Site İçi Arama

tarih

Osmanlı'da Kadızâdeliler Hareketi ve Günümüze Yansımaları

IV. Murat zamanında başlayan, IV. Mehmet zamanında sona eren, kendilerine ne istedilerse verilen sonra da devleti temellerinden sarsan dinî, tasavvufi bir harekettir.

Hiç ibret alınsa tekerrür mü ederdi?

IV. Murat zamanında başlayan, IV. Mehmet zamanında sona eren, kendilerine ne istedilerse verilen sonra da devleti temellerinden sarsan dinî, tasavvufi bir harekettir. Bu yazımızda yer alan hususlarla günümüzde çok sayıda benzeyen şeylerin olmasına şaşıracaksınız. (Kapak resmi: Jean-Baptiste van Mour'un eseri Kadızadeliler Hareketini betimlemiş)

Ortaya çıkması

IV Murat döneminde vaiz olan Kadızâde Mehmed Efendinin başlattığı bir hareket olup onun isminden dolayı Kadızâdeliler diye adlandırılmıştır.

Kadızâde Mehmed Efendi, İslam’ın ilk döneminde Kur’an ve sünnette yer almayan âdet ve uygulamaları zamanımızdaki selefiler gibi bidat (dinden sapma) olarak kabul edip, devletin de buna göre yönetilmesini istedi.

Gelişmesi

Dönemin siyasi, ekonomik ve sosyal şartları ile devletin zafiyeti sonucu bir hayli taraftar topladı.

Fikrî zemini İmam Birgivi Mehmed Efendi (ölümü 1573)’nin Risale-i Birgivi (vasiyetname) isimli eseri oldu. Sivaslı Abdulmecid efendi’nin, Kadızâde’ye karşı çıkması bir anda büyük bir çatışmaya sebep oldu. Mehmed efendi, semâ yapmanın, aklî ilimleri tahsil etmenin, Kur’an ve mevlidin makamla okunmasının, kabir ziyaretinin, cemaatle nafile namaz kılmanın, tütün ve kahve içilmesinin, musafaha (özellikle namazlardan sonra tokalaşma)nın bidat, yani dinden sapma olduğunu kabul ve iddia ediyordu. Devlet dairelerinde yapılan işler karşılığında alınan paranın haram değil, ücret olduğunu savunuyordu. Bu konuların tamamının günümüzde de tartışıldığına dikkat edelim. Hatta rüşvetin haram olmadığını savunan fıkıh alimlerimiz de bulunmaktadır.

Abdülmecid Sivasi ise bütün bu konularda aksini savunuyordu. Fakat Kadızâde padişaha daha yakındı. 1633 Ağustos ayında Cibali’de çıkan yangının sigara yüzünden olduğunu ve yasaklanması gerektiğini IV. Murad’a telkin edince, tütün yasağı getirildi, kahvehaneler kapatıldı, pek çok insan katledildi. Naima, padişahın Sivasi’ye dervişlerine dokunmayacağına dair söz verdiğini, böylece bir denge siyaseti yürüttüğünü nakleder. Günümüzdeki tarikat ve cemaatlerin bu konularda ibret alarak birbirleriyle münakaşaya kalkışmadıkları çok ilginçtir.

Kadızâde’nin vefatından sonra arkasından gelenler tartışmayı bir üst seviyeye taşıyarak kendilerinden olmayan cemaat ve tarikatları küfürle suçlamaya başladılar. Liderliği Ayasofya camii müezzin Üstüvani Mehmed Efendi yürütmeye başladı. Üstüvani Mehmed Efendi has oda da Padişaha vaazlar verdiğinden “Padişah Şeyhi” olarak anılmaya başlandı. Bu yakınlıktan istifade ile kendisine muhalefet eden Kürt Molla lakaplı Süleymaniye camisi vâizi Mehmed efendiyi sürgün ettirdi. Kürt Molla Mehmed Efendi, imam Birgivi’nin Arapça olarak yazdığı et-Tarikat-ı Muhammediye isimli kitabını, içindeki bazı hadislerin zayıf olduğunu iddia ederek tenkit ediyordu.  

Fikir tartışmalarında fazla başarılı olamayınca bazı tekkeleri basarak dağıttılar. Şeyhülislam Bahâi Mehmed Efendi’den “semâ ve devran haramdır” diye fetva alarak bunları yapan tekkeleri yıkıp, temeline kadar kazıp denize dökmeye teşebbüs ettiler. Tekkeleri yıkmaya, rastladıkları dervişleri imanlarını tazelemeye, kabul etmeyenleri öldürmeye, camilerin teki hariç diğer minarelerini yıkmaya karar verdiler. Rüşvetin artmasından idareyi suçladılar. Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı sekizinci günü Cuma namazında Fatih Camisinde müezzinlerin na’t –ı şerif okumalarına mani olmaya kalkışmaları engellendi. Köprülü Mehmed Paşa derhal devrin âlimlerini toplayıp Kadızâdeliler hakkında görüşlerini sorarak, padişahtan katledilmeleri hakkında fetva aldı. Bu cezayı sürgüne çevirerek Üstüvani Mehmed Efendi ve yardımcıları Türk Ahmed ve Seyyid Divâne Mustafa’yı görevlerinden alıp mallarına el koyarak 23 Eylül 1656 yılında Kıbrıs’a sürgün etti. Kalanların arasında rüşvet alanları cezalandırdı, çifte maaş alanların 2. Maaşlarını hazineye devretti. Kadızâdeliler hareketinin ilk faslı böylece sona erdi.

Köprülü Mehmed Paşa’nın vefatından sonra 1661 yılında sadrazamlığa atanan oğlu Fazıl Ahmed Paşa, Erzurum da vali iken yakınlaştığı Vâni Mehmed Efendi’yi yanında Edirne’ye getirdi. Vâni Mehmed Efendi de Kadızâdelilerin yolundan gitti. IV. Mehmed ile çok yakınlaştı. Ona da aynı şekilde “ne istediyse verildi”. Mevlevilerin ayinlerine kısıtlamalar getirtti. Meyhaneleri yıktırttı. Kabir ziyaretlerini yasaklattı. Bazı vergileri bid’at diyerek kaldırttı. Çok şiddetli tepkiler oluşmaya başladı. IV. Mehmed, kamuoyunda meydana gelen galeyanı hafifletmek için çok sevdiği hocasını görevlerinden azletti, Bursa Kestel’e sürgüne yolladı. Vâni Mehmed Efendi 12 Ekim 1685 de sürgünde vefat etti. Böylece Kadızâdeliler hareketi son buldu. 

Sonuç

Tasavvuf, kulun Alllah’a yaklaşması gereken bir yol olması gerekir. Günümüzde ise Ahmed Yesevi, Bahâeddin Nakşibend, Abdulkadir Geylâni, Mevlana. Hacı Bektaş, Yunus Emre gibi mutasavvıflar olmadığı gibi, mevcut tasavvuf kolları ve cemaatlerin ekserisi Allah’a yakınlaşma yerine mevcut iktidara yaklaşarak maddî, siyasî ve sosyal kazançlar ile makam, mevki peşinde koşmaktadırlar. İktidarlar da oy hesabı ile bir müddet bu” al gülüm ver gülüm” hesabına göz yummaktadır. 

Tarihte sürekli tekerrür etmektedir.

Kaynaklar:

Naimâ, Naimâ Tarihi, çev. Zuhuri Danışman, Zuhuri Danışman yay. İstanbul:1969.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, TTK Yay. Ankara:1988

Çavuşoğlu, Semiramis, The Kadizadeli  Movement an Attempt of Seriat-Minded Reform in the Ottoman Empire ( Yayınlanmamış doktora tezi) Princeton Univercity,1990.

Ali Durmuş, Kadızâdeliler Hareketi, Ketebe Yayınları, İstanbul,2021.

Dr. Haluk ÖZALP
Dr. Haluk ÖZALP
Tüm Makaleler

  • 13.11.2022
  • Süre : 4 dk
  • 2816 kez okundu

Google Ads