyla bir rövanşa dönüşmüştü. 

Fransız İmparatoru Napolyon'un tahttan çekilmesi, Rus İmparatoru İskender ve Rus Devleti için de bir zafer anıydı. Bu noktada, birçok genç Rus subay için aynı zamanda Paris deneyimi göz açıcı bir aydınlanma deneyimi olmuştu. O ana kadar İmparatorluk Rusyası, hiçbir siyasi muhalefetin veya anayasanın olmadığı, bütün gücün İmparatorda toplandığı bir otokrasiydi.

Çar I. Aleksandr

Çar yönetimi altında, Rusya'da konuşma özgürlüğü veya yargılanma hakkı yoktu. Rusların yaklaşık yüzde 80'i, statülerinin çocuklarına da geçtiği hiçbir hak, özgürlük veya gelişme umudu olmayan serf-köylülerdi. Böyle bir sistemin ortaya çıkardığı kaçınılmazlık adaletsizlik ve verimsizlik, birçok Rus aristokratı için bile giderek daha rahatsız edici hale gelmeye başlamıştı. Öte yandan, Avrupa'da Rus ordusunda subay olarak hizmet ederken, kralların güçlerini sınırlayan, özgürlükleri koruyan ve hukukun üstünlüğünü kabul eden anayasaların olduğunu subaylar görmüş oldu. Savaş ve devrim tarafından serfliğin bir kenara atıldığı ülkeleri de gördüler.

Birçok Rus subayı gördüklerinden etkilendiler ve ilham aldılar. Rusya'da benzer reformların hayalini kurmaya başladılar. Ruslarda yaşanan bu durumun doğası gereği Osmanlı İmparatorluğu'nun Jön Türklerine benzemesi ilginçtir. Bilindiği üzere Jön Türk hareketi, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun mutlakıyet düzeninin değiştirilmesini ve yerine anayasal monarşinin gelmesini destekleyen bir siyasi reform hareketiydi. 

1908 Jön Türk Devrimi'nde bu hareket, Sultan II. Abdülhamid'in mutlak yönetimine karşı bir isyan başlattılar. Bu devrim ile Jön Türkler aynı yıl içinde İkinci Meşrutiyet'in kurulmasına yardımcı olmuş, Osmanlı tarihinde ilk kez çok partili demokrasi çağını başlatmış oldu. Osmanlı sivil-asker ilişkisi de böylelikle değişmeye başladı.

11 Mart 1801 gecesi, Aleksandr’ın babası Çar Paul, hoşnutsuz bir grup ordu subayı tarafından boğularak öldürüldü. Böylece Aleksandr henüz 23 yaşındayken tahta geçmeyi başardı. Babasının yönetiminin etkisizliği ve kargaşası onu dehşete düşürmüştü. Genç Aleksandr, daha modern bir Rus devleti görmek isteyen Rus aristokratlarını cesaretlendiren bir reform hevesi sergiledi. Ayrıca 1803 yılında Çar I. Aleksandr, toprak sahiplerine serflerini serbest bırakma hakkı veren bir kararname de çıkardı. Birçok insan bunun serfliğin kaldırılmasına yönelik ilk adım olduğunu umuyordu.

Michael Speransky

1808'de parlak ve liberal fikirli Michael Speransky, İmparator'a tavsiyede bulunmak için yeni bir “Devlet Konseyi” oluşturan Aleksandr’ın baş danışmanı oldu ve hatta bir Rus anayasası üzerinde çalışmaya başladı, ancak 1812'de Aleksandr’ın reform iştahı aniden sona erdi. İmparatorun kız kardeşi Büyük Düşes Catherine Pavlovna tarafından yönetilen reform karşıtı bir hizip, başdanışman Speransky'nin görevden alınmasını planladı, ardından Napolyon Rusya'yı işgal etti. Bu büyük kriz anında, Aleksandr dini şevkle kişisel bir misyon ve ulusal kader duygusuna kapıldı. Moskova'nın yanması Aleksandr’ın ruhunu aydınlatmıştı. Çar I. Aleksandr'a göre, "liberal reformlar yalnızca anarşi ve kaosa giden yoldu ve Rusya'nın kutsal kurumları için tahammül edilemez bir riskti."

1815'te, reform umuduyla Avrupa'dan dönen tüm subaylar ülkelerinde gördükleri durum karşısında ciddi şekilde hayal kırıklığına uğrayacaklardı.

Çar I. Aleksandr, Rusya'ya değil, yeni krallığı olan Polonya'ya liberal bir anayasa vererek Rusya’nın bağrındaki yaranın üstüne hakareti de ekledi. Üstelik bundan üç yıl sonra Aleksandr bu “Polonya deneyi”ne dayalı bir Rus anayasası olasılığını gündeme getirdiğinde, bunun boş bir vaat olduğu ortaya çıktı. İdealist genç subaylar Rus kraliyet sistemine her zamankinden daha da fazla yabancılaştılar. Çar davalarını üstlenmezse, kendilerinin hareket etmesi gerektiğine karar verdiler. Gizli cemiyetler örgütlemeye ve bir devrim planlamaya başladılar. Birçok Rus subayı zaten gizli bir topluluğa üye olmuştu. 1816'da, Rusya'nın St. Petesburg merkezli prestijli muhafız alaylarından subaylar, “Kurtuluş Birliği” olan yeni bir gizli topluluk kurmuşlardı. Kurucu üyelerinden dördü “Decembristler (Aralıkçılar)” olarak bilinen devrimci bir harekette öncü rol oynayacaktı. Nikita Muravyov, Decembrsit isyanı sırasında 31 yaşındaydı. Anayasa reformu için ana planlardan birini hazırlayacaktı.

Muravyov, Kurtuluş Birliği'nin kurucuları arasında yer alan bir dizi Decembrist örgütte aktifti. Nikita Muravyov, Refah Birliği'ndeki cumhuriyet hükümeti adına konuştu. Refah Birliği'nin 1821'de dağılmasından sonra, Muravyov Yüksek Dumaya katıldı ve Kuzey Derneği'nde liderliği üstlendi, Güney Derneği'ni de yönlendirmeye başladı. Bir Rus devleti için bir anayasa taslağı ve despotizme karşı ayaklanmanın gereğini savunan "Meraklı Sohbet" isimli bir yazı kaleme aldı. 

 

Sergei Muravyov

Sergei Muravyov, Rus diplomat Ivan Muravyov-Apostol'un oğlu olarak Saint Petersburg'da doğdu. Annesi Anna, Simon Crnojević adlı bir Sırp generalin kızıydı. Teğmen Sergei Muravyov, Chernigov alayının ayaklanmasına öncülük etti. 10 Ocak 1826'da tutuklandı, ardından diğer subaylar tarafından serbest bırakıldı. 20 Ocak 1826'da hükümet güçlerine karşı bir ayaklanmaya daha öncülük etti, Saint Petersburg'a teslim edildi ve cezalandırıldı. Kendisi Decembristler grubundan biriydi. Sonradan cezası idame çevrildi. 25 Temmuz 1826'da “Peter ve Paul Kalesi”nde idam edildi.

Sergei Trubetskoy

İsyan sırasında Albay Prens Sergei Trubetskoy 36 yaşındaydı. Rusya'nın en seçkin ailelerinden birinden bir savaş kahramanı olan Albay Trubetskoy, St. Petesburg'daki Decembrist darbesine liderlik etmek üzere seçilecekti. “26 Aralık (OS 14 Aralık) 1825 ayaklanması” arifesinde grubun lideri ilan edildi, ancak başarısız oldu. Bunun yerine Avusturya Büyükelçiliğine sığındı. Trubetskoy, Kuzey Derneği'nin kurucularından ve liderlerinden biriydi. Albay Trubestkoya Meşrutiyet'i savundu, ancak diğer Decembristler devrimi, Çar'ı idam etmek ve bir cumhuriyet kurmak maksadıyla dizayn etmişlerdi. Albay Trubetskoy bu ekibin başyöneticisi seçildi, ancak büyük olasılıkla isyanın başarısız olacağını umduğu için Senato Meydanı'na gelmedi. Ertesi gün Avusturya İmparatorluğu'nun St. Petersburg Büyükelçiliği'nin dairelerinde tutuklandı.

 

Pavel Pestel

İsyan sırasında 33 yaşında olan Vyatka Piyade Alayı'ndan Albay Pavel Pestel, Borodino'da ağır yaralandı. Albay Pavel parlaktı ve birliğin en aktif ve radikal üyelerinden biriydi. Çarın öldurulümesi ve bir Rus Cumhuriyeti'nin kurulması için ömrünü adadı. Pestel, Kurtuluş Birliği'ne üye oldu ve tüzüğünün yazarlarından biri oldu. Tüm birlik üyelerinin cumhuriyet programı üzerinde anlaşmasını sağladı ve böylece Rus kurtuluş hareketinde cumhuriyetçi geleneklerin temellerini attı. Aynı zamanda Pavel Pestel, başlangıçta Çarlık ailesinin tüm üyelerinin yapılan kitlesel baskıların ve katliamların bir karşılığı olarak yok edilmeleri gerektiğini savunuyordu. 1818'de Pestel, Refah Birliği adlı daha liberal bir gizli topluluğa katıldı. Mart 1821'de Güney Decembristler Derneği'ni kurdu ve lideri oldu. Pestel, Kuzey ve Güney Decembrist gruplarının birleştirilmesini savundu ve Kuzey ve Güney Toplumu arasında birleşmeyi denemek için Saint Petersburg'a gitti. 1821'den itibaren Pavel Pestel, Rusya'da daha sonra "Russkaya Pravda" olarak adlandıracağı ve siyasi bir program olarak benimsenecek bir sosyal ve ekonomik reform projesi olan dergiyi çıkarmak üzerinde çalıştı. “Russkaya Pravda”nın ikinci baskısı Pestel'in görüşlerinin daha fazla demokratikleştiğini gösterdi. Rus serflerinin topraklarıyla birlikte derhal özgürleşmelerini, toprak sahipliği hakkının sınırlandırılmasını, kamu ve özel toprak fonlarının yaratılmasını, sınıf ayrıcalıklarının ortadan kaldırılmasını talep etti. Decembristlerin Saint Petersburg'da açık bir isyanla ortaya çıkmasından bir gün önce Pavel Pestel Rus Çarı ve Kraliyet Ailesine suikast girişimiyle ilgili olarak tutuklandı ve birkaç ay sonra Albay Pestel diğer Decembristlerle birlikte “Peter ve Paul Kalesi”nde asıldı.

(Devam edecek)


Google Ads